bugün
- askerde 200 metre atışı yapmak8
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi8
- türkiye'ye geldim7
- kadın olmanın avantajları5
- nervio18
- her şeyi açıklayan en kısa cümle4
- mehdi türkiye de3
- kadınları anlamak2
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- mabel matiz3
- aleksey batrakov5
- kedi sidiği kokmak4
- kurtar bizi müsavat16
- tanrı vs şeytan3
- marmara üniversitesi göztepe kampüsü3
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- wilfried singo3
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler9
- kolonya kültürünün yok olması2
- çü be3
- aptallara tahammül edememek2
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- ellerim bos gonlum hos10
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- devran dönecek8
- korkusuz korkak filmindeki herif3
- atla gel şaban filminde şaban olmaması3
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız7
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken7
- sozlukteki olum sessizligi2
- ahmet baran yazgan10
- neden tüm iyi fikirler tuvallette akla gelir4
- okan buruk12
- baharın uzayıp yazın gelmemesi4
- sürekli övgüden rahatsız olmak3
- şener şen vs kemal sunal3
- cin musallatı3
- butlancıların birbirine girmesi5
- meleklerin ifade ettiği anlamı sorgulamak4
- pilav yapmak3
- aralıksız 14 dakika boyunca osurmak5
- galatasaray14
- sevilen kızın abi demesi3
- süleymancılar15
- victor osimhen18
- bağlama büyüleri3
- idam cezasının geri gelmesi6
- yazarlara gelen son mesaj2
- garip başlıklar5
Mutlu anımda, her şeyin gelip geçici olduğunu bilip hayatın tadını çıkarmayı, anı yaşamayı öğretti. Mutsuz anımda ise bu istenmeyen anların da bir sonu olduğunu ve değişeceğini hatırlattı bana. Ancak hatırladığım sadece bu değildi, bir de hikâye vardı şimdi paylaşmak istediğim:
Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır. Karşısına çıkanlara kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verebilecek birisi olup olmadığını sorar. Köylüler, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söyleyip ona Suphi beyin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini salık verirler. Derviş, onların anlattıklarından Suphi'nin bölgenin en zengin kişilerinden birisi olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zenginin ise Hasan adında bir başka çiftlik sahibi olduğunu da öğrenir anlatılanlardan. Derviş, Suphi'nin çiftliğine varır. Çok iyi karşılanıp çok iyi misafir edilir. Suphi de, ailesi de hem misafirperver hem de sevgi dolu insanlardır... Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Suphi'ye teşekkür ederken, "Böyle zengin olduğun için hep şükret" der. Suphi ise şöyle cevap verir: "Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bu da geçer..." Derviş, Suphi'nin çiftliğinden ayrıldıktan sonra bu söz üzerine uzun uzun düşünür. Birkaç yıl sonra Derviş'in yolu yine aynı bölgeye düşer. Suphi'yi hatırlar ve ona uğramaya karar verir. Yolda rastladığı köylülere sorunca onun artık fakir bir kişi olduğunu ve Hasan'ın yanında çalıştığını öğrenir. Derviş hemen Hasan'ın çiftliğine gider, Suphi'yi bulur. Eski dostu yaşlanmıştır, üzerinde eski püskü giysiler vardır. Üç yıl önceki bir sel felaketinde bütün sığırları telef olmuş, evi yıkılmıştır. Toprakları da işlenemez hale geldiği için, selden hiç zarar görmemiş ve daha da zengin olmuş Hasan'ın yanında çalışmak zorunda kalmıştır. Suphi ve ailesi üç yıldır Hasan'ın hizmetindedir. Suphi, bu kez Derviş'i son derece mütevazı olan evinde misafir eder. Kıt kanaat yemeğini onunla paylaşır... Derviş, vedalaşırken Suphi'ye olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler ve şu cevabı alır: "Üzülme... Bu da geçer..."
Dervişin yedi yıl sonra yolu yine o bölgeye düşer. Şaşkınlık içinde olan biteni öğrenir. Hasan birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı için de bütün varını yoğunu en sadık hizmetkarı ve eski dostu Suphi'ye bırakmıştır. Suphi, Hasan'ın konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanıdır. Derviş eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söylerken yine aynı cevabı alır: 'Bu da geçer..." Yıllar sonra Derviş yine Suphi'yi arar. Ona bir tepeyi işaret ederler. Tepede Suphi'nin mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır: "Bu da geçer". Derviş, "Ölümün nesi geçecek?" diye düşünür ve gider. Ertesi yıl Suphi'nin mezarını ziyaret etmek için geri döner; ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş, tepeyi yok etmiş, Suphi'den geriye bir iz dahi kalmamıştır...
Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır. Karşısına çıkanlara kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verebilecek birisi olup olmadığını sorar. Köylüler, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söyleyip ona Suphi beyin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini salık verirler. Derviş, onların anlattıklarından Suphi'nin bölgenin en zengin kişilerinden birisi olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zenginin ise Hasan adında bir başka çiftlik sahibi olduğunu da öğrenir anlatılanlardan. Derviş, Suphi'nin çiftliğine varır. Çok iyi karşılanıp çok iyi misafir edilir. Suphi de, ailesi de hem misafirperver hem de sevgi dolu insanlardır... Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Suphi'ye teşekkür ederken, "Böyle zengin olduğun için hep şükret" der. Suphi ise şöyle cevap verir: "Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bu da geçer..." Derviş, Suphi'nin çiftliğinden ayrıldıktan sonra bu söz üzerine uzun uzun düşünür. Birkaç yıl sonra Derviş'in yolu yine aynı bölgeye düşer. Suphi'yi hatırlar ve ona uğramaya karar verir. Yolda rastladığı köylülere sorunca onun artık fakir bir kişi olduğunu ve Hasan'ın yanında çalıştığını öğrenir. Derviş hemen Hasan'ın çiftliğine gider, Suphi'yi bulur. Eski dostu yaşlanmıştır, üzerinde eski püskü giysiler vardır. Üç yıl önceki bir sel felaketinde bütün sığırları telef olmuş, evi yıkılmıştır. Toprakları da işlenemez hale geldiği için, selden hiç zarar görmemiş ve daha da zengin olmuş Hasan'ın yanında çalışmak zorunda kalmıştır. Suphi ve ailesi üç yıldır Hasan'ın hizmetindedir. Suphi, bu kez Derviş'i son derece mütevazı olan evinde misafir eder. Kıt kanaat yemeğini onunla paylaşır... Derviş, vedalaşırken Suphi'ye olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler ve şu cevabı alır: "Üzülme... Bu da geçer..."
Dervişin yedi yıl sonra yolu yine o bölgeye düşer. Şaşkınlık içinde olan biteni öğrenir. Hasan birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı için de bütün varını yoğunu en sadık hizmetkarı ve eski dostu Suphi'ye bırakmıştır. Suphi, Hasan'ın konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanıdır. Derviş eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söylerken yine aynı cevabı alır: 'Bu da geçer..." Yıllar sonra Derviş yine Suphi'yi arar. Ona bir tepeyi işaret ederler. Tepede Suphi'nin mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır: "Bu da geçer". Derviş, "Ölümün nesi geçecek?" diye düşünür ve gider. Ertesi yıl Suphi'nin mezarını ziyaret etmek için geri döner; ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş, tepeyi yok etmiş, Suphi'den geriye bir iz dahi kalmamıştır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar