bugün
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var4
- evli bir adama aşık oldum sözlük19
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- from gold from dust28
- recep tayyip erdoğan30
- fiziği güzel sözlük kızları56
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı15
- asrın soygunu10
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı9
- birine aşık olup kafayı yemek9
- damarsız tüysüz manisa yaprağı11
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- senin aklini alirimin mürdüm rengi kazağı8
- senin aklini alirim9
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- fatma betül sayan kaya69
- kadının en öpülesi yeri11
- çok fena hardcore seks döndüğü düşünülen yerler8
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- sözlüğün manyak dolu olması4
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- şampuan yerine saç kremi almak6
- kuran da namazın olmaması12
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- ismet'in gereksizliğe adanmış hayatı8
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- sydney sweeney'in memeleri6
- sabahın köründe işe giden ezik13
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- memeleri kafam kadar kız24
- ups boobs ve diğer sözlük kızları5
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek5
- geceleri şam tatlısı diye ağlayan pezevenk4
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek5
- uğurcan çakır8
- özel uçak alacaklara tavsiyeler8
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek12
- belçika attı5
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- gece döner bıçaklı şirinler tarafından kovalanmak5
- gecenin şarkısı5
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi7
- görsel yükleme problemi5
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye43
- balkonda oturan kalmaması3
- koç burcu insanları7
başlarken net olarak söyleyebilirim ki kıymeti ya iş işten geçtikten sonra anlanan ya da çok geç farkına varılan bir duygudur. hatta duygudan da öte, evladı evlat, babayı baba yapan en değerli kavramdır.
bir şeylerin arkasına saklanmayı marifet sananların uydurma bir kuşak farkı teorisiyle büyüdü 90'ların çocukları. neymiş arada 20 ila 30 yaş olunca iletişim eksikliği oluyormuş, biz bilgisayarın efendileri onlar radyonun sultanlarıymış. şimdilerde ise gülüyorum, nasıl doğru olabileceğine ihtimal vermişim zamanında idrak edemiyorum, nasıl benim iyiliğimi istedi diye ona basitçe ve bir o kadar adice "ya, sen bunlardan ne anlarsınki, farklıyız biz" dediğime. çocukluk işte... yumurta dayanınca kapıya mumla arayacağımı bilseydim mahalledeki çocuklarla dokuz aylık oynayıp hamile kalacağıma, tasolarımın hepsini üttüreceğime ah diyorum, vuruyorum kafamı duvarlara. ha, geç mi, geç kalınmış mı, allah bilir...
oysa ne hayalleri vardı kim bilir yorgun argın biten her haftanın sonunda evladıyla bakın eşini bir kenara bıraktım sadece evlatlarıyla bir şeyler yapabilmek belkide o hafta işlerindeki tüm çıkan aksaklıkların üstünü örtebilecek tek yorgan idi. hadi o zaman ufaktık, fırlamalık mevsiminde savrulan bir yapraktık. ya ergenleşince ? o zaman akıllandık mı? lanet olsun yine hayır. bu seferde sinemaya gidip ilk aşkının elini nasıl tutabilirim diye yollu düşünceler sardı beyinlerimizin içine. ama o zaman daha anlayışlıydı babam. hani sünnette olmuşuz ya. erkek adamın erkek oğlu olur hesabı. yine ses çıkarmıyordu. ama ya içindekiler. ya içinden geçirdikleri ? işte onu anlıyorum simdilerde. ben hep hatalarımı 20li yaşlarda yaptım sanırdım. asıl hatalarımı çocukluğuma inince gördüm. takılmışız lanet olası kuşak kavramı, baba anlamaz, arkadaş iyidir ayağına. şimdi bakıyorum da, facebook olmasa acaba kaç tanesinin sesini duymayı bırakın resmini görebilirdik. ha baba ? o hala yanımda, hatta içeride beni bekliyor. hergele mars olmak istiyormuş, alıcam ifadesini. neyse dağıtmayalım konuyu. heh ne diyorduk. babayla vakit geçirmek. evet. şöyle bir düşünün ki mastercardınızın bile alamayacağı tek sevgiyi. sizi gönülden sevebilen hiçbir amacı olmadan. (bu arada türkiye'de ekonomik problemler yüzünden her yıl kaç çift boşanıyor biliyor musunuz?) işte öyle bir varlıkla vakit geçirmektir. kaç yaşında olursan ol hiç ama hiç farketmez ki. hala onun prensi, hala onun prensesindir. seninle bir dakika geçirmek ya da onunla bir dakika geçirmek değer biçilemeyendir. niye mi? çünkü hayatındaki tüm terini sizin için döken bir insan düşünün. gerisinide boşverin...
bir şeylerin arkasına saklanmayı marifet sananların uydurma bir kuşak farkı teorisiyle büyüdü 90'ların çocukları. neymiş arada 20 ila 30 yaş olunca iletişim eksikliği oluyormuş, biz bilgisayarın efendileri onlar radyonun sultanlarıymış. şimdilerde ise gülüyorum, nasıl doğru olabileceğine ihtimal vermişim zamanında idrak edemiyorum, nasıl benim iyiliğimi istedi diye ona basitçe ve bir o kadar adice "ya, sen bunlardan ne anlarsınki, farklıyız biz" dediğime. çocukluk işte... yumurta dayanınca kapıya mumla arayacağımı bilseydim mahalledeki çocuklarla dokuz aylık oynayıp hamile kalacağıma, tasolarımın hepsini üttüreceğime ah diyorum, vuruyorum kafamı duvarlara. ha, geç mi, geç kalınmış mı, allah bilir...
oysa ne hayalleri vardı kim bilir yorgun argın biten her haftanın sonunda evladıyla bakın eşini bir kenara bıraktım sadece evlatlarıyla bir şeyler yapabilmek belkide o hafta işlerindeki tüm çıkan aksaklıkların üstünü örtebilecek tek yorgan idi. hadi o zaman ufaktık, fırlamalık mevsiminde savrulan bir yapraktık. ya ergenleşince ? o zaman akıllandık mı? lanet olsun yine hayır. bu seferde sinemaya gidip ilk aşkının elini nasıl tutabilirim diye yollu düşünceler sardı beyinlerimizin içine. ama o zaman daha anlayışlıydı babam. hani sünnette olmuşuz ya. erkek adamın erkek oğlu olur hesabı. yine ses çıkarmıyordu. ama ya içindekiler. ya içinden geçirdikleri ? işte onu anlıyorum simdilerde. ben hep hatalarımı 20li yaşlarda yaptım sanırdım. asıl hatalarımı çocukluğuma inince gördüm. takılmışız lanet olası kuşak kavramı, baba anlamaz, arkadaş iyidir ayağına. şimdi bakıyorum da, facebook olmasa acaba kaç tanesinin sesini duymayı bırakın resmini görebilirdik. ha baba ? o hala yanımda, hatta içeride beni bekliyor. hergele mars olmak istiyormuş, alıcam ifadesini. neyse dağıtmayalım konuyu. heh ne diyorduk. babayla vakit geçirmek. evet. şöyle bir düşünün ki mastercardınızın bile alamayacağı tek sevgiyi. sizi gönülden sevebilen hiçbir amacı olmadan. (bu arada türkiye'de ekonomik problemler yüzünden her yıl kaç çift boşanıyor biliyor musunuz?) işte öyle bir varlıkla vakit geçirmektir. kaç yaşında olursan ol hiç ama hiç farketmez ki. hala onun prensi, hala onun prensesindir. seninle bir dakika geçirmek ya da onunla bir dakika geçirmek değer biçilemeyendir. niye mi? çünkü hayatındaki tüm terini sizin için döken bir insan düşünün. gerisinide boşverin...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar