bugün
- tai lung31
- aç yatıyorum5
- nathan ake4
- kadınların çok açık giyinmesinden rahatsız olmak2
- erkekler pipilerini birbirlerine gösteriyor mu12
- öyle bi huzursuzluk ki sadece müzik dindirebiliyor2
- yaz yemeği2
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı4
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke17
- öğrenciye diplomasını vermeyen akademisyen2
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi25
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği26
- hz davud3
- vurduranlar klübü6
- ömründe hiç büyük musibetle imtihan edilmemiş tip3
- deniz göktaş27
- babanın 60 yaşından sonra spora başlaması9
- 9 budist rahibi arabayla biçen 11 yaşındaki sürücü2
- cehennem korkusu12
- sevişmek istediğiniz yazarlar7
- bayramdan bayrama namaz kılan dangalak2
- izmirin ve eskişehirin çok yanlış yollara sapması3
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam15
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- sevişilen en ilginç yer6
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak9
- günün şiiri13
- sözlükte flörtleşmek22
- pandela44
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu11
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- biraderikos6
- kardeş7
- ölü balık eli7
- bik bik abla vs vurduranlar4
- bodrum katlar yandı2
- hayat hiç kolaylaşmayacak mı beyler6
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- enjeksiyon yapan hemşirenin yüzüne yüzüne osurmak2
- ezan sesinden rahatsız olmak6
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- milliyet gazetesi onun arabası var şarkısı reklamı4
- geliyorum diyen kız5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları10
- mesajlara geç cevap veren kız5
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği4
- kötülüğe kötülükle karşılık vermek6
- hardcore ne demek sorunsalı7
- ali congun2
- kalçasına kelebek dövmesi yaptıran erkek4
--spoiler--
insanoğlu olarak nasıl bir şirkete geldik lan biz böyle? çalışan tek canlı biziz. böyle malafat gibi, pazartesi sabah gelip haftasonuna kadar sabahtan akşama kadar bir yerde oturup çay-kahve içiyor, bedenimiz damacanaya benzeyene kadar masanın başından kalkmıyoruz. dışarıdaki köpeğe bakıyorum, haftalardır hiçbir şey yapmıyor. güneşin altında yuvarlanıp, ara sıra seks yapıyor. parkta yatıyor, oradan kalkıp ağacın altına gidiyor. çalışma ihtiyacı duymuyor adam. saygı duyuyorum. muhabbet kuşları da ne okula gidiyor ne de sonra daralacağı bir işe girip fosforlu tüyleri dökülene kadar, sikimsonik programların karşısında dosya aramakla vakit kaybediyor.
sistemin çarkı, bitmeyen şarkı gibi geyiklere girmenin alemi yok. sorun net, önümüzde kilim desenli apartman gibi serilmiş. istemediği şeyleri yapmak zorunda kalan tek denyo biziz.
o değil, kendi hayatımızı mahvettiğimiz gibi başka hayvanlara da eziyet ediyoruz. atlar biz sefa yaparken faytonu çekiyor, köpeğe bizi korusun diye eğitim veriyoruz. eti yenebilir hayvanları parçalayıp, yenemeyecek hayvanların derisinden çanta yapıyoruz.
ulan bu nasıl bir vandallık, nasıl bir yok etme güdüsüdür? aynı tanrıya başka yoldan inanıyor diye kafalar kesiliyor, füzeler gönderiliyor. denizin dibinde hiç ışık görmemiş canlılar bulup, onları kameraya alıyoruz. hayvanda göz oluşmamış ışığa gerek yok diye, sen hayvan gibi projektörle gidip bir de filme alıyorsun.
alma amına koyim!
kendin bokun içine bulaşmışsın zaten, mis gibi cennetten bile bu bitmek bilmez merakın yüzünden kovulmuşsun.
kim yedi lan o elmayı? hacı, elma lan bu? yani eve alırsın, 2 hafta sonra yemeyi unuttuğundan çöpe atarsın. daha fazlası değil. eksik tasarım mıyız? proje hata verdi, artık olduğu kadar deyip mi gönderildik bu dünyaya bir bilebilsem.
ne kadar gereksiz taş, işe yaramaz hamle var altından insan çıkıyor. makyaj yapmak da neyin nesidir yahu? köpeğe kazak giydirmek, toka takmak nedir? bir milyon tane çizim programı bulup, bunlarla bir şey çizememek nedir?
bu dünyanın başına gelmiş en kötü türün, başarısız bir temsilcisiyim. en az bu yazıyı okuyan, okumayıp cevahir'de pantolon deneyen, tüm gün tavuk döner kesen, kunil gibi konuşan, saçlarına yarım kilo jöle süren, kafasiken telefonların susmadığı banka şubesinde akşam olmasını bekleyen, sex shopta dildoları rafa dizen, köşe yazısını yazmaya çalışırken " yazacak bişey kalmadı mnkym" diye ekrana bakan, bu toka bu kafaya uymadı diye başka toka deneyen, yanında çalıştığı insanların süzme salak olduğunu düşünen herhangi bir insan kadar başarısızım.
işin kötüsü: bu başarı, kariyer, vizyon sikini çıkaran da yine aynı tür. manyak mıyız, divane miyiz, mazo muyuz nedir anlamadım ki?
--spoiler--
insanoğlu olarak nasıl bir şirkete geldik lan biz böyle? çalışan tek canlı biziz. böyle malafat gibi, pazartesi sabah gelip haftasonuna kadar sabahtan akşama kadar bir yerde oturup çay-kahve içiyor, bedenimiz damacanaya benzeyene kadar masanın başından kalkmıyoruz. dışarıdaki köpeğe bakıyorum, haftalardır hiçbir şey yapmıyor. güneşin altında yuvarlanıp, ara sıra seks yapıyor. parkta yatıyor, oradan kalkıp ağacın altına gidiyor. çalışma ihtiyacı duymuyor adam. saygı duyuyorum. muhabbet kuşları da ne okula gidiyor ne de sonra daralacağı bir işe girip fosforlu tüyleri dökülene kadar, sikimsonik programların karşısında dosya aramakla vakit kaybediyor.
sistemin çarkı, bitmeyen şarkı gibi geyiklere girmenin alemi yok. sorun net, önümüzde kilim desenli apartman gibi serilmiş. istemediği şeyleri yapmak zorunda kalan tek denyo biziz.
o değil, kendi hayatımızı mahvettiğimiz gibi başka hayvanlara da eziyet ediyoruz. atlar biz sefa yaparken faytonu çekiyor, köpeğe bizi korusun diye eğitim veriyoruz. eti yenebilir hayvanları parçalayıp, yenemeyecek hayvanların derisinden çanta yapıyoruz.
ulan bu nasıl bir vandallık, nasıl bir yok etme güdüsüdür? aynı tanrıya başka yoldan inanıyor diye kafalar kesiliyor, füzeler gönderiliyor. denizin dibinde hiç ışık görmemiş canlılar bulup, onları kameraya alıyoruz. hayvanda göz oluşmamış ışığa gerek yok diye, sen hayvan gibi projektörle gidip bir de filme alıyorsun.
alma amına koyim!
kendin bokun içine bulaşmışsın zaten, mis gibi cennetten bile bu bitmek bilmez merakın yüzünden kovulmuşsun.
kim yedi lan o elmayı? hacı, elma lan bu? yani eve alırsın, 2 hafta sonra yemeyi unuttuğundan çöpe atarsın. daha fazlası değil. eksik tasarım mıyız? proje hata verdi, artık olduğu kadar deyip mi gönderildik bu dünyaya bir bilebilsem.
ne kadar gereksiz taş, işe yaramaz hamle var altından insan çıkıyor. makyaj yapmak da neyin nesidir yahu? köpeğe kazak giydirmek, toka takmak nedir? bir milyon tane çizim programı bulup, bunlarla bir şey çizememek nedir?
bu dünyanın başına gelmiş en kötü türün, başarısız bir temsilcisiyim. en az bu yazıyı okuyan, okumayıp cevahir'de pantolon deneyen, tüm gün tavuk döner kesen, kunil gibi konuşan, saçlarına yarım kilo jöle süren, kafasiken telefonların susmadığı banka şubesinde akşam olmasını bekleyen, sex shopta dildoları rafa dizen, köşe yazısını yazmaya çalışırken " yazacak bişey kalmadı mnkym" diye ekrana bakan, bu toka bu kafaya uymadı diye başka toka deneyen, yanında çalıştığı insanların süzme salak olduğunu düşünen herhangi bir insan kadar başarısızım.
işin kötüsü: bu başarı, kariyer, vizyon sikini çıkaran da yine aynı tür. manyak mıyız, divane miyiz, mazo muyuz nedir anlamadım ki?
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar