bugün
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz14
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı30
- emre aydın dinledikten sonra havanın grileşmesi3
- fon vurguncularının fetva alması3
- fenerbahçe 3 liverpool 14
- muslettin amca15
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan8
- atatürk düşmanı değilim5
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar10
- kurallara uyma refleksinin sorgulanmaması2
- israil'in gazze saldırılarında 3 kişinin ölmesi2
- muslettin amca ile halı sahaya gitmek4
- gastronomi4
- emre aydın a adam olması için tavsiyeler2
- fenerlilerin ağlaması4
- ankara savaşında gavur ile ittifak yapan osmanlı6
- yeni tanışılan kimse8
- teoman müziği bıraktı4
- çaya tükürmek2
- sex shop5
- cezaevine özenen gençler8
- sözlük klasikleri8
- 4 kasım 2026 liverpoolun fbye döşeyceği boru4
- ucanpembekoala5
- 6 milyon lirayı zimmetine geçiren zabıt katibi5
- aşermek2
- insan sevmemek3
- inancın sıcacık fırınları5
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak11
- yağmurlu bir güne uyanmak5
- aleksey batrakov27
- 5000 yıllık kürt tarihinin ıspatı5
- ömer üründül'ün izdivaç programı sunması2
- bencil olmak2
- erkekler neden teşhirci giyinmez5
- dedeağaç2
- biz de birileriyiz3
- 24 kasım 2026 galatasaray aston villa maçı5
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- anlamadım true ayıplı film çekerken mi yakalanmış3
- anın görüntüsü33
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar4
- hoşlanılan kızın aşkın ne kadar derin diye sorması5
- akepem yapmaz5
- tanımadığı kadına tokat atan adam19
- suavi nin tıraş bıçağı reklamında oynaması2
- kasım indirimleri2
- kırıkkaleli olmak istemek10
- 12 kasım 2026 türkiye belçika maçı3
- adolescence2
Dokuz eylül üniversitesinde bir akademisyendir. kendisi hakkında görüşlerimi belirteceğim hakaret ya da saldırı değildir.
Dokuz eylül üniversitesinde öğrencilere illallah ettiren, akademisyen(!) biz henüz birinci sınıftayken belediye başkanlığına adaylığını koymuş, kazanamamıştır (keşke kazansaydı da belediye uğraşsaydı kendisiyle). dedikodu ve rivayetlere göre geri dönmek istediğinde hocalarımızdan birisi onaylamamış, diğeri ise "acıyarak" kabul etmiştir. Okula geri döndükten sonra öğrencileri egoist tavırlarıyla ezmeye devam etmiş ancak en azından çoğunu bırakmamamıştır. Bu sene ise biz son sınıflara yapmadığını bırakmayan, ders arasını umursamadan ders konusundan uzaklaşarak siyaset konusunda konuşmaya başlayıp aynı şeyleri sürekli tekrar eden eski kafalı bir hocadır. Bu yaşına gelmiş olmasına rağmen hala aynı rütbede kalan, kendisinden yaşça çok küçük olan örencileri aydınlatmak yerine dersinde "sen oradaki, hayır onun önündeki şu kitabı okudun mu, şu kuramı bana nasıl açıklarsın, x kelimenin anlamı nedir, " diye sorup, öğrencinin bilememesi üzerine hafif ve alaycı küçümser bir gülümsemeyle işine bakıp, sınıftaki neredeyse her öğrenciye bunu yapmaya devam eden kişidir. Öğrenciyi ezmekten zevk alan bir yapısı vardır. (insan insandır, memnun değiliz diye kötülüğünü isteyecek değiliz) bir hocamız kendisinin geçirdiği beyin kanamasından sonra bu şekilde olduğunu, ona müsamaha göstermeye çalışmamızı, kendisiyle de bu konuda konuştuğunu söylemişti. Biz kendisinin hastalanmadan önceki halinde de neredeyse bir fark olmadığı kanaatindeyiz. insanlık olarak kendisi kötü biri değildir ancak hayata karşı çok negatif, çok egoist ve çok kuruntulu yaklaşan, bu sorununu biz öğrencilere de yansıtan hepimizi mağdur etmiş ve derslerinde bizi aydınlatmaktan ziyade ezmek yönüne gitmiştir. Yaşına başına bakmadan kendisiyle aynı bilgi düzeyinde olmalarını bekleyerek birikimiyle lisans öğrencilerini resmen ezmektedir. (ha birikimiyle bizi eziyor derken zannetmeyin ki muazzam bilgisi var, tüm hocalardan daha bilgili karşısında ses çıkaramıyoruz vb. Okulumuzda kendi alanlarında Oktay hocadan çok daha uzman olmalarına rağmen bu bilgilerini öğrenciyi ezmek için harcamayan, öğrencileriyle olan tartışmalarını notlara ya da derse yansıtmayan, işinde gücünde bilim yapmakla uğraşan hocalarımız (Recai Tekoğlu, Murat Kılıç, Hakkı uyar vs.) da vardır. Hocalarımızla sorun yaşasak da mezuniyette beraber gülüp eğlenip, fotoğraf çekilip, aramızdaki tatsızlıkları geçmişte bırakıp, çözüm odaklı olmak bizi mutlu ediyor. Mezun olduktan sonra küçük tatsızlıkları yeri gelir eşimize dostumuza gülerek anlatırız, Ancak Oktay hoca için bu durum söz konusu değildir. iki tür hoca vardır derler, Oktay hoca sevilecek hoca değil malesef.
içinde bulunduğumuz bu durumu anlatmak istedim ve artık üniversitelerde hocaların denetlenmeden, istedikleri gibi at koşturabilmelerine bir son vermek gerektiğini düşünüyorum.
Dokuz eylül üniversitesinde öğrencilere illallah ettiren, akademisyen(!) biz henüz birinci sınıftayken belediye başkanlığına adaylığını koymuş, kazanamamıştır (keşke kazansaydı da belediye uğraşsaydı kendisiyle). dedikodu ve rivayetlere göre geri dönmek istediğinde hocalarımızdan birisi onaylamamış, diğeri ise "acıyarak" kabul etmiştir. Okula geri döndükten sonra öğrencileri egoist tavırlarıyla ezmeye devam etmiş ancak en azından çoğunu bırakmamamıştır. Bu sene ise biz son sınıflara yapmadığını bırakmayan, ders arasını umursamadan ders konusundan uzaklaşarak siyaset konusunda konuşmaya başlayıp aynı şeyleri sürekli tekrar eden eski kafalı bir hocadır. Bu yaşına gelmiş olmasına rağmen hala aynı rütbede kalan, kendisinden yaşça çok küçük olan örencileri aydınlatmak yerine dersinde "sen oradaki, hayır onun önündeki şu kitabı okudun mu, şu kuramı bana nasıl açıklarsın, x kelimenin anlamı nedir, " diye sorup, öğrencinin bilememesi üzerine hafif ve alaycı küçümser bir gülümsemeyle işine bakıp, sınıftaki neredeyse her öğrenciye bunu yapmaya devam eden kişidir. Öğrenciyi ezmekten zevk alan bir yapısı vardır. (insan insandır, memnun değiliz diye kötülüğünü isteyecek değiliz) bir hocamız kendisinin geçirdiği beyin kanamasından sonra bu şekilde olduğunu, ona müsamaha göstermeye çalışmamızı, kendisiyle de bu konuda konuştuğunu söylemişti. Biz kendisinin hastalanmadan önceki halinde de neredeyse bir fark olmadığı kanaatindeyiz. insanlık olarak kendisi kötü biri değildir ancak hayata karşı çok negatif, çok egoist ve çok kuruntulu yaklaşan, bu sorununu biz öğrencilere de yansıtan hepimizi mağdur etmiş ve derslerinde bizi aydınlatmaktan ziyade ezmek yönüne gitmiştir. Yaşına başına bakmadan kendisiyle aynı bilgi düzeyinde olmalarını bekleyerek birikimiyle lisans öğrencilerini resmen ezmektedir. (ha birikimiyle bizi eziyor derken zannetmeyin ki muazzam bilgisi var, tüm hocalardan daha bilgili karşısında ses çıkaramıyoruz vb. Okulumuzda kendi alanlarında Oktay hocadan çok daha uzman olmalarına rağmen bu bilgilerini öğrenciyi ezmek için harcamayan, öğrencileriyle olan tartışmalarını notlara ya da derse yansıtmayan, işinde gücünde bilim yapmakla uğraşan hocalarımız (Recai Tekoğlu, Murat Kılıç, Hakkı uyar vs.) da vardır. Hocalarımızla sorun yaşasak da mezuniyette beraber gülüp eğlenip, fotoğraf çekilip, aramızdaki tatsızlıkları geçmişte bırakıp, çözüm odaklı olmak bizi mutlu ediyor. Mezun olduktan sonra küçük tatsızlıkları yeri gelir eşimize dostumuza gülerek anlatırız, Ancak Oktay hoca için bu durum söz konusu değildir. iki tür hoca vardır derler, Oktay hoca sevilecek hoca değil malesef.
içinde bulunduğumuz bu durumu anlatmak istedim ve artık üniversitelerde hocaların denetlenmeden, istedikleri gibi at koşturabilmelerine bir son vermek gerektiğini düşünüyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar