bugün
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- uludede'nin cenaze eventi8
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması7
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak4
- gece uyurken bacağa kramp girmesi6
- avare be3
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- uludede'yi karıya götürmek7
- göz kanlanması3
- 3 kere üst üste 31 çekmek9
- pick me girl5
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- gunluklerim aylik olmus4
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek7
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- söylenilen pembe yalanlar3
- gecenin köründe aniden gelen türklük atakları6
- trump'ın iran açıklaması2
- ekmeğe çikolata sürmek7
- gece gece nervioyu düşünüp efkarlanmak3
- mini şortla kapıya gelen hanım komşu6
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi5
- uludede nim mirası4
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş3
- yaygın olmayan bir isme sahip olmak5
- sürekli özür dileyen insan5
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı5
- sarma3
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- bana ayrılan sürenin sonuna geldik4
- gece kapıya dayanan zombilere lahmacun ısmarlamak4
- ortaçağda cadı avlamak3
- eyeliner çekme yöntemleri7
- queen ravenna olarak aranızdan kopuyorum3
- kızlar başlığa gelin bi sorum olacak5
- robotların insanlara baş kaldırması5
- arkadaşlar3
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- düz dünyacıların epeydir başlık açmaması3
- kömbe6
- kahverengi göz kalemi6
- geceye bir pişmanlık bırak2
- fatma betül sayan kaya64
- aniden gelen titreme3
- ciğer yiyen midesizler10
- ağzı mantarlı ayak fetişisti3
- yunan adalarına gitmek20
- 82 musul 83 kerkük4
- uludede'ye sahip çıkalım2
- yasin kol4
modern psikiyatrinin babası kabul..! edilen, fakat anasına sulanan ensest bir yahudi. sigmund freud.
--spoiler--
Sapıkların babası Sigmund Freud
Freud, insanı belirli davranışlara zorlayan dürtüleri olduğunu iddia eder. Ona göre acıkan karnını doyurur, yorulan uyur, ancak “cinsî içgüdüler” şuur altına itilir ve bastırılır. Freud, psişik hayâtımıza sadece seksüel dürtülerin yön verdiğini savunur ve tezini anormal vak’alardan hareketle izâha çalışır.
Freud’e göre çocuklar, birçok cinsî sapıklık modellerini peş peşe sıralayan komple bir “sapık”tırlar. Elbette bu marazî isteklerini cemiyet baskısı altında doyuramazlar. Onları şuur altına iterler ve bir takım iç çatışmalar başlar. işte Freud’a göre ruh hastalıklarının tek sebebi budur. “Psikanaliz” ile şuur altının derinliklerine inilmeli, doyurulmamış sapık arzular bulunmalı ve “kabûl edilebilir hâle” getirilip tekrar sunulmalıdır.
Yeni değil, çarpıtılmış;
Allahü teâlânın “kâinâtın en şereflisi” olarak yarattığı insanı, bir takım süflî içgüdülerin esiri gibi göstermeye çalışan bir teori elbette taraftar bulamaz. Kaldı ki insana “serbest irâde”, “seçme hürriyeti” ve “iyiyi kötüden ayırt edebilme kâbiliyeti” verilmiş olmasa, “suç ve cezâ” kavramlarının içi dolmaz.
Freud’un getirdiği “şuur altı” ibaresi “ona has” ve “yeni” değildir. islâm âlimleri içgüdülere, “nefs-i emmâre” adını verirler ki, insana yükselme, kendini koruma ve neslini idâme gücü veren tahrik edici bir kuvvettir. Bulunması şarttır ama dizginlenmesi lâzımdır. Bunu tıpkı kazandaki buhara benzetebiliriz. Eğer kendi haline koyuverirseniz kazanı patlatır. Ama kontrol altında tutarsanız koca lokomotifi, hedefine ulaştırır.
Yanlışta ısrar
Freud, bu görüşlerini birebir münazaralarda sıkça savunur ancak “Histerinin cinsel etiyolojisi” üzerine verdiği bir konferansta açıkça dillendirince skandal çıkar. Öyle tepki alır ki, artık ne öğrencisi ne de çalışma arkadaşı kalır. Tam “bittim artık” dediği günlerde birileri gelip sırtını sıvazlar, onu tekrar psikanaliz üzerinde çalışmaya zorlarlar. Hatta elinden tutar bir anda (1902) profesör yaparlar. Bâzı arızalı doktorları bulup buluşturur, hizmetine yollarlar. Dahası Viyana’da Psikanaliz Enstitüsü kurar (1908) ve bu müesseseye milletler arası hüviyet kazandırırlar.
Freud enstitü filan yönetecek kapasitede değildir, zihni dağınıktır. Bu yüzden kurumun idâresini öğrencisi Carl Gustav Jung’a bırakır. Ancak psikanaliz yaygınlaştıkça, teorideki çarpıklıklar, ortaya çıkar, dostları Freud’u yalnız bırakırlar. Freud’un en güvendiği isimlerden Adler ve Jung bile psikanalizde aradıklarını bulamaz. Rûhî hayâtın izâhını marazî modellere dayandırmayı, günahsız çocuğu birtakım cinsî sapıklıkların toplamı gibi görmeyi “insan” olma vasfına yakıştıramazlar. Adler insanoğlunun hâkim dürtüsünün “yükseklik ve üstünlük duygusu” olduğunu savunmaya başlar, Jung ise milletlere, kavimlere ve âilelere has ortak bir alt şuurdan, “kolektif şuur altı”ndan bahs açar.
Fitneciler Londra’ya!
Freud yenilgiye doymaz, psikanalizi antropolojiye uyarlar. Yaratılışı ret eden Darwin’e destek olmak için elinden geleni yapar. Freud, Hitler’in Avusturya’yı işgali üzerine (1938) Londra’ya kaçar, ingilizler, Yahudi biraderlere (Darwin ve Freud’a) her imkânı açar, medyayı emirlerine verip, reklâmlarını yaparlar.
Hakkında ne dediler?
► O, kendi zaferi için insanları kullanan bir egoistti. Hastalarının intihar eşiğine gelmesi umurunda bile değildi. Prof F. Crews
► Freud araştırıcı filan değil, istediği neticeye varmak isteyen ahlâksız bir oportünistti. A. Esterson
► Çok psikanaliz yaptım ama hep sıkıldım. Hastalarımı hiçbir zaman tanıyamadım. Freud nevrotik bir insandı ve onun gibilerin bu saygıdeğer meslekten çekilmesi lâzımdı. Dr. Erich Fromm
► Psikanaliz herşeye el atar ama hiçbir şeyi açıklayamaz. M. Johoda
► Freud’u hekimden saymayın, o materyalist ideoloji için çalışan bir felsefecidir. H. Ellenburger
► Psikanaliz masaldır, hem zararlı bir masal. P. Medawar
► Psikanaliz çağımızın vebasıdır. Ona inananlar “dürtü” adına “tiran” kesildiler, artık bu kaosun bitmesi gerek. E. Levinas
► Freud’a göre cömertlik, fedakârlık gibi kelimeler anlamsızdır. Bu piyesin oyuncuları kötü olmak zorundadırlar ve final daima ağlatır. M. Tournier...
Kaldı ki Freud, “Ben ne ilim adamıyım ne de mütefekkir. Sadece maceracıyım ve bu hoşuma gidiyor” demekten çekinmez.
| irfan Özfatura
Yazarın faydalandığı eser: “Dünyayı Aldatanlar” Prof. Dr. Sefa Saygılı
http://www.psikiyatrinink...li-sapiklarin-babasi.html
--spoiler--
--spoiler--
Sapıkların babası Sigmund Freud
Freud, insanı belirli davranışlara zorlayan dürtüleri olduğunu iddia eder. Ona göre acıkan karnını doyurur, yorulan uyur, ancak “cinsî içgüdüler” şuur altına itilir ve bastırılır. Freud, psişik hayâtımıza sadece seksüel dürtülerin yön verdiğini savunur ve tezini anormal vak’alardan hareketle izâha çalışır.
Freud’e göre çocuklar, birçok cinsî sapıklık modellerini peş peşe sıralayan komple bir “sapık”tırlar. Elbette bu marazî isteklerini cemiyet baskısı altında doyuramazlar. Onları şuur altına iterler ve bir takım iç çatışmalar başlar. işte Freud’a göre ruh hastalıklarının tek sebebi budur. “Psikanaliz” ile şuur altının derinliklerine inilmeli, doyurulmamış sapık arzular bulunmalı ve “kabûl edilebilir hâle” getirilip tekrar sunulmalıdır.
Yeni değil, çarpıtılmış;
Allahü teâlânın “kâinâtın en şereflisi” olarak yarattığı insanı, bir takım süflî içgüdülerin esiri gibi göstermeye çalışan bir teori elbette taraftar bulamaz. Kaldı ki insana “serbest irâde”, “seçme hürriyeti” ve “iyiyi kötüden ayırt edebilme kâbiliyeti” verilmiş olmasa, “suç ve cezâ” kavramlarının içi dolmaz.
Freud’un getirdiği “şuur altı” ibaresi “ona has” ve “yeni” değildir. islâm âlimleri içgüdülere, “nefs-i emmâre” adını verirler ki, insana yükselme, kendini koruma ve neslini idâme gücü veren tahrik edici bir kuvvettir. Bulunması şarttır ama dizginlenmesi lâzımdır. Bunu tıpkı kazandaki buhara benzetebiliriz. Eğer kendi haline koyuverirseniz kazanı patlatır. Ama kontrol altında tutarsanız koca lokomotifi, hedefine ulaştırır.
Yanlışta ısrar
Freud, bu görüşlerini birebir münazaralarda sıkça savunur ancak “Histerinin cinsel etiyolojisi” üzerine verdiği bir konferansta açıkça dillendirince skandal çıkar. Öyle tepki alır ki, artık ne öğrencisi ne de çalışma arkadaşı kalır. Tam “bittim artık” dediği günlerde birileri gelip sırtını sıvazlar, onu tekrar psikanaliz üzerinde çalışmaya zorlarlar. Hatta elinden tutar bir anda (1902) profesör yaparlar. Bâzı arızalı doktorları bulup buluşturur, hizmetine yollarlar. Dahası Viyana’da Psikanaliz Enstitüsü kurar (1908) ve bu müesseseye milletler arası hüviyet kazandırırlar.
Freud enstitü filan yönetecek kapasitede değildir, zihni dağınıktır. Bu yüzden kurumun idâresini öğrencisi Carl Gustav Jung’a bırakır. Ancak psikanaliz yaygınlaştıkça, teorideki çarpıklıklar, ortaya çıkar, dostları Freud’u yalnız bırakırlar. Freud’un en güvendiği isimlerden Adler ve Jung bile psikanalizde aradıklarını bulamaz. Rûhî hayâtın izâhını marazî modellere dayandırmayı, günahsız çocuğu birtakım cinsî sapıklıkların toplamı gibi görmeyi “insan” olma vasfına yakıştıramazlar. Adler insanoğlunun hâkim dürtüsünün “yükseklik ve üstünlük duygusu” olduğunu savunmaya başlar, Jung ise milletlere, kavimlere ve âilelere has ortak bir alt şuurdan, “kolektif şuur altı”ndan bahs açar.
Fitneciler Londra’ya!
Freud yenilgiye doymaz, psikanalizi antropolojiye uyarlar. Yaratılışı ret eden Darwin’e destek olmak için elinden geleni yapar. Freud, Hitler’in Avusturya’yı işgali üzerine (1938) Londra’ya kaçar, ingilizler, Yahudi biraderlere (Darwin ve Freud’a) her imkânı açar, medyayı emirlerine verip, reklâmlarını yaparlar.
Hakkında ne dediler?
► O, kendi zaferi için insanları kullanan bir egoistti. Hastalarının intihar eşiğine gelmesi umurunda bile değildi. Prof F. Crews
► Freud araştırıcı filan değil, istediği neticeye varmak isteyen ahlâksız bir oportünistti. A. Esterson
► Çok psikanaliz yaptım ama hep sıkıldım. Hastalarımı hiçbir zaman tanıyamadım. Freud nevrotik bir insandı ve onun gibilerin bu saygıdeğer meslekten çekilmesi lâzımdı. Dr. Erich Fromm
► Psikanaliz herşeye el atar ama hiçbir şeyi açıklayamaz. M. Johoda
► Freud’u hekimden saymayın, o materyalist ideoloji için çalışan bir felsefecidir. H. Ellenburger
► Psikanaliz masaldır, hem zararlı bir masal. P. Medawar
► Psikanaliz çağımızın vebasıdır. Ona inananlar “dürtü” adına “tiran” kesildiler, artık bu kaosun bitmesi gerek. E. Levinas
► Freud’a göre cömertlik, fedakârlık gibi kelimeler anlamsızdır. Bu piyesin oyuncuları kötü olmak zorundadırlar ve final daima ağlatır. M. Tournier...
Kaldı ki Freud, “Ben ne ilim adamıyım ne de mütefekkir. Sadece maceracıyım ve bu hoşuma gidiyor” demekten çekinmez.
| irfan Özfatura
Yazarın faydalandığı eser: “Dünyayı Aldatanlar” Prof. Dr. Sefa Saygılı
http://www.psikiyatrinink...li-sapiklarin-babasi.html
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar