bugün
- hikayeyi devam ettir55
- arkadaşlar bakar mısınız28
- kavganın kazananı yoktur4
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak8
- sözlük yazarlarının saatleri9
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- pilot bir erkekle sevgili olmak10
- köy evinde sex yapmak4
- mezoterapi9
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- çekirge2
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- rahatsız edici ve sinir bozucu filmler2
- kürk giyen erkek4
- sokakta kavga teknikleri13
- karadağ'dan türk vatandaşlarına vize5
- uysaljakoben16
- türklerin islama göre yaşamaması4
- unutulmayan sadakat örnekleri3
- yanlışa yanlışla yaklaşmak2
- kara kına yollamış yar benim ellerime2
- zaman baba9
- kemal kılıçdaroğlu11
- gerilla anaları4
- at4
- muhibbi3
- bak yine başa döndü bu dünya2
- en iyi james bond canlandıran oyuncu3
- casio f91w3
- 25 yaşındaki ergenin sözlükte akıl vermesi3
- gammaz nedir nasıl olunur4
- karma düşürme teknikleri3
- nickten isim tahmini yapmak72
- askerdeki otomat4
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- ismet gurbuz 20245
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- benkimki7
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak10
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- omega 32
- soundtrack2
- yazarların okuduğu bölümler6
- normal hat yerine whatsappdan arama yapan insan3
- cemil mont2
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- tekne turu11
- soğan tadı2
kendimle uzun süredir baş başayım. Bu süreçte de kendimle uzun uzun muhabbet etme fırsatı buluyorum. Bazen dertleşiyor, bazen gülüp eğleniyor, çoğu zaman da hayal kuruyorum. Bugüne kadar irili ufaklı çok şey denedim hayatımı değiştirmek için. Aslında başarılı denemeler olmadı pek. Kendi istediklerim yönünde değil, hayatın beni çevirdiği yönde ilerledim diyebilirim. Ancak nereden bilebilirdim ki bu son seçimimin benim açımdan en iyisi ve en zoru olacağını. zor, çünkü öğrenmek ve hayatımı yoluna koymak adına her şeyi kendim yapmaya çalışıyorum. tabi ailemden maddi-manevi destek alıyorum. hayallerime yürüyorum. iyi, çünkü kendimi tanıyorum. ağır işlerde vücudumu tanıyorum. hayvanlarla tahammül katsayımı tanıyorum. limitlerimi tanıyorum, sınırlarımı çiziyorum. bu benim yaşımda biri için bulunmaz bir fırsat. insanlar robotlar gibi çalışmaktan kendilerine vakit ayıramıyor ve öylece yaşlanıp gidiyorlar. ben ise her gün, kendimle veya hayatla alakalı yeni şeyler öğreniyor ve bir basamak daha yükseliyorum.
kendi yaptığım tercihlerin beni götürdüğü yerlerde en büyük saygıyı da gördüm, aşağılanma duygusunu hissettiğim de oldu. yakaladığım nokta ise şuydu. bana saygıyı eğitimli insanlar gösterirken, aşağılayanlar cahil insanlardı. bir tarafta, örneğin; yaptığım uluslararası bir sunumda ''aferin evladım, iyiydin'' diyen hocalar, yada takdir eden arkadaşlarım, diğer tarafta ise salak mısın, aptal mısın, onca emeği boşa harcadın diyen yakınlarım, tanıdıklarım...
aslında her şey para kazanmak amacıyla başladı, iş değiştirme sebebim de buydu. maddi-manevi rahatlık için. çalışırken hatta yaşarken zihnimin açık olması için. günde 10 saat verimsiz çalışarak bir şey elde edemeyeceğimin gayet farkındayım. Fakat o şekilde çalıştığım zaman da saygı görüyorum. Tezatlık ve çelişkiler de burada başlıyor. Bir tarafta saygı ve temiz ve ütülü bir hayat, diğer tarafta ise kirli ancak dinç bir hayat, insanlardan uzak, yalnız ve hayal dolu... insanlar demişken, burada hayvanlarla tanıştım. beni bilen, tanıyan, bekleyen, koklayan, seven hayvanlar. kucağımda uyuyakalan kediler, beni görünce oynamak için can atan köpekler, yanlarına gittiğimde beni kaşı dercesine bekleyen ve bana sürtünen sığırlar. bu sevgiyi hayatım boyunca hissetmemiştim. meğer ne büyük eksiklikmiş. hayatı teknoloji, partiler ve işten ibaret sanan ben, aslında para olmadan, yeni ve son model teknolojilere sahip olmadan da gayet sevgi doluymuş, mutluluk veriymiş. bu hayatta insanlara ilham vermek için var oldukları çok açık.
bana öğrettikleri şey ise beni çok şaşırttı. hayvanlar aslında insanın bulunmadığı ortamlarda karınlarını bir şekilde doyuruyorlar. ancak evcilleştirdiklerimiz, biz onlara yiyecek bir şey verelim diye gözümüzün içine bakıyorlar ve verdiğimiz zaman minnet ediyorlar. iyi mi kötü mü tam da emin değilim ama bu hayvanların bana minnet etmesi durumuna ben çok alıştım. bunu biraz da ileri götürdüm. insanlar da onlara karşılıksız bir şey verdiğin zaman minnet ediyorlar. iyilik yaptığın zaman unutmuyor ve binlerce kez teşekkür ediyorlar. onlara para vermekten bahsetmiyorum. yolda kalmış birine o istemeden yardım etmek, aç olduğunu fark ettiğin birine eve getirip yemek yedirmek, tanımadığın birinin derdini dinlemek, yada bir kişinin işinde ona yardımcı olmak bahsettiğim. karşılık beklemeden, herhangi bir şey talep etmeden, karşılık olarak bir şey vermeyi teklif ettiği zaman elinin tersiyle geri çevirmek. bu o kadar büyük bir haz veriyor ki bana. inanamıyorum kendime. tanımadığım insanlara selam vermeye bile başladım. arabayla giderken yolda yürüyen kişileri arabaya almaya veya onları gidecekleri yere götürmeye teklif etmeye başladım. yolda kalan araçların yanında durup ihtiyaçlarını sormaya başladım. ben bunu iyilik için yaparken aslında kötü anlamda çok değiştim. dedim ya, minnet! insanların bana minnet etmesini bekliyorum. tıpkı hayvanların yaptığı gibi. aslında minnet beklemek tanrının bir özelliği. ben ise yaptığım iyilikler karşısında insanlardan da hayvanlardan beklediğim gibi minnet bekliyorum. onlar bensiz başlarının çaresine bakabilecekken ben araya giriyor ve ben size iyilik yaptım bana yalvarırcasına teşekkür edin'i bekliyorum. içimdeki bu minnet duygusu beni bambaşka bir insan yaptı. kendi işimi bırakıp insanlara yardım etmeye başladım sırf bu minnet duygusunu hissedebilmek için. kötü bir insana dönüşüyorum, farkındayım. işin en kötü yanı ise aileme karşı da böyle davranıyorum. yaptıklarım ufak tefek şeyler dahi olsa onlardan büyük teşekkürler bekliyorum. resmen yaptıklarımın çetelesini tutar oldum. bu da beni korkutuyor. değiştiğimi gördükçe korkuyorum. kendimi tanıdıkça korkuyorum. kendimden korkuyorum.
kendi yaptığım tercihlerin beni götürdüğü yerlerde en büyük saygıyı da gördüm, aşağılanma duygusunu hissettiğim de oldu. yakaladığım nokta ise şuydu. bana saygıyı eğitimli insanlar gösterirken, aşağılayanlar cahil insanlardı. bir tarafta, örneğin; yaptığım uluslararası bir sunumda ''aferin evladım, iyiydin'' diyen hocalar, yada takdir eden arkadaşlarım, diğer tarafta ise salak mısın, aptal mısın, onca emeği boşa harcadın diyen yakınlarım, tanıdıklarım...
aslında her şey para kazanmak amacıyla başladı, iş değiştirme sebebim de buydu. maddi-manevi rahatlık için. çalışırken hatta yaşarken zihnimin açık olması için. günde 10 saat verimsiz çalışarak bir şey elde edemeyeceğimin gayet farkındayım. Fakat o şekilde çalıştığım zaman da saygı görüyorum. Tezatlık ve çelişkiler de burada başlıyor. Bir tarafta saygı ve temiz ve ütülü bir hayat, diğer tarafta ise kirli ancak dinç bir hayat, insanlardan uzak, yalnız ve hayal dolu... insanlar demişken, burada hayvanlarla tanıştım. beni bilen, tanıyan, bekleyen, koklayan, seven hayvanlar. kucağımda uyuyakalan kediler, beni görünce oynamak için can atan köpekler, yanlarına gittiğimde beni kaşı dercesine bekleyen ve bana sürtünen sığırlar. bu sevgiyi hayatım boyunca hissetmemiştim. meğer ne büyük eksiklikmiş. hayatı teknoloji, partiler ve işten ibaret sanan ben, aslında para olmadan, yeni ve son model teknolojilere sahip olmadan da gayet sevgi doluymuş, mutluluk veriymiş. bu hayatta insanlara ilham vermek için var oldukları çok açık.
bana öğrettikleri şey ise beni çok şaşırttı. hayvanlar aslında insanın bulunmadığı ortamlarda karınlarını bir şekilde doyuruyorlar. ancak evcilleştirdiklerimiz, biz onlara yiyecek bir şey verelim diye gözümüzün içine bakıyorlar ve verdiğimiz zaman minnet ediyorlar. iyi mi kötü mü tam da emin değilim ama bu hayvanların bana minnet etmesi durumuna ben çok alıştım. bunu biraz da ileri götürdüm. insanlar da onlara karşılıksız bir şey verdiğin zaman minnet ediyorlar. iyilik yaptığın zaman unutmuyor ve binlerce kez teşekkür ediyorlar. onlara para vermekten bahsetmiyorum. yolda kalmış birine o istemeden yardım etmek, aç olduğunu fark ettiğin birine eve getirip yemek yedirmek, tanımadığın birinin derdini dinlemek, yada bir kişinin işinde ona yardımcı olmak bahsettiğim. karşılık beklemeden, herhangi bir şey talep etmeden, karşılık olarak bir şey vermeyi teklif ettiği zaman elinin tersiyle geri çevirmek. bu o kadar büyük bir haz veriyor ki bana. inanamıyorum kendime. tanımadığım insanlara selam vermeye bile başladım. arabayla giderken yolda yürüyen kişileri arabaya almaya veya onları gidecekleri yere götürmeye teklif etmeye başladım. yolda kalan araçların yanında durup ihtiyaçlarını sormaya başladım. ben bunu iyilik için yaparken aslında kötü anlamda çok değiştim. dedim ya, minnet! insanların bana minnet etmesini bekliyorum. tıpkı hayvanların yaptığı gibi. aslında minnet beklemek tanrının bir özelliği. ben ise yaptığım iyilikler karşısında insanlardan da hayvanlardan beklediğim gibi minnet bekliyorum. onlar bensiz başlarının çaresine bakabilecekken ben araya giriyor ve ben size iyilik yaptım bana yalvarırcasına teşekkür edin'i bekliyorum. içimdeki bu minnet duygusu beni bambaşka bir insan yaptı. kendi işimi bırakıp insanlara yardım etmeye başladım sırf bu minnet duygusunu hissedebilmek için. kötü bir insana dönüşüyorum, farkındayım. işin en kötü yanı ise aileme karşı da böyle davranıyorum. yaptıklarım ufak tefek şeyler dahi olsa onlardan büyük teşekkürler bekliyorum. resmen yaptıklarımın çetelesini tutar oldum. bu da beni korkutuyor. değiştiğimi gördükçe korkuyorum. kendimi tanıdıkça korkuyorum. kendimden korkuyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar