bugün
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık11
- hırvatistan8
- beni özleyenler elime mum diksin14
- sümer dili5
- şanssız bir insan olmak4
- ılımlı islam3
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı4
- sözlük yazarlarının çok kültürlü olması8
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor13
- saç traşı olmuyorum hadi bakalım8
- yuzır ismet gurbuzi hazretleri4
- kadir mısıroğlu3
- iq testi4
- belçika4
- bey biraderler beydirler3
- 2026 ağustos ayı nasıl geçecek3
- yunanistan29
- almanya11
- gavurlarla kadın erkek karışık hamama gitmek5
- diyetteyken kitap okumak2
- arkadaşlar naber ya4
- arkadaşlar yeni ağırlıklarım nasıl3
- inşaat gürültüsü4
- ayak bileğine dövme yaptıran erkek2
- türk ateisti7
- slip mayo giyen erkek4
- en köylü özelliğiniz4
- volvo v702
- her gördüğünü jandarmaya ihbar eden köylü3
- yanık akrep dumanı çekmek5
- beynin dopamin salgılamaması3
- nervio ile travertenlere gitmek4
- la diyen kadın3
- en son aldığınız iltifat14
- ioçk'nın müziği4
- fransa5
- erkeklerden hoşlanan erkek3
- ispanya5
- zorunlu eğitim7
- portekiz5
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri2
- ali vefa7
- sidretü l münteha4
- sözlük çok bozdu3
- arkadaşlar bu ne kitabı yahu2
- çomar müzikleri3
- hurafe dolu islam vs kur an islam ı10
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- sevişirken video çekmek10
- tiroidli hanım3
Şu an uzandığım yerden sesini duyduğun şiddetli hava olayı..
Öyle bir esiyor ki, sesini duyan apartmanı havalandıracak zanneder. Bir kaç sandalyeden, bir masadan ve bir kaç ufak tefek yarı terkedilmiş eşyadan oluşan Balkon varlıkları bir o yana bir bu yana savruluyorlar. Şöyle pencereden aşağıya bakıyorum altıncı kattan.. Sokak lambalarını taşıyan direkler bile sanki yüzlerce metrelik kavaklarmış gibi ırlanıyorlar. Lambalar bonzai çekmiş gibi dans ediyor, gölgeler deliler gibi yer değiştiriyor. Poşetler ve dikenler ve bil cümle insan artığı yerçekimine meydan okumanın verdiği aşkla uçuşuyorlar sağa sola.
Şimdilerde, balkonda gezinen turuncu sandalyenin çıkardığı sürüklenme sesini daha sık duyuyorum. Esenin şiddeti artmış olmalı.. Ara sıra da köşeye terkettiğim uydu anteninin, kendi etrafında ileri geri yarım daire çizerken çıkardığı sesi geliyor. Uzağımdaki bilgisayar kendi kendine takılıyor. YouTube un içine can koymuşlar, kendi kendine insanmış gibi çalışıyor. Hem de beni anlıyor neler dinleyeceğimi iyi biliyor. Ulan rabot deyip geçmemek lazım insanı insandan iyi tanıyor.
Rüzgar pencereleri geçemiyor. Camlarım isabet alıyor Fırtınanın maganda kurşunu gibi savurduğu yağmur damlalarıyla. Ben yalnızca dinliyorum. Duvarlar buz gibi. Üst katta yere bir misket düşüyor ve tıngır mıngır yuvarlanıyor. Bu sesle birlikte babaannemin yaptığı bir böreğin tadı düşüyor damağıma. Sanki az önce yemişim az önce koklamışım gibi. Yanında çay da var.
Az sonra uyuyacağım. Tüm bu olan biten devam edecek. Fırtına ve yağmur, rüzgar ve uçuşan çer-çöp.. Balkonda yer değiştiren eşyalar.. Ama anlamı olmayacak. Birisi onları keşfedip iki kelam edinceye, hissedip ruh üfleyinceye, can verinceye kadar hepsi anlamsız bir devinimden öteye geçemeyecek. işte tüm bu olanlar ve fırtınadan zihnime doğanlar, ancak ben uyuyuncaya, ölüm uykusuna yatıncaya kadar gerçek.. Ol deyince olduramasak da, Allah insana da bir parça yaratma yetisi lütfetmiş.
Neyse
Hazır güzel bir şarkı çalarken uyumalı. Bu şarkıyı, dinlerken uyumaya değer buldum.
Öyle bir esiyor ki, sesini duyan apartmanı havalandıracak zanneder. Bir kaç sandalyeden, bir masadan ve bir kaç ufak tefek yarı terkedilmiş eşyadan oluşan Balkon varlıkları bir o yana bir bu yana savruluyorlar. Şöyle pencereden aşağıya bakıyorum altıncı kattan.. Sokak lambalarını taşıyan direkler bile sanki yüzlerce metrelik kavaklarmış gibi ırlanıyorlar. Lambalar bonzai çekmiş gibi dans ediyor, gölgeler deliler gibi yer değiştiriyor. Poşetler ve dikenler ve bil cümle insan artığı yerçekimine meydan okumanın verdiği aşkla uçuşuyorlar sağa sola.
Şimdilerde, balkonda gezinen turuncu sandalyenin çıkardığı sürüklenme sesini daha sık duyuyorum. Esenin şiddeti artmış olmalı.. Ara sıra da köşeye terkettiğim uydu anteninin, kendi etrafında ileri geri yarım daire çizerken çıkardığı sesi geliyor. Uzağımdaki bilgisayar kendi kendine takılıyor. YouTube un içine can koymuşlar, kendi kendine insanmış gibi çalışıyor. Hem de beni anlıyor neler dinleyeceğimi iyi biliyor. Ulan rabot deyip geçmemek lazım insanı insandan iyi tanıyor.
Rüzgar pencereleri geçemiyor. Camlarım isabet alıyor Fırtınanın maganda kurşunu gibi savurduğu yağmur damlalarıyla. Ben yalnızca dinliyorum. Duvarlar buz gibi. Üst katta yere bir misket düşüyor ve tıngır mıngır yuvarlanıyor. Bu sesle birlikte babaannemin yaptığı bir böreğin tadı düşüyor damağıma. Sanki az önce yemişim az önce koklamışım gibi. Yanında çay da var.
Az sonra uyuyacağım. Tüm bu olan biten devam edecek. Fırtına ve yağmur, rüzgar ve uçuşan çer-çöp.. Balkonda yer değiştiren eşyalar.. Ama anlamı olmayacak. Birisi onları keşfedip iki kelam edinceye, hissedip ruh üfleyinceye, can verinceye kadar hepsi anlamsız bir devinimden öteye geçemeyecek. işte tüm bu olanlar ve fırtınadan zihnime doğanlar, ancak ben uyuyuncaya, ölüm uykusuna yatıncaya kadar gerçek.. Ol deyince olduramasak da, Allah insana da bir parça yaratma yetisi lütfetmiş.
Neyse
Hazır güzel bir şarkı çalarken uyumalı. Bu şarkıyı, dinlerken uyumaya değer buldum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar