bugün
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- trt tarafsız olmalı6
- ne kadar yaşlısın3
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı35
- zulzula cin kabilesi3
- fatma betül sayan kaya45
- patates kızartmak4
- barış alper yılmaz7
- sevgili3
- asrın soygunu15
- paranın devrinin bitmesi10
- eylül ayı2
- sarma saran kaslı sözlük erkekleri13
- x veya exe olunca şeytanivekorkunç bir kopyaolması2
- izmirin diğer büyükşehirlere göre çok geri olması13
- ortada bir yolsuzluk olmaması28
- yasak cinsel ilişkiler15
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek14
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi21
- bir sözlük erkeğine yürüyüp karşılık bulamamak11
- romanya53
- türkiye28
- sarma saramayan kız10
- futbol13
- gocu'nun 2 günde unutulması13
- istanbul da hava durumu2
- sözlük erkeğine cin musallat etmek7
- italya12
- kelimelik3
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis16
- melih gökçek soruşturması ne oldu22
- abberline ın yeni hesabı11
- ekrem imamoğlu7
- filmi beğenmeyip yönetmeni vurmak3
- true'nun çaylak olması7
- bir sözlük erkeğine sarma tenceresiyle saldırmak7
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- arkadaşlar bişe dicem ya7
- çalmaşur4
- online listesinin yine gelmesi6
- spk tera holding de 37 kişi hakkında suç duyurusu2
- izmir'i yönetemeyip ülkeyi yöneteceğini sanan tip6
- dünya60
- özgürlük vs eşitlik5
- osmanlı'nın yıkılma sebepleri5
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- yemen'in taiz kentinde husi çatışmaları2
- eski sevgilinin saçmalıkları5
- belçika10
- almanya26
Şu an uzandığım yerden sesini duyduğun şiddetli hava olayı..
Öyle bir esiyor ki, sesini duyan apartmanı havalandıracak zanneder. Bir kaç sandalyeden, bir masadan ve bir kaç ufak tefek yarı terkedilmiş eşyadan oluşan Balkon varlıkları bir o yana bir bu yana savruluyorlar. Şöyle pencereden aşağıya bakıyorum altıncı kattan.. Sokak lambalarını taşıyan direkler bile sanki yüzlerce metrelik kavaklarmış gibi ırlanıyorlar. Lambalar bonzai çekmiş gibi dans ediyor, gölgeler deliler gibi yer değiştiriyor. Poşetler ve dikenler ve bil cümle insan artığı yerçekimine meydan okumanın verdiği aşkla uçuşuyorlar sağa sola.
Şimdilerde, balkonda gezinen turuncu sandalyenin çıkardığı sürüklenme sesini daha sık duyuyorum. Esenin şiddeti artmış olmalı.. Ara sıra da köşeye terkettiğim uydu anteninin, kendi etrafında ileri geri yarım daire çizerken çıkardığı sesi geliyor. Uzağımdaki bilgisayar kendi kendine takılıyor. YouTube un içine can koymuşlar, kendi kendine insanmış gibi çalışıyor. Hem de beni anlıyor neler dinleyeceğimi iyi biliyor. Ulan rabot deyip geçmemek lazım insanı insandan iyi tanıyor.
Rüzgar pencereleri geçemiyor. Camlarım isabet alıyor Fırtınanın maganda kurşunu gibi savurduğu yağmur damlalarıyla. Ben yalnızca dinliyorum. Duvarlar buz gibi. Üst katta yere bir misket düşüyor ve tıngır mıngır yuvarlanıyor. Bu sesle birlikte babaannemin yaptığı bir böreğin tadı düşüyor damağıma. Sanki az önce yemişim az önce koklamışım gibi. Yanında çay da var.
Az sonra uyuyacağım. Tüm bu olan biten devam edecek. Fırtına ve yağmur, rüzgar ve uçuşan çer-çöp.. Balkonda yer değiştiren eşyalar.. Ama anlamı olmayacak. Birisi onları keşfedip iki kelam edinceye, hissedip ruh üfleyinceye, can verinceye kadar hepsi anlamsız bir devinimden öteye geçemeyecek. işte tüm bu olanlar ve fırtınadan zihnime doğanlar, ancak ben uyuyuncaya, ölüm uykusuna yatıncaya kadar gerçek.. Ol deyince olduramasak da, Allah insana da bir parça yaratma yetisi lütfetmiş.
Neyse
Hazır güzel bir şarkı çalarken uyumalı. Bu şarkıyı, dinlerken uyumaya değer buldum.
Öyle bir esiyor ki, sesini duyan apartmanı havalandıracak zanneder. Bir kaç sandalyeden, bir masadan ve bir kaç ufak tefek yarı terkedilmiş eşyadan oluşan Balkon varlıkları bir o yana bir bu yana savruluyorlar. Şöyle pencereden aşağıya bakıyorum altıncı kattan.. Sokak lambalarını taşıyan direkler bile sanki yüzlerce metrelik kavaklarmış gibi ırlanıyorlar. Lambalar bonzai çekmiş gibi dans ediyor, gölgeler deliler gibi yer değiştiriyor. Poşetler ve dikenler ve bil cümle insan artığı yerçekimine meydan okumanın verdiği aşkla uçuşuyorlar sağa sola.
Şimdilerde, balkonda gezinen turuncu sandalyenin çıkardığı sürüklenme sesini daha sık duyuyorum. Esenin şiddeti artmış olmalı.. Ara sıra da köşeye terkettiğim uydu anteninin, kendi etrafında ileri geri yarım daire çizerken çıkardığı sesi geliyor. Uzağımdaki bilgisayar kendi kendine takılıyor. YouTube un içine can koymuşlar, kendi kendine insanmış gibi çalışıyor. Hem de beni anlıyor neler dinleyeceğimi iyi biliyor. Ulan rabot deyip geçmemek lazım insanı insandan iyi tanıyor.
Rüzgar pencereleri geçemiyor. Camlarım isabet alıyor Fırtınanın maganda kurşunu gibi savurduğu yağmur damlalarıyla. Ben yalnızca dinliyorum. Duvarlar buz gibi. Üst katta yere bir misket düşüyor ve tıngır mıngır yuvarlanıyor. Bu sesle birlikte babaannemin yaptığı bir böreğin tadı düşüyor damağıma. Sanki az önce yemişim az önce koklamışım gibi. Yanında çay da var.
Az sonra uyuyacağım. Tüm bu olan biten devam edecek. Fırtına ve yağmur, rüzgar ve uçuşan çer-çöp.. Balkonda yer değiştiren eşyalar.. Ama anlamı olmayacak. Birisi onları keşfedip iki kelam edinceye, hissedip ruh üfleyinceye, can verinceye kadar hepsi anlamsız bir devinimden öteye geçemeyecek. işte tüm bu olanlar ve fırtınadan zihnime doğanlar, ancak ben uyuyuncaya, ölüm uykusuna yatıncaya kadar gerçek.. Ol deyince olduramasak da, Allah insana da bir parça yaratma yetisi lütfetmiş.
Neyse
Hazır güzel bir şarkı çalarken uyumalı. Bu şarkıyı, dinlerken uyumaya değer buldum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar