bugün
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek13
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik6
- son gün aslan burcu olmak4
- sözlükte harp gemisi gibi durmak3
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı8
- bir erkekte kabul edilemez 250 özellik8
- tanga neden giyilir11
- true'ya arkadan sahip olmak10
- arkadaşlar uyudunuz mu2
- yükseleni aslan olan aslan burcu kadını2
- şarabi marsilya kiremiti3
- bisikletle giderken çöpün yanında kitaplar görmek4
- rodi çelik bilekin oğlu mu2
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı10
- zayıflama iğnelerinin yasaklanması gerekliliği3
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- sedat bey birader pekmez bey reyiz3
- açık giyinebilmek özgürlüktür9
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet4
- yengeç burcu erkeği sinsiliği3
- ankaradaki çıkılamayan yokuş5
- ispanya3
- ankaralıların melih gökçeği arıyoruz demesi8
- ismet bin muganni ül mevcuhi el cezayiri2
- nesrin cavadzade9
- lüle kebabı4
- vajina yalarsam her şey düzelecek inancı2
- hayatın renginin kalmaması7
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması7
- erkek arkadaşının giyimine karışmayan kız4
- evlenmemeyi başarı olarak görmek8
- ilgisini çekmek için beğendiği erkeğe saldıran kız2
- yalnız yaşamak6
- 15 haziran azerbaycan milli kurtuluş günü3
- yahudi fıkraları6
- slip mayo giyen erkeğin namusu3
- ece irtem8
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
- ezan sesinin gittikçe rahatsız etmesi7
- namus takıntısı olan erkek17
- yeşil burun adaları7
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi20
- kızımın ismini teresa koymak istiyorum10
- koklayarak öpen erkek5
- arapçada ene mi denir ana mı denir3
- regl dönemi çirkinliği8
- belçika mısır maçı saat 22 de trt 1 de3
- pornoda hoşlanılan kıza benzer kız aramak9
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- badelenmiş sözlük yazarları7
bir türkçe yağısıdır, düşmanıdır kendisi. türk dilinin varlığından yoksul kalmış olsa gerek ki şöyle bir eleştiri sunmuştur:
''türkçede, kendi öz anlamı olarak tek bir mücerret mefhum yoktur.
aşağıdaki, hemen her lisanda mevcut mücerret mefhumların türkçe karşılığını arayınız:
zaman, mekân, mesafe, zevk, şevk, mevzuu, merkez, mihrak, gaye, mefkûre, din, allah ve nâmütenâhîye kadar sayabiliriz.
mücerret mefhumların hattâ basitlerinden olan bu kelimelerden bir tanesini bile türkçede bulamazsınız.
allah’ adının hiçbir lisanda eşi bulunmaz hâs ve âlem ismi olması bir tarafa, ilâh mânasına her dilde mevcut kelime bile türkçede yoktur. "tanrı" kelimesi "tanyeri"nden gelir ve mücerretlikle alâkasız, putperestlikten kalma bir madde ismi olmaktan ileriye geçemez.
"mevzuu" kelimesine uydurulan "konu" ise "koymak" gibi kaba ve maddî bir fiile dayanır.
"vazetmek" fiili "koymak" değildir ve onun üstünde bir mânayı (nüans-gamiza) belirticidir.''
tanrı sözcüğü tanyerinden gelmiştir diyecek kadar bilgisizdir. tanrı sözcüğü tengri'den gelmiştir. gök ile ilişkilendirilebilir. bunca islam alimi de bu sözcüğü kullanmışlardır: ahmed yesevi, yunus emre ve dahi süleyman çelebi ve osmanlılar (bkz: tanrı yıkığu aşıkpaşaoğlu tarihi)
neyse, kendisi dilbilimci de değildir. ''konu'' sözcüğü ile ''koymak'' eylemi arasında bir bağlantı kurmuş. dilbilimci değil diyorum ya, ''konuşma''yı da koyuşmak olarak anlamış olabilir...
konuşma, bir yerde buluşma(konmak eyleminden) gelmiştir. bu daha sonrasında biçim değiştirerek iki kişi arasında söyleşme, aytışma anlamı kazanmıştır. bu sözcük de böyle evrilmiştir...
neyse geçelim. diğer dediği sözcüklere gelelim:
zaman sözcüğü: eski türkçede ''öd'' biçiminde geçer. süre, süreç, sürev. sözcükleri de bu sözcük yerine kullanılabilir. uzun süreli olan için de çağ sözcüğü kullanılır.
mekan: yer sözcüğü oturmuştur, uydurma değildir. mekan sözcüğünün türkçede karşılığı yok demek pespayelik örneğidir. kıpçaklarda jir, jer, cir biçiminde geçer.
mesafe: ara, aralık, uzaklık; uydurma değildir türkmen türkçesinden, kazaklara kadar hepsi kullanır(hatta mesafeyi kullanmazlar.)
zevk: tümcenin gidişine göre beğeni, tat, eğlence biçiminde dili de varsıllaştırarak kullanılabilir, dile oturmuş sözcükler karşısında durur.
şevk: istek(hemen hemen tüm türk lehçelerinde), benzer anlamlarını saymıyorum.
merkez: ortay, orta(kazak türkçesinde ortalık)
mihrak: odak(merceğin ateş yaktığı nokta anlamında, nişanyan)
gaye: amaç(azerbaycan türkçesinde), erek.
mefkure: bu sözcük zaten uydurmadır, ziya gökalp'ça kullanılmıştır. türkçesi ülküdür, ebu hayyan, kitabu'l-idrak betiğinde ''uzak amaç'' biçiminde anlamlandırılmıştır. kıpçak/tatar türkçesinden geçmedir.
din: inanç(her türk lehçesinde hemen hemen.)
demiş, sonsuza dek de sayabiliriz demiş. ya da bengi sayabiliriz.
ağam türkçe bilmiyor musun sen? ha bunlar türkçeyse sen değildin değil mi?
''türkçede, kendi öz anlamı olarak tek bir mücerret mefhum yoktur.
aşağıdaki, hemen her lisanda mevcut mücerret mefhumların türkçe karşılığını arayınız:
zaman, mekân, mesafe, zevk, şevk, mevzuu, merkez, mihrak, gaye, mefkûre, din, allah ve nâmütenâhîye kadar sayabiliriz.
mücerret mefhumların hattâ basitlerinden olan bu kelimelerden bir tanesini bile türkçede bulamazsınız.
allah’ adının hiçbir lisanda eşi bulunmaz hâs ve âlem ismi olması bir tarafa, ilâh mânasına her dilde mevcut kelime bile türkçede yoktur. "tanrı" kelimesi "tanyeri"nden gelir ve mücerretlikle alâkasız, putperestlikten kalma bir madde ismi olmaktan ileriye geçemez.
"mevzuu" kelimesine uydurulan "konu" ise "koymak" gibi kaba ve maddî bir fiile dayanır.
"vazetmek" fiili "koymak" değildir ve onun üstünde bir mânayı (nüans-gamiza) belirticidir.''
tanrı sözcüğü tanyerinden gelmiştir diyecek kadar bilgisizdir. tanrı sözcüğü tengri'den gelmiştir. gök ile ilişkilendirilebilir. bunca islam alimi de bu sözcüğü kullanmışlardır: ahmed yesevi, yunus emre ve dahi süleyman çelebi ve osmanlılar (bkz: tanrı yıkığu aşıkpaşaoğlu tarihi)
neyse, kendisi dilbilimci de değildir. ''konu'' sözcüğü ile ''koymak'' eylemi arasında bir bağlantı kurmuş. dilbilimci değil diyorum ya, ''konuşma''yı da koyuşmak olarak anlamış olabilir...
konuşma, bir yerde buluşma(konmak eyleminden) gelmiştir. bu daha sonrasında biçim değiştirerek iki kişi arasında söyleşme, aytışma anlamı kazanmıştır. bu sözcük de böyle evrilmiştir...
neyse geçelim. diğer dediği sözcüklere gelelim:
zaman sözcüğü: eski türkçede ''öd'' biçiminde geçer. süre, süreç, sürev. sözcükleri de bu sözcük yerine kullanılabilir. uzun süreli olan için de çağ sözcüğü kullanılır.
mekan: yer sözcüğü oturmuştur, uydurma değildir. mekan sözcüğünün türkçede karşılığı yok demek pespayelik örneğidir. kıpçaklarda jir, jer, cir biçiminde geçer.
mesafe: ara, aralık, uzaklık; uydurma değildir türkmen türkçesinden, kazaklara kadar hepsi kullanır(hatta mesafeyi kullanmazlar.)
zevk: tümcenin gidişine göre beğeni, tat, eğlence biçiminde dili de varsıllaştırarak kullanılabilir, dile oturmuş sözcükler karşısında durur.
şevk: istek(hemen hemen tüm türk lehçelerinde), benzer anlamlarını saymıyorum.
merkez: ortay, orta(kazak türkçesinde ortalık)
mihrak: odak(merceğin ateş yaktığı nokta anlamında, nişanyan)
gaye: amaç(azerbaycan türkçesinde), erek.
mefkure: bu sözcük zaten uydurmadır, ziya gökalp'ça kullanılmıştır. türkçesi ülküdür, ebu hayyan, kitabu'l-idrak betiğinde ''uzak amaç'' biçiminde anlamlandırılmıştır. kıpçak/tatar türkçesinden geçmedir.
din: inanç(her türk lehçesinde hemen hemen.)
demiş, sonsuza dek de sayabiliriz demiş. ya da bengi sayabiliriz.
ağam türkçe bilmiyor musun sen? ha bunlar türkçeyse sen değildin değil mi?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar