bugün
- renault 9 broadway8
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı16
- akrabalarla ilişkiyi kes3
- arkadaşlar bugün kavga yok mu5
- yazın yorganla yatan insan5
- artı oy alma yolları5
- halkın fesad'ı ahlakta haiz olduğu derece3
- sözlükte sürekli güzel kızların çaylak olması6
- hangi şehrin neyi meşhur4
- en hakiki mürşitteki ilim4
- çaylak olunca hissedilenler5
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi24
- haydi selametle kt3
- saç dökülmesi4
- tavsiye4
- mason greenwood'un galatasaray'a döşeyeceği boru6
- sözlük yazarlarının tatlıları8
- kezoların burada kibirlenmesi3
- instagram kapanırsa ne olur sorunsalı2
- yazıcıdan basıp duvara asılası resimler2
- penise dövme yaptırmak2
- gecenin şiiri5
- gram altın3
- çerçeve yasa teklifi meclis te2
- mikrodalgaya sucuk koymak4
- havaya girdin mi galatasaray çakar sana2
- eski de olsa bir araba sahibi olmak2
- 20262
- kaderime tepik atar kaçarım2
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması4
- mason greenwood5
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay3
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı7
- bu saatte yenebilecek şeyler3
- inci sözlüğün sözlük olmakla alakası olmaması2
- memduh bashgan14
- goy2
- nihoşun ölümü16
- a 1012
- asteğmen7
- akp iç hesaplaşması başladı2
- yazarların bildiği en kötü küfür4
- fenerbahçe4
- brad pitt4
- sturm graz4
- moderatörlere sesleniş5
- tarhana içen kıroyla işim olmaz yürüü diyen kız4
- aylık 442 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- erkek erkeğe artılamak2
- geceye bir şarkı bırak5
bir türkçe yağısıdır, düşmanıdır kendisi. türk dilinin varlığından yoksul kalmış olsa gerek ki şöyle bir eleştiri sunmuştur:
''türkçede, kendi öz anlamı olarak tek bir mücerret mefhum yoktur.
aşağıdaki, hemen her lisanda mevcut mücerret mefhumların türkçe karşılığını arayınız:
zaman, mekân, mesafe, zevk, şevk, mevzuu, merkez, mihrak, gaye, mefkûre, din, allah ve nâmütenâhîye kadar sayabiliriz.
mücerret mefhumların hattâ basitlerinden olan bu kelimelerden bir tanesini bile türkçede bulamazsınız.
allah’ adının hiçbir lisanda eşi bulunmaz hâs ve âlem ismi olması bir tarafa, ilâh mânasına her dilde mevcut kelime bile türkçede yoktur. "tanrı" kelimesi "tanyeri"nden gelir ve mücerretlikle alâkasız, putperestlikten kalma bir madde ismi olmaktan ileriye geçemez.
"mevzuu" kelimesine uydurulan "konu" ise "koymak" gibi kaba ve maddî bir fiile dayanır.
"vazetmek" fiili "koymak" değildir ve onun üstünde bir mânayı (nüans-gamiza) belirticidir.''
tanrı sözcüğü tanyerinden gelmiştir diyecek kadar bilgisizdir. tanrı sözcüğü tengri'den gelmiştir. gök ile ilişkilendirilebilir. bunca islam alimi de bu sözcüğü kullanmışlardır: ahmed yesevi, yunus emre ve dahi süleyman çelebi ve osmanlılar (bkz: tanrı yıkığu aşıkpaşaoğlu tarihi)
neyse, kendisi dilbilimci de değildir. ''konu'' sözcüğü ile ''koymak'' eylemi arasında bir bağlantı kurmuş. dilbilimci değil diyorum ya, ''konuşma''yı da koyuşmak olarak anlamış olabilir...
konuşma, bir yerde buluşma(konmak eyleminden) gelmiştir. bu daha sonrasında biçim değiştirerek iki kişi arasında söyleşme, aytışma anlamı kazanmıştır. bu sözcük de böyle evrilmiştir...
neyse geçelim. diğer dediği sözcüklere gelelim:
zaman sözcüğü: eski türkçede ''öd'' biçiminde geçer. süre, süreç, sürev. sözcükleri de bu sözcük yerine kullanılabilir. uzun süreli olan için de çağ sözcüğü kullanılır.
mekan: yer sözcüğü oturmuştur, uydurma değildir. mekan sözcüğünün türkçede karşılığı yok demek pespayelik örneğidir. kıpçaklarda jir, jer, cir biçiminde geçer.
mesafe: ara, aralık, uzaklık; uydurma değildir türkmen türkçesinden, kazaklara kadar hepsi kullanır(hatta mesafeyi kullanmazlar.)
zevk: tümcenin gidişine göre beğeni, tat, eğlence biçiminde dili de varsıllaştırarak kullanılabilir, dile oturmuş sözcükler karşısında durur.
şevk: istek(hemen hemen tüm türk lehçelerinde), benzer anlamlarını saymıyorum.
merkez: ortay, orta(kazak türkçesinde ortalık)
mihrak: odak(merceğin ateş yaktığı nokta anlamında, nişanyan)
gaye: amaç(azerbaycan türkçesinde), erek.
mefkure: bu sözcük zaten uydurmadır, ziya gökalp'ça kullanılmıştır. türkçesi ülküdür, ebu hayyan, kitabu'l-idrak betiğinde ''uzak amaç'' biçiminde anlamlandırılmıştır. kıpçak/tatar türkçesinden geçmedir.
din: inanç(her türk lehçesinde hemen hemen.)
demiş, sonsuza dek de sayabiliriz demiş. ya da bengi sayabiliriz.
ağam türkçe bilmiyor musun sen? ha bunlar türkçeyse sen değildin değil mi?
''türkçede, kendi öz anlamı olarak tek bir mücerret mefhum yoktur.
aşağıdaki, hemen her lisanda mevcut mücerret mefhumların türkçe karşılığını arayınız:
zaman, mekân, mesafe, zevk, şevk, mevzuu, merkez, mihrak, gaye, mefkûre, din, allah ve nâmütenâhîye kadar sayabiliriz.
mücerret mefhumların hattâ basitlerinden olan bu kelimelerden bir tanesini bile türkçede bulamazsınız.
allah’ adının hiçbir lisanda eşi bulunmaz hâs ve âlem ismi olması bir tarafa, ilâh mânasına her dilde mevcut kelime bile türkçede yoktur. "tanrı" kelimesi "tanyeri"nden gelir ve mücerretlikle alâkasız, putperestlikten kalma bir madde ismi olmaktan ileriye geçemez.
"mevzuu" kelimesine uydurulan "konu" ise "koymak" gibi kaba ve maddî bir fiile dayanır.
"vazetmek" fiili "koymak" değildir ve onun üstünde bir mânayı (nüans-gamiza) belirticidir.''
tanrı sözcüğü tanyerinden gelmiştir diyecek kadar bilgisizdir. tanrı sözcüğü tengri'den gelmiştir. gök ile ilişkilendirilebilir. bunca islam alimi de bu sözcüğü kullanmışlardır: ahmed yesevi, yunus emre ve dahi süleyman çelebi ve osmanlılar (bkz: tanrı yıkığu aşıkpaşaoğlu tarihi)
neyse, kendisi dilbilimci de değildir. ''konu'' sözcüğü ile ''koymak'' eylemi arasında bir bağlantı kurmuş. dilbilimci değil diyorum ya, ''konuşma''yı da koyuşmak olarak anlamış olabilir...
konuşma, bir yerde buluşma(konmak eyleminden) gelmiştir. bu daha sonrasında biçim değiştirerek iki kişi arasında söyleşme, aytışma anlamı kazanmıştır. bu sözcük de böyle evrilmiştir...
neyse geçelim. diğer dediği sözcüklere gelelim:
zaman sözcüğü: eski türkçede ''öd'' biçiminde geçer. süre, süreç, sürev. sözcükleri de bu sözcük yerine kullanılabilir. uzun süreli olan için de çağ sözcüğü kullanılır.
mekan: yer sözcüğü oturmuştur, uydurma değildir. mekan sözcüğünün türkçede karşılığı yok demek pespayelik örneğidir. kıpçaklarda jir, jer, cir biçiminde geçer.
mesafe: ara, aralık, uzaklık; uydurma değildir türkmen türkçesinden, kazaklara kadar hepsi kullanır(hatta mesafeyi kullanmazlar.)
zevk: tümcenin gidişine göre beğeni, tat, eğlence biçiminde dili de varsıllaştırarak kullanılabilir, dile oturmuş sözcükler karşısında durur.
şevk: istek(hemen hemen tüm türk lehçelerinde), benzer anlamlarını saymıyorum.
merkez: ortay, orta(kazak türkçesinde ortalık)
mihrak: odak(merceğin ateş yaktığı nokta anlamında, nişanyan)
gaye: amaç(azerbaycan türkçesinde), erek.
mefkure: bu sözcük zaten uydurmadır, ziya gökalp'ça kullanılmıştır. türkçesi ülküdür, ebu hayyan, kitabu'l-idrak betiğinde ''uzak amaç'' biçiminde anlamlandırılmıştır. kıpçak/tatar türkçesinden geçmedir.
din: inanç(her türk lehçesinde hemen hemen.)
demiş, sonsuza dek de sayabiliriz demiş. ya da bengi sayabiliriz.
ağam türkçe bilmiyor musun sen? ha bunlar türkçeyse sen değildin değil mi?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar