bugün
- anne pizzası10
- en gıcık olunan şoför tipleri12
- sözlük kızı ile iletişim kurmak10
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz11
- nevşehir merkezli sahte mehdi operasyonu4
- dinci ve müslüman kavramları4
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci15
- dilim ekmek pizzası3
- popkek yiyen erkeğin namusu4
- bencillik3
- stonehengede kimsenin farketmediği tasarım hatası3
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı22
- trileçe7
- giysi fiyatlarının uçması8
- gece yürürken yanınızdan geçen gizemli siyah araba2
- putin türkmüş11
- diyanet'in japonya da ne işi var6
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak4
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- anın görüntüsü32
- türk vatandaşları türktür9
- en sağ şeritteyken sola dönmeye çalışan şoför2
- plotonik aşkınızın fotosuna bakarak ne yaptınız2
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler7
- true'nin libidosu neden yüksek7
- ismet gürbüz10
- her şeyi hatırlayan insan4
- osuruktan şiirler41
- true'nin acile kaldırılması9
- tulumba tatlısı8
- laz böreği3
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- kendine sarılmak2
- seri gizli artı oy veren melek8
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- ismedin siyasi yorum yapmaması2
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- kankinizin sevgilinizi götürmesi5
- türkiyeli olmak4
- ilk öpüştüğüm kız6
- tek adam4
- sonsuza kadar yaşamak3
- mahalle kültürünün yok olması4
- adana kebap10
- ince memed4
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- devlet eliyle eğitim zorunluluğu3
- ben geldim kerkenezler18
- claudian clouds22
- patlayan şekerli matcha2
spoiler
--------------
Aytmatov bu ilk romanı ikinci Dünya Savaşında kocasını ve üç oğlunu cepheye gönderen bir kadının yaşadıklarını konu alıyor. Tolganay, mutlu bir yuvaya sahipken, kocası ve üç oğlu savaşa katılınca en büyük oğlunun karısı Aliman ile birlikte onların geri dönecekleri umuduyla yaşarlar. Tolganay güçlü bir yapıya sahip, yüreği insan ve toprak sevgisi, üretme coşkusuyla dolu bir kadındır. Erkeklerini savaşa gönderen köyün dertleriyle uğraşır. Ev ev ihtiyacı olan insanlarla ilgilenen tolganay, yokluğun pençesinde her türlü acıyla yüz yüze gelir. Gelini Aliman ile birbirlerine dayanak olan bu kadını gelininin durumu çok üzmektedir. Çok sevdiği kocasını evlendikten hemen sonra cepheye uğurlayan genç Alimanı kendi kızı olarak bağrına basar. Tolganay Cepheden kocası ve büyük oğlunun ölüm haberini aldiğinda, kendi halinden çok gelinine üzülür. Bir gün gelininin bir çobanla yaşadığı gayri meşru ilişkiden hamile kaldığını öğrenir. Bütün acılara rağmen (diğer iki oğlunun da ölüm haberi ulaşmıştır) gelinine sahip çıkar. Aliman bu çocuğu doğururken ölür. Tolganay çocuğu bağrına basar. Ona Canbolat ismini verir. Bu bebek, artık mazide kalmış ailesinden ona kalan tek hatıradır.
Aytmatov romanı ömrünün sonunda toprakla dertleşen Tolganayın dilinden anlatır. Yazar bu romanında üretmenin verdiği huzuru, toprağa saygıyı, insan sevgisini işlerken, savaşın mantığını ardında bıraktığı kırık dökük hayatlar çerçevesinde sorguluyor.
Akşam yemeği için büyük arabanın yanında otların üzerinde oturduk. Ekmek sıcaktı. Yeni çıkmıştı fırından. Canbolat ilk dilimi bana verdi:
- Buyur büyükanne.
Ekmeği aldım, bereketli olması için duamı yaptım ve ilk lokmayı ağzıma götürdüm. Çiftçilerin, tarım araçlarını kullananların ellerinin kokusuydu bu. Bu ekmek petrol kokuyor, demir kokuyor, saman kokuyor, olgun başak kokuyordu. Evet eskiden olduğu gibiydi herşey. Lokmamı yutarken gözyaşlarımı tutamadım. Ekmek ölümsüzdür, iş de ölümsüzdür dedim içimden.
spoiler
-----------------
kaynak alıntıdır.
--------------
Aytmatov bu ilk romanı ikinci Dünya Savaşında kocasını ve üç oğlunu cepheye gönderen bir kadının yaşadıklarını konu alıyor. Tolganay, mutlu bir yuvaya sahipken, kocası ve üç oğlu savaşa katılınca en büyük oğlunun karısı Aliman ile birlikte onların geri dönecekleri umuduyla yaşarlar. Tolganay güçlü bir yapıya sahip, yüreği insan ve toprak sevgisi, üretme coşkusuyla dolu bir kadındır. Erkeklerini savaşa gönderen köyün dertleriyle uğraşır. Ev ev ihtiyacı olan insanlarla ilgilenen tolganay, yokluğun pençesinde her türlü acıyla yüz yüze gelir. Gelini Aliman ile birbirlerine dayanak olan bu kadını gelininin durumu çok üzmektedir. Çok sevdiği kocasını evlendikten hemen sonra cepheye uğurlayan genç Alimanı kendi kızı olarak bağrına basar. Tolganay Cepheden kocası ve büyük oğlunun ölüm haberini aldiğinda, kendi halinden çok gelinine üzülür. Bir gün gelininin bir çobanla yaşadığı gayri meşru ilişkiden hamile kaldığını öğrenir. Bütün acılara rağmen (diğer iki oğlunun da ölüm haberi ulaşmıştır) gelinine sahip çıkar. Aliman bu çocuğu doğururken ölür. Tolganay çocuğu bağrına basar. Ona Canbolat ismini verir. Bu bebek, artık mazide kalmış ailesinden ona kalan tek hatıradır.
Aytmatov romanı ömrünün sonunda toprakla dertleşen Tolganayın dilinden anlatır. Yazar bu romanında üretmenin verdiği huzuru, toprağa saygıyı, insan sevgisini işlerken, savaşın mantığını ardında bıraktığı kırık dökük hayatlar çerçevesinde sorguluyor.
Akşam yemeği için büyük arabanın yanında otların üzerinde oturduk. Ekmek sıcaktı. Yeni çıkmıştı fırından. Canbolat ilk dilimi bana verdi:
- Buyur büyükanne.
Ekmeği aldım, bereketli olması için duamı yaptım ve ilk lokmayı ağzıma götürdüm. Çiftçilerin, tarım araçlarını kullananların ellerinin kokusuydu bu. Bu ekmek petrol kokuyor, demir kokuyor, saman kokuyor, olgun başak kokuyordu. Evet eskiden olduğu gibiydi herşey. Lokmamı yutarken gözyaşlarımı tutamadım. Ekmek ölümsüzdür, iş de ölümsüzdür dedim içimden.
spoiler
-----------------
kaynak alıntıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar