bugün
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- taksim delisi cenk6
- anın görüntüsü25
- kabak tatlısını sevenler9
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- göksel'in memeleri4
- nat rothschild4
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı3
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- kafanın çok büyük olması8
- erecto kral reyiz3
- ismet gurbuz 20244
- bir sözlük yazarını kerhaneye götürmek3
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- 20043
- 1 doların 50 tl olması3
- hoca4
- fenerbahçe11
- boyun ağrısı2
- oğuz tezmen2
- nervio'nun gerçek yüzü4
- ismed ibni semiz cincihocaevi efendi2
- android için televizyon uygulaması yapılmalı2
- nervio34
- kimse beslenmesine dikkat etmiyor2
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- barış alper yılmaz4
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- 8 kasım 2026 rizespor erzurumspor maçı4
- allah vardır diyenlerin kanıtları2
- elektrik2
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- elmas bey birader dönsün2
- bafra pidesi3
- yalnız çirkin asosyal erkek5
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- halef dizisinin final yapması2
- duygu özaslan6
- 2019 tasarımı4
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam6
- birçok kadın evliliğini eskort hizmeti gibi yapıyo3
- devlet2
- alanyaspor2
- kaan girgin'in son hali2
spoiler
--------------
Aytmatov bu ilk romanı ikinci Dünya Savaşında kocasını ve üç oğlunu cepheye gönderen bir kadının yaşadıklarını konu alıyor. Tolganay, mutlu bir yuvaya sahipken, kocası ve üç oğlu savaşa katılınca en büyük oğlunun karısı Aliman ile birlikte onların geri dönecekleri umuduyla yaşarlar. Tolganay güçlü bir yapıya sahip, yüreği insan ve toprak sevgisi, üretme coşkusuyla dolu bir kadındır. Erkeklerini savaşa gönderen köyün dertleriyle uğraşır. Ev ev ihtiyacı olan insanlarla ilgilenen tolganay, yokluğun pençesinde her türlü acıyla yüz yüze gelir. Gelini Aliman ile birbirlerine dayanak olan bu kadını gelininin durumu çok üzmektedir. Çok sevdiği kocasını evlendikten hemen sonra cepheye uğurlayan genç Alimanı kendi kızı olarak bağrına basar. Tolganay Cepheden kocası ve büyük oğlunun ölüm haberini aldiğinda, kendi halinden çok gelinine üzülür. Bir gün gelininin bir çobanla yaşadığı gayri meşru ilişkiden hamile kaldığını öğrenir. Bütün acılara rağmen (diğer iki oğlunun da ölüm haberi ulaşmıştır) gelinine sahip çıkar. Aliman bu çocuğu doğururken ölür. Tolganay çocuğu bağrına basar. Ona Canbolat ismini verir. Bu bebek, artık mazide kalmış ailesinden ona kalan tek hatıradır.
Aytmatov romanı ömrünün sonunda toprakla dertleşen Tolganayın dilinden anlatır. Yazar bu romanında üretmenin verdiği huzuru, toprağa saygıyı, insan sevgisini işlerken, savaşın mantığını ardında bıraktığı kırık dökük hayatlar çerçevesinde sorguluyor.
Akşam yemeği için büyük arabanın yanında otların üzerinde oturduk. Ekmek sıcaktı. Yeni çıkmıştı fırından. Canbolat ilk dilimi bana verdi:
- Buyur büyükanne.
Ekmeği aldım, bereketli olması için duamı yaptım ve ilk lokmayı ağzıma götürdüm. Çiftçilerin, tarım araçlarını kullananların ellerinin kokusuydu bu. Bu ekmek petrol kokuyor, demir kokuyor, saman kokuyor, olgun başak kokuyordu. Evet eskiden olduğu gibiydi herşey. Lokmamı yutarken gözyaşlarımı tutamadım. Ekmek ölümsüzdür, iş de ölümsüzdür dedim içimden.
spoiler
-----------------
kaynak alıntıdır.
--------------
Aytmatov bu ilk romanı ikinci Dünya Savaşında kocasını ve üç oğlunu cepheye gönderen bir kadının yaşadıklarını konu alıyor. Tolganay, mutlu bir yuvaya sahipken, kocası ve üç oğlu savaşa katılınca en büyük oğlunun karısı Aliman ile birlikte onların geri dönecekleri umuduyla yaşarlar. Tolganay güçlü bir yapıya sahip, yüreği insan ve toprak sevgisi, üretme coşkusuyla dolu bir kadındır. Erkeklerini savaşa gönderen köyün dertleriyle uğraşır. Ev ev ihtiyacı olan insanlarla ilgilenen tolganay, yokluğun pençesinde her türlü acıyla yüz yüze gelir. Gelini Aliman ile birbirlerine dayanak olan bu kadını gelininin durumu çok üzmektedir. Çok sevdiği kocasını evlendikten hemen sonra cepheye uğurlayan genç Alimanı kendi kızı olarak bağrına basar. Tolganay Cepheden kocası ve büyük oğlunun ölüm haberini aldiğinda, kendi halinden çok gelinine üzülür. Bir gün gelininin bir çobanla yaşadığı gayri meşru ilişkiden hamile kaldığını öğrenir. Bütün acılara rağmen (diğer iki oğlunun da ölüm haberi ulaşmıştır) gelinine sahip çıkar. Aliman bu çocuğu doğururken ölür. Tolganay çocuğu bağrına basar. Ona Canbolat ismini verir. Bu bebek, artık mazide kalmış ailesinden ona kalan tek hatıradır.
Aytmatov romanı ömrünün sonunda toprakla dertleşen Tolganayın dilinden anlatır. Yazar bu romanında üretmenin verdiği huzuru, toprağa saygıyı, insan sevgisini işlerken, savaşın mantığını ardında bıraktığı kırık dökük hayatlar çerçevesinde sorguluyor.
Akşam yemeği için büyük arabanın yanında otların üzerinde oturduk. Ekmek sıcaktı. Yeni çıkmıştı fırından. Canbolat ilk dilimi bana verdi:
- Buyur büyükanne.
Ekmeği aldım, bereketli olması için duamı yaptım ve ilk lokmayı ağzıma götürdüm. Çiftçilerin, tarım araçlarını kullananların ellerinin kokusuydu bu. Bu ekmek petrol kokuyor, demir kokuyor, saman kokuyor, olgun başak kokuyordu. Evet eskiden olduğu gibiydi herşey. Lokmamı yutarken gözyaşlarımı tutamadım. Ekmek ölümsüzdür, iş de ölümsüzdür dedim içimden.
spoiler
-----------------
kaynak alıntıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com