bugün
- lahmacun yiyecek kadar düşmek7
- ispanya'nın amerika'ya kafa tutması7
- safran7
- kabataş olayı görüntüleri27
- hangi manifest kızısın10
- galatasaray ne zaman transfer yapacak5
- meyveli lahmacun7
- mehdiyete dair hayalleriniz7
- istanbul un çok pahalı olması27
- arkadaşlar ne oldu size böyle7
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası3
- marc cucurella9
- türkiye cumhuriyeti ortak paydası3
- kıvameddin efendi3
- mehdi 29 yaşında mı başa geçmeli 40 mı6
- ne kadar salak olduğunuzu biliyor musunuz3
- sanayi tipi kavurmalı tost4
- en sevilmeyen ev işleri14
- ne kadar geri zekalı varsa hepsi uludağ sözlük te3
- ciddiye alınmamak4
- mel mel bakan gibson ve 0 0 710
- gönül almaya çalışan erkek11
- gocu25
- sitede büyüyen çocuk3
- kara sevdaya tutulan kalmaması7
- haluk levent son açıklaması7
- mehdi bir ihtiyaçtır3
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj3
- vaatlerinin tam tersi olduğu halde iktidarda olmak4
- hayatın en zor günü2
- erdogan ve trump'ın yakın ilişkisi4
- volkswagen beetle3
- kavgada ele sıçıp yumruklar atmak7
- en son ne aldınız5
- rejim kuklaları2
- annesi dışarı çıkmasına izin vermeyen çocuk2
- edip yüksel2
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri10
- saddam bandı2
- ben lafa değil göte bakarım4
- gece yolda yürürken arabada görülen çığlık maskesi2
- dhalsim10
- yazarların bugün cılkını çıkardığı şarkı7
- dünya kaç renklidir3
- temas2
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- bilgi içerikli entry girmeyen yazarın cnsl yönelmi2
- karı kıza para yedirir misiniz4
- helicobacter pylori2
- şimdi herkes su içsin3
kişinin kendi dışında gelişen raslantı.
tesadüflere çok inanmak istemeyen biri oldum hep.
istemem çünkü hep içimi kavurur öyle yada böyle.
bugün de tesadüfler silsilesine uğradım.
hiç sevmedim gezilecek, yemek yenilecek yerlerin fikrini veren olmayı.
hep karşı taraftan beklerim,
aslında bunun altında karşı tarafın isteğini önemsemek yatar.
gidilen yerin değil sadece kişinin o kare masanın karşısında oturuşunun memnuniyeti var olur içimde.
zaten beni tanıyan insanların çoğu zaman bilir ne yediğimi, nereleri sevebileceğimi.
5 yıldır şehrin her köşesini adım adım dolaştığım canım arkadaşım bugün hiç birlikte gitmediğimiz halde fenerbahçe'ye gidelim dedi.
tabi ki onu kırmamak için olur! dedim.
bununla yaşayabilir miydim, bence yapabilirim dedim kendi kendime.
en son oraya gittiğimdeki gibi mutlu bir gülümsemem olmayacaktı.
bunu hissediyordum.
ama bununla başa çıkabilirdim.
ve gittim.
ve mekan belirlemek gerekti.
x yere gidelim mi? rahat oturup sohbet edebileceğimiz ve yemekleri güzel olan bi yer, aklıma geldi!?
tabiki olur dedim.
yemek yedik. sohbet güzel gidiyordu arada geçen ay oturduğum masadaki insanlara gözümün dalması dışında.
masadakiler de onları 'kestiğimi' düşündüğünde kendimi topladım.
sonra yine bi fikir atıldı ortaya.
tatlı yesek mi?
ama ben hepsini yiyemem iki servis alalım. geçen geldiğimde nefis bir tatlı yemiştim. browninin arasına krema ve dondurma koymuşlar. çok lezzetliydi. oldukça da büyük ikimiz yeriz. dedi.
tabiki olur ama dondurma bana dokunabilir dedim.
hafiften boğazlarım ağrıyordu bugün.
çok hissetmeyeceksin dondurmayı. hak vericeksin gerçekten güzel dedi.
peki o zaman söyle bakalım dedim.
regl döneminden olmasa gerek, tabağı görünce gözlerim buğulandı istemdışı.
işte oydu.
geçen ay en mutlu günlerim listesine ekleyeceğim o gün önüme koyulan şey yine önümdeydi.
ve yine yanında bir dilim kabuklu mandalina dilimi.
ve yine bir tesadüf.
tesadüfleri hiç sevmiyorum.
bana uçurumun kenarındasın hissi verdiği için.
ben bıraksam da bi güç var.
ve öyle bi güç ki, adım kadar eminim benim bin kat gücümde.
tesadüflere çok inanmak istemeyen biri oldum hep.
istemem çünkü hep içimi kavurur öyle yada böyle.
bugün de tesadüfler silsilesine uğradım.
hiç sevmedim gezilecek, yemek yenilecek yerlerin fikrini veren olmayı.
hep karşı taraftan beklerim,
aslında bunun altında karşı tarafın isteğini önemsemek yatar.
gidilen yerin değil sadece kişinin o kare masanın karşısında oturuşunun memnuniyeti var olur içimde.
zaten beni tanıyan insanların çoğu zaman bilir ne yediğimi, nereleri sevebileceğimi.
5 yıldır şehrin her köşesini adım adım dolaştığım canım arkadaşım bugün hiç birlikte gitmediğimiz halde fenerbahçe'ye gidelim dedi.
tabi ki onu kırmamak için olur! dedim.
bununla yaşayabilir miydim, bence yapabilirim dedim kendi kendime.
en son oraya gittiğimdeki gibi mutlu bir gülümsemem olmayacaktı.
bunu hissediyordum.
ama bununla başa çıkabilirdim.
ve gittim.
ve mekan belirlemek gerekti.
x yere gidelim mi? rahat oturup sohbet edebileceğimiz ve yemekleri güzel olan bi yer, aklıma geldi!?
tabiki olur dedim.
yemek yedik. sohbet güzel gidiyordu arada geçen ay oturduğum masadaki insanlara gözümün dalması dışında.
masadakiler de onları 'kestiğimi' düşündüğünde kendimi topladım.
sonra yine bi fikir atıldı ortaya.
tatlı yesek mi?
ama ben hepsini yiyemem iki servis alalım. geçen geldiğimde nefis bir tatlı yemiştim. browninin arasına krema ve dondurma koymuşlar. çok lezzetliydi. oldukça da büyük ikimiz yeriz. dedi.
tabiki olur ama dondurma bana dokunabilir dedim.
hafiften boğazlarım ağrıyordu bugün.
çok hissetmeyeceksin dondurmayı. hak vericeksin gerçekten güzel dedi.
peki o zaman söyle bakalım dedim.
regl döneminden olmasa gerek, tabağı görünce gözlerim buğulandı istemdışı.
işte oydu.
geçen ay en mutlu günlerim listesine ekleyeceğim o gün önüme koyulan şey yine önümdeydi.
ve yine yanında bir dilim kabuklu mandalina dilimi.
ve yine bir tesadüf.
tesadüfleri hiç sevmiyorum.
bana uçurumun kenarındasın hissi verdiği için.
ben bıraksam da bi güç var.
ve öyle bi güç ki, adım kadar eminim benim bin kat gücümde.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar