bugün
- bik bik'in mutfağına konuk olmak20
- ağıza alınca rahatlatan şeyler10
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak15
- akşama ne yemek yapsam7
- ismet'in ilim fuarına katılması8
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- buz gibi balkonda tek başına oturmak3
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı12
- kötü bir insan mıyım ben9
- amedspor13
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim33
- açık oylayan yazar ne demek istiyor7
- çin'de 2 çocuğunu camdan aşağıya atan cani anne7
- sözlük yazarlarının şeftalileri2
- göztepe3
- yavıdice öğreniyoruz4
- ismeti siyaset tahsiline lmu'ya göndermek2
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi16
- uludağ sözlük mobil site arayüzü2
- hatay da çürük domates satan suriyeli pazarcı6
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit7
- günün sözü8
- güncelleme sonrası oluşan gif yükleme hatası5
- nervio31
- leş kaktüsü6
- sigara içmeyince sinirlenmek4
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- sözlüğün yeni tasarımı23
- cennet çamuru5
- terapi niteliğindeki şeyler15
- anın görüntüsü26
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- sözlüğün en ılık yazarı7
- bik bik'in gerçek yüzü5
- keyif kaçıran şeyler6
- göbek marul3
- tuborg smooth2
- fon skandalı2
- samsak döveci9
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- ucuz atlatmak5
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- percy jackson and the olympians2
- açık oylayıp fava atıp takip edip mesaj atan yazar2
- akp'nin kemalistleşmesi5
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- ne bu fon vurgunu6
- gelmiş geçmiş en iyi futbolcu4
- hava durumu2
- hamas denince akla gelenler12
cumhuriyetimizin ilk yıllarında devlet eliyle uygulamaya geçirilen akımdır.
bu girişimler öncelikle, tanzimattan sonra başlamıştır. halka yönelik yayınların artmasının ardından devletin kullandığı ve devlet yöneticileri dışında kimsenin anlamadığı yapay bir dili, halkın diline indirgemeye çalışmakla başlamıştır. ıı. mahmud takvim-i vekayi adlı gazeteyi çıkarttırırken bile ''halkın anlayacağı dilde yazılmasını'' söyler. buradan konuşma dili ile, saray dili arasındaki uçurum daha açık-seçik biçimde gözler önüne serilir. ancak o dönemin aydınları, ulus bilinci olan aydınları yanlış yaparak istanbul türkçesini esas almışlardır. bunun neticesinde anadolu türkçesinin yalın ve arı hali gözden kaçmış, kimi süreçte de yerilmiştir. hatta dil savunucuları ziya gökalp gibi adlar yeni sözcük önerirken arapça ve farsça köklerden sözcükler uydurmuşlardır, bu yaptıklarıyla da yaman bir çelişki örneği ortaya koyarlar. sonraki süreçte arap elif-basının bırakılıp, latin abecesine geçilmesiyle bu özleşme çabaları doruğa çıkmıştır.
o günlerde buna karşı çıkan kişiler bile, bir süreç sonra bu sözcükleri kullanmaya başlamışlardır. çünkü bu sözcükler türk'ün sözcüğüdür. bir dönemler dile kesinlikle sokulamayacağı söylenen sözcükler o dönemde dile girmiş, bugün de geniş çevrelerce konuşulmaktadır.
ancak bu çalışma yapılırken özenilmesi, odaklanması gereken en önemli konular; gidilmesi gereken yol şu biçimdedir:
1- ilk savaşım, dile yeni girmeye çalışılan sözcüklere karşı verilmelidir. var olan sözcüklerle savaşmak, sonraki evrede yapılacak çalışmaların özünü oluşturmalıdır.
2- önce yazı dilinden başlanmalıdır. yazı dilinde sözcüklerin yoğun kullanımı bunu konuşma diline yansıtacaktır. ilk başlarda ilginç bulan kişiler bile bir süreç sonra bu sözcükleri kullanmakta sakınca görmeyecektir.
3- devletin bu konuya el atması, sözcüklerin uzmanlarca önerilmesi ve halktan onay görmesi önemlidir. halktan onay görmeyen hiçbir sözcük tutunamaz.
4- dile eskiden geçmiş sözcükler yerine önerilecek sözcükler uydurulmamalı yerel ağızlara inilmelidir. yerel ağızlara inilen sözcüklerden parlatılacak olan türk dünyasının diğer lehçelerinde kullanılan sözcük olmalıdır.
5- sözcük önerilmesi gerekli noktalarda türk lehçelerinden yararlanılmalı. böylece ziya gökalp'in buyurduğunca: ''Türklüğün vicdânı bir, Dîni bir, vatanı bir; Fakat hepsi ayrılır Olmazsa lisânı bir.'' çalışılmalıdır. hareket ilkesi bu şiir olmalıdır. ortak bir türkçe oluşmadan, türk dünyasının birbirini anlaması, birleşmesi olanaklı değildir. dil çalışmalarının, dilde özleşmenin de ana amacı bu olmalıdır.
bu girişimler öncelikle, tanzimattan sonra başlamıştır. halka yönelik yayınların artmasının ardından devletin kullandığı ve devlet yöneticileri dışında kimsenin anlamadığı yapay bir dili, halkın diline indirgemeye çalışmakla başlamıştır. ıı. mahmud takvim-i vekayi adlı gazeteyi çıkarttırırken bile ''halkın anlayacağı dilde yazılmasını'' söyler. buradan konuşma dili ile, saray dili arasındaki uçurum daha açık-seçik biçimde gözler önüne serilir. ancak o dönemin aydınları, ulus bilinci olan aydınları yanlış yaparak istanbul türkçesini esas almışlardır. bunun neticesinde anadolu türkçesinin yalın ve arı hali gözden kaçmış, kimi süreçte de yerilmiştir. hatta dil savunucuları ziya gökalp gibi adlar yeni sözcük önerirken arapça ve farsça köklerden sözcükler uydurmuşlardır, bu yaptıklarıyla da yaman bir çelişki örneği ortaya koyarlar. sonraki süreçte arap elif-basının bırakılıp, latin abecesine geçilmesiyle bu özleşme çabaları doruğa çıkmıştır.
o günlerde buna karşı çıkan kişiler bile, bir süreç sonra bu sözcükleri kullanmaya başlamışlardır. çünkü bu sözcükler türk'ün sözcüğüdür. bir dönemler dile kesinlikle sokulamayacağı söylenen sözcükler o dönemde dile girmiş, bugün de geniş çevrelerce konuşulmaktadır.
ancak bu çalışma yapılırken özenilmesi, odaklanması gereken en önemli konular; gidilmesi gereken yol şu biçimdedir:
1- ilk savaşım, dile yeni girmeye çalışılan sözcüklere karşı verilmelidir. var olan sözcüklerle savaşmak, sonraki evrede yapılacak çalışmaların özünü oluşturmalıdır.
2- önce yazı dilinden başlanmalıdır. yazı dilinde sözcüklerin yoğun kullanımı bunu konuşma diline yansıtacaktır. ilk başlarda ilginç bulan kişiler bile bir süreç sonra bu sözcükleri kullanmakta sakınca görmeyecektir.
3- devletin bu konuya el atması, sözcüklerin uzmanlarca önerilmesi ve halktan onay görmesi önemlidir. halktan onay görmeyen hiçbir sözcük tutunamaz.
4- dile eskiden geçmiş sözcükler yerine önerilecek sözcükler uydurulmamalı yerel ağızlara inilmelidir. yerel ağızlara inilen sözcüklerden parlatılacak olan türk dünyasının diğer lehçelerinde kullanılan sözcük olmalıdır.
5- sözcük önerilmesi gerekli noktalarda türk lehçelerinden yararlanılmalı. böylece ziya gökalp'in buyurduğunca: ''Türklüğün vicdânı bir, Dîni bir, vatanı bir; Fakat hepsi ayrılır Olmazsa lisânı bir.'' çalışılmalıdır. hareket ilkesi bu şiir olmalıdır. ortak bir türkçe oluşmadan, türk dünyasının birbirini anlaması, birleşmesi olanaklı değildir. dil çalışmalarının, dilde özleşmenin de ana amacı bu olmalıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com