bugün
- askerde sahip olunan en büyük lüks12
- habire1215
- sözlükteki sinsi köpekler8
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi13
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- kızların çok açık giyinmesi5
- arap gel oğlum kuçu kuçu5
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- sözlükteki arap döven kızlar5
- 0 0 717
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması9
- atatürk diyor ki4
- sıfır atık vakfı11
- era7capone4
- bilerek ponziye dahil olmak7
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- habire'nin fendi kadını yendi4
- hesap ödemeyi teklif dahi etmeyen kız4
- çaylak olmadan önceki son kahve4
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- evrene enerji gönderen müslüman9
- cop318
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- samed ağırbaş7
- aleksey batrakov5
- yahudi kürt ailenin çocuğu olmak4
- ilk buluşmada evden kek getiren kız5
- aslan dövmenin aslında zor olmaması5
- askerde yenilen iskender kebap2
- karı koca sözlükte takılan yazarlar4
- rakı arasında çay içmek3
- yalnız yaşamak2
- fusya semsiyeli yabanci25
- ceketimizi koysak kazanırız zaten7
- uluslararası ilişkiler bölümünün özeti3
- 1000 mbps internet3
- sözlük erkeklerinin omuzları2
- ilk buluşmada erkek sevgiliyi evden tofaşla almak2
- illüminati filmleri3
- yapay zeka ile resim video içerik üretmek4
- katlanılabilir telefon2
- tr dışında neden hiçbir devlet kktc'yi tanımıyor4
- yoldan geçerken taciz eden yaşlı hanımefendi2
- pikapta müzik dinlemek2
- günbatımında eski dostunla konuşmak2
- amedspor'un süper ligin lideri olması7
- trakya'dan slovakya'ya gitmek6
- yazarların pazar günü planları5
- saddam hüseyin12
cumhuriyetimizin ilk yıllarında devlet eliyle uygulamaya geçirilen akımdır.
bu girişimler öncelikle, tanzimattan sonra başlamıştır. halka yönelik yayınların artmasının ardından devletin kullandığı ve devlet yöneticileri dışında kimsenin anlamadığı yapay bir dili, halkın diline indirgemeye çalışmakla başlamıştır. ıı. mahmud takvim-i vekayi adlı gazeteyi çıkarttırırken bile ''halkın anlayacağı dilde yazılmasını'' söyler. buradan konuşma dili ile, saray dili arasındaki uçurum daha açık-seçik biçimde gözler önüne serilir. ancak o dönemin aydınları, ulus bilinci olan aydınları yanlış yaparak istanbul türkçesini esas almışlardır. bunun neticesinde anadolu türkçesinin yalın ve arı hali gözden kaçmış, kimi süreçte de yerilmiştir. hatta dil savunucuları ziya gökalp gibi adlar yeni sözcük önerirken arapça ve farsça köklerden sözcükler uydurmuşlardır, bu yaptıklarıyla da yaman bir çelişki örneği ortaya koyarlar. sonraki süreçte arap elif-basının bırakılıp, latin abecesine geçilmesiyle bu özleşme çabaları doruğa çıkmıştır.
o günlerde buna karşı çıkan kişiler bile, bir süreç sonra bu sözcükleri kullanmaya başlamışlardır. çünkü bu sözcükler türk'ün sözcüğüdür. bir dönemler dile kesinlikle sokulamayacağı söylenen sözcükler o dönemde dile girmiş, bugün de geniş çevrelerce konuşulmaktadır.
ancak bu çalışma yapılırken özenilmesi, odaklanması gereken en önemli konular; gidilmesi gereken yol şu biçimdedir:
1- ilk savaşım, dile yeni girmeye çalışılan sözcüklere karşı verilmelidir. var olan sözcüklerle savaşmak, sonraki evrede yapılacak çalışmaların özünü oluşturmalıdır.
2- önce yazı dilinden başlanmalıdır. yazı dilinde sözcüklerin yoğun kullanımı bunu konuşma diline yansıtacaktır. ilk başlarda ilginç bulan kişiler bile bir süreç sonra bu sözcükleri kullanmakta sakınca görmeyecektir.
3- devletin bu konuya el atması, sözcüklerin uzmanlarca önerilmesi ve halktan onay görmesi önemlidir. halktan onay görmeyen hiçbir sözcük tutunamaz.
4- dile eskiden geçmiş sözcükler yerine önerilecek sözcükler uydurulmamalı yerel ağızlara inilmelidir. yerel ağızlara inilen sözcüklerden parlatılacak olan türk dünyasının diğer lehçelerinde kullanılan sözcük olmalıdır.
5- sözcük önerilmesi gerekli noktalarda türk lehçelerinden yararlanılmalı. böylece ziya gökalp'in buyurduğunca: ''Türklüğün vicdânı bir, Dîni bir, vatanı bir; Fakat hepsi ayrılır Olmazsa lisânı bir.'' çalışılmalıdır. hareket ilkesi bu şiir olmalıdır. ortak bir türkçe oluşmadan, türk dünyasının birbirini anlaması, birleşmesi olanaklı değildir. dil çalışmalarının, dilde özleşmenin de ana amacı bu olmalıdır.
bu girişimler öncelikle, tanzimattan sonra başlamıştır. halka yönelik yayınların artmasının ardından devletin kullandığı ve devlet yöneticileri dışında kimsenin anlamadığı yapay bir dili, halkın diline indirgemeye çalışmakla başlamıştır. ıı. mahmud takvim-i vekayi adlı gazeteyi çıkarttırırken bile ''halkın anlayacağı dilde yazılmasını'' söyler. buradan konuşma dili ile, saray dili arasındaki uçurum daha açık-seçik biçimde gözler önüne serilir. ancak o dönemin aydınları, ulus bilinci olan aydınları yanlış yaparak istanbul türkçesini esas almışlardır. bunun neticesinde anadolu türkçesinin yalın ve arı hali gözden kaçmış, kimi süreçte de yerilmiştir. hatta dil savunucuları ziya gökalp gibi adlar yeni sözcük önerirken arapça ve farsça köklerden sözcükler uydurmuşlardır, bu yaptıklarıyla da yaman bir çelişki örneği ortaya koyarlar. sonraki süreçte arap elif-basının bırakılıp, latin abecesine geçilmesiyle bu özleşme çabaları doruğa çıkmıştır.
o günlerde buna karşı çıkan kişiler bile, bir süreç sonra bu sözcükleri kullanmaya başlamışlardır. çünkü bu sözcükler türk'ün sözcüğüdür. bir dönemler dile kesinlikle sokulamayacağı söylenen sözcükler o dönemde dile girmiş, bugün de geniş çevrelerce konuşulmaktadır.
ancak bu çalışma yapılırken özenilmesi, odaklanması gereken en önemli konular; gidilmesi gereken yol şu biçimdedir:
1- ilk savaşım, dile yeni girmeye çalışılan sözcüklere karşı verilmelidir. var olan sözcüklerle savaşmak, sonraki evrede yapılacak çalışmaların özünü oluşturmalıdır.
2- önce yazı dilinden başlanmalıdır. yazı dilinde sözcüklerin yoğun kullanımı bunu konuşma diline yansıtacaktır. ilk başlarda ilginç bulan kişiler bile bir süreç sonra bu sözcükleri kullanmakta sakınca görmeyecektir.
3- devletin bu konuya el atması, sözcüklerin uzmanlarca önerilmesi ve halktan onay görmesi önemlidir. halktan onay görmeyen hiçbir sözcük tutunamaz.
4- dile eskiden geçmiş sözcükler yerine önerilecek sözcükler uydurulmamalı yerel ağızlara inilmelidir. yerel ağızlara inilen sözcüklerden parlatılacak olan türk dünyasının diğer lehçelerinde kullanılan sözcük olmalıdır.
5- sözcük önerilmesi gerekli noktalarda türk lehçelerinden yararlanılmalı. böylece ziya gökalp'in buyurduğunca: ''Türklüğün vicdânı bir, Dîni bir, vatanı bir; Fakat hepsi ayrılır Olmazsa lisânı bir.'' çalışılmalıdır. hareket ilkesi bu şiir olmalıdır. ortak bir türkçe oluşmadan, türk dünyasının birbirini anlaması, birleşmesi olanaklı değildir. dil çalışmalarının, dilde özleşmenin de ana amacı bu olmalıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar