bugün
- stres yönetimi6
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması7
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- doğuda yaşayan yazarlar4
- okulda itaat2
- evlenilmeyecek 4 erkek9
- free ceuta2
- arkadaşlar ben güzel miyim5
- insan olmaya ceyrek kala insan olabildi mi sorusu3
- stres2
- 1 50 boyundaki kızın benden kork demesi4
- karton toplayan çocuğun kartonları ne yaptığı3
- ekşi mayalı tam buğday ekmeği4
- kimseyi muhatap edemeyeceğin dertler3
- gulmekicinyaratilmis11
- rüşvet5
- gocu6
- sokak hayvanları düzenlemesinin ikinci yılı4
- 1 55lik türk kızının 1 85lik erkek hayal etmesi3
- kylie minogue5
- true koş4
- tinder3
- din3
- don kişot2
- sıkıcı bir yazar olmak2
- hepinizin agzina biber surcem5
- sözlükte kimsenin kalmaması5
- aşk acısı çekiyorum sözlük13
- çocukların sürekli abur cubur istemesi7
- napolyon sendromu2
- kuran ı kerim meali6
- mohamed salah ghaly11
- hamburgerin çok abartılması5
- petrol2
- dublajı orjinalinden daha iyi olan izlenceler6
- saldıran köpeğe şma demek4
- pahalıyı dayanıklı sanmak5
- tai lung8
- gerçek sözlük yazarı uzun saçlı sakallı obez olur5
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- lahana turşusu3
- güzel kızların her zaman haklı olması4
- sözlük kızları dans ediyor3
- ispanya6
- çerçeve yasa9
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- en büyük aşklar pilav üstü az kuruyla başlar4
- nickten isim tahmini yapmak10
tankurt manas ın aynı isimli parçası.
Parmak izlerinde küllük hasarı ben bu defterin kötü ünlü yazarı
1001 gece boyunca sürdü masalım ruhum kadar pis ve de kirli sakalım
gözlerini kapat sus dinle sabahı bütün dilekleri bir umuda iple saralım
gecekonduda umutlar izle sarayı hayat kötü konuşur ama ninni sanalım
bazen yakınlar vuslat gibi kilometreler kusmak gibi
son sigarayı yakmak gibi gece birikip içine dolup atmak gibi
tan hala ahmak biri akıllanmayan aptal gibi
hayat acımasız sana sevgi gösterir parasını bekleyen bir kaltak gibi
hala kendine bi kadeh dolduracak nedenlerimi aralıyorsun
yada bi sigara yakıp bütün gece yapamadıklarına mı içlenip de ağlıyorsun
bilmiyorsun karanlık gölgeni haklarken güneşe bakmıyorsun
bilmiyorum bu şehir gibi beni çok fazla yanlış anlıyorsun
arada sırada deniyorum yaşamayı biraz kalp atışlarımı yokluyorum
yolumu bulamam içime kapanıp ecele kadar ölümü canıma takıp da zorluyorum
yok bi yolu devamı cinnetin kanatlarından topluyorum
güneşi mi söndürdün oysaki ben karanlıktan korkuyordum
bırak sana yağsın yağmur benimle kalsın kar
içimdeki yangılar yardım dayandım yar
hiç sorma bi tarifi yok metanetim yok
bi tarifi yok- yok…
köprüler yıkık şehirler saks mavisi
saçların aynı tonda kalmış göz ferin kar tanesi
kalbin torpido gözünde bekler lağım faresi
ne kadar makul olur sen giderken bahar gelmesi
bak yine başlıyor biryerden sarsıntılar bırak gözlerin bana baksın biraz
yağmur kokumuzu dindirsin gemi batsın içeriye dalsın sular
sen yokken dünya susar ve sen bir gülsen ağlar bu zat
vedalarsa fazla gel gitli bütün bu zihnim kanlar kusar
saat gitmez gerisin geri belki bunalıpda gidesin gelir
nispeten şarapla konuşur elin herkes der sana delisin deli
kalabalıkta yalnız kal bi fotoğraf karesinde anlat beni
bazen ruhun çarmağa gerilir ama her anı saklar deri
hala çok yitik yanım tetikte parmak var çekip yanıl
dudaklarımda o sinir tadı ve kaburgam daki şiir kabı
biraz empati kur mesela kalbine sapla şu şırıngayı
çektiğin acıları bi kenara topla hepsi yanımda şirin kalır.
Parmak izlerinde küllük hasarı ben bu defterin kötü ünlü yazarı
1001 gece boyunca sürdü masalım ruhum kadar pis ve de kirli sakalım
gözlerini kapat sus dinle sabahı bütün dilekleri bir umuda iple saralım
gecekonduda umutlar izle sarayı hayat kötü konuşur ama ninni sanalım
bazen yakınlar vuslat gibi kilometreler kusmak gibi
son sigarayı yakmak gibi gece birikip içine dolup atmak gibi
tan hala ahmak biri akıllanmayan aptal gibi
hayat acımasız sana sevgi gösterir parasını bekleyen bir kaltak gibi
hala kendine bi kadeh dolduracak nedenlerimi aralıyorsun
yada bi sigara yakıp bütün gece yapamadıklarına mı içlenip de ağlıyorsun
bilmiyorsun karanlık gölgeni haklarken güneşe bakmıyorsun
bilmiyorum bu şehir gibi beni çok fazla yanlış anlıyorsun
arada sırada deniyorum yaşamayı biraz kalp atışlarımı yokluyorum
yolumu bulamam içime kapanıp ecele kadar ölümü canıma takıp da zorluyorum
yok bi yolu devamı cinnetin kanatlarından topluyorum
güneşi mi söndürdün oysaki ben karanlıktan korkuyordum
bırak sana yağsın yağmur benimle kalsın kar
içimdeki yangılar yardım dayandım yar
hiç sorma bi tarifi yok metanetim yok
bi tarifi yok- yok…
köprüler yıkık şehirler saks mavisi
saçların aynı tonda kalmış göz ferin kar tanesi
kalbin torpido gözünde bekler lağım faresi
ne kadar makul olur sen giderken bahar gelmesi
bak yine başlıyor biryerden sarsıntılar bırak gözlerin bana baksın biraz
yağmur kokumuzu dindirsin gemi batsın içeriye dalsın sular
sen yokken dünya susar ve sen bir gülsen ağlar bu zat
vedalarsa fazla gel gitli bütün bu zihnim kanlar kusar
saat gitmez gerisin geri belki bunalıpda gidesin gelir
nispeten şarapla konuşur elin herkes der sana delisin deli
kalabalıkta yalnız kal bi fotoğraf karesinde anlat beni
bazen ruhun çarmağa gerilir ama her anı saklar deri
hala çok yitik yanım tetikte parmak var çekip yanıl
dudaklarımda o sinir tadı ve kaburgam daki şiir kabı
biraz empati kur mesela kalbine sapla şu şırıngayı
çektiğin acıları bi kenara topla hepsi yanımda şirin kalır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar