bugün
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz16
- kızları en güzel olan şehir13
- affetmenin gücü6
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor14
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi13
- en sevdiğiniz sayı3
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması10
- akrostişli şiir6
- mesaj atıp konuşmayan kız7
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- de niro vs pacino3
- bir kadini dövmek2
- ilişki yapmaya üşenmek6
- 30 yaşına girmek4
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- silver ile evlenecek erkek52
- açtığı parantezi kapatmayan insan2
- sırrı süreyya önder28
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- cinlerin özünde iyi insanlar olması4
- hristiyanlık7
- euro 20162
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- sözlük açsanız ismi ne olurdu4
- her cümlesinin sonuna açıkçası koyan insan2
- arabaları yan yana park edip öpüşmek3
- kadın nefreti4
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- türk erkeği endonezyalı kız evliliği6
- sözlükteki satranç taşları4
- sözler köşkü6
- nazilerin haklı olan yanı2
- 50 bin liraya sabah 10'a kadar uyumadan durmak3
- mauro icardi11
- erkekler zıçar kızlar kakaloş yapar4
- burcu akrep olan birini akrep sokması4
- dün gece ne oldu13
- sarapci koala58
- sözlüğü annesi gibi gören insan3
- arabada son ses dinlenecek şarkılar3
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası26
- david bowie varken neşat ertaş dinleyen tip2
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen2
- geceye bir söz bırak2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- tefal2
- gecenin şarkısı11
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
''Servet AVCI ONLAR ASLINDA KiMDi?''
Sahte iftira mektubuyla gözaltına alınan ülkücülerle ilgili yaptığı değerlendirmede Devlet Bey galiba haklıydı!.. Gerçekten ülkücülükle ilgili bir faaliyetinden dolayı gözaltına alınan yoktu!..
Meselâ beni futbol maçları için karaborsa bilet işine girdiğimden gözaltına aldılar!.. Bu arada gizli gizli maklube yapıp, örgütün diğer üyelerine yedirmeyeydim iyiydi!.. istanbul'da Zaman'a ve Samanyolu'na el konurken polisle göğüs göğüse gelen, o esnada kendilerini Conkbayırı'nda zannedip insan üstü bir direniş gösteren Genel Merkez yöneticileri ve mahallî yöneticiler çok sıkı ülkücüydüler zaten!.. O esnada gururla girmişlerdi fotoğraf karelerine, Nazlı Ilıcak'la, Hasan Cemal'le ve HDP'li Balüken'le birlikte!.. Paralel yapıya karşı ülkücülüklerinin ne de güzel gereğini yapmışlardı değil mi? Koca koca parti yöneticileri yanlış yapacak değillerdi ya!.. Televizyonlara çıkıp paralel yapı iddialarının nasıl da iktidar uydurması olduğunu, Gülen'in nasıl bir 'hizmet hareketi' olduğunu pek güzel savunuyorlardı!.. Olsun, hepsi çok iyi ülkücüydü!..
Gözaltına alınanlar farklıydı tabii... Meselâ Adnan islamoğulları, taşradan istanbul'a gelenlere yeni açılan Osman Gazi Köprüsü'nü peşin para ucuza satarken yakalandı... Gözü dönmüştü bir kere, yakalanmasaydı üçüncü köprüyü de kesinlikle satacaktı!.. 12 Eylül'den sonra kaçakken kullandığı Cemal Fedakar isminden işkillenmem lâzımdı aslında!..
Yavuz Selim Demirağ öyle kritpoydu, öyle kritptoydu ki, kendisi bile bilmiyordu!.. O dereceydi yani... Dün paralel yapıya imkânları altın tepside sunup bugün şikayetçi olanların aksine Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin ipliğini pazara çıkarırken bile gizli gündemi vardı!.. Şimdi televizyonlara çıkan Ergenekon mağduru askerlerin bile onu övmesine aldanmamak lâzımdı!..
Ramazan Akgün 12 Eylül'de çocuk yaşta askerî cezaevine düştüğü için hırs yapmıştı... Bir gün çıkacaktı ve hesap soracaktı... Yıllar sonra eline fırsat geçti... 15 Temmuz akşamının ilk saatlerinde kıstırdığı ilk tankın üzerine çıkmış, bozkurt işareti yapıyordu... Biz de darbecilere direniyor zannetmiştik!.. Meğer dümenmiş... O tankı sanayiye çektirip parçalatmış, parçaları da Halep civarında ucuza piyasaya sürmüş!..
Alper Aksoy'u o sabaha nezarette görünce anladım bu işlerin sonu yok diye... Keşke ülkücülükten devam etseymiş... Senin ne işin var sahte bal işiyle? Enselemiş getirmişler... Hâlâ direniyordu "Benim ballar ekmek çarpsın gerçek" diye... Orada bile, üstelik nezarethanedeki polislere 7 kilosu 100 liraya bal satmaya çalışıyordu!..
Ali Çolak ve Kerim Çoraklık da ülkücülükle ilgili faaliyetlerinden dolayı değil, Fatih'te kurdukları dolandırıcılık şirketi dolayısıyla sıkıntıya düşmüşlerdi!.. Güya hac ve umre organizasyonu yapıyorlardı ama esasında mümin kardeşlerimizi çarpıp ortadan kayboluyorlardı!.. Eh, gözaltıların Kaçakçılık ve Organize'de yapılması da işaretti!..
Şevket Apuhan, Kürşad Zorlu, Rubil Gökdemir, Tamer Kayaalp ve ibrahim Kambur, Dalton kardeşlerin Türkiye versiyonuydu... Kara para aklıyorlar, şehirleri parsel parsel satıyorlar ve posta arabalarını soyuyorlardı...
Turan Yaldır, yaklaşan kurban bayramını fırsat bilerek hayvan kaçaklığı yapmaktan, 70'ine merdiven dayamış Mehmet Saadettin Derebeyoğlu kredi kartı dolandırıcılığından gözaltına alındılar!..
***
Latife bir yana, her anlamda yeniden değerlendirme, gözden geçirme ve muhakeme gerektiren günlerden geçiyoruz... Ülküdaşlığın, dostluğun, kardeşliğin, kimlerle birlikte yol yürüme ihtiyacının, her şeyin ama her şeyin... Yanlış olabilir ama kesinlikle şahsî düşüncemdir: Birçok şey artık geride kaldı ve belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak... Tabumun olmadığını biliyorum veya zannediyorum... inandıklarım benim putum değil, inandıklarım sadece... O da 'şu an inandıklarım'... Aksi ispatlandığında ikna olmayı erdem kabul ediyorum... Ülkemizin ve milletimizin sağlıklı geleceği için, büyük, hem de çok büyük bir muhasebeye ihtiyacımız var... Takıntılarımızı 'dâvâ', putlarımızı 'mutlak hakikat', makamlarımızı 'kızılelma' bellemeden... Bin yıldır bu topraklarda 'tutunma kavgası' veren ve bu kavgayı sürdürmeden ayakta kalması imkânız olan büyük Türk milleti adına... içte ve dışta zor günlerden geçerken tekrar edelim o duayı:
Allah devletimizi ve milletimizi korusun...
Sahte iftira mektubuyla gözaltına alınan ülkücülerle ilgili yaptığı değerlendirmede Devlet Bey galiba haklıydı!.. Gerçekten ülkücülükle ilgili bir faaliyetinden dolayı gözaltına alınan yoktu!..
Meselâ beni futbol maçları için karaborsa bilet işine girdiğimden gözaltına aldılar!.. Bu arada gizli gizli maklube yapıp, örgütün diğer üyelerine yedirmeyeydim iyiydi!.. istanbul'da Zaman'a ve Samanyolu'na el konurken polisle göğüs göğüse gelen, o esnada kendilerini Conkbayırı'nda zannedip insan üstü bir direniş gösteren Genel Merkez yöneticileri ve mahallî yöneticiler çok sıkı ülkücüydüler zaten!.. O esnada gururla girmişlerdi fotoğraf karelerine, Nazlı Ilıcak'la, Hasan Cemal'le ve HDP'li Balüken'le birlikte!.. Paralel yapıya karşı ülkücülüklerinin ne de güzel gereğini yapmışlardı değil mi? Koca koca parti yöneticileri yanlış yapacak değillerdi ya!.. Televizyonlara çıkıp paralel yapı iddialarının nasıl da iktidar uydurması olduğunu, Gülen'in nasıl bir 'hizmet hareketi' olduğunu pek güzel savunuyorlardı!.. Olsun, hepsi çok iyi ülkücüydü!..
Gözaltına alınanlar farklıydı tabii... Meselâ Adnan islamoğulları, taşradan istanbul'a gelenlere yeni açılan Osman Gazi Köprüsü'nü peşin para ucuza satarken yakalandı... Gözü dönmüştü bir kere, yakalanmasaydı üçüncü köprüyü de kesinlikle satacaktı!.. 12 Eylül'den sonra kaçakken kullandığı Cemal Fedakar isminden işkillenmem lâzımdı aslında!..
Yavuz Selim Demirağ öyle kritpoydu, öyle kritptoydu ki, kendisi bile bilmiyordu!.. O dereceydi yani... Dün paralel yapıya imkânları altın tepside sunup bugün şikayetçi olanların aksine Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin ipliğini pazara çıkarırken bile gizli gündemi vardı!.. Şimdi televizyonlara çıkan Ergenekon mağduru askerlerin bile onu övmesine aldanmamak lâzımdı!..
Ramazan Akgün 12 Eylül'de çocuk yaşta askerî cezaevine düştüğü için hırs yapmıştı... Bir gün çıkacaktı ve hesap soracaktı... Yıllar sonra eline fırsat geçti... 15 Temmuz akşamının ilk saatlerinde kıstırdığı ilk tankın üzerine çıkmış, bozkurt işareti yapıyordu... Biz de darbecilere direniyor zannetmiştik!.. Meğer dümenmiş... O tankı sanayiye çektirip parçalatmış, parçaları da Halep civarında ucuza piyasaya sürmüş!..
Alper Aksoy'u o sabaha nezarette görünce anladım bu işlerin sonu yok diye... Keşke ülkücülükten devam etseymiş... Senin ne işin var sahte bal işiyle? Enselemiş getirmişler... Hâlâ direniyordu "Benim ballar ekmek çarpsın gerçek" diye... Orada bile, üstelik nezarethanedeki polislere 7 kilosu 100 liraya bal satmaya çalışıyordu!..
Ali Çolak ve Kerim Çoraklık da ülkücülükle ilgili faaliyetlerinden dolayı değil, Fatih'te kurdukları dolandırıcılık şirketi dolayısıyla sıkıntıya düşmüşlerdi!.. Güya hac ve umre organizasyonu yapıyorlardı ama esasında mümin kardeşlerimizi çarpıp ortadan kayboluyorlardı!.. Eh, gözaltıların Kaçakçılık ve Organize'de yapılması da işaretti!..
Şevket Apuhan, Kürşad Zorlu, Rubil Gökdemir, Tamer Kayaalp ve ibrahim Kambur, Dalton kardeşlerin Türkiye versiyonuydu... Kara para aklıyorlar, şehirleri parsel parsel satıyorlar ve posta arabalarını soyuyorlardı...
Turan Yaldır, yaklaşan kurban bayramını fırsat bilerek hayvan kaçaklığı yapmaktan, 70'ine merdiven dayamış Mehmet Saadettin Derebeyoğlu kredi kartı dolandırıcılığından gözaltına alındılar!..
***
Latife bir yana, her anlamda yeniden değerlendirme, gözden geçirme ve muhakeme gerektiren günlerden geçiyoruz... Ülküdaşlığın, dostluğun, kardeşliğin, kimlerle birlikte yol yürüme ihtiyacının, her şeyin ama her şeyin... Yanlış olabilir ama kesinlikle şahsî düşüncemdir: Birçok şey artık geride kaldı ve belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak... Tabumun olmadığını biliyorum veya zannediyorum... inandıklarım benim putum değil, inandıklarım sadece... O da 'şu an inandıklarım'... Aksi ispatlandığında ikna olmayı erdem kabul ediyorum... Ülkemizin ve milletimizin sağlıklı geleceği için, büyük, hem de çok büyük bir muhasebeye ihtiyacımız var... Takıntılarımızı 'dâvâ', putlarımızı 'mutlak hakikat', makamlarımızı 'kızılelma' bellemeden... Bin yıldır bu topraklarda 'tutunma kavgası' veren ve bu kavgayı sürdürmeden ayakta kalması imkânız olan büyük Türk milleti adına... içte ve dışta zor günlerden geçerken tekrar edelim o duayı:
Allah devletimizi ve milletimizi korusun...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar