bugün
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları14
- canımın sucuklu tost çekmesi6
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları27
- japonyada 10 000 kürdün karakol basması19
- arkadaşlar kek yaptım6
- akrabalar ile görüşünce kavga çıkması7
- kumar bağımlılığı4
- kendi ağzına vermek4
- italyanca3
- 35 yaşında evlenmemiş erkek11
- kredi çekip hacca gitmek2
- sözlük kızlarının çorapları3
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması13
- dağa çıkıp devlet isteyen türk9
- gemini3
- incel5
- ioçk vs manifest9
- 15 temmuzda başta chp olsaydı6
- istanbul da yediemin otopark ve çekici ücretlerine2
- siktir olup gitmek2
- tanrı yok21
- gece hurdaya çıkmak3
- baklavanın yanında kola içmek2
- 4446
- dondurma kabından dolma yada sarma çıkmaması2
- arkdaşlar izne çıkıyorum2
- kıymayı dışardan alıp pidecide pide yaptırmak8
- chp nin iktidar olamaması3
- kaka falı bakabilen yazarlar3
- yüzde yüz şarjın yetmemesi4
- hurdaya kitap vermek6
- özgür özel'in tutuklanması8
- anın görüntüsü19
- her güne gözaltı ve tutuklama haberiyle uyanmak6
- ioçk hangi manifest üyesinin yerine geçsin4
- recep tayyip erdoğan7
- bir daha kimseye kitap vermem6
- sudekiray4
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması6
- hesabı gizli olan gizli gey dir2
- sabah nasıl uyanıyorsunuz16
- ota boka devşirme diyen hırto27
- atatürkçü sanatçı azlığı9
- ak parti3
- ateistlerin nursuz olması23
- marilyn manson kendi ağzına veriyormuş3
- bir abazanın günlüğü4
- zaten kırılmış bir ioçk sın3
- sınanmamışlığın kibri5
- true nickli namussuz yazar15
''Servet AVCI ONLAR ASLINDA KiMDi?''
Sahte iftira mektubuyla gözaltına alınan ülkücülerle ilgili yaptığı değerlendirmede Devlet Bey galiba haklıydı!.. Gerçekten ülkücülükle ilgili bir faaliyetinden dolayı gözaltına alınan yoktu!..
Meselâ beni futbol maçları için karaborsa bilet işine girdiğimden gözaltına aldılar!.. Bu arada gizli gizli maklube yapıp, örgütün diğer üyelerine yedirmeyeydim iyiydi!.. istanbul'da Zaman'a ve Samanyolu'na el konurken polisle göğüs göğüse gelen, o esnada kendilerini Conkbayırı'nda zannedip insan üstü bir direniş gösteren Genel Merkez yöneticileri ve mahallî yöneticiler çok sıkı ülkücüydüler zaten!.. O esnada gururla girmişlerdi fotoğraf karelerine, Nazlı Ilıcak'la, Hasan Cemal'le ve HDP'li Balüken'le birlikte!.. Paralel yapıya karşı ülkücülüklerinin ne de güzel gereğini yapmışlardı değil mi? Koca koca parti yöneticileri yanlış yapacak değillerdi ya!.. Televizyonlara çıkıp paralel yapı iddialarının nasıl da iktidar uydurması olduğunu, Gülen'in nasıl bir 'hizmet hareketi' olduğunu pek güzel savunuyorlardı!.. Olsun, hepsi çok iyi ülkücüydü!..
Gözaltına alınanlar farklıydı tabii... Meselâ Adnan islamoğulları, taşradan istanbul'a gelenlere yeni açılan Osman Gazi Köprüsü'nü peşin para ucuza satarken yakalandı... Gözü dönmüştü bir kere, yakalanmasaydı üçüncü köprüyü de kesinlikle satacaktı!.. 12 Eylül'den sonra kaçakken kullandığı Cemal Fedakar isminden işkillenmem lâzımdı aslında!..
Yavuz Selim Demirağ öyle kritpoydu, öyle kritptoydu ki, kendisi bile bilmiyordu!.. O dereceydi yani... Dün paralel yapıya imkânları altın tepside sunup bugün şikayetçi olanların aksine Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin ipliğini pazara çıkarırken bile gizli gündemi vardı!.. Şimdi televizyonlara çıkan Ergenekon mağduru askerlerin bile onu övmesine aldanmamak lâzımdı!..
Ramazan Akgün 12 Eylül'de çocuk yaşta askerî cezaevine düştüğü için hırs yapmıştı... Bir gün çıkacaktı ve hesap soracaktı... Yıllar sonra eline fırsat geçti... 15 Temmuz akşamının ilk saatlerinde kıstırdığı ilk tankın üzerine çıkmış, bozkurt işareti yapıyordu... Biz de darbecilere direniyor zannetmiştik!.. Meğer dümenmiş... O tankı sanayiye çektirip parçalatmış, parçaları da Halep civarında ucuza piyasaya sürmüş!..
Alper Aksoy'u o sabaha nezarette görünce anladım bu işlerin sonu yok diye... Keşke ülkücülükten devam etseymiş... Senin ne işin var sahte bal işiyle? Enselemiş getirmişler... Hâlâ direniyordu "Benim ballar ekmek çarpsın gerçek" diye... Orada bile, üstelik nezarethanedeki polislere 7 kilosu 100 liraya bal satmaya çalışıyordu!..
Ali Çolak ve Kerim Çoraklık da ülkücülükle ilgili faaliyetlerinden dolayı değil, Fatih'te kurdukları dolandırıcılık şirketi dolayısıyla sıkıntıya düşmüşlerdi!.. Güya hac ve umre organizasyonu yapıyorlardı ama esasında mümin kardeşlerimizi çarpıp ortadan kayboluyorlardı!.. Eh, gözaltıların Kaçakçılık ve Organize'de yapılması da işaretti!..
Şevket Apuhan, Kürşad Zorlu, Rubil Gökdemir, Tamer Kayaalp ve ibrahim Kambur, Dalton kardeşlerin Türkiye versiyonuydu... Kara para aklıyorlar, şehirleri parsel parsel satıyorlar ve posta arabalarını soyuyorlardı...
Turan Yaldır, yaklaşan kurban bayramını fırsat bilerek hayvan kaçaklığı yapmaktan, 70'ine merdiven dayamış Mehmet Saadettin Derebeyoğlu kredi kartı dolandırıcılığından gözaltına alındılar!..
***
Latife bir yana, her anlamda yeniden değerlendirme, gözden geçirme ve muhakeme gerektiren günlerden geçiyoruz... Ülküdaşlığın, dostluğun, kardeşliğin, kimlerle birlikte yol yürüme ihtiyacının, her şeyin ama her şeyin... Yanlış olabilir ama kesinlikle şahsî düşüncemdir: Birçok şey artık geride kaldı ve belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak... Tabumun olmadığını biliyorum veya zannediyorum... inandıklarım benim putum değil, inandıklarım sadece... O da 'şu an inandıklarım'... Aksi ispatlandığında ikna olmayı erdem kabul ediyorum... Ülkemizin ve milletimizin sağlıklı geleceği için, büyük, hem de çok büyük bir muhasebeye ihtiyacımız var... Takıntılarımızı 'dâvâ', putlarımızı 'mutlak hakikat', makamlarımızı 'kızılelma' bellemeden... Bin yıldır bu topraklarda 'tutunma kavgası' veren ve bu kavgayı sürdürmeden ayakta kalması imkânız olan büyük Türk milleti adına... içte ve dışta zor günlerden geçerken tekrar edelim o duayı:
Allah devletimizi ve milletimizi korusun...
Sahte iftira mektubuyla gözaltına alınan ülkücülerle ilgili yaptığı değerlendirmede Devlet Bey galiba haklıydı!.. Gerçekten ülkücülükle ilgili bir faaliyetinden dolayı gözaltına alınan yoktu!..
Meselâ beni futbol maçları için karaborsa bilet işine girdiğimden gözaltına aldılar!.. Bu arada gizli gizli maklube yapıp, örgütün diğer üyelerine yedirmeyeydim iyiydi!.. istanbul'da Zaman'a ve Samanyolu'na el konurken polisle göğüs göğüse gelen, o esnada kendilerini Conkbayırı'nda zannedip insan üstü bir direniş gösteren Genel Merkez yöneticileri ve mahallî yöneticiler çok sıkı ülkücüydüler zaten!.. O esnada gururla girmişlerdi fotoğraf karelerine, Nazlı Ilıcak'la, Hasan Cemal'le ve HDP'li Balüken'le birlikte!.. Paralel yapıya karşı ülkücülüklerinin ne de güzel gereğini yapmışlardı değil mi? Koca koca parti yöneticileri yanlış yapacak değillerdi ya!.. Televizyonlara çıkıp paralel yapı iddialarının nasıl da iktidar uydurması olduğunu, Gülen'in nasıl bir 'hizmet hareketi' olduğunu pek güzel savunuyorlardı!.. Olsun, hepsi çok iyi ülkücüydü!..
Gözaltına alınanlar farklıydı tabii... Meselâ Adnan islamoğulları, taşradan istanbul'a gelenlere yeni açılan Osman Gazi Köprüsü'nü peşin para ucuza satarken yakalandı... Gözü dönmüştü bir kere, yakalanmasaydı üçüncü köprüyü de kesinlikle satacaktı!.. 12 Eylül'den sonra kaçakken kullandığı Cemal Fedakar isminden işkillenmem lâzımdı aslında!..
Yavuz Selim Demirağ öyle kritpoydu, öyle kritptoydu ki, kendisi bile bilmiyordu!.. O dereceydi yani... Dün paralel yapıya imkânları altın tepside sunup bugün şikayetçi olanların aksine Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin ipliğini pazara çıkarırken bile gizli gündemi vardı!.. Şimdi televizyonlara çıkan Ergenekon mağduru askerlerin bile onu övmesine aldanmamak lâzımdı!..
Ramazan Akgün 12 Eylül'de çocuk yaşta askerî cezaevine düştüğü için hırs yapmıştı... Bir gün çıkacaktı ve hesap soracaktı... Yıllar sonra eline fırsat geçti... 15 Temmuz akşamının ilk saatlerinde kıstırdığı ilk tankın üzerine çıkmış, bozkurt işareti yapıyordu... Biz de darbecilere direniyor zannetmiştik!.. Meğer dümenmiş... O tankı sanayiye çektirip parçalatmış, parçaları da Halep civarında ucuza piyasaya sürmüş!..
Alper Aksoy'u o sabaha nezarette görünce anladım bu işlerin sonu yok diye... Keşke ülkücülükten devam etseymiş... Senin ne işin var sahte bal işiyle? Enselemiş getirmişler... Hâlâ direniyordu "Benim ballar ekmek çarpsın gerçek" diye... Orada bile, üstelik nezarethanedeki polislere 7 kilosu 100 liraya bal satmaya çalışıyordu!..
Ali Çolak ve Kerim Çoraklık da ülkücülükle ilgili faaliyetlerinden dolayı değil, Fatih'te kurdukları dolandırıcılık şirketi dolayısıyla sıkıntıya düşmüşlerdi!.. Güya hac ve umre organizasyonu yapıyorlardı ama esasında mümin kardeşlerimizi çarpıp ortadan kayboluyorlardı!.. Eh, gözaltıların Kaçakçılık ve Organize'de yapılması da işaretti!..
Şevket Apuhan, Kürşad Zorlu, Rubil Gökdemir, Tamer Kayaalp ve ibrahim Kambur, Dalton kardeşlerin Türkiye versiyonuydu... Kara para aklıyorlar, şehirleri parsel parsel satıyorlar ve posta arabalarını soyuyorlardı...
Turan Yaldır, yaklaşan kurban bayramını fırsat bilerek hayvan kaçaklığı yapmaktan, 70'ine merdiven dayamış Mehmet Saadettin Derebeyoğlu kredi kartı dolandırıcılığından gözaltına alındılar!..
***
Latife bir yana, her anlamda yeniden değerlendirme, gözden geçirme ve muhakeme gerektiren günlerden geçiyoruz... Ülküdaşlığın, dostluğun, kardeşliğin, kimlerle birlikte yol yürüme ihtiyacının, her şeyin ama her şeyin... Yanlış olabilir ama kesinlikle şahsî düşüncemdir: Birçok şey artık geride kaldı ve belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak... Tabumun olmadığını biliyorum veya zannediyorum... inandıklarım benim putum değil, inandıklarım sadece... O da 'şu an inandıklarım'... Aksi ispatlandığında ikna olmayı erdem kabul ediyorum... Ülkemizin ve milletimizin sağlıklı geleceği için, büyük, hem de çok büyük bir muhasebeye ihtiyacımız var... Takıntılarımızı 'dâvâ', putlarımızı 'mutlak hakikat', makamlarımızı 'kızılelma' bellemeden... Bin yıldır bu topraklarda 'tutunma kavgası' veren ve bu kavgayı sürdürmeden ayakta kalması imkânız olan büyük Türk milleti adına... içte ve dışta zor günlerden geçerken tekrar edelim o duayı:
Allah devletimizi ve milletimizi korusun...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar