bugün
- timsah5
- zebra4
- habire1275
- kaplan7
- kartal6
- fil8
- habire12 adamdır37
- izmirli kızların verici olması34
- aslan8
- mutsuzluğun en büyük nedeni14
- sssilvermist22
- ben geldim naneler13
- claudian clouds kadındır12
- zorunlu eğitim2
- cilgincapkin13
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- insan kaynakları3
- iş bulamamak3
- anın görüntüsü18
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- deccal'in sozluge gelmesi10
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek3
- messi'yi savunan adamla ahbaplık etmem5
- tas kafa traşlı hırt sorunu3
- yazarların almak istediği hediyeler4
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- kafa dağıtmalık şarkı önerileri5
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- otosan p1002
- spaghetto2
- ben senin yerinde olsam5
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası19
- nickten isim tahmini yapmak25
- sözlükteki kavganın amacı5
- türkiye den ispanya'ya yangın uçağı desteği3
- bir ay çaylak olmak4
- küs insanları barıştırmak3
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- arap gel oğlum5
- yorgun mermi13
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- japon denince akla gelenler2
- yarası olan gocudur5
- suca suruklenen cocuk7
- temmuz6
- burhaniye6
- gece sokağa çıkıp auuuu diye bağırmak3
Tarikatlerin anlattığı uçan, kaçan, mitolojik efsaneleri olan hayali Muhammed peygamber mi?
Yoksa
Kuranın anlattığı "insan" peygambermi?
işte kuranın anlattığı gerçek olan ‘tarikat-i muhammediye’
bizim bir mürşidimiz var. ama bizim mürşidimiz -diğer mürşidler gibi- olağanüstü özelliklere sahip değil. tıpkı bizim gibi bir beşer (18/110,25/). bizim gibi yemek yer, bizim gibi çarşı pazar dolaşır (25/7). gaybı bilmez (6/50). insanların kalbini okuyamaz (9/101, 63/4). ahirette bize torpil yapamaz. bizi azap meleklerinin elinden kurtaramaz (7/188,72/21-23). hatta ahirette bize ve kendisine ne yapılacağını bile bilmez. (46/9). ölülere işittiremez, kabirdekilerle sohbet edemez (30/92,35/22). eceli gelince ölümünü erteleyemez (39/30). yani azraili geri gönderemez. kimseyi çarpamaz (72/21). allah’ın dilemesi dışında bize de kendisine de bir fayda sağlayamaz (7/188). değil bize geleni, kendisine gelen zararı bile savamaz.(72/21). havada uçamaz, denizde yürüyemez, aynı anda birkaç yerde görünemez, ölüleri diriltemez. bizim mürşidimizin böyle mucizeleri-kerametleri yoktur (17/59,29/50-51).
silsilesi, isa, musa, ibrahim as gibi nebilerden adem as’a kadar uzanır ama allah’tan başka -gavs, kutub vs gibi- sığınacağı kimsesi yoktur (72/22). darda kalınca da normalde de yalnızca allahtan yardım ister (1/3,72/20). çünkü başka yardım isteyecek kimsesi yoktur.
üstelik -diğer mürşidler gibi- günahsız! değildir. öyle yada böyle bazı günahları olmuş ve bunlar için allah’tan af dilenmiştir ( 40/55,47/19). bu günahlarının affedilmesi için -araya koyabileceği- kimsesi de yoktur. bu yüzden direkt ve yalnızca allah’tan af dilenmiştir (41/6).
yani bizim mürşidimiz diğerleri gibi değil. oldukça mütevazidir (25/63). bize efendilik taslamaz. o, bizim sıkıntıya düşmemizi istemez. bize karşı çok merhametli ve yumuşak huyludur (3/159,9/128). her sorunumuzu o’na götürebiliriz. erkek veya kadın dileyen herkes o’nunla görüşebilir. ve hatta tartışabilir bile (58/1,12). o, -allah’ın hüküm koymadığı hususlarda- arkadaşlarıyla istişare eder ve de çoğunluğun kararına uyar (3/159). yani ‘benim dediğimi yapmak zorundasınız’ demez. o’nun ‘ğassalin önündeki meyyit gibi ona teslim olacaksınız’ diye telkinlerde bulunan müritleri de yoktur. konuşmaları kapalı ve gizemli değildir. herkesin anlayabileceği şekilde ve apaçıktır (29/50,67/26).
arkadaşlarını evinde ağırlar (33/53). onlara ikramda bulunur. rahatsız olduğu halde, ikramdan sonra koyu sohbete dalarak gereğinden fazla kalan arkadaşlarını ikaz edemeyecek kadar naiftir. misafirlerine ‘efendi hazretleri artık istirahate çekilecek, buyurun’ diyerek kapıyı gösterecek ‘adamları’ da yoktur. dolayısıyla bizler de bu olanları –o akşam mübarek evlerinde şöyle şöyle haller zuhur etti diyerek anlatan müritlerinden değil- allah’tan öğreniriz (33/53).
işte bizim mürşidimiz böyle bir beşerdir. o’nun türlü türlü mucizeleri yoktur (17/53,29/50). ama o’nun öyle bir kitabı vardır ki, o kitabı onu alemlere rahmet yapmıştır (21/107). kuran o’nun yegane ve en büyük mucizesidir (29/50,51;17/59), mürşidimiz muhammed as’ da bu kuranı bize getiren elçidir; allah’ın kulu (17/1,25/1) ve nebi-resul muhammed (23/40).
o, kuranı allahtan alıp bize tebliğ edendir (5/92,24/54). bizi kuran ile uyaran (6/19), kuran ile hüküm veren (4/105), aramızdaki ihtilafları kuran ile çözen (16/64) ve insanlığı kuran ile karanlıklardan aydınlığa çıkarandır (14/2).
o, -başka bir şeye değil- yalnızca kurana uydu (6/50,7/203). çünkü o, kurandan başka bir kitap bilmiyordu (42/52). o’nun bütün bilgi (ders) kaynağı kurandı (6/105). o, bize öğrettiği her şeyi kuran ile öğretti (2/151). bize ders/vird/zikir olarak sadece kuranı öğütledi. çünkü kendisi için de bizim için de yegane öğüt/zikir –ahirette hepimizin hesaba çekileceği tek kitap olan- kurandı;
sen, sana vahyedilen (kur’an’a) sımsıkı sarıl. çünkü sen doğru yol (sırat-ı müstakim) üzerindesin. ve şüphesiz ki o (sana vahyedilen kur'an) hem senin için hem de kavmin için bir öğüttür. ve hepiniz ileride ondan sorumlu tutulacaksınız (zuhruf 43,44).
işte rabbimizin ‘sırat-ı mustakim’ dediği ‘tarikat-ı muhammediye’ budur...
(bkz: zeki bayraktar ın kaleminden)
Yoksa
Kuranın anlattığı "insan" peygambermi?
işte kuranın anlattığı gerçek olan ‘tarikat-i muhammediye’
bizim bir mürşidimiz var. ama bizim mürşidimiz -diğer mürşidler gibi- olağanüstü özelliklere sahip değil. tıpkı bizim gibi bir beşer (18/110,25/). bizim gibi yemek yer, bizim gibi çarşı pazar dolaşır (25/7). gaybı bilmez (6/50). insanların kalbini okuyamaz (9/101, 63/4). ahirette bize torpil yapamaz. bizi azap meleklerinin elinden kurtaramaz (7/188,72/21-23). hatta ahirette bize ve kendisine ne yapılacağını bile bilmez. (46/9). ölülere işittiremez, kabirdekilerle sohbet edemez (30/92,35/22). eceli gelince ölümünü erteleyemez (39/30). yani azraili geri gönderemez. kimseyi çarpamaz (72/21). allah’ın dilemesi dışında bize de kendisine de bir fayda sağlayamaz (7/188). değil bize geleni, kendisine gelen zararı bile savamaz.(72/21). havada uçamaz, denizde yürüyemez, aynı anda birkaç yerde görünemez, ölüleri diriltemez. bizim mürşidimizin böyle mucizeleri-kerametleri yoktur (17/59,29/50-51).
silsilesi, isa, musa, ibrahim as gibi nebilerden adem as’a kadar uzanır ama allah’tan başka -gavs, kutub vs gibi- sığınacağı kimsesi yoktur (72/22). darda kalınca da normalde de yalnızca allahtan yardım ister (1/3,72/20). çünkü başka yardım isteyecek kimsesi yoktur.
üstelik -diğer mürşidler gibi- günahsız! değildir. öyle yada böyle bazı günahları olmuş ve bunlar için allah’tan af dilenmiştir ( 40/55,47/19). bu günahlarının affedilmesi için -araya koyabileceği- kimsesi de yoktur. bu yüzden direkt ve yalnızca allah’tan af dilenmiştir (41/6).
yani bizim mürşidimiz diğerleri gibi değil. oldukça mütevazidir (25/63). bize efendilik taslamaz. o, bizim sıkıntıya düşmemizi istemez. bize karşı çok merhametli ve yumuşak huyludur (3/159,9/128). her sorunumuzu o’na götürebiliriz. erkek veya kadın dileyen herkes o’nunla görüşebilir. ve hatta tartışabilir bile (58/1,12). o, -allah’ın hüküm koymadığı hususlarda- arkadaşlarıyla istişare eder ve de çoğunluğun kararına uyar (3/159). yani ‘benim dediğimi yapmak zorundasınız’ demez. o’nun ‘ğassalin önündeki meyyit gibi ona teslim olacaksınız’ diye telkinlerde bulunan müritleri de yoktur. konuşmaları kapalı ve gizemli değildir. herkesin anlayabileceği şekilde ve apaçıktır (29/50,67/26).
arkadaşlarını evinde ağırlar (33/53). onlara ikramda bulunur. rahatsız olduğu halde, ikramdan sonra koyu sohbete dalarak gereğinden fazla kalan arkadaşlarını ikaz edemeyecek kadar naiftir. misafirlerine ‘efendi hazretleri artık istirahate çekilecek, buyurun’ diyerek kapıyı gösterecek ‘adamları’ da yoktur. dolayısıyla bizler de bu olanları –o akşam mübarek evlerinde şöyle şöyle haller zuhur etti diyerek anlatan müritlerinden değil- allah’tan öğreniriz (33/53).
işte bizim mürşidimiz böyle bir beşerdir. o’nun türlü türlü mucizeleri yoktur (17/53,29/50). ama o’nun öyle bir kitabı vardır ki, o kitabı onu alemlere rahmet yapmıştır (21/107). kuran o’nun yegane ve en büyük mucizesidir (29/50,51;17/59), mürşidimiz muhammed as’ da bu kuranı bize getiren elçidir; allah’ın kulu (17/1,25/1) ve nebi-resul muhammed (23/40).
o, kuranı allahtan alıp bize tebliğ edendir (5/92,24/54). bizi kuran ile uyaran (6/19), kuran ile hüküm veren (4/105), aramızdaki ihtilafları kuran ile çözen (16/64) ve insanlığı kuran ile karanlıklardan aydınlığa çıkarandır (14/2).
o, -başka bir şeye değil- yalnızca kurana uydu (6/50,7/203). çünkü o, kurandan başka bir kitap bilmiyordu (42/52). o’nun bütün bilgi (ders) kaynağı kurandı (6/105). o, bize öğrettiği her şeyi kuran ile öğretti (2/151). bize ders/vird/zikir olarak sadece kuranı öğütledi. çünkü kendisi için de bizim için de yegane öğüt/zikir –ahirette hepimizin hesaba çekileceği tek kitap olan- kurandı;
sen, sana vahyedilen (kur’an’a) sımsıkı sarıl. çünkü sen doğru yol (sırat-ı müstakim) üzerindesin. ve şüphesiz ki o (sana vahyedilen kur'an) hem senin için hem de kavmin için bir öğüttür. ve hepiniz ileride ondan sorumlu tutulacaksınız (zuhruf 43,44).
işte rabbimizin ‘sırat-ı mustakim’ dediği ‘tarikat-ı muhammediye’ budur...
(bkz: zeki bayraktar ın kaleminden)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar