bugün
- velvet22
- kemalist dünya19
- sözlük yazarlarının kombinleri10
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı29
- nato zirvesini takip izni verilmeyen türk medyası7
- erkeklerin her işi tek elle yapabilmesi10
- allah9
- birader yazar olmak13
- dilovası katliamı konuşulurken akp'lilerin gülmesi6
- canımın sürekli hamburger çekmesi5
- bakir erkek istiyoruz kampanyası4
- kadir mısıroğlu'nun soyu18
- aile evinde yaşamak7
- üniversitelerin gereksiz olması9
- galatasaray lobisi9
- türkiyede açık hava genelevi gibi6
- cemevinde hain kemal sloganları8
- evlenene kadar sadece anal yapan kız3
- 2026 dünya kupası24
- cik cik vs bik bik3
- futbol19
- ayağımla nah çekebilme yeteneğim3
- amerika birleşik devletleri7
- türkiye9
- do do do do do do do do do do do do do do do3
- seri gizli artı oy veren melek3
- egay sucukcu birader2
- sigmund freud'un koltuğu4
- 26 haziran 20264
- millileri eleştiren kemalistlerin sus pus olması6
- macron sabah koşusu yapacak diye park kapatmak6
- 85 milyon kişi uludağ sözlük'ü okuyor14
- devletin her şeye karışması3
- ona bir şey söyle9
- karınızın adını asfalta yazar mısınız2
- arda güler4
- biraderilli del biraderiye2
- araplar puta taparken türkler tek tanrıya inanırdı8
- kemalistler9
- lahmacunu elle yiyen kız20
- atilla olgaç2
- sözlüğü bırakmak istemek3
- arda güler'in 24 yıl sonra dünya kupası golü4
- aylık 312 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- fakirin sevmesi hak mıdır13
- okulların kapanması3
- her haltı atatürkçü olanlar yiyor13
- nilsu berfin aktaş3
- demet evgar10
- 25 haziran 2026 ekvador almanya maçı3
24 yaşındayken 30 lu yaşlarda escort bi kadınla tanıştım. arkadaşın biriyle karanlık loş bir otel altındaki barda içiyorduk. karşımızda küçük bir pist vardı. her zamanki gibi pistin çevresinde bir sürü kadın hafif müzik eşliğinde dans ederek seksi görünmeye çalışıyor ve ışıl ışıl parlayan disco topu altında kendine müşteri arıyordu. hepsi bakımlı, gayet şık, manken gibi kızlardı. zaten o otel de zenginlere hitap eden nezih bir yerdi.
spor giyinmiştim o gün. gece 3 gibiydi saat. üstümde spor bir ceket, içimde siyah badi tişört ve taşlanmış kot vardı. sigara paketinin köşesinden tutup masada çevirip duruyor, arkadaşımla sohbet ediyordum. sohbet ederken de hemen bar koltuğunda oturan mavi elbiseli benden biraz olgun kadın dikkatimi çekti. o karanlık mekanda sigarayı öyle bir içine çekiyordu ki, sigaranın közü yıldız gibiydi adeta. kara bir delik gibi tüm yıldızları içine çeke çeke yok ediyordu sanki. masumdu. yüzü o kadar masumdu ki, annesi ve komşularıyla beraber evin bahçesine toplanıp gözleme yapan köylü kızları gibi masum bir güzelliği vardı. saçını kulak arkasına atması ve atarken yine gökten bir yıldızı içine çekmesi iyiden iyiye beni benden aldı.
sigarasını kül tablasına koydu ve içki kadehini alıp şöyle bir mekanı süzdü. süzdü ve hızlıca fondip yaparak kadehi yerine koydu. arkadaşım konuşuyordu ama gözüm kadındaydı. tabureye otururken açıkta kalan bacakları bile ilgimi çekmiyordu. zaten yüzündeki o masumiyet varken, fiziğin hiç de bir önemi olamazdı. barmen boş kadehini tazelemeden arkadaşa dönüp müsade isteyerek kadının yanına gittim.
'' merhaba izin verirseniz bir kadeh de ben ısmarlamak isterim '' dedim. teşekkür ederim buyrun dedi oturdum yanına.
ilk söylediği cümle ''200 lirayım'' oldu. 200 lirayım ben.
gözünün içine bakakaldım. hiçbir şey diyemedim. gözümü gözünden kaçırmaktan başka hiçbir şey yapamadım.
tanrım, o kadar masumdu ki, bunun bu işi yapıyor oluşu, kedinin köpek kovalaması gibi bir şeydi.
aslında mekanın en güzel kadını değildi, hatta ondan daha güzel sayılabilecek onlarca kişi vardı. zaten o kişilerin yanında da bir sürü canti adamlar vardı ama işte o masumiyet.
o masumiyet hiç birinde yoktu.
adım alina dedi. gel son müşterim ol. sen iyi çocuk. sana oral için ekstra para yok. hepsi 200 dedi. ben 200 lirayım.
zaten arkadaşla beraber kız ayarlayıp sabahlamak için o mekana gitmiştik. tuttum elini. peki gel alina dedim. arkadaşa da el işareti yapıp '' ben yukarıya çıkıyorum, sen de bul birini '' deyip alina ile beraber resepsiyona kimliklerimizi verip bi oda anahtarı aldık. kat görevlisiyle beraber çıktık kata. girdik odaya.
nerelisin alina dedim. oturdu yatağa moldova dedi.
ceketimi çıkartıp sandalyenin üstüne koydum. güzel isim dedim. teşkür ederim senin ad ne dedi. adımı söylerken saati de çıkarıp komidinin üzerine koydum.
'' ben saati çalarım diye korkmuyor sen '' dedi.
'' bu masumiyetteki güzel bir kadın böyle çirkin şey yapamaz '' dedim. tekrar güldü. oturduğu yerden elbisesini çıkarıp'' ama bak şimdi neler olacak '' dedi. ben de yanına oturup gözlerine baktım. o kadar güzel bir kadındı ki, elimi kaldırıp yüzünü sevesim geldi, çenesini tutup öpecekken '' ağğğğ önce duj '' dedi.
güldüm.
banyoya gidip güzel bir duş aldıktan sonra havluyu belime dolayıp çıktım. sonra o da girdi. yatakta havluyla beraber oturmuş öylece onun çıkması bekliyordum. o kadar seksi bir güzelliği vardı ki inanılmaz tahrik olmuş vaziyette bekliyordum. çıktı banyodan. saçlarını yıkamamış ama omzunda halen su damlacıkları var. pıtı pıtı terlikle koşarak yanıma oturdu. üstümüzde havlu duruyor ve genç aşıklar gibi gözlerime bakıyor. dudağını ısırdı ve yavaş yavaş yaklaşıp öptü. sonra kafasını geri çekip hadiii deyip güldü.
tebessüm ettim. kafamı öne eğip anlamadığım bir utanma duygusu geldi. o da hafiften kafasını eğip aşağıdan bana doğru bakıp göz kırptı. sen utanıyor dedi. tekrar dudağını ısırdı ve elini havlunun içine sokup baldırımı okşadı. gözü halen gözümdeydi, dayanamadım ve saçından tutup öpmeye başladım. öperken elini yavaş yavaş yukarıya kaldırıp penisimi kavradı. ufffff yaptı, dudağımdan kurutulup aşağıya bakarak havluyu söküp attı.
çıplaktık artık, okşaya okşaya tenimizi keşfediyorduk. bembeyaz çarşafın üstünde taze gelin gibi duruyordu. sadece içi değil her yeri sıcaktı. hayatımın en ateşli, en sıradışı, en tutkulu sevişmesini yaşıyordum. gırtlağımı sıka sıka üstüme oturuyor, içindeyken çenemden tutup dudaklarımı öpüyordu.
bu tür kadınları öpüşmez diye bilirdim, resmen canıma okuyordu. alkolün de verdiği etkiyle uzun süre seviştik. sonra iş bitince duş alıp tekrar yattık.
yaktık sigara ve iki sevgili gibi sohbete başladık;
- inanılmazsın alina.
+ ihihi teşkür deli, ben de burada sabahlayabilir miyim? 7 gibi giderim söz.
- ne demek? tabii ki. kalacak yerin yok mu yoksa?
+ boş ver. sorma.
- kimin kimsen yok mu hakket?
+ yok. sadece ben gibi 2 arkadaş var .
- peki, merak ettim alina. herkesle böyle mi sevişirsin?
+ evet herkese aynı. zaten ben temiz olanla yaparim.
- sanırım çocuğun da var, boşandın mı? yoksa kaçtın mı moldova'dan.
+ sen nerden anladı bunu.
- karnında sezeryan izi var.
+ hımm evet, boşandı ben. koca istemedi. kovdu beni.
- sebep?
+ sebep kötü seks. ben var çok kötü sevişiyormuşum. sürekli aşağıladi beni. aldatti başka kadınlarla. hem de bizim yatağımızda.
- sen mi kötü sevişiyorsun?
+evet, yeni evliyken bir şey bilmiyordu ben. o başka kadinla evlendi, sonra 2 sene geçti. alina fahişe oldu. birgün özledi beni eve geldi. ona unutamayacağı bir gece yaşattım.
- fahişe olduğunu biliyor muydu peki?
+ hayır bilmiyorudu. köpek ettim, tekrar evlenelim diye yalvardı. o kadini da boşadı ve beni tehdit etmeye başladi. evlen diyorudu hep. ben de kaçti türkiyeye.
- seviyor muydun onu?
+ ben ona halen aşığım.
sigarasını yine gökten yıldızları koparır gibi içine çeke çeke derdini anlatıyordu. o konuştukça ne hayatlar var diye tavanı süzüyordum. 5 yaşında da bir kızı varmış. kızına da bir arkadaşı bakıyormuş ve bugün onun doğum günüymüş. o bar taburesinde efkarlı efkarlı oturuşunun sebebi de oymuş. ağladı alina. sigarayı kül tablasında söndürüp kafasını göğsüme yasladı. 2 sene oldu görmeyeli dedi. ama gidecem yanına, hep kızımın yanında olacam, kızım annesi gibi olmayacak dedi. ben de sigarayı söndürüp saçını okşadım, yanağını sevip '' evlen o zaman alina, tekrar bi yuva olun, affet adamı '' dedim.
sen beni anlamıyor, hayırr dedi. bağırdı. ağlaya ağlaya kırılan gururundan dem vurdu. bu yaşam tarzım bile onun yaptiğindan daha gururlu dedi. hem ben bu işi kızım için de yapıyoru dedi. ben ona deli gibi aşıkken o beni sokağa attı, o sadece pişman olacak, o hep pişman kalacak dedi. gözünden akan yaşla yüzüme baktı alina. baş parmağımla göz yaşını silip '' umarım bundan sonra her şey senin için güzel olur alina '' dedim. çenemi tuttu ve dudağıma yapıştı. bi kere daha istiyor sen, bu benden olsun para yok deyip öpmeye devam ediyordu. nefesim nefesinde titriyordu.
elimi yanağından tutup gözlerine baktım, hafifçe kafasını göğsüme bastırıp '' hayır istemiyorum sadece sarıl bana alina '' dedim. aşka ve sevgiye susamış kadın gibi sıkı sıkı sarıldı alina. sarıldı ve göğsümde parmağını gezdire gezdire anlattı anlattı sızdı. mayıştı ve uyudu.
sabah uyandığımda yoktu. komidinin üzerine baktığımda saatim de oradaydı. iyi kalpli kadındı. kocasına halen aşıktı. işte o 1 ten onu 1000 tene attı ama o 1 teni ömrü boyu unutmadı.
böyle kadınlar işte çok var hayatta ve bunlardan biri de alina.
adı alina.
spor giyinmiştim o gün. gece 3 gibiydi saat. üstümde spor bir ceket, içimde siyah badi tişört ve taşlanmış kot vardı. sigara paketinin köşesinden tutup masada çevirip duruyor, arkadaşımla sohbet ediyordum. sohbet ederken de hemen bar koltuğunda oturan mavi elbiseli benden biraz olgun kadın dikkatimi çekti. o karanlık mekanda sigarayı öyle bir içine çekiyordu ki, sigaranın közü yıldız gibiydi adeta. kara bir delik gibi tüm yıldızları içine çeke çeke yok ediyordu sanki. masumdu. yüzü o kadar masumdu ki, annesi ve komşularıyla beraber evin bahçesine toplanıp gözleme yapan köylü kızları gibi masum bir güzelliği vardı. saçını kulak arkasına atması ve atarken yine gökten bir yıldızı içine çekmesi iyiden iyiye beni benden aldı.
sigarasını kül tablasına koydu ve içki kadehini alıp şöyle bir mekanı süzdü. süzdü ve hızlıca fondip yaparak kadehi yerine koydu. arkadaşım konuşuyordu ama gözüm kadındaydı. tabureye otururken açıkta kalan bacakları bile ilgimi çekmiyordu. zaten yüzündeki o masumiyet varken, fiziğin hiç de bir önemi olamazdı. barmen boş kadehini tazelemeden arkadaşa dönüp müsade isteyerek kadının yanına gittim.
'' merhaba izin verirseniz bir kadeh de ben ısmarlamak isterim '' dedim. teşekkür ederim buyrun dedi oturdum yanına.
ilk söylediği cümle ''200 lirayım'' oldu. 200 lirayım ben.
gözünün içine bakakaldım. hiçbir şey diyemedim. gözümü gözünden kaçırmaktan başka hiçbir şey yapamadım.
tanrım, o kadar masumdu ki, bunun bu işi yapıyor oluşu, kedinin köpek kovalaması gibi bir şeydi.
aslında mekanın en güzel kadını değildi, hatta ondan daha güzel sayılabilecek onlarca kişi vardı. zaten o kişilerin yanında da bir sürü canti adamlar vardı ama işte o masumiyet.
o masumiyet hiç birinde yoktu.
adım alina dedi. gel son müşterim ol. sen iyi çocuk. sana oral için ekstra para yok. hepsi 200 dedi. ben 200 lirayım.
zaten arkadaşla beraber kız ayarlayıp sabahlamak için o mekana gitmiştik. tuttum elini. peki gel alina dedim. arkadaşa da el işareti yapıp '' ben yukarıya çıkıyorum, sen de bul birini '' deyip alina ile beraber resepsiyona kimliklerimizi verip bi oda anahtarı aldık. kat görevlisiyle beraber çıktık kata. girdik odaya.
nerelisin alina dedim. oturdu yatağa moldova dedi.
ceketimi çıkartıp sandalyenin üstüne koydum. güzel isim dedim. teşkür ederim senin ad ne dedi. adımı söylerken saati de çıkarıp komidinin üzerine koydum.
'' ben saati çalarım diye korkmuyor sen '' dedi.
'' bu masumiyetteki güzel bir kadın böyle çirkin şey yapamaz '' dedim. tekrar güldü. oturduğu yerden elbisesini çıkarıp'' ama bak şimdi neler olacak '' dedi. ben de yanına oturup gözlerine baktım. o kadar güzel bir kadındı ki, elimi kaldırıp yüzünü sevesim geldi, çenesini tutup öpecekken '' ağğğğ önce duj '' dedi.
güldüm.
banyoya gidip güzel bir duş aldıktan sonra havluyu belime dolayıp çıktım. sonra o da girdi. yatakta havluyla beraber oturmuş öylece onun çıkması bekliyordum. o kadar seksi bir güzelliği vardı ki inanılmaz tahrik olmuş vaziyette bekliyordum. çıktı banyodan. saçlarını yıkamamış ama omzunda halen su damlacıkları var. pıtı pıtı terlikle koşarak yanıma oturdu. üstümüzde havlu duruyor ve genç aşıklar gibi gözlerime bakıyor. dudağını ısırdı ve yavaş yavaş yaklaşıp öptü. sonra kafasını geri çekip hadiii deyip güldü.
tebessüm ettim. kafamı öne eğip anlamadığım bir utanma duygusu geldi. o da hafiften kafasını eğip aşağıdan bana doğru bakıp göz kırptı. sen utanıyor dedi. tekrar dudağını ısırdı ve elini havlunun içine sokup baldırımı okşadı. gözü halen gözümdeydi, dayanamadım ve saçından tutup öpmeye başladım. öperken elini yavaş yavaş yukarıya kaldırıp penisimi kavradı. ufffff yaptı, dudağımdan kurutulup aşağıya bakarak havluyu söküp attı.
çıplaktık artık, okşaya okşaya tenimizi keşfediyorduk. bembeyaz çarşafın üstünde taze gelin gibi duruyordu. sadece içi değil her yeri sıcaktı. hayatımın en ateşli, en sıradışı, en tutkulu sevişmesini yaşıyordum. gırtlağımı sıka sıka üstüme oturuyor, içindeyken çenemden tutup dudaklarımı öpüyordu.
bu tür kadınları öpüşmez diye bilirdim, resmen canıma okuyordu. alkolün de verdiği etkiyle uzun süre seviştik. sonra iş bitince duş alıp tekrar yattık.
yaktık sigara ve iki sevgili gibi sohbete başladık;
- inanılmazsın alina.
+ ihihi teşkür deli, ben de burada sabahlayabilir miyim? 7 gibi giderim söz.
- ne demek? tabii ki. kalacak yerin yok mu yoksa?
+ boş ver. sorma.
- kimin kimsen yok mu hakket?
+ yok. sadece ben gibi 2 arkadaş var .
- peki, merak ettim alina. herkesle böyle mi sevişirsin?
+ evet herkese aynı. zaten ben temiz olanla yaparim.
- sanırım çocuğun da var, boşandın mı? yoksa kaçtın mı moldova'dan.
+ sen nerden anladı bunu.
- karnında sezeryan izi var.
+ hımm evet, boşandı ben. koca istemedi. kovdu beni.
- sebep?
+ sebep kötü seks. ben var çok kötü sevişiyormuşum. sürekli aşağıladi beni. aldatti başka kadınlarla. hem de bizim yatağımızda.
- sen mi kötü sevişiyorsun?
+evet, yeni evliyken bir şey bilmiyordu ben. o başka kadinla evlendi, sonra 2 sene geçti. alina fahişe oldu. birgün özledi beni eve geldi. ona unutamayacağı bir gece yaşattım.
- fahişe olduğunu biliyor muydu peki?
+ hayır bilmiyorudu. köpek ettim, tekrar evlenelim diye yalvardı. o kadini da boşadı ve beni tehdit etmeye başladi. evlen diyorudu hep. ben de kaçti türkiyeye.
- seviyor muydun onu?
+ ben ona halen aşığım.
sigarasını yine gökten yıldızları koparır gibi içine çeke çeke derdini anlatıyordu. o konuştukça ne hayatlar var diye tavanı süzüyordum. 5 yaşında da bir kızı varmış. kızına da bir arkadaşı bakıyormuş ve bugün onun doğum günüymüş. o bar taburesinde efkarlı efkarlı oturuşunun sebebi de oymuş. ağladı alina. sigarayı kül tablasında söndürüp kafasını göğsüme yasladı. 2 sene oldu görmeyeli dedi. ama gidecem yanına, hep kızımın yanında olacam, kızım annesi gibi olmayacak dedi. ben de sigarayı söndürüp saçını okşadım, yanağını sevip '' evlen o zaman alina, tekrar bi yuva olun, affet adamı '' dedim.
sen beni anlamıyor, hayırr dedi. bağırdı. ağlaya ağlaya kırılan gururundan dem vurdu. bu yaşam tarzım bile onun yaptiğindan daha gururlu dedi. hem ben bu işi kızım için de yapıyoru dedi. ben ona deli gibi aşıkken o beni sokağa attı, o sadece pişman olacak, o hep pişman kalacak dedi. gözünden akan yaşla yüzüme baktı alina. baş parmağımla göz yaşını silip '' umarım bundan sonra her şey senin için güzel olur alina '' dedim. çenemi tuttu ve dudağıma yapıştı. bi kere daha istiyor sen, bu benden olsun para yok deyip öpmeye devam ediyordu. nefesim nefesinde titriyordu.
elimi yanağından tutup gözlerine baktım, hafifçe kafasını göğsüme bastırıp '' hayır istemiyorum sadece sarıl bana alina '' dedim. aşka ve sevgiye susamış kadın gibi sıkı sıkı sarıldı alina. sarıldı ve göğsümde parmağını gezdire gezdire anlattı anlattı sızdı. mayıştı ve uyudu.
sabah uyandığımda yoktu. komidinin üzerine baktığımda saatim de oradaydı. iyi kalpli kadındı. kocasına halen aşıktı. işte o 1 ten onu 1000 tene attı ama o 1 teni ömrü boyu unutmadı.
böyle kadınlar işte çok var hayatta ve bunlardan biri de alina.
adı alina.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar