bugün
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi18
- damarsız tüysüz manisa yaprağı6
- sırrı süreyya önder28
- abdullah öcalan orospu çocuğudur17
- göğüs kıllarım çıkmıyor15
- az veren candan cok veren maldan5
- sözlükteki linç tayfa6
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı7
- sözlükteki linç kültürü12
- herkesin kendini zeki sanması4
- arap eli öpmek dudak karartmaz3
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları4
- silver ile evlenecek erkek53
- komşunu kendin gibi sev düşmanını da5
- dün gece ne oldu12
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- askerlik anıları2
- sedef hastalığı4
- alman turistlere turist rehberliği4
- deccaliyet çağı5
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- yeni bir bilgi paylaşamamak3
- götünü yıkamayan bir kızla evlenir misiniz8
- sözlüğün kendini tekrar etmeye başlaması4
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- bizim uygulamamız bu şekilde2
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- güne bir şarkı bırak3
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak12
- supernatural3
- sarapci koala59
- bazı şarkıları dinlemekten korkmak2
- stt geçmiş kremle intihar etmek4
- insan olmaya çeyrek kala8
- siyaset yüzünden çoğu arkadaşlığın bozulması8
- stt geçmiş kondom kullanmak3
- insan olmaya ceyrek kala4
- sözlük yazarlarının yuvaları3
- g'i l d'e d l'i l y'nin dudakları8
- gocu35
- arif kocabıyık9
- popeyes6
- araba sileceği5
- fikir değiştirmek döneklik midir8
- iki tas çorba5
- ellerim bos gonlum hos28
- true'nun çaylak olması4
- sapıklara empati kasan insan5
- fenerin türkiye'yi yine rezil etmesi5
- sözlükteki bayan azlığı6
tanım: türkiye'de en sevilmeyen ikinci laf.
girizgah : sevmek eylemi çok zor kazanılan bir yetenektir türkiye'de ve dolayısı ile içinde sevme geçen laflar pek edilmez, sevilmez.
şükür etmek ise çabuk kazanılan bir yetenektir(!) ve dolayısı ile ülkemizde sevilir.
gelişme : her nedendir bilinmez, içinde sevmek geçen lafları birinci dereceden sevmeyiz. sevmek, bizde güvenmek ile başlar. ilk önce güveneceksin, sonra seveceksin. güven denilen nesne hemen öyle kazanılmaz, şüphecilik her daim güvene ket vurur. dikkat edilecek olursa hiç tanımadığınız insanlar bile, ettiğiniz bir laftan dolayı size küsebilmekte, çemkirebilmekte. pazara gidersiniz örneğin, "domatesler taze mi?" diye sorarsınız satıcıya, "ayıp ettin bilader! bizde yamuk olmaz!". nereden bileyim ben seni ve dahi ki domateslerini. domatesler, adamın ahlağının temel taşı, namusu olmuştur. domates lan o, bayat da olur, taze de. gerçi kabul ediyorum soru salakça ama olsun, biz öze bakalım.
filmde hayasız bir kapıcı görür millet, haydi bakalım "bana mı dedin lavuk!" diklenmeleri başlar. film lan o. aysu kayacı çoban lafı eder, hücum!. dolayısı ile şüphecilik o raddeye varmıştır ki sevmeye vakit kalmaz. 301. madde ondan var işte, yasa ile kendimizi koruyoruz, paranoyak bir ülkenin, paranoid evlatları olarak.
sürüklenme : şükür etmek ise allah'a şükür etmek anlamında alınır ve sevilir. ama başına eyleme takısı eklenirse hiç sevilmez, edilmez. te-el-şükr etmek alçaltıcı gibi gelir insanlara ha keza afedersiniz de öyle, afedersiniz yerine pardon denir fransız fransız. "beni affetmek sana mı kaldı lan lavuk! pardon işte".
sonuç : kafamız çok karışık. beraber yaşadığımız insanlarda en başta dürüstlük arıyoruz. ulen madem hepimiz sütten çıkmış ak kaşığız, o zaman bu ülkeyi kim bu hale getirdi?
şükretmenin bokunu çıkarıp her türlü haksızlığa şükür diyoruz.
sevmenin bokunu çıkarıp, ölümüne seviyoruz. eşeğe cilve yap demişler tutmuş çifte atmış hesabı.
ve tamamen yanlış anladığımız bu iki laf; bir şeyi sevmek ve birine teşekkür etmek en sevilmeyen, hiç kullanılmayan ilk iki eylemimiz oluveriyor.
sonraki konu: riyakarlık ve kendini kandırma
girizgah : sevmek eylemi çok zor kazanılan bir yetenektir türkiye'de ve dolayısı ile içinde sevme geçen laflar pek edilmez, sevilmez.
şükür etmek ise çabuk kazanılan bir yetenektir(!) ve dolayısı ile ülkemizde sevilir.
gelişme : her nedendir bilinmez, içinde sevmek geçen lafları birinci dereceden sevmeyiz. sevmek, bizde güvenmek ile başlar. ilk önce güveneceksin, sonra seveceksin. güven denilen nesne hemen öyle kazanılmaz, şüphecilik her daim güvene ket vurur. dikkat edilecek olursa hiç tanımadığınız insanlar bile, ettiğiniz bir laftan dolayı size küsebilmekte, çemkirebilmekte. pazara gidersiniz örneğin, "domatesler taze mi?" diye sorarsınız satıcıya, "ayıp ettin bilader! bizde yamuk olmaz!". nereden bileyim ben seni ve dahi ki domateslerini. domatesler, adamın ahlağının temel taşı, namusu olmuştur. domates lan o, bayat da olur, taze de. gerçi kabul ediyorum soru salakça ama olsun, biz öze bakalım.
filmde hayasız bir kapıcı görür millet, haydi bakalım "bana mı dedin lavuk!" diklenmeleri başlar. film lan o. aysu kayacı çoban lafı eder, hücum!. dolayısı ile şüphecilik o raddeye varmıştır ki sevmeye vakit kalmaz. 301. madde ondan var işte, yasa ile kendimizi koruyoruz, paranoyak bir ülkenin, paranoid evlatları olarak.
sürüklenme : şükür etmek ise allah'a şükür etmek anlamında alınır ve sevilir. ama başına eyleme takısı eklenirse hiç sevilmez, edilmez. te-el-şükr etmek alçaltıcı gibi gelir insanlara ha keza afedersiniz de öyle, afedersiniz yerine pardon denir fransız fransız. "beni affetmek sana mı kaldı lan lavuk! pardon işte".
sonuç : kafamız çok karışık. beraber yaşadığımız insanlarda en başta dürüstlük arıyoruz. ulen madem hepimiz sütten çıkmış ak kaşığız, o zaman bu ülkeyi kim bu hale getirdi?
şükretmenin bokunu çıkarıp her türlü haksızlığa şükür diyoruz.
sevmenin bokunu çıkarıp, ölümüne seviyoruz. eşeğe cilve yap demişler tutmuş çifte atmış hesabı.
ve tamamen yanlış anladığımız bu iki laf; bir şeyi sevmek ve birine teşekkür etmek en sevilmeyen, hiç kullanılmayan ilk iki eylemimiz oluveriyor.
sonraki konu: riyakarlık ve kendini kandırma
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar