bugün
- şu anda ne yapıyorsun18
- ayağına kaldırım taşı bağlanan caretta caretta5
- sedat pekmez7
- ta ki seni görene kadar3
- isim koyarken çocuğunu düşünmeyen aile5
- yazılı olmayan sözlük formatı2
- arap emperyalizmi3
- islam düşmanlarına epstein şoku7
- abur cuburlara gelen olağanüstü zam5
- cristiano ronaldo2
- 18 haziran 20263
- 2026 dünya kupası10
- yusuf tekin'in peynir hafızası programı2
- sude sendromu5
- türklerin anadolu'ya sıkışması2
- finlandiya ve isveç'in nato üyeliği3
- yirmili yaşlar3
- cristiano ronaldo vs lionel messi3
- intihar etmek7
- aşırı sinirli olmak4
- iş verenlerin aç gözlü olması4
- takıntılı biri olmak5
- anın görüntüsü19
- yazarlara gelen son mesaj2
- 24 yaşında erkek 18 yaşında kız ilişkisi5
- sigara içen erkek karizması4
- ben aşık yorguni sorularınızı cevaplıyorum15
- bursa da navigasyonun yanlış yolu göstermesi2
- 30 lu yaşlar11
- arda güler egosu3
- okulda zorunlu flüt eğitimi2
- sözlükte altın günü yapmak11
- erkeklerin kadınsılaşması9
- üstteki yazarın nicki ile akrostiş yaz8
- eşek sucuğu16
- yeni insanlarla tanışmak istememek6
- insanın bu hayattaki amacı17
- 17 haziran 2026 avrupa parlamentosu'nun raporu2
- yaşlanınca bana kim bakacak sorunsalı6
- insanların gözlem yapmaması7
- bir şeyler söyle11
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan7
- kimseyi memnun edememek12
- aşık yorguni10
- üşenirken yapılan saçmalıklar7
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması12
- şirinevler8
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi11
- kız olarak doğmanın muazzam avantajı4
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
"Kızıldere 30 Mart 1972
Emperyalizme Faşizme Karşı Devrimci Gençlik Dergisi Mart 1996 19. sayısında yayınlanmış bu yazıyı 30 Mart 1972 günü Kızıldere'de hayatanı kaybeden Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Hüdai Arıkan, Sinan Kazım Özüdoğru, Ömer Ayna, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan ve Nihat Yılmaz anısına ölümlerinin 36. yılında yeniden yayınlıyoruz.
"su şafağa dönüşür ve güzün felsefesi yaprağı akarına bırakmak..."
Kanla, ölümle, zulümle gelen 12 mart faşizmini "yüreklerin götürdüğü yere giden" devrimciler karşılamıştı; onurlu ve yiğitçe... Onlar, bir yaprak gibi, kendilerini, akarına bıraktıkları suyun, şafağa dönüşmesi için savaştılar...
Karadeniz'in bir sahil kasabasında başlayan yolculukları, hiç bitmedi. Deniz'i kardeş ilan eden yürekleri, kölelerin zincirini kırmak, faşizmin silahlarına göğüs germek için kabardı. Ve hiç dinmedi...
"bu yağma sanki yıkık hanların ve yazından boz çalınan erguvanların üzerinden bir dağ, örneğin Nurhak olup geçmiştir."
On yiğit insan, Kızıldere'de canlarını bir armağan gibi sundular ülkelerine... Ve kanları daha akmadan bir gül kokusu, bir karanfil rengi, bir zafer türküsü olup oradan oraya yayıldılar... Ve halklarına ölümün bir yok oluş değil, kurtuluşa uzanan bir yol olduğunu öğrettiler... Onlar düşmanın topuna, tankına, tüfeğine, mermisine göğüs gererken "bir acının hüznünü bir sevdanın tomurcuğuna" dönüştüren halkları yine onlara gebe kalmak için bastı çocuklarını göğüslerine...
Ölüm hangi denizleri gezmiştir
Bilinir ama mutlak
Bir büyük hasrete kolan vurarak
(Mahir) çıkar kalbimin önüne.
Onların kanları ülkemizin şafağına bir nehir gibi aktı. Ve tarihin en kıvrak dönemecinde ayaklarımızı basabileceğimiz bir kızıl nokta bıraktı.
Onlar; Türkiye halklarının bükülmez bileği, yengileri, Türkiye halklarının mücadelesinin mihengidir... Kanlansa da, parçalansa da yüzlerindeki eksilmez gülümseme bu yüzdendir...
işte doğu ki, orada her şey
Kendini yeniliyor batarak.
Kızıldere'yi yüreğine sevginin mendiline işlenmiş bir nakış gibi işleyen devrimcilerin, kendilerini Türkiye emekçi halklarının sömürü, baskı ve zulme verdikleri "insanca yaşama" mücadelesine adayacakları mutlaktır...
Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi'nin yiğit savaşçıları, hayatın mahir’leri: türküleri ve destanlarıyla, yürekten yüreğe bir büyük hasreti anlatan bu halk ve o türkülerle destanları dinleyerek, o hasretin özlemini duyarak büyüyen bizler; aynı ateşin koru olmak ve "kurtuluşa kadar savaş" şiarını haykırmak için yola çıktık...
Şiirler: Hilmi YAVUZ, "Doğu Şiirleri" kitabından"
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=16143
Emperyalizme Faşizme Karşı Devrimci Gençlik Dergisi Mart 1996 19. sayısında yayınlanmış bu yazıyı 30 Mart 1972 günü Kızıldere'de hayatanı kaybeden Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Hüdai Arıkan, Sinan Kazım Özüdoğru, Ömer Ayna, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan ve Nihat Yılmaz anısına ölümlerinin 36. yılında yeniden yayınlıyoruz.
"su şafağa dönüşür ve güzün felsefesi yaprağı akarına bırakmak..."
Kanla, ölümle, zulümle gelen 12 mart faşizmini "yüreklerin götürdüğü yere giden" devrimciler karşılamıştı; onurlu ve yiğitçe... Onlar, bir yaprak gibi, kendilerini, akarına bıraktıkları suyun, şafağa dönüşmesi için savaştılar...
Karadeniz'in bir sahil kasabasında başlayan yolculukları, hiç bitmedi. Deniz'i kardeş ilan eden yürekleri, kölelerin zincirini kırmak, faşizmin silahlarına göğüs germek için kabardı. Ve hiç dinmedi...
"bu yağma sanki yıkık hanların ve yazından boz çalınan erguvanların üzerinden bir dağ, örneğin Nurhak olup geçmiştir."
On yiğit insan, Kızıldere'de canlarını bir armağan gibi sundular ülkelerine... Ve kanları daha akmadan bir gül kokusu, bir karanfil rengi, bir zafer türküsü olup oradan oraya yayıldılar... Ve halklarına ölümün bir yok oluş değil, kurtuluşa uzanan bir yol olduğunu öğrettiler... Onlar düşmanın topuna, tankına, tüfeğine, mermisine göğüs gererken "bir acının hüznünü bir sevdanın tomurcuğuna" dönüştüren halkları yine onlara gebe kalmak için bastı çocuklarını göğüslerine...
Ölüm hangi denizleri gezmiştir
Bilinir ama mutlak
Bir büyük hasrete kolan vurarak
(Mahir) çıkar kalbimin önüne.
Onların kanları ülkemizin şafağına bir nehir gibi aktı. Ve tarihin en kıvrak dönemecinde ayaklarımızı basabileceğimiz bir kızıl nokta bıraktı.
Onlar; Türkiye halklarının bükülmez bileği, yengileri, Türkiye halklarının mücadelesinin mihengidir... Kanlansa da, parçalansa da yüzlerindeki eksilmez gülümseme bu yüzdendir...
işte doğu ki, orada her şey
Kendini yeniliyor batarak.
Kızıldere'yi yüreğine sevginin mendiline işlenmiş bir nakış gibi işleyen devrimcilerin, kendilerini Türkiye emekçi halklarının sömürü, baskı ve zulme verdikleri "insanca yaşama" mücadelesine adayacakları mutlaktır...
Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi'nin yiğit savaşçıları, hayatın mahir’leri: türküleri ve destanlarıyla, yürekten yüreğe bir büyük hasreti anlatan bu halk ve o türkülerle destanları dinleyerek, o hasretin özlemini duyarak büyüyen bizler; aynı ateşin koru olmak ve "kurtuluşa kadar savaş" şiarını haykırmak için yola çıktık...
Şiirler: Hilmi YAVUZ, "Doğu Şiirleri" kitabından"
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=16143
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar