bugün
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır6
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi11
- ama kent uzlaşısı6
- çerçeve yasa teklifinin meclis'e sunulması6
- theodor herzl e devlet madalyası vermek4
- midilli adası5
- ülkücü bir babanın oğluna vereceği isim2
- ülkücü vs pkklı3
- meal kuran değildir26
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi14
- stack overflow kopyala yapıştır4
- duş almak vs duş yapmak6
- online kumar4
- insanlar sizi nasıl tanımlar7
- erkek gibi konuşan kız7
- 05 08 2026 ankara daki yoğun osuruk kokusu2
- pforzheim şu an 21 derece3
- geceye güzel bir söz bırak6
- 2026 ağustos ayının serin geçmesi3
- euro'nun 55 tl olması2
- bayan kelimesi neden rahatsız edici28
- gecenin film sahnesi5
- 5 ağustos 20263
- dinamo zagreb'in kauno zalgiris'i 5 0 yenmesi3
- aslan abilerim sözlüğe geri dönsün kampanyası7
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- iremga12
- afrika nasıl kalkınabilir15
- dürüm yerken uzaklara dalmak3
- çoğu yazarları donuzlamış olmam7
- 40 hadis3
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- bella hadid5
- velvet almanyaya gel5
- mohamed salah ghaly5
- kendini anlatamamak6
- trabzonspor harbiden salah'ı almış4
- kız arkadaş kiralamak7
- lionel messi2
- polonya2
- velvet14
- arkadaşlar bakar mısınız9
- fakir olduğu halde bir erkeğe aşık olmak3
- ıban at4
- yazarlara sözlüğü zehir zıkkım etmek4
- sözlükte erkek yazar istemiyoruz kampanyası4
- kahve falı3
- birinin size söylediği en kırıcı şey nedir6
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- gürkan uygun3
"Kızıldere 30 Mart 1972
Emperyalizme Faşizme Karşı Devrimci Gençlik Dergisi Mart 1996 19. sayısında yayınlanmış bu yazıyı 30 Mart 1972 günü Kızıldere'de hayatanı kaybeden Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Hüdai Arıkan, Sinan Kazım Özüdoğru, Ömer Ayna, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan ve Nihat Yılmaz anısına ölümlerinin 36. yılında yeniden yayınlıyoruz.
"su şafağa dönüşür ve güzün felsefesi yaprağı akarına bırakmak..."
Kanla, ölümle, zulümle gelen 12 mart faşizmini "yüreklerin götürdüğü yere giden" devrimciler karşılamıştı; onurlu ve yiğitçe... Onlar, bir yaprak gibi, kendilerini, akarına bıraktıkları suyun, şafağa dönüşmesi için savaştılar...
Karadeniz'in bir sahil kasabasında başlayan yolculukları, hiç bitmedi. Deniz'i kardeş ilan eden yürekleri, kölelerin zincirini kırmak, faşizmin silahlarına göğüs germek için kabardı. Ve hiç dinmedi...
"bu yağma sanki yıkık hanların ve yazından boz çalınan erguvanların üzerinden bir dağ, örneğin Nurhak olup geçmiştir."
On yiğit insan, Kızıldere'de canlarını bir armağan gibi sundular ülkelerine... Ve kanları daha akmadan bir gül kokusu, bir karanfil rengi, bir zafer türküsü olup oradan oraya yayıldılar... Ve halklarına ölümün bir yok oluş değil, kurtuluşa uzanan bir yol olduğunu öğrettiler... Onlar düşmanın topuna, tankına, tüfeğine, mermisine göğüs gererken "bir acının hüznünü bir sevdanın tomurcuğuna" dönüştüren halkları yine onlara gebe kalmak için bastı çocuklarını göğüslerine...
Ölüm hangi denizleri gezmiştir
Bilinir ama mutlak
Bir büyük hasrete kolan vurarak
(Mahir) çıkar kalbimin önüne.
Onların kanları ülkemizin şafağına bir nehir gibi aktı. Ve tarihin en kıvrak dönemecinde ayaklarımızı basabileceğimiz bir kızıl nokta bıraktı.
Onlar; Türkiye halklarının bükülmez bileği, yengileri, Türkiye halklarının mücadelesinin mihengidir... Kanlansa da, parçalansa da yüzlerindeki eksilmez gülümseme bu yüzdendir...
işte doğu ki, orada her şey
Kendini yeniliyor batarak.
Kızıldere'yi yüreğine sevginin mendiline işlenmiş bir nakış gibi işleyen devrimcilerin, kendilerini Türkiye emekçi halklarının sömürü, baskı ve zulme verdikleri "insanca yaşama" mücadelesine adayacakları mutlaktır...
Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi'nin yiğit savaşçıları, hayatın mahir’leri: türküleri ve destanlarıyla, yürekten yüreğe bir büyük hasreti anlatan bu halk ve o türkülerle destanları dinleyerek, o hasretin özlemini duyarak büyüyen bizler; aynı ateşin koru olmak ve "kurtuluşa kadar savaş" şiarını haykırmak için yola çıktık...
Şiirler: Hilmi YAVUZ, "Doğu Şiirleri" kitabından"
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=16143
Emperyalizme Faşizme Karşı Devrimci Gençlik Dergisi Mart 1996 19. sayısında yayınlanmış bu yazıyı 30 Mart 1972 günü Kızıldere'de hayatanı kaybeden Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Hüdai Arıkan, Sinan Kazım Özüdoğru, Ömer Ayna, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan ve Nihat Yılmaz anısına ölümlerinin 36. yılında yeniden yayınlıyoruz.
"su şafağa dönüşür ve güzün felsefesi yaprağı akarına bırakmak..."
Kanla, ölümle, zulümle gelen 12 mart faşizmini "yüreklerin götürdüğü yere giden" devrimciler karşılamıştı; onurlu ve yiğitçe... Onlar, bir yaprak gibi, kendilerini, akarına bıraktıkları suyun, şafağa dönüşmesi için savaştılar...
Karadeniz'in bir sahil kasabasında başlayan yolculukları, hiç bitmedi. Deniz'i kardeş ilan eden yürekleri, kölelerin zincirini kırmak, faşizmin silahlarına göğüs germek için kabardı. Ve hiç dinmedi...
"bu yağma sanki yıkık hanların ve yazından boz çalınan erguvanların üzerinden bir dağ, örneğin Nurhak olup geçmiştir."
On yiğit insan, Kızıldere'de canlarını bir armağan gibi sundular ülkelerine... Ve kanları daha akmadan bir gül kokusu, bir karanfil rengi, bir zafer türküsü olup oradan oraya yayıldılar... Ve halklarına ölümün bir yok oluş değil, kurtuluşa uzanan bir yol olduğunu öğrettiler... Onlar düşmanın topuna, tankına, tüfeğine, mermisine göğüs gererken "bir acının hüznünü bir sevdanın tomurcuğuna" dönüştüren halkları yine onlara gebe kalmak için bastı çocuklarını göğüslerine...
Ölüm hangi denizleri gezmiştir
Bilinir ama mutlak
Bir büyük hasrete kolan vurarak
(Mahir) çıkar kalbimin önüne.
Onların kanları ülkemizin şafağına bir nehir gibi aktı. Ve tarihin en kıvrak dönemecinde ayaklarımızı basabileceğimiz bir kızıl nokta bıraktı.
Onlar; Türkiye halklarının bükülmez bileği, yengileri, Türkiye halklarının mücadelesinin mihengidir... Kanlansa da, parçalansa da yüzlerindeki eksilmez gülümseme bu yüzdendir...
işte doğu ki, orada her şey
Kendini yeniliyor batarak.
Kızıldere'yi yüreğine sevginin mendiline işlenmiş bir nakış gibi işleyen devrimcilerin, kendilerini Türkiye emekçi halklarının sömürü, baskı ve zulme verdikleri "insanca yaşama" mücadelesine adayacakları mutlaktır...
Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi'nin yiğit savaşçıları, hayatın mahir’leri: türküleri ve destanlarıyla, yürekten yüreğe bir büyük hasreti anlatan bu halk ve o türkülerle destanları dinleyerek, o hasretin özlemini duyarak büyüyen bizler; aynı ateşin koru olmak ve "kurtuluşa kadar savaş" şiarını haykırmak için yola çıktık...
Şiirler: Hilmi YAVUZ, "Doğu Şiirleri" kitabından"
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=16143
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar