bugün
- sözlük kızlarının kekleri24
- kürdistan8
- hintlilerin savaşırken inek inek diye bağırması5
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- baba oğul bisiklet5
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması4
- kefir patlaması3
- dantelli sütyen takan erkek12
- peynir helvası5
- erkek erkeğe buluşmaya giderken parfüm sıkan erkek6
- güzel olduğunuzu nasıl anlarsınız6
- ölümsüzlük var4
- gülerken ısınarak terleyip pasta kokan kız7
- şeriatçıların ateist apo yu sevmesi2
- sözlükte ki gay başlıkları5
- sen dost ararsan koş mevlana ya5
- sözlükten kız kaçırmak2
- yesene beni diyen kız9
- neme lazım diyen erkek6
- türk açılımı5
- dindarların çoğunun fakir olması7
- nil karaibrahimgil dinleyen erkek5
- günün sözü12
- erkekle kadının arkadaş olması5
- etli biber dolması3
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- ölümden korkuyor musunuz17
- uludağ sözlük ün bugları3
- ayı dövmenin aslında zor olmaması12
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı8
- bugünün cumartesi günü olması2
- zengin göbekli vs kaslı fakir adam3
- kekini yerim senin diyen erkek3
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak8
- mehdi'nin türkiye'yi en ileri götüreceği gerçeği3
- islamda namaz yoktur37
- betray me masklavi frank lucas kerhaneci yagmurcu4
- filenin sultanları'nın siklenmemesi4
- sütyen kelimesindeki süt3
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- allah ım verdiğini kimse engelleyemez2
- soğan çuvalını sırtlarken sevgiliye yakalanmak2
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek9
- festivalde iskender kapışan sözlük erkeği2
- kitap kurdu erkeklerin hiç osurmaması3
- renault toros4
- klip çekmesinler diye boş fabrikaya köpek bağlamak3
- bara giden erkeğin asıl amacı12
- bir lahmacuncunun yapabileceği en kırıcı hareket3
- intihar düşüncesi7
"Kızıldere 30 Mart 1972
Emperyalizme Faşizme Karşı Devrimci Gençlik Dergisi Mart 1996 19. sayısında yayınlanmış bu yazıyı 30 Mart 1972 günü Kızıldere'de hayatanı kaybeden Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Hüdai Arıkan, Sinan Kazım Özüdoğru, Ömer Ayna, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan ve Nihat Yılmaz anısına ölümlerinin 36. yılında yeniden yayınlıyoruz.
"su şafağa dönüşür ve güzün felsefesi yaprağı akarına bırakmak..."
Kanla, ölümle, zulümle gelen 12 mart faşizmini "yüreklerin götürdüğü yere giden" devrimciler karşılamıştı; onurlu ve yiğitçe... Onlar, bir yaprak gibi, kendilerini, akarına bıraktıkları suyun, şafağa dönüşmesi için savaştılar...
Karadeniz'in bir sahil kasabasında başlayan yolculukları, hiç bitmedi. Deniz'i kardeş ilan eden yürekleri, kölelerin zincirini kırmak, faşizmin silahlarına göğüs germek için kabardı. Ve hiç dinmedi...
"bu yağma sanki yıkık hanların ve yazından boz çalınan erguvanların üzerinden bir dağ, örneğin Nurhak olup geçmiştir."
On yiğit insan, Kızıldere'de canlarını bir armağan gibi sundular ülkelerine... Ve kanları daha akmadan bir gül kokusu, bir karanfil rengi, bir zafer türküsü olup oradan oraya yayıldılar... Ve halklarına ölümün bir yok oluş değil, kurtuluşa uzanan bir yol olduğunu öğrettiler... Onlar düşmanın topuna, tankına, tüfeğine, mermisine göğüs gererken "bir acının hüznünü bir sevdanın tomurcuğuna" dönüştüren halkları yine onlara gebe kalmak için bastı çocuklarını göğüslerine...
Ölüm hangi denizleri gezmiştir
Bilinir ama mutlak
Bir büyük hasrete kolan vurarak
(Mahir) çıkar kalbimin önüne.
Onların kanları ülkemizin şafağına bir nehir gibi aktı. Ve tarihin en kıvrak dönemecinde ayaklarımızı basabileceğimiz bir kızıl nokta bıraktı.
Onlar; Türkiye halklarının bükülmez bileği, yengileri, Türkiye halklarının mücadelesinin mihengidir... Kanlansa da, parçalansa da yüzlerindeki eksilmez gülümseme bu yüzdendir...
işte doğu ki, orada her şey
Kendini yeniliyor batarak.
Kızıldere'yi yüreğine sevginin mendiline işlenmiş bir nakış gibi işleyen devrimcilerin, kendilerini Türkiye emekçi halklarının sömürü, baskı ve zulme verdikleri "insanca yaşama" mücadelesine adayacakları mutlaktır...
Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi'nin yiğit savaşçıları, hayatın mahir’leri: türküleri ve destanlarıyla, yürekten yüreğe bir büyük hasreti anlatan bu halk ve o türkülerle destanları dinleyerek, o hasretin özlemini duyarak büyüyen bizler; aynı ateşin koru olmak ve "kurtuluşa kadar savaş" şiarını haykırmak için yola çıktık...
Şiirler: Hilmi YAVUZ, "Doğu Şiirleri" kitabından"
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=16143
Emperyalizme Faşizme Karşı Devrimci Gençlik Dergisi Mart 1996 19. sayısında yayınlanmış bu yazıyı 30 Mart 1972 günü Kızıldere'de hayatanı kaybeden Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Hüdai Arıkan, Sinan Kazım Özüdoğru, Ömer Ayna, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan ve Nihat Yılmaz anısına ölümlerinin 36. yılında yeniden yayınlıyoruz.
"su şafağa dönüşür ve güzün felsefesi yaprağı akarına bırakmak..."
Kanla, ölümle, zulümle gelen 12 mart faşizmini "yüreklerin götürdüğü yere giden" devrimciler karşılamıştı; onurlu ve yiğitçe... Onlar, bir yaprak gibi, kendilerini, akarına bıraktıkları suyun, şafağa dönüşmesi için savaştılar...
Karadeniz'in bir sahil kasabasında başlayan yolculukları, hiç bitmedi. Deniz'i kardeş ilan eden yürekleri, kölelerin zincirini kırmak, faşizmin silahlarına göğüs germek için kabardı. Ve hiç dinmedi...
"bu yağma sanki yıkık hanların ve yazından boz çalınan erguvanların üzerinden bir dağ, örneğin Nurhak olup geçmiştir."
On yiğit insan, Kızıldere'de canlarını bir armağan gibi sundular ülkelerine... Ve kanları daha akmadan bir gül kokusu, bir karanfil rengi, bir zafer türküsü olup oradan oraya yayıldılar... Ve halklarına ölümün bir yok oluş değil, kurtuluşa uzanan bir yol olduğunu öğrettiler... Onlar düşmanın topuna, tankına, tüfeğine, mermisine göğüs gererken "bir acının hüznünü bir sevdanın tomurcuğuna" dönüştüren halkları yine onlara gebe kalmak için bastı çocuklarını göğüslerine...
Ölüm hangi denizleri gezmiştir
Bilinir ama mutlak
Bir büyük hasrete kolan vurarak
(Mahir) çıkar kalbimin önüne.
Onların kanları ülkemizin şafağına bir nehir gibi aktı. Ve tarihin en kıvrak dönemecinde ayaklarımızı basabileceğimiz bir kızıl nokta bıraktı.
Onlar; Türkiye halklarının bükülmez bileği, yengileri, Türkiye halklarının mücadelesinin mihengidir... Kanlansa da, parçalansa da yüzlerindeki eksilmez gülümseme bu yüzdendir...
işte doğu ki, orada her şey
Kendini yeniliyor batarak.
Kızıldere'yi yüreğine sevginin mendiline işlenmiş bir nakış gibi işleyen devrimcilerin, kendilerini Türkiye emekçi halklarının sömürü, baskı ve zulme verdikleri "insanca yaşama" mücadelesine adayacakları mutlaktır...
Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi'nin yiğit savaşçıları, hayatın mahir’leri: türküleri ve destanlarıyla, yürekten yüreğe bir büyük hasreti anlatan bu halk ve o türkülerle destanları dinleyerek, o hasretin özlemini duyarak büyüyen bizler; aynı ateşin koru olmak ve "kurtuluşa kadar savaş" şiarını haykırmak için yola çıktık...
Şiirler: Hilmi YAVUZ, "Doğu Şiirleri" kitabından"
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=16143
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar