bugün
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi4
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- iskilipli atıf hoca8
- millette manyak para var21
- handjob3
- anın görüntüsü32
- zenci uşağın aniden içeri girmesi5
- yere düşen araba anahtarı3
- nar tanelemek5
- neden herkes sabah erken kalkmayı erdem sanıyor3
- nar2
- koltukaltını maymun gibi kaşımak3
- erken uyanmak4
- quentin tarantino nun en iyi filmi3
- papatya çayı içen erkek11
- kardeşlik2
- boşandığı eşine araba alan adam7
- tbmm de sanayi ve teknoloji bakanlığı bütçesi3
- sözlük kürdü54
- kezoya baştan aşağı hayır duaları yağdırmak2
- kuzey buz denizi3
- birader de biraderilyö3
- 6 yaşındaki kızını satan anne10
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- platon un mağara alegorisi2
- cuckold2
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- 30 liraya satılan tavuk döner13
- yazılımcının flört edememesi2
- ben tevratı da okudum incili de12
- 33 ülkenin stok yapın çağrısı2
- abd arabuluculuğunda ukrayna rusya müzakereleri2
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- volkswagen passat10
- pankek yiyen erkek6
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- traş olmaya üşenmek7
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı5
- türkiyeli kahvesi8
- ismail kartal19
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- 007 tarzı entry girmek4
- osman pamukoğlu14
- 20075
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
kendisiyle hemen hemen ortak çizgide politik vizyona sahip olduğum yazar, bu tanımdı.
politik mevzulara, politik başlıklardan bakmayı pek tercih etmiyorum, çünkü sözlüğe eğlenme amaçlı giriyorum, bir siyasi tartışmanın nick altından sürdürülmesi en azından takındığım tavır ve kendi açımdan memnuniyet verici, bu kendini önplana çıkarmaydı.
şimdi gelelim tartışılan mevzuya. che mania nam yazarla aynı politik çizgide olduğumu söyledim, önce bunu açayım. ben de sultan galiyev, mustafa kemal ve attila ilhan üçgeninden yorumluyorum siyasi tarihi ve geleceği. kısaca bir galiyevci olduğumu söyleyebilirim. peki sultan galiyev'in temel görüşleri nelerdir, kısaca ona değinelim. sultan galiyev, batı proletaryasının burjuva ile mücadelesini klasik iktidar çatışması olarak yorumlar. yani batı proletaryası egemenliği ele aldığında, doğuya getirilmesi muhtemel sosyalizm, yalnızca bu bölge halklarının kullanılmasından, yani yine sömürülmesi sonucundan başka şey getirmeyecektir ve batıdaki sosyalist devrimin doğuya olumlu herhangi bir etkisi olmayacaktır. dolayısıyla, türk milletinin önderliğinde, dini ve milliyetçi hislerle hareket eden bir doğu halkları devriminin daha sağlam temelde, daha gerçekçi, daha kucaklayıcı olacağını düşünüyordu. dini ve milliyetçi hislerle evet, çünkü doğu halklarının elinde emperyalizm ile mücadelesinde itici güç olarak başka hiçbir argümanının olmadığını düşünüyordu bu herif. sosyalizm bu mücadelede tam olarak emperyalizm ile mücadele ve bir ekonomik sistem olarak yerini alıyor, bunda ne gariplik var anlayamadım, eleştirilen komünizm idealine ulaşmadaki basamaklardaki temel öğelerse, dine ya da yurtseverliğe karşıt tek bir done getirin, şu dakika sokakta beni siken yok mu diye bağırmaya hazırım.
che mania nam yazar doğru şeyler söylüyor fakat kesin olmayan şeyleri keskince dile getiriyor ve galiba bu noktada bilimsellikten sapıyor. mustafa kemal bir sosyalistti demek, en basit tabirle mübalağa etmektir. izmir iktisat kongresi'nde alınan kararlar bu iddiayı çürütmeye yönelik basit bir veridir misal. fakat ben daha farklı açıdan bakmak istiyorum. mustafa kemal'in gelecekte düşündüğü türkiye ekonomik sistemini değil de, yaşamı süresinde uyguladıklarına bakarak, söyleyebileceğimiz en kesin şey, onun bir solidarist korporatist olduğudur. solidarist korporatizmi çok kısaca açmak gerekirse, devlet eliyle desteklenen bir burjuva sınıfı yaratılır, burjuvanın güçlenip devleti kontrol eder hale gelmesini, yani bir plutokrat sınıf oluşmasını engellemek için devletin müdahale hakkını koruduğu kesin sınırlar belirlenir, çıkar grupları, mesleki örgütleri ve sınıfları sosyal hayatta da uyumlu yaşatacak şekilde düzenlemelere gidilir. yani; hem özel teşebbüse müsaade edecek kadar liberal, hem emekçiyi koruyup kollayacak kadar toplumcu. o zaman sormak lazım, burjuvanın olduğu yerde sosyalizmin ne işi var?
şimdi solidarist korporatizm gibi iki arada bir derede kalmış modellerin doğurduğu üç sonuç vardır, burası kesin. 1- ya burjuva palazlanıp, devleti ele geçirecek, dolayısıyla katıksız kapitalist olunacak 2- karma ekonomik doktrinleri ayakta tutmanın en önemli koşulu ideolojik altyapıyı oluşturmada referans alınan söylemler devleti ele geçirecek, yani islamî söylemler sözkonusuysa islam devleti, milliyetçi söylemler ağırlıktaysa faşizm, 3- millî burjuvazi emekçiyle çatışacak, emekçilerin önderliğinde sosyalist düzen hayata geçirilecek. şimdi mevzuyu mustafa kemal'in sosyalistliği ile bağlayacak olursam; mustafa kemal günün koşullarına göre bir düzen oluşturmuş(ki dönem şartlarına bakıldığında en mükemmelini seçmiştir), fakat korporatizmden sonraki düzenin nasıl olacağı konusunda kesin vaatlerde bulunmamıştır. fakat kendisi, türkiye cumhuriyeti'nin küresel hareketlerin içinde yer alması gerektiğini de belirtmiştir. atatürk bunu, türkiye'nin liberal düzenle dünyaya açılacağına dair taşıdığı inançla mı, yoksa doğu halklarının sosyalizm ve antiemperyalizm motivasyonu ile hareketleneceğine dair taşıdığı inançla mı söylemiştir, bilmiyoruz. o yüzden kesin yargılardan kaçınıyoruz. belki de bu noktada tam olarak sultan galiyev'le örtüşüyordur.
atatürk bir antiemperyalistti. batılı devletlerle bir anlaşma dahi yapmamıştı. diplomasi anlayışı sırtını sovyetler ve mazlum devletlere dayamaktan ibaretti. mecburiyetten millî burjuvazi yarattı fakat hem uluslararası mahiyet kazanmasını engelledi, hem emekçiyi ezdirmedi. tüm öğeleri derleyip toparlayınca düşünmüyor değilim, böyle kapitalist mi olunur allah aşkına?
çorba gibi bir entry girdim farkındayım. özetlemem gerekirse, che mania'nın kafasındaki "türkçü" sosyalizm, sandığınız gibi faşizan değil. sadece türklerin önderliğinde bir sosyalizm düşlüyor, islam'ı sosyalizmin dışında tutmuyor, dincilik yapmıyor, fakat kelimeleri fazla keskin ve sivri, anlaşılamamasına sebep bu olabilir.
nihat doğan'dan bir özlü sözle bitirelim: yurtta sulh, barışta sulh!
politik mevzulara, politik başlıklardan bakmayı pek tercih etmiyorum, çünkü sözlüğe eğlenme amaçlı giriyorum, bir siyasi tartışmanın nick altından sürdürülmesi en azından takındığım tavır ve kendi açımdan memnuniyet verici, bu kendini önplana çıkarmaydı.
şimdi gelelim tartışılan mevzuya. che mania nam yazarla aynı politik çizgide olduğumu söyledim, önce bunu açayım. ben de sultan galiyev, mustafa kemal ve attila ilhan üçgeninden yorumluyorum siyasi tarihi ve geleceği. kısaca bir galiyevci olduğumu söyleyebilirim. peki sultan galiyev'in temel görüşleri nelerdir, kısaca ona değinelim. sultan galiyev, batı proletaryasının burjuva ile mücadelesini klasik iktidar çatışması olarak yorumlar. yani batı proletaryası egemenliği ele aldığında, doğuya getirilmesi muhtemel sosyalizm, yalnızca bu bölge halklarının kullanılmasından, yani yine sömürülmesi sonucundan başka şey getirmeyecektir ve batıdaki sosyalist devrimin doğuya olumlu herhangi bir etkisi olmayacaktır. dolayısıyla, türk milletinin önderliğinde, dini ve milliyetçi hislerle hareket eden bir doğu halkları devriminin daha sağlam temelde, daha gerçekçi, daha kucaklayıcı olacağını düşünüyordu. dini ve milliyetçi hislerle evet, çünkü doğu halklarının elinde emperyalizm ile mücadelesinde itici güç olarak başka hiçbir argümanının olmadığını düşünüyordu bu herif. sosyalizm bu mücadelede tam olarak emperyalizm ile mücadele ve bir ekonomik sistem olarak yerini alıyor, bunda ne gariplik var anlayamadım, eleştirilen komünizm idealine ulaşmadaki basamaklardaki temel öğelerse, dine ya da yurtseverliğe karşıt tek bir done getirin, şu dakika sokakta beni siken yok mu diye bağırmaya hazırım.
che mania nam yazar doğru şeyler söylüyor fakat kesin olmayan şeyleri keskince dile getiriyor ve galiba bu noktada bilimsellikten sapıyor. mustafa kemal bir sosyalistti demek, en basit tabirle mübalağa etmektir. izmir iktisat kongresi'nde alınan kararlar bu iddiayı çürütmeye yönelik basit bir veridir misal. fakat ben daha farklı açıdan bakmak istiyorum. mustafa kemal'in gelecekte düşündüğü türkiye ekonomik sistemini değil de, yaşamı süresinde uyguladıklarına bakarak, söyleyebileceğimiz en kesin şey, onun bir solidarist korporatist olduğudur. solidarist korporatizmi çok kısaca açmak gerekirse, devlet eliyle desteklenen bir burjuva sınıfı yaratılır, burjuvanın güçlenip devleti kontrol eder hale gelmesini, yani bir plutokrat sınıf oluşmasını engellemek için devletin müdahale hakkını koruduğu kesin sınırlar belirlenir, çıkar grupları, mesleki örgütleri ve sınıfları sosyal hayatta da uyumlu yaşatacak şekilde düzenlemelere gidilir. yani; hem özel teşebbüse müsaade edecek kadar liberal, hem emekçiyi koruyup kollayacak kadar toplumcu. o zaman sormak lazım, burjuvanın olduğu yerde sosyalizmin ne işi var?
şimdi solidarist korporatizm gibi iki arada bir derede kalmış modellerin doğurduğu üç sonuç vardır, burası kesin. 1- ya burjuva palazlanıp, devleti ele geçirecek, dolayısıyla katıksız kapitalist olunacak 2- karma ekonomik doktrinleri ayakta tutmanın en önemli koşulu ideolojik altyapıyı oluşturmada referans alınan söylemler devleti ele geçirecek, yani islamî söylemler sözkonusuysa islam devleti, milliyetçi söylemler ağırlıktaysa faşizm, 3- millî burjuvazi emekçiyle çatışacak, emekçilerin önderliğinde sosyalist düzen hayata geçirilecek. şimdi mevzuyu mustafa kemal'in sosyalistliği ile bağlayacak olursam; mustafa kemal günün koşullarına göre bir düzen oluşturmuş(ki dönem şartlarına bakıldığında en mükemmelini seçmiştir), fakat korporatizmden sonraki düzenin nasıl olacağı konusunda kesin vaatlerde bulunmamıştır. fakat kendisi, türkiye cumhuriyeti'nin küresel hareketlerin içinde yer alması gerektiğini de belirtmiştir. atatürk bunu, türkiye'nin liberal düzenle dünyaya açılacağına dair taşıdığı inançla mı, yoksa doğu halklarının sosyalizm ve antiemperyalizm motivasyonu ile hareketleneceğine dair taşıdığı inançla mı söylemiştir, bilmiyoruz. o yüzden kesin yargılardan kaçınıyoruz. belki de bu noktada tam olarak sultan galiyev'le örtüşüyordur.
atatürk bir antiemperyalistti. batılı devletlerle bir anlaşma dahi yapmamıştı. diplomasi anlayışı sırtını sovyetler ve mazlum devletlere dayamaktan ibaretti. mecburiyetten millî burjuvazi yarattı fakat hem uluslararası mahiyet kazanmasını engelledi, hem emekçiyi ezdirmedi. tüm öğeleri derleyip toparlayınca düşünmüyor değilim, böyle kapitalist mi olunur allah aşkına?
çorba gibi bir entry girdim farkındayım. özetlemem gerekirse, che mania'nın kafasındaki "türkçü" sosyalizm, sandığınız gibi faşizan değil. sadece türklerin önderliğinde bir sosyalizm düşlüyor, islam'ı sosyalizmin dışında tutmuyor, dincilik yapmıyor, fakat kelimeleri fazla keskin ve sivri, anlaşılamamasına sebep bu olabilir.
nihat doğan'dan bir özlü sözle bitirelim: yurtta sulh, barışta sulh!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar