bugün
- mutsuz olmak3
- sözlükler arası savaş çıksa11
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum2
- ütü13
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- çay içen kız10
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- taşaklardan birinin kayıp olması3
- erdal beşikçioğlu8
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- duyulan en ilginç isim5
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- oralet içen erkek5
- kasa daima kazanır2
- kalem4
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- düşün ki o bunu okuyor5
- çaya şeker atan erkek5
- yerinde dur3
- yelpaze3
- smallville'deki konuk oyuncular3
- dolma kalem3
- yıkık yazarlar4
- selam sözlük2
- doa otomatı3
- uludağ sözlük çeteleri9
- anın fotoğrafı14
- latte içen erkek4
- akraba evliliği2
- patates kızartması4
- ona bir şey söyle13
- telefona cevap vermeyen kız3
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- köpektapar2
- en boktan on yıl7
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- bik bik bik bik bik bik diye öten horoz2
- en gey özelliğiniz3
- gocu bak bi5
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- ayrılık8
- siyah2
- iq düşüren şeyler3
- galatasaray5
- aylık 425 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- sözlü kızları cinsel ihtiyacını nasıl karşılıyor3
kendisiyle hemen hemen ortak çizgide politik vizyona sahip olduğum yazar, bu tanımdı.
politik mevzulara, politik başlıklardan bakmayı pek tercih etmiyorum, çünkü sözlüğe eğlenme amaçlı giriyorum, bir siyasi tartışmanın nick altından sürdürülmesi en azından takındığım tavır ve kendi açımdan memnuniyet verici, bu kendini önplana çıkarmaydı.
şimdi gelelim tartışılan mevzuya. che mania nam yazarla aynı politik çizgide olduğumu söyledim, önce bunu açayım. ben de sultan galiyev, mustafa kemal ve attila ilhan üçgeninden yorumluyorum siyasi tarihi ve geleceği. kısaca bir galiyevci olduğumu söyleyebilirim. peki sultan galiyev'in temel görüşleri nelerdir, kısaca ona değinelim. sultan galiyev, batı proletaryasının burjuva ile mücadelesini klasik iktidar çatışması olarak yorumlar. yani batı proletaryası egemenliği ele aldığında, doğuya getirilmesi muhtemel sosyalizm, yalnızca bu bölge halklarının kullanılmasından, yani yine sömürülmesi sonucundan başka şey getirmeyecektir ve batıdaki sosyalist devrimin doğuya olumlu herhangi bir etkisi olmayacaktır. dolayısıyla, türk milletinin önderliğinde, dini ve milliyetçi hislerle hareket eden bir doğu halkları devriminin daha sağlam temelde, daha gerçekçi, daha kucaklayıcı olacağını düşünüyordu. dini ve milliyetçi hislerle evet, çünkü doğu halklarının elinde emperyalizm ile mücadelesinde itici güç olarak başka hiçbir argümanının olmadığını düşünüyordu bu herif. sosyalizm bu mücadelede tam olarak emperyalizm ile mücadele ve bir ekonomik sistem olarak yerini alıyor, bunda ne gariplik var anlayamadım, eleştirilen komünizm idealine ulaşmadaki basamaklardaki temel öğelerse, dine ya da yurtseverliğe karşıt tek bir done getirin, şu dakika sokakta beni siken yok mu diye bağırmaya hazırım.
che mania nam yazar doğru şeyler söylüyor fakat kesin olmayan şeyleri keskince dile getiriyor ve galiba bu noktada bilimsellikten sapıyor. mustafa kemal bir sosyalistti demek, en basit tabirle mübalağa etmektir. izmir iktisat kongresi'nde alınan kararlar bu iddiayı çürütmeye yönelik basit bir veridir misal. fakat ben daha farklı açıdan bakmak istiyorum. mustafa kemal'in gelecekte düşündüğü türkiye ekonomik sistemini değil de, yaşamı süresinde uyguladıklarına bakarak, söyleyebileceğimiz en kesin şey, onun bir solidarist korporatist olduğudur. solidarist korporatizmi çok kısaca açmak gerekirse, devlet eliyle desteklenen bir burjuva sınıfı yaratılır, burjuvanın güçlenip devleti kontrol eder hale gelmesini, yani bir plutokrat sınıf oluşmasını engellemek için devletin müdahale hakkını koruduğu kesin sınırlar belirlenir, çıkar grupları, mesleki örgütleri ve sınıfları sosyal hayatta da uyumlu yaşatacak şekilde düzenlemelere gidilir. yani; hem özel teşebbüse müsaade edecek kadar liberal, hem emekçiyi koruyup kollayacak kadar toplumcu. o zaman sormak lazım, burjuvanın olduğu yerde sosyalizmin ne işi var?
şimdi solidarist korporatizm gibi iki arada bir derede kalmış modellerin doğurduğu üç sonuç vardır, burası kesin. 1- ya burjuva palazlanıp, devleti ele geçirecek, dolayısıyla katıksız kapitalist olunacak 2- karma ekonomik doktrinleri ayakta tutmanın en önemli koşulu ideolojik altyapıyı oluşturmada referans alınan söylemler devleti ele geçirecek, yani islamî söylemler sözkonusuysa islam devleti, milliyetçi söylemler ağırlıktaysa faşizm, 3- millî burjuvazi emekçiyle çatışacak, emekçilerin önderliğinde sosyalist düzen hayata geçirilecek. şimdi mevzuyu mustafa kemal'in sosyalistliği ile bağlayacak olursam; mustafa kemal günün koşullarına göre bir düzen oluşturmuş(ki dönem şartlarına bakıldığında en mükemmelini seçmiştir), fakat korporatizmden sonraki düzenin nasıl olacağı konusunda kesin vaatlerde bulunmamıştır. fakat kendisi, türkiye cumhuriyeti'nin küresel hareketlerin içinde yer alması gerektiğini de belirtmiştir. atatürk bunu, türkiye'nin liberal düzenle dünyaya açılacağına dair taşıdığı inançla mı, yoksa doğu halklarının sosyalizm ve antiemperyalizm motivasyonu ile hareketleneceğine dair taşıdığı inançla mı söylemiştir, bilmiyoruz. o yüzden kesin yargılardan kaçınıyoruz. belki de bu noktada tam olarak sultan galiyev'le örtüşüyordur.
atatürk bir antiemperyalistti. batılı devletlerle bir anlaşma dahi yapmamıştı. diplomasi anlayışı sırtını sovyetler ve mazlum devletlere dayamaktan ibaretti. mecburiyetten millî burjuvazi yarattı fakat hem uluslararası mahiyet kazanmasını engelledi, hem emekçiyi ezdirmedi. tüm öğeleri derleyip toparlayınca düşünmüyor değilim, böyle kapitalist mi olunur allah aşkına?
çorba gibi bir entry girdim farkındayım. özetlemem gerekirse, che mania'nın kafasındaki "türkçü" sosyalizm, sandığınız gibi faşizan değil. sadece türklerin önderliğinde bir sosyalizm düşlüyor, islam'ı sosyalizmin dışında tutmuyor, dincilik yapmıyor, fakat kelimeleri fazla keskin ve sivri, anlaşılamamasına sebep bu olabilir.
nihat doğan'dan bir özlü sözle bitirelim: yurtta sulh, barışta sulh!
politik mevzulara, politik başlıklardan bakmayı pek tercih etmiyorum, çünkü sözlüğe eğlenme amaçlı giriyorum, bir siyasi tartışmanın nick altından sürdürülmesi en azından takındığım tavır ve kendi açımdan memnuniyet verici, bu kendini önplana çıkarmaydı.
şimdi gelelim tartışılan mevzuya. che mania nam yazarla aynı politik çizgide olduğumu söyledim, önce bunu açayım. ben de sultan galiyev, mustafa kemal ve attila ilhan üçgeninden yorumluyorum siyasi tarihi ve geleceği. kısaca bir galiyevci olduğumu söyleyebilirim. peki sultan galiyev'in temel görüşleri nelerdir, kısaca ona değinelim. sultan galiyev, batı proletaryasının burjuva ile mücadelesini klasik iktidar çatışması olarak yorumlar. yani batı proletaryası egemenliği ele aldığında, doğuya getirilmesi muhtemel sosyalizm, yalnızca bu bölge halklarının kullanılmasından, yani yine sömürülmesi sonucundan başka şey getirmeyecektir ve batıdaki sosyalist devrimin doğuya olumlu herhangi bir etkisi olmayacaktır. dolayısıyla, türk milletinin önderliğinde, dini ve milliyetçi hislerle hareket eden bir doğu halkları devriminin daha sağlam temelde, daha gerçekçi, daha kucaklayıcı olacağını düşünüyordu. dini ve milliyetçi hislerle evet, çünkü doğu halklarının elinde emperyalizm ile mücadelesinde itici güç olarak başka hiçbir argümanının olmadığını düşünüyordu bu herif. sosyalizm bu mücadelede tam olarak emperyalizm ile mücadele ve bir ekonomik sistem olarak yerini alıyor, bunda ne gariplik var anlayamadım, eleştirilen komünizm idealine ulaşmadaki basamaklardaki temel öğelerse, dine ya da yurtseverliğe karşıt tek bir done getirin, şu dakika sokakta beni siken yok mu diye bağırmaya hazırım.
che mania nam yazar doğru şeyler söylüyor fakat kesin olmayan şeyleri keskince dile getiriyor ve galiba bu noktada bilimsellikten sapıyor. mustafa kemal bir sosyalistti demek, en basit tabirle mübalağa etmektir. izmir iktisat kongresi'nde alınan kararlar bu iddiayı çürütmeye yönelik basit bir veridir misal. fakat ben daha farklı açıdan bakmak istiyorum. mustafa kemal'in gelecekte düşündüğü türkiye ekonomik sistemini değil de, yaşamı süresinde uyguladıklarına bakarak, söyleyebileceğimiz en kesin şey, onun bir solidarist korporatist olduğudur. solidarist korporatizmi çok kısaca açmak gerekirse, devlet eliyle desteklenen bir burjuva sınıfı yaratılır, burjuvanın güçlenip devleti kontrol eder hale gelmesini, yani bir plutokrat sınıf oluşmasını engellemek için devletin müdahale hakkını koruduğu kesin sınırlar belirlenir, çıkar grupları, mesleki örgütleri ve sınıfları sosyal hayatta da uyumlu yaşatacak şekilde düzenlemelere gidilir. yani; hem özel teşebbüse müsaade edecek kadar liberal, hem emekçiyi koruyup kollayacak kadar toplumcu. o zaman sormak lazım, burjuvanın olduğu yerde sosyalizmin ne işi var?
şimdi solidarist korporatizm gibi iki arada bir derede kalmış modellerin doğurduğu üç sonuç vardır, burası kesin. 1- ya burjuva palazlanıp, devleti ele geçirecek, dolayısıyla katıksız kapitalist olunacak 2- karma ekonomik doktrinleri ayakta tutmanın en önemli koşulu ideolojik altyapıyı oluşturmada referans alınan söylemler devleti ele geçirecek, yani islamî söylemler sözkonusuysa islam devleti, milliyetçi söylemler ağırlıktaysa faşizm, 3- millî burjuvazi emekçiyle çatışacak, emekçilerin önderliğinde sosyalist düzen hayata geçirilecek. şimdi mevzuyu mustafa kemal'in sosyalistliği ile bağlayacak olursam; mustafa kemal günün koşullarına göre bir düzen oluşturmuş(ki dönem şartlarına bakıldığında en mükemmelini seçmiştir), fakat korporatizmden sonraki düzenin nasıl olacağı konusunda kesin vaatlerde bulunmamıştır. fakat kendisi, türkiye cumhuriyeti'nin küresel hareketlerin içinde yer alması gerektiğini de belirtmiştir. atatürk bunu, türkiye'nin liberal düzenle dünyaya açılacağına dair taşıdığı inançla mı, yoksa doğu halklarının sosyalizm ve antiemperyalizm motivasyonu ile hareketleneceğine dair taşıdığı inançla mı söylemiştir, bilmiyoruz. o yüzden kesin yargılardan kaçınıyoruz. belki de bu noktada tam olarak sultan galiyev'le örtüşüyordur.
atatürk bir antiemperyalistti. batılı devletlerle bir anlaşma dahi yapmamıştı. diplomasi anlayışı sırtını sovyetler ve mazlum devletlere dayamaktan ibaretti. mecburiyetten millî burjuvazi yarattı fakat hem uluslararası mahiyet kazanmasını engelledi, hem emekçiyi ezdirmedi. tüm öğeleri derleyip toparlayınca düşünmüyor değilim, böyle kapitalist mi olunur allah aşkına?
çorba gibi bir entry girdim farkındayım. özetlemem gerekirse, che mania'nın kafasındaki "türkçü" sosyalizm, sandığınız gibi faşizan değil. sadece türklerin önderliğinde bir sosyalizm düşlüyor, islam'ı sosyalizmin dışında tutmuyor, dincilik yapmıyor, fakat kelimeleri fazla keskin ve sivri, anlaşılamamasına sebep bu olabilir.
nihat doğan'dan bir özlü sözle bitirelim: yurtta sulh, barışta sulh!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar