bugün
- karşı cinste hayran olunan özellik10
- gocu28
- sueda uluca4
- 14 haziran 2026 almanya curaçao maçı10
- evlenmek istemeyen insana seçilmemiş demek5
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı57
- evlenmeyi başaramamış kadın12
- curaçao4
- hilal yelekçi3
- zion suzuki2
- sevgilisine ayı diyen kız6
- evlenmemeyi başarı olarak görmek3
- iremga ve mokv'yi özlemek4
- arda güler8
- elmas bey birader bay bey biraderdir4
- milli maçı izlemeyen erkek22
- ayak fetişistiyim ve bununla gurur duyuyorum5
- kemal kılıçdaroğlu15
- avradı olmayana ne tavsiye edersiniz6
- naylon çorap fetişi2
- şirine hangi şirinle evlenirdi sorunsalı8
- trt 13
- ertan özyiğiti uzaylılar kaçırsaydı3
- bardağı taşıran son damla7
- carlsberg elephant2
- ayak yalamamış erkek kalmaması5
- özgür özel2
- deyyus u ekber2
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi9
- tarihte yaşamış birini ölesiye savunmak5
- karısını döven erkekler2
- 14 haziran 2026 maden işçilerine silahlı saldırı4
- mantı abartılmış balon bir yemektir7
- sadakat2
- japonya2
- leyla cengiz beauty'nin 4000 tl kaporaya çökmesi2
- özgür irade yanılsaması ve eğitim sistemi2
- enayimiknatisii10
- vincenzo montella9
- ilk ev hapsi bilekliğim4
- kadınlar neyden hoşlanır10
- başıboş köpek sorunu4
- fransa2
- almanya 7 curaçao 12
- avustralya9
- biraderane2
- birader2
- belçika2
- kötü insanların ortak özellikleri4
- bir mekanın kazıkçı olduğunu gösteren detaylar4
kendisiyle hemen hemen ortak çizgide politik vizyona sahip olduğum yazar, bu tanımdı.
politik mevzulara, politik başlıklardan bakmayı pek tercih etmiyorum, çünkü sözlüğe eğlenme amaçlı giriyorum, bir siyasi tartışmanın nick altından sürdürülmesi en azından takındığım tavır ve kendi açımdan memnuniyet verici, bu kendini önplana çıkarmaydı.
şimdi gelelim tartışılan mevzuya. che mania nam yazarla aynı politik çizgide olduğumu söyledim, önce bunu açayım. ben de sultan galiyev, mustafa kemal ve attila ilhan üçgeninden yorumluyorum siyasi tarihi ve geleceği. kısaca bir galiyevci olduğumu söyleyebilirim. peki sultan galiyev'in temel görüşleri nelerdir, kısaca ona değinelim. sultan galiyev, batı proletaryasının burjuva ile mücadelesini klasik iktidar çatışması olarak yorumlar. yani batı proletaryası egemenliği ele aldığında, doğuya getirilmesi muhtemel sosyalizm, yalnızca bu bölge halklarının kullanılmasından, yani yine sömürülmesi sonucundan başka şey getirmeyecektir ve batıdaki sosyalist devrimin doğuya olumlu herhangi bir etkisi olmayacaktır. dolayısıyla, türk milletinin önderliğinde, dini ve milliyetçi hislerle hareket eden bir doğu halkları devriminin daha sağlam temelde, daha gerçekçi, daha kucaklayıcı olacağını düşünüyordu. dini ve milliyetçi hislerle evet, çünkü doğu halklarının elinde emperyalizm ile mücadelesinde itici güç olarak başka hiçbir argümanının olmadığını düşünüyordu bu herif. sosyalizm bu mücadelede tam olarak emperyalizm ile mücadele ve bir ekonomik sistem olarak yerini alıyor, bunda ne gariplik var anlayamadım, eleştirilen komünizm idealine ulaşmadaki basamaklardaki temel öğelerse, dine ya da yurtseverliğe karşıt tek bir done getirin, şu dakika sokakta beni siken yok mu diye bağırmaya hazırım.
che mania nam yazar doğru şeyler söylüyor fakat kesin olmayan şeyleri keskince dile getiriyor ve galiba bu noktada bilimsellikten sapıyor. mustafa kemal bir sosyalistti demek, en basit tabirle mübalağa etmektir. izmir iktisat kongresi'nde alınan kararlar bu iddiayı çürütmeye yönelik basit bir veridir misal. fakat ben daha farklı açıdan bakmak istiyorum. mustafa kemal'in gelecekte düşündüğü türkiye ekonomik sistemini değil de, yaşamı süresinde uyguladıklarına bakarak, söyleyebileceğimiz en kesin şey, onun bir solidarist korporatist olduğudur. solidarist korporatizmi çok kısaca açmak gerekirse, devlet eliyle desteklenen bir burjuva sınıfı yaratılır, burjuvanın güçlenip devleti kontrol eder hale gelmesini, yani bir plutokrat sınıf oluşmasını engellemek için devletin müdahale hakkını koruduğu kesin sınırlar belirlenir, çıkar grupları, mesleki örgütleri ve sınıfları sosyal hayatta da uyumlu yaşatacak şekilde düzenlemelere gidilir. yani; hem özel teşebbüse müsaade edecek kadar liberal, hem emekçiyi koruyup kollayacak kadar toplumcu. o zaman sormak lazım, burjuvanın olduğu yerde sosyalizmin ne işi var?
şimdi solidarist korporatizm gibi iki arada bir derede kalmış modellerin doğurduğu üç sonuç vardır, burası kesin. 1- ya burjuva palazlanıp, devleti ele geçirecek, dolayısıyla katıksız kapitalist olunacak 2- karma ekonomik doktrinleri ayakta tutmanın en önemli koşulu ideolojik altyapıyı oluşturmada referans alınan söylemler devleti ele geçirecek, yani islamî söylemler sözkonusuysa islam devleti, milliyetçi söylemler ağırlıktaysa faşizm, 3- millî burjuvazi emekçiyle çatışacak, emekçilerin önderliğinde sosyalist düzen hayata geçirilecek. şimdi mevzuyu mustafa kemal'in sosyalistliği ile bağlayacak olursam; mustafa kemal günün koşullarına göre bir düzen oluşturmuş(ki dönem şartlarına bakıldığında en mükemmelini seçmiştir), fakat korporatizmden sonraki düzenin nasıl olacağı konusunda kesin vaatlerde bulunmamıştır. fakat kendisi, türkiye cumhuriyeti'nin küresel hareketlerin içinde yer alması gerektiğini de belirtmiştir. atatürk bunu, türkiye'nin liberal düzenle dünyaya açılacağına dair taşıdığı inançla mı, yoksa doğu halklarının sosyalizm ve antiemperyalizm motivasyonu ile hareketleneceğine dair taşıdığı inançla mı söylemiştir, bilmiyoruz. o yüzden kesin yargılardan kaçınıyoruz. belki de bu noktada tam olarak sultan galiyev'le örtüşüyordur.
atatürk bir antiemperyalistti. batılı devletlerle bir anlaşma dahi yapmamıştı. diplomasi anlayışı sırtını sovyetler ve mazlum devletlere dayamaktan ibaretti. mecburiyetten millî burjuvazi yarattı fakat hem uluslararası mahiyet kazanmasını engelledi, hem emekçiyi ezdirmedi. tüm öğeleri derleyip toparlayınca düşünmüyor değilim, böyle kapitalist mi olunur allah aşkına?
çorba gibi bir entry girdim farkındayım. özetlemem gerekirse, che mania'nın kafasındaki "türkçü" sosyalizm, sandığınız gibi faşizan değil. sadece türklerin önderliğinde bir sosyalizm düşlüyor, islam'ı sosyalizmin dışında tutmuyor, dincilik yapmıyor, fakat kelimeleri fazla keskin ve sivri, anlaşılamamasına sebep bu olabilir.
nihat doğan'dan bir özlü sözle bitirelim: yurtta sulh, barışta sulh!
politik mevzulara, politik başlıklardan bakmayı pek tercih etmiyorum, çünkü sözlüğe eğlenme amaçlı giriyorum, bir siyasi tartışmanın nick altından sürdürülmesi en azından takındığım tavır ve kendi açımdan memnuniyet verici, bu kendini önplana çıkarmaydı.
şimdi gelelim tartışılan mevzuya. che mania nam yazarla aynı politik çizgide olduğumu söyledim, önce bunu açayım. ben de sultan galiyev, mustafa kemal ve attila ilhan üçgeninden yorumluyorum siyasi tarihi ve geleceği. kısaca bir galiyevci olduğumu söyleyebilirim. peki sultan galiyev'in temel görüşleri nelerdir, kısaca ona değinelim. sultan galiyev, batı proletaryasının burjuva ile mücadelesini klasik iktidar çatışması olarak yorumlar. yani batı proletaryası egemenliği ele aldığında, doğuya getirilmesi muhtemel sosyalizm, yalnızca bu bölge halklarının kullanılmasından, yani yine sömürülmesi sonucundan başka şey getirmeyecektir ve batıdaki sosyalist devrimin doğuya olumlu herhangi bir etkisi olmayacaktır. dolayısıyla, türk milletinin önderliğinde, dini ve milliyetçi hislerle hareket eden bir doğu halkları devriminin daha sağlam temelde, daha gerçekçi, daha kucaklayıcı olacağını düşünüyordu. dini ve milliyetçi hislerle evet, çünkü doğu halklarının elinde emperyalizm ile mücadelesinde itici güç olarak başka hiçbir argümanının olmadığını düşünüyordu bu herif. sosyalizm bu mücadelede tam olarak emperyalizm ile mücadele ve bir ekonomik sistem olarak yerini alıyor, bunda ne gariplik var anlayamadım, eleştirilen komünizm idealine ulaşmadaki basamaklardaki temel öğelerse, dine ya da yurtseverliğe karşıt tek bir done getirin, şu dakika sokakta beni siken yok mu diye bağırmaya hazırım.
che mania nam yazar doğru şeyler söylüyor fakat kesin olmayan şeyleri keskince dile getiriyor ve galiba bu noktada bilimsellikten sapıyor. mustafa kemal bir sosyalistti demek, en basit tabirle mübalağa etmektir. izmir iktisat kongresi'nde alınan kararlar bu iddiayı çürütmeye yönelik basit bir veridir misal. fakat ben daha farklı açıdan bakmak istiyorum. mustafa kemal'in gelecekte düşündüğü türkiye ekonomik sistemini değil de, yaşamı süresinde uyguladıklarına bakarak, söyleyebileceğimiz en kesin şey, onun bir solidarist korporatist olduğudur. solidarist korporatizmi çok kısaca açmak gerekirse, devlet eliyle desteklenen bir burjuva sınıfı yaratılır, burjuvanın güçlenip devleti kontrol eder hale gelmesini, yani bir plutokrat sınıf oluşmasını engellemek için devletin müdahale hakkını koruduğu kesin sınırlar belirlenir, çıkar grupları, mesleki örgütleri ve sınıfları sosyal hayatta da uyumlu yaşatacak şekilde düzenlemelere gidilir. yani; hem özel teşebbüse müsaade edecek kadar liberal, hem emekçiyi koruyup kollayacak kadar toplumcu. o zaman sormak lazım, burjuvanın olduğu yerde sosyalizmin ne işi var?
şimdi solidarist korporatizm gibi iki arada bir derede kalmış modellerin doğurduğu üç sonuç vardır, burası kesin. 1- ya burjuva palazlanıp, devleti ele geçirecek, dolayısıyla katıksız kapitalist olunacak 2- karma ekonomik doktrinleri ayakta tutmanın en önemli koşulu ideolojik altyapıyı oluşturmada referans alınan söylemler devleti ele geçirecek, yani islamî söylemler sözkonusuysa islam devleti, milliyetçi söylemler ağırlıktaysa faşizm, 3- millî burjuvazi emekçiyle çatışacak, emekçilerin önderliğinde sosyalist düzen hayata geçirilecek. şimdi mevzuyu mustafa kemal'in sosyalistliği ile bağlayacak olursam; mustafa kemal günün koşullarına göre bir düzen oluşturmuş(ki dönem şartlarına bakıldığında en mükemmelini seçmiştir), fakat korporatizmden sonraki düzenin nasıl olacağı konusunda kesin vaatlerde bulunmamıştır. fakat kendisi, türkiye cumhuriyeti'nin küresel hareketlerin içinde yer alması gerektiğini de belirtmiştir. atatürk bunu, türkiye'nin liberal düzenle dünyaya açılacağına dair taşıdığı inançla mı, yoksa doğu halklarının sosyalizm ve antiemperyalizm motivasyonu ile hareketleneceğine dair taşıdığı inançla mı söylemiştir, bilmiyoruz. o yüzden kesin yargılardan kaçınıyoruz. belki de bu noktada tam olarak sultan galiyev'le örtüşüyordur.
atatürk bir antiemperyalistti. batılı devletlerle bir anlaşma dahi yapmamıştı. diplomasi anlayışı sırtını sovyetler ve mazlum devletlere dayamaktan ibaretti. mecburiyetten millî burjuvazi yarattı fakat hem uluslararası mahiyet kazanmasını engelledi, hem emekçiyi ezdirmedi. tüm öğeleri derleyip toparlayınca düşünmüyor değilim, böyle kapitalist mi olunur allah aşkına?
çorba gibi bir entry girdim farkındayım. özetlemem gerekirse, che mania'nın kafasındaki "türkçü" sosyalizm, sandığınız gibi faşizan değil. sadece türklerin önderliğinde bir sosyalizm düşlüyor, islam'ı sosyalizmin dışında tutmuyor, dincilik yapmıyor, fakat kelimeleri fazla keskin ve sivri, anlaşılamamasına sebep bu olabilir.
nihat doğan'dan bir özlü sözle bitirelim: yurtta sulh, barışta sulh!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar