bugün
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı19
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- israil'in kızlarından daha ucuzu6
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması3
- milan skriniar5
- bel soğukluğu3
- anın görüntüsü23
- martin luther'in yahudiler hakkındaki sözleri3
- galatasaray bu sene şampiyon olursa 5 defa olacak2
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak5
- 19 yaşındaki kız 53 yaşındaki erkek ilişkisi2
- zıplayan örümcek2
- keremi çıkarken ıslıkladılar3
- israilli kızlar5
- sıdıka3
- bmw 760i long3
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba11
- fenerbahçe 1 göztepe 22
- fenerbahçe 1 göztepe 13
- idealist misiniz6
- başkenti siz belirleseydiniz neresi olurdu7
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı16
- fener felaket kaçırdı2
- göztepe neymiş böyle be2
- müdürün nöbetçi olduğu gece vardiyası2
- aleksey batrakov9
- ekmek yemeyi bırakmak3
- 2002 yazı2
- kenan evren3
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği13
- sigara içmek2
- bu devirde evlenmek5
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar8
- 31 ekim 2026 bursaspor bandırmaspor maçı4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı24
- ferhat güzel2
- akp'lilerin ahmet kaya'yı sevmesi4
- kenan evren'in fesli gavatı vatandaşlıktan atması3
- uzun yol otobüs eziyetleri2
- yağı emmiş patates kızartması3
- 14 yıl sonra 2012 li lerin liseye başlaması2
- cedidacer6
- gammaz adama güvenilir mi3
- göztepe 3 ledi2
- hangi hogwartz binasını temsil ediyorsunuz5
- sözlükteki fenerbahçeliler10
- en sevdiğiniz radyo kanalları4
- türkiye şahlanıyor5
- putin 18 sözlük yazarı hakkında rapor istedi9
Sen çalışırsın; dirsek çürütürsün, beyin patlatırsın ve sosyal hayatından feragat edip iyi bir liseye girmeye çalışırsın ve nihayetinde bunu başarıp iyi bir liseye yerleşirsin.
diğerleri kıç büyütüp düz lisede aylaklık eder.
ve üniversite sınavı kapıyı çaldığında, sen ve kıç büyüten aynı koşullarda sınava girersiniz, aranızda hiçbir fark yoktur.
sen yine emek verirsin, saçlarını döküp, göz sağlığını bozacak derecede gayret gösterip bir lisans programına girersin. ailenden ve yuvandan belki bin belki bin beşyüz km uzakta okumak zorunda kalırsın. öğrencilik boyunca çektiğin sıkıntılar, eziyetler de cabası. buna rağmen okulu uzatmadan ve iyi bir ortalama ile mezun olursun. mezun olduğunda görürsün ki, seninle aynı sınava girip de barajı aşamayan adam, açık öğretim denen zımbırtı üzerinden senin binlerce emek vererek bitirdiğin okulunu, kendi sıcak yuvasında okumuş ve o da mezun olmak üzeredir.
sen yine de yoluna devam edersin. 18 yıllık eğitimin ardından yine de pes etmez, iyi bir meslek sahibi olabilmek için gayret göstermeye devam edersin. kpss sınavını atlatırsın ve bir kamu kurumunda işe yerleşirsin. o düz lise çocuğu, öss de barajı geçecek zekaya ve gayrete sahip olmayan ana kuzusu, o kıçı büyük çocuk da meslek sahibi olmak ister. ki kağıt üstünde seninle aynı düzeydedir ve yasal bakımdan hiçbir engeli yoktur.
işte o çocuk, bütün emeğine ve bilgine adeta koca bir naaaah çekerek, hiçbir sınava tabi olmadan / ağa babalarını araya sokup seninle aynı kurumda çalışmaya başlar.
bütün bu olanlardan sonra öyle bir noktaya ulaşırsın ki, günün birinde ülkenin başbakanı kürsüye çıkıp bütün taşeron çalışanlarını kamuya alıyoruz dediğinde hiç şaşırmaz, söyleyecek tek kelime bulamazsın.
ve film burada da bitmez. yüksek lisans yapmak istersin. önüne bırakılan bütün engelleri yüksek puanlar alarak kendi bileğinin hakkıyla alt edersin ve karşına yine aynı senaryo çıkar: o düz lise ve açık öğretim mezunu kamu çalışanı adam, parasını verip o engeli de aşarak seninle aynı eğitim düzeyine kavuşur.
artık aynı eğitim seviyesine sahip, aynı kurum mensubu iki eşit insansınızdır. verdiğiniz bütün emek, çektiğiniz bütün çile, sizi sadece bu eşitliğin enayisi mertebesine konumlamaktan başka bir işe yaramamıştır.
işte bu ülkenin ismi türkiye dir:!
not: çalışmak, nitelikli bir birey olmak, bu ülkede bir ideal değil; fakirin ve ötekinin en uzağına bırakılan ekmek için kat edilmesi gereken mesafeden ibarettir! sisteme eklemlenmeyi başarmış bir ailenin evladıysanız, zaten ekmeğe ulaşmanız o kadar problem olmayacaktır, çünkü ekmek hemen yanı başınıza bırakılmıştır. kıçınızın yağ bağlamasına sebep olacak kadar yanı başınıza hemde... onu da alamamak embesilite belirtisidir.
diğerleri kıç büyütüp düz lisede aylaklık eder.
ve üniversite sınavı kapıyı çaldığında, sen ve kıç büyüten aynı koşullarda sınava girersiniz, aranızda hiçbir fark yoktur.
sen yine emek verirsin, saçlarını döküp, göz sağlığını bozacak derecede gayret gösterip bir lisans programına girersin. ailenden ve yuvandan belki bin belki bin beşyüz km uzakta okumak zorunda kalırsın. öğrencilik boyunca çektiğin sıkıntılar, eziyetler de cabası. buna rağmen okulu uzatmadan ve iyi bir ortalama ile mezun olursun. mezun olduğunda görürsün ki, seninle aynı sınava girip de barajı aşamayan adam, açık öğretim denen zımbırtı üzerinden senin binlerce emek vererek bitirdiğin okulunu, kendi sıcak yuvasında okumuş ve o da mezun olmak üzeredir.
sen yine de yoluna devam edersin. 18 yıllık eğitimin ardından yine de pes etmez, iyi bir meslek sahibi olabilmek için gayret göstermeye devam edersin. kpss sınavını atlatırsın ve bir kamu kurumunda işe yerleşirsin. o düz lise çocuğu, öss de barajı geçecek zekaya ve gayrete sahip olmayan ana kuzusu, o kıçı büyük çocuk da meslek sahibi olmak ister. ki kağıt üstünde seninle aynı düzeydedir ve yasal bakımdan hiçbir engeli yoktur.
işte o çocuk, bütün emeğine ve bilgine adeta koca bir naaaah çekerek, hiçbir sınava tabi olmadan / ağa babalarını araya sokup seninle aynı kurumda çalışmaya başlar.
bütün bu olanlardan sonra öyle bir noktaya ulaşırsın ki, günün birinde ülkenin başbakanı kürsüye çıkıp bütün taşeron çalışanlarını kamuya alıyoruz dediğinde hiç şaşırmaz, söyleyecek tek kelime bulamazsın.
ve film burada da bitmez. yüksek lisans yapmak istersin. önüne bırakılan bütün engelleri yüksek puanlar alarak kendi bileğinin hakkıyla alt edersin ve karşına yine aynı senaryo çıkar: o düz lise ve açık öğretim mezunu kamu çalışanı adam, parasını verip o engeli de aşarak seninle aynı eğitim düzeyine kavuşur.
artık aynı eğitim seviyesine sahip, aynı kurum mensubu iki eşit insansınızdır. verdiğiniz bütün emek, çektiğiniz bütün çile, sizi sadece bu eşitliğin enayisi mertebesine konumlamaktan başka bir işe yaramamıştır.
işte bu ülkenin ismi türkiye dir:!
not: çalışmak, nitelikli bir birey olmak, bu ülkede bir ideal değil; fakirin ve ötekinin en uzağına bırakılan ekmek için kat edilmesi gereken mesafeden ibarettir! sisteme eklemlenmeyi başarmış bir ailenin evladıysanız, zaten ekmeğe ulaşmanız o kadar problem olmayacaktır, çünkü ekmek hemen yanı başınıza bırakılmıştır. kıçınızın yağ bağlamasına sebep olacak kadar yanı başınıza hemde... onu da alamamak embesilite belirtisidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar