bugün
- millette manyak para var18
- sözlük kürdü54
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- 30 liraya satılan tavuk döner13
- 6 yaşındaki kızını satan anne9
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- papatya çayı içen erkek9
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- volkswagen passat10
- ben tevratı da okudum incili de12
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı5
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- pankek yiyen erkek6
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- 20075
- zenci uşağın aniden içeri girmesi2
- boşandığı eşine araba alan adam4
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- traş olmaya üşenmek7
- escort ile para kavgası5
- anın görüntüsü28
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- ismail kartal19
- türkiyeli kahvesi8
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- damat tıraşı4
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- iskilipli atıf hoca3
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- klozette borudan fare gelecek korkusu5
- cadılar bayramını kutlayan erkek5
- arkadaşlar naber ya4
- osman pamukoğlu14
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- muhteşem yüzyıl kösem3
- cam açık uyumak8
- şanzıman ustası4
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- simko323
- ahmet nazif zorlu3
- cadılar bayramı kutlayan kız9
- beşiktaşlı erkeklerin çok iyi sevişmesi5
"Allah devletimize zeval vermesin" sözünü mutlaka duymuşuzdur. Böyle söyleyen insanlarımız, Allah'tan korumasını istedikleri "devlet"in, tüm topluma ait ve toplumun hizmetinde olduğunu düşünürler.
Peki, gerçekten devlet "tüm toplumun devleti" olabilir mi?
Cevabımızı baştan verelim: Hayır! Devlet, tüm topluma ait olamaz. Tersine her devlet, bir sınıfın öteki sınıflar üzerindeki baskı ve tahakküm aracıdır. Bu anlamdadır ki devlet, tüm toplumun değil, egemen bir sınıfın ya da egemen sınıflar ittifakının devletidir. Kimin ya da kimlerin devleti olduklarına bağlı olarak da farklı isimlerle anılırlar. Tarihte, bilinen dört devlet biçimi vardır. Bunlar, sırasıyla köleci devlet, feodal devlet, kapitalist devlet ve sosyalist devlettir.
Devlet çoğu kez sanıldığı gibi insanlığın ilk ortaya çıkışından beri var değildir. Devlet, toplumların sınıflara bölünmesinin ürünü olarak, sınıfların ortaya çıkışından itibaren var olan bir örgütlenmedir.
Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni isimli eserinde, bunu şöyle ifade eder: "Devlet düşünülemeyecek bir zamandan beri var olan bir şey değildir... Toplumun sınıflara bölünmesine zorunlu olarak bağlı olan belirli bir ekonomik gelişme aşamasında, bu bölünme, devleti bir zorunluluk durumuna getirdi."
Tarihte, devlet olarak örgütlenmemiş, işlerini devlet olmadan yürüten, henüz sınıfların oluşmadığı toplumlar da vardı. Bu toplum biçimi, ilkel komünal toplumdur. Ancak, üretimin belirli bir aşamasında, sınıflar ve sınıflara bağlı olarak köleci devlet doğdu.
Köleci devlet, köle sahipleri sınıfının devletidir ve işlevi, köle sahiplerinin sömürü düzenlerini kölelere ve toplumun diğer sınıflarına kabul ettirmektir. Bu açıdan devlet; köle sahiplerinin toplum üzerinde bir otorite kurma aracı olarak ortaya çıktı. Bu devletin otoritesinin temel dayanakları silahlı güçleri (ordu, polis) ile hapishaneleridir.
Zaman içinde devlet kurumlaşması daha da yetkinleşmiş, yasama, yürütme, yargı gibi organlarla, belli işlevleri üstlenen bürokrasi doğmuştur; fakat bunların hepsi, sonuçta aynı işlevi gören, devlete egemen olan sınıfın iktidarına hizmet eden organlardır.
Köleci devlet nasıl ki, köle sahiplerinin devleti ise, feodal devlet toprak beylerinin, kapitalist devlet burjuvazinin, sosyalist devlet ise proletaryanın devletidir.
Köleci devlet nasıl ki, köle sahiplerinin köleler üzerindeki baskı aracı ise, feodal devlet feodal beylerin, serfler (yoksul ve topraksız köylüler) üzerinde; kapitalist devlet burjuvazinin proletarya üzerinde ve sosyalist devlet proletaryanın burjuvazi üzerindeki baskı aracıdır.
Buna göre, tarihteki devlet biçimlerinden köleci, feodal ve kapitalist devletler, bir sınıfın bir başka sınıfı veya sınıfları sömürmesine hizmet eden bir araçtır. Dolayısıyla, bir sömürü aracıdır.
Sosyalist devlet ise, diğer devlet biçimlerinin tersine sömürüye karşı bir baskı aracıdır. Proletaryanın elinde bulunan sosyalist devlet, burjuvazinin üzerinde baskı kurarak, emek sömürüsü yapmasına engel olur.
Diğer devlet biçimlerinden farklı olarak, sosyalist devlet çoğunluğun azınlık üzerindeki otoritesinin aracıdır. Sosyalist devlet, çoğunluğun çıkarlarını savunduğu için baskı ve şiddet kullanmaya en az ihtiyaç duyan devlettir.
Öz olarak ifade edersek; devlet ancak sınıflı toplumlarda vardır ve egemen olan sınıfın baskı aracı olarak örgütlenmiştir.
Tarih sahnesine ilk çıktığında daha zayıf bir örgütlenmeye sahip olan devlet, içte sınıf çelişkilerinin keskinleşmesi ve diğer devletlerle fetih rekabeti içine girmesiyle gittikçe güçlendi ve toplumu tehdit eden devasa boyutlara ulaştı...
Devlet, "düşünülemeyecek bir zamandan beri var olan" bir örgütlenme olmadığı gibi, sonsuza kadar yaşayacak bir örgütlenme de değildir. Toplumların gelişiminin belirli bir aşamasında tarih sahnesinde yerini alan devlet, toplumlarla birlikte gelişerek bugünkü halini almış ve toplumsal gelişimin belirli bir aşamasında da, artık bir ihtiyaç olmaktan çıkarak, tarih sahnesinden silinecektir.
Peki bu nasıl olacak?
Nasıl ki, devletin tarih sahnesinde yer alması, sınıfların ortaya çıkışı ile birlikte olduysa ve devlet, belirli bir sınıfın iktidar aracı olarak gündeme geldiyse, sınıfların ortadan kalkması ile de, iktidar aracı olma işlevini yiterecek ve ortadan kalkacaktır.
Kuşkusuz bu, bir anda olmayacaktır. Çünkü, sınıfların ortadan kalkması aniden gerçekleşmez. Burjuvazinin iktidarını yıkarak, kendi iktidarı olan "sosyalist devleti" kuran proletarya, gelişimin bir aşamasında toplum içindeki sınıfsal farklılıkları ortadan kaldırır.
Üretim araçları ile kurulan ilişki, toplumsal zenginliklerden alınan pay ve bu paya sahip olma biçimindeki farklılıklar sınıfsal farklılıkları oluşturur. Proletarya, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti adım adım kaldırarak, sınıfsal ayrımı da ortadan kaldırır. Sınıfsal farklılıkların olmadığı, komünist toplumun üst aşamasında, devlet de ihtiyaç olmaktan çıkar ve söner.
Devletin sönmesine ilişkin Engels şöyle der: "Sınıflar, vaktiyle ne kadar kaçınılmaz bir biçimde ortaya çıktılarsa, o kadar kaçınılmaz bir biçimde ortadan kalkacaklardır. Onlarla birlikte, devlet de, kaçınılmaz bir biçimde, yok olur..."
Peki, gerçekten devlet "tüm toplumun devleti" olabilir mi?
Cevabımızı baştan verelim: Hayır! Devlet, tüm topluma ait olamaz. Tersine her devlet, bir sınıfın öteki sınıflar üzerindeki baskı ve tahakküm aracıdır. Bu anlamdadır ki devlet, tüm toplumun değil, egemen bir sınıfın ya da egemen sınıflar ittifakının devletidir. Kimin ya da kimlerin devleti olduklarına bağlı olarak da farklı isimlerle anılırlar. Tarihte, bilinen dört devlet biçimi vardır. Bunlar, sırasıyla köleci devlet, feodal devlet, kapitalist devlet ve sosyalist devlettir.
Devlet çoğu kez sanıldığı gibi insanlığın ilk ortaya çıkışından beri var değildir. Devlet, toplumların sınıflara bölünmesinin ürünü olarak, sınıfların ortaya çıkışından itibaren var olan bir örgütlenmedir.
Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni isimli eserinde, bunu şöyle ifade eder: "Devlet düşünülemeyecek bir zamandan beri var olan bir şey değildir... Toplumun sınıflara bölünmesine zorunlu olarak bağlı olan belirli bir ekonomik gelişme aşamasında, bu bölünme, devleti bir zorunluluk durumuna getirdi."
Tarihte, devlet olarak örgütlenmemiş, işlerini devlet olmadan yürüten, henüz sınıfların oluşmadığı toplumlar da vardı. Bu toplum biçimi, ilkel komünal toplumdur. Ancak, üretimin belirli bir aşamasında, sınıflar ve sınıflara bağlı olarak köleci devlet doğdu.
Köleci devlet, köle sahipleri sınıfının devletidir ve işlevi, köle sahiplerinin sömürü düzenlerini kölelere ve toplumun diğer sınıflarına kabul ettirmektir. Bu açıdan devlet; köle sahiplerinin toplum üzerinde bir otorite kurma aracı olarak ortaya çıktı. Bu devletin otoritesinin temel dayanakları silahlı güçleri (ordu, polis) ile hapishaneleridir.
Zaman içinde devlet kurumlaşması daha da yetkinleşmiş, yasama, yürütme, yargı gibi organlarla, belli işlevleri üstlenen bürokrasi doğmuştur; fakat bunların hepsi, sonuçta aynı işlevi gören, devlete egemen olan sınıfın iktidarına hizmet eden organlardır.
Köleci devlet nasıl ki, köle sahiplerinin devleti ise, feodal devlet toprak beylerinin, kapitalist devlet burjuvazinin, sosyalist devlet ise proletaryanın devletidir.
Köleci devlet nasıl ki, köle sahiplerinin köleler üzerindeki baskı aracı ise, feodal devlet feodal beylerin, serfler (yoksul ve topraksız köylüler) üzerinde; kapitalist devlet burjuvazinin proletarya üzerinde ve sosyalist devlet proletaryanın burjuvazi üzerindeki baskı aracıdır.
Buna göre, tarihteki devlet biçimlerinden köleci, feodal ve kapitalist devletler, bir sınıfın bir başka sınıfı veya sınıfları sömürmesine hizmet eden bir araçtır. Dolayısıyla, bir sömürü aracıdır.
Sosyalist devlet ise, diğer devlet biçimlerinin tersine sömürüye karşı bir baskı aracıdır. Proletaryanın elinde bulunan sosyalist devlet, burjuvazinin üzerinde baskı kurarak, emek sömürüsü yapmasına engel olur.
Diğer devlet biçimlerinden farklı olarak, sosyalist devlet çoğunluğun azınlık üzerindeki otoritesinin aracıdır. Sosyalist devlet, çoğunluğun çıkarlarını savunduğu için baskı ve şiddet kullanmaya en az ihtiyaç duyan devlettir.
Öz olarak ifade edersek; devlet ancak sınıflı toplumlarda vardır ve egemen olan sınıfın baskı aracı olarak örgütlenmiştir.
Tarih sahnesine ilk çıktığında daha zayıf bir örgütlenmeye sahip olan devlet, içte sınıf çelişkilerinin keskinleşmesi ve diğer devletlerle fetih rekabeti içine girmesiyle gittikçe güçlendi ve toplumu tehdit eden devasa boyutlara ulaştı...
Devlet, "düşünülemeyecek bir zamandan beri var olan" bir örgütlenme olmadığı gibi, sonsuza kadar yaşayacak bir örgütlenme de değildir. Toplumların gelişiminin belirli bir aşamasında tarih sahnesinde yerini alan devlet, toplumlarla birlikte gelişerek bugünkü halini almış ve toplumsal gelişimin belirli bir aşamasında da, artık bir ihtiyaç olmaktan çıkarak, tarih sahnesinden silinecektir.
Peki bu nasıl olacak?
Nasıl ki, devletin tarih sahnesinde yer alması, sınıfların ortaya çıkışı ile birlikte olduysa ve devlet, belirli bir sınıfın iktidar aracı olarak gündeme geldiyse, sınıfların ortadan kalkması ile de, iktidar aracı olma işlevini yiterecek ve ortadan kalkacaktır.
Kuşkusuz bu, bir anda olmayacaktır. Çünkü, sınıfların ortadan kalkması aniden gerçekleşmez. Burjuvazinin iktidarını yıkarak, kendi iktidarı olan "sosyalist devleti" kuran proletarya, gelişimin bir aşamasında toplum içindeki sınıfsal farklılıkları ortadan kaldırır.
Üretim araçları ile kurulan ilişki, toplumsal zenginliklerden alınan pay ve bu paya sahip olma biçimindeki farklılıklar sınıfsal farklılıkları oluşturur. Proletarya, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti adım adım kaldırarak, sınıfsal ayrımı da ortadan kaldırır. Sınıfsal farklılıkların olmadığı, komünist toplumun üst aşamasında, devlet de ihtiyaç olmaktan çıkar ve söner.
Devletin sönmesine ilişkin Engels şöyle der: "Sınıflar, vaktiyle ne kadar kaçınılmaz bir biçimde ortaya çıktılarsa, o kadar kaçınılmaz bir biçimde ortadan kalkacaklardır. Onlarla birlikte, devlet de, kaçınılmaz bir biçimde, yok olur..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar