bugün

sünnet anıları

ahh kuşimato ahh....

küçüğüm o zamanlar, sene 1989 ve ayaktayım.

anneeğğğ diye çığlık atıyorum. hayatımın en pis anı bu. bir kolumda babam tutuyor, bir kolumdan dayım . gazete serilmiş altıma. gözlüklü yaşlı bir amca da diz çökmüş pipimin etini uzatıyor. uzattıkça bağırıyorum.. anneğğğğğğğ...

adamın elinde ustura var abi. bağırmamak elde değil ve o ustura çüküme 1 karış mesafede. dayım gözümü kapatmaya çalışsa da kafamı sağa sola sallayıp mani oluyor, olayı görmeye çalışıyorum. kurbanlık koyun gibiyim anlayacağınız. şimdileri en sevdiğim, o zamanları yatağa işediğimden dolayı nefret ettiğim organımı nasıl kesecekler diye korkuyla bekliyorum.

bekliyorum ama her daim benimle uğraşan abim de kapının eşiğinde rahat durmuyor;

- çok pis acıtıyor kuki, çokkkkkkkk
+ anneeğğğğğğğğ
- kan çıkacak kannnnnnnnnn
+ hüğğğ anneeeeeeeğğğğğğğğğğğğğğğ

babam hemen devreye girip abimi odadan çıkartıyor. o biraz rahatlatıyor beni. fakat abim bu durur mu? koridordan yine bağırıyor;

- kökünden kes sünnetçi abi kökündennnnnn
+ ağıığğğğğğ

babam kapıyı kapatıp tekrar kolumu tutuyor ''hadi kes sünnetçi'' diyor. sanki dana kesiyorlar anasını satim.

- hüğğğ hayır ya, anneeğğğğğğğğğğğğğğğ..

ve sünnetçi besmeleyi çekip vuruyor bıçağı... patt çükümden bi parça gazatede...

hani böyle saniyelik anlar vardır ya, hani böyle kazık yutmuş su samuru gibi dona kalırsın ya, ha işte öyle ortam birden sessizleşiyor. önce kolumdaki parmak izleri, sonra usturayı kapatan sünnetçi ve daha sonra gazetede duran sikimin parçası geliyor gözüme ve tabi son olarak da tavuk sesleri, bug bug bug bug bug...
aniden kafayı çevirip babama bakıyorum ve bu sefer ciğerden değil, dalaktan çıkıyor o ses;

- anneeeeeeeeeğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğ

saçımı okşuyor babam. alnımı öpüp '' sus artık ağlama, erkek oldun sen '' diyor.

sünnetçi çükümü pudraladıktan sonra babam kucaklayıp sünnet yatağına yatırıyor. pipimde kesme şeker kutusu var, altımda etek. ulan erkek oldun diyorlar ama etek giydiriyolar, o dönem öyleymiş ama ben bi bok anlamıyorum.

ve aradan 3-4 gün geçince ilk adımımı sokağa atıyorum. daha doğrusu bahçeye.
komşumuzun küçük kızı aynur'da sokakta. 7 yaşında kendisi. beni görünce bahçeye gelip '' ihihih etek giymiş, etek giymiş '' diye sırıtıyor.

- gülmesene be, sünnet oldum ben.
+ hihihi biliyom deli, ben de geldim düğüne.
- niye gülüyon o zaman.
+ erkekler pantol giyer diye. ihihi etekli etekli..
- bikerem ben giymedim bunu. canım acıyo diye annem giydirdi. böyle eteğin ucundan tutunca acımıyo.
+ ihihih
- pipimi kestiler benim.
+ ne dedin?
- pipimi kesitiler diyom, hem de jiletle.
+ ayyyy, ağladın mı?
- kim? ben? tabi ki hayır.
+ hiç yok mu şimdi?
- var ama ucu yok. kafası gözüküyo artık. kabuk bağladı.
+ nasi yani
- bak eteği sıyırayım da gör.
+ ığğğğğ indir şunu be.
- pudra döküyom her gün.

'' aynurrrrrrrrrrrrrrrr ( bu anasının sesi ) aynurr gel kızım yemek hazır.

aynur seke seke eve gidiyor. ben de dayak yiyeceğimi bilmeden masum bir şekilde kümese doğru gidiyorum. zira o yaşlarda en büyük hobilerimden biri de tavukların götündeki tüyleri yolmak oluyor. onlar acı içinde gıdakladıkça ben sırıtıyor, ben sırıttıkça onlar gıdaklıyordu. buggg bugg bug bugg çok keyif alıyorum tavukları yolarken. bug bug bug bug bug...

15 dakka sonra aynur'un annesini sinirli bir şekilde bizim kapı ziline basarken görüyorum.. aynur da yanında. bir şeylerin ters gittiği çok belli. aynur'un annesi zili hiç bırakmadan basıyor. töbeler olsun, hemen tavuğu fırlatıp olup biteni süzüyorum;

annem= hayırdır ayten hanım.
aynurun annesi= ne hayırı teyze. oğlun kızıma çükünü göstermiş.
annem= kim göstermiş kim?
aynurun annesi= oğlun göstermiş. kukla.
annem = aaaa inanmam. kukla yapmaz öyle şey. terbiyelidir benim oğlum.
aynur= ne yani benim kızım yalancı mı şimdi? açmış eteğini göstermiş işte.

babam= hanım ne oluyor burada? bu bağrış ne?
annem= yok bir şey sen gir içeri.
aynurun annesi= niye girecekmiş efendim. o da bilsin. oğlunuz kızıma edep yerini göstermiş.
babam= kukla mı?
aynurun annesi= bak nasıl da biliyor kimin yapacağını.
annem= haddini aşıyorsun ayten hanım. bi çocuk yüzüne aramız açılmasın.
aynurun annesi= ben burada çocuğumun psikolojisinden bahsediyorum. ilerde ne olacak düşündünüz mü?
babam; kuklaaaaaaaaaağğğğ

bu ses kulaklarımda çınlayan tavuk çığlıkları gibi eğlenceli gelmiyor. babam gayet sinirli. tedirginlik içerisinde kümesten kafamı uzatarak '' geliyom babaaa '' deyip ayten ablanın gidişini izliyorum. aynur da annesinin elinden tutmuş gayet üzüntülü bir şekilde geriye doğru bakıyor. yüzünde de 'sakın gitme baban azına sıçacak' ifadesi var. altıma ettim edecem..

- efendim baba.
+ geç içeri çabuk
- ağğğğğ kulağım acıyo
+ aynur'a çükünü mü gösterdin?
- hüğğğğğğ
+ çükünü mü gösterdin dedim?
- hüğğ. çok az gösterdim ya
+ şlakkkkk

ve işte, ve işte o unutulmayan tokat şlakkk diye yanağıma dokunuyor. etten çükten bi sebeple dayak yiyiyorum. sünnet hatırası unutulmayacak bir şekilde kulaklarımda çınlanıyor. aynı zamanda ilk ve son dayak oluyor bu. güreşte hep sırtını yere getirdiğim, bilek güreşinde paso yendiğim adam, meğer ne de güçlü biriymiş onu anlıyorum.

ve ciğerden değil dalaktan çıkıyor bu sefer o ses;

- bug bug bug bug bug bug ( bu değil, bu götünü yolduğum tavukların kahkahasıydı )

+ hüğğğ anneğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğ

***

ağlasam yine duyar mısın anne?
© copyright 2005 - 2026