bugün
- mutlu ama uzak olsun5
- sözlüğe her yeni gelen erko yazara yürümek6
- saygıyı mı yoksa sevgiyi mi istersin6
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı7
- bir yazarı savunmak3
- çalışmadan para kazanmak4
- amedspor6
- özlediniz mi beni7
- erkeklerin gözdesi olan erkek3
- as maca'nın kızların gözdesi olması3
- acı gerçekler3
- velvet27
- bazı olaylarda zall'ın sözlüğe intikal etmesi5
- karı kıza para yedirir misiniz5
- sözlükte kavga oldu hissi5
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- yazarlarda bana laf sokuldu mu paranoyası3
- 16 ağustos 2026 amedspor erzurumspor maçı6
- sarı şekerlek2
- ye yağlıyı iç suyu dondurursa dondursun5
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- şeker ezmek2
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey9
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- 16 ağustos 2026 amed erzurumspor maçı6
- ağzı sarımsak kokan biriyle öpüşmek5
- bir kadın için yapılabilecek en büyük fedakarlık2
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım8
- o kızdan uzak dur diyen erkek4
- rüyada deprem olduğunu görmek2
- duygulandıran ingilizce şarkılar3
- mor semsiyeli yabanci8
- beşiktaş3
- türklere vize serbestisi4
- kendini değersizleştiren insan5
- evliliğin anlamı13
- anın görüntüsü34
- evlilik balonunun patlaması3
- alihan kuriş9
- çay yapacak hatunun olmaması3
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
- yoğurt mayalamasını bilen erkek6
- dünyanın en değerli şeyi5
- kürtsüz türkiye11
- pirates of the caribbean2
- kuzey karolina'dan ındianapolis'e gitmek3
- insanoğlu kelimesinin cinsiyetçi olması2
- türkiye'ye geldim12
- spotify blend list yapmak istenilen yazarlar5
- akide şekeri yiyip radyo dinlemek5
-"nereden geldin", dedi gölgem?
-"yorgunum, konuşacak halim yok", dedi bedenim, "az müsaade et, soluklanmalıyım..."
-"seninle bütünleşemiyorum, tamamlanamıyorum", dedi gölgem.
-"artık takip edilmekten, sağımı-solumu,önümü-arkamı kolaçan etmekten bıktım", dedi bedenim.
-"bitti mi?", dedi gölgem.
-"en zor soruyu soruyorsun", diye kesip attı konuyu bedenim.
işte burada başlamış gölge ile bedenin hikayesi. beden artık gölgesini almadan gezmelere, keşiflere, eğlenmeye, üzülmeye, hayatı tüketmeye tek başına gitmeye başlamış, gölge ise kaderine yanıp tutuşmaya... beden isyanlarını en hırçın şekilde dile getirmeye başlamış, gölge içine akıtmaya ahdetmiş adeta. katre katre içine sızan zehirden kurtulmayı da hiç akıl edememiş, hiç de akıl etmeyi merak etmemiş. bölük pörçük hikaye tam da burada başlamış, burada ortak kaderleri artık ayrık kadere dönmüş.
sonra zaman gelmiş, zaman gitmiş ve gölge ile beden bir olamamış, bütün olamamış kendilerinde, paylaşımın istikrar girizgâhında. alışkanlığa boyun eğmeyi çabuk öğrenmiş gölge ama beden buna asla eğilmemiş, karşısında bükülmemiş; çokça umursamaz görüntü çizmiş ama umursamadığından değil de çokça inancı yitirmenin geri dönüşü olmadığını bildiğinden. aslında bunu gölgeye anlatmak istemiş istemesine de, bazı şeyler kelimelerle sınırlandırılamayacağı gibi, karşındakinin anlamayacağını da düşünmek varmış ve en kahredicisi de bu inançta yanılmayacağını bilmesi imiş.
tarafgir gibi görünen ve tüm iğretiliği ile iticiliği suratlara bir küfür, bir şamar gibi vuran sessiz çığlık halleri daha da bir huzursuzluk, gerginlikler yaratır olmuş aralarında. beden artık bu durumda kendini çok fazla esir, bu debdebenin kem tarafı görmeye başlamış. çekip gitmek bir anlamda çareyken bir anlamda da aslında çözüm değilmiş.
etin tırnaktan ayrılması çok acı verici değil miydi? gölge nasıl ayrılacaktı bedenden? gölgesiz bir beden siluetten ibaret olmaz mıydı? tek tipliğin kuşatılmışlığına yenilmez miydi? hem yeni bir başlangıç ona göre miydi? nasıl sona erdirecekti bunca kötü giden şeyleri ve sorular silsilesini? bir diğerini dur durak bilmeden pervasız ve fütursuzca takip eden huzursuzluklar, endişeler nasıl bertaraf edilecekti birbirinden ayrılmaz bütün olarak?
çok düşündüler, çok kavruldular ve yok oldular küllerinde. yeniden doğmayı bedenin hin fikri yaptı. anlaşma yaptı gölge ile. dedi ki:
-" güneş ikimizin olsun, geri kalanlar kendimizin. güneşte sen ve ben, diğerlerinde sadece kendimiz... bence budur hayatın anlamı, ilişkin paylaşımı. kimse bir diğerinin hayatına etmesin gölge ya da olmasın ikizi."
çok seven ve onsuz olamayan gölge, çaresiz kabul etmiş aslında sual barındıran sualsiz teklifi.
işte bu yüzden ilişkilerde bir taraf daha mutsuzken, diğer taraf daha gamsızmış, işte bu yüzden biri aşıkken diğeri maşukmuş.
(bkz: aşık ile maşuk).
-"yorgunum, konuşacak halim yok", dedi bedenim, "az müsaade et, soluklanmalıyım..."
-"seninle bütünleşemiyorum, tamamlanamıyorum", dedi gölgem.
-"artık takip edilmekten, sağımı-solumu,önümü-arkamı kolaçan etmekten bıktım", dedi bedenim.
-"bitti mi?", dedi gölgem.
-"en zor soruyu soruyorsun", diye kesip attı konuyu bedenim.
işte burada başlamış gölge ile bedenin hikayesi. beden artık gölgesini almadan gezmelere, keşiflere, eğlenmeye, üzülmeye, hayatı tüketmeye tek başına gitmeye başlamış, gölge ise kaderine yanıp tutuşmaya... beden isyanlarını en hırçın şekilde dile getirmeye başlamış, gölge içine akıtmaya ahdetmiş adeta. katre katre içine sızan zehirden kurtulmayı da hiç akıl edememiş, hiç de akıl etmeyi merak etmemiş. bölük pörçük hikaye tam da burada başlamış, burada ortak kaderleri artık ayrık kadere dönmüş.
sonra zaman gelmiş, zaman gitmiş ve gölge ile beden bir olamamış, bütün olamamış kendilerinde, paylaşımın istikrar girizgâhında. alışkanlığa boyun eğmeyi çabuk öğrenmiş gölge ama beden buna asla eğilmemiş, karşısında bükülmemiş; çokça umursamaz görüntü çizmiş ama umursamadığından değil de çokça inancı yitirmenin geri dönüşü olmadığını bildiğinden. aslında bunu gölgeye anlatmak istemiş istemesine de, bazı şeyler kelimelerle sınırlandırılamayacağı gibi, karşındakinin anlamayacağını da düşünmek varmış ve en kahredicisi de bu inançta yanılmayacağını bilmesi imiş.
tarafgir gibi görünen ve tüm iğretiliği ile iticiliği suratlara bir küfür, bir şamar gibi vuran sessiz çığlık halleri daha da bir huzursuzluk, gerginlikler yaratır olmuş aralarında. beden artık bu durumda kendini çok fazla esir, bu debdebenin kem tarafı görmeye başlamış. çekip gitmek bir anlamda çareyken bir anlamda da aslında çözüm değilmiş.
etin tırnaktan ayrılması çok acı verici değil miydi? gölge nasıl ayrılacaktı bedenden? gölgesiz bir beden siluetten ibaret olmaz mıydı? tek tipliğin kuşatılmışlığına yenilmez miydi? hem yeni bir başlangıç ona göre miydi? nasıl sona erdirecekti bunca kötü giden şeyleri ve sorular silsilesini? bir diğerini dur durak bilmeden pervasız ve fütursuzca takip eden huzursuzluklar, endişeler nasıl bertaraf edilecekti birbirinden ayrılmaz bütün olarak?
çok düşündüler, çok kavruldular ve yok oldular küllerinde. yeniden doğmayı bedenin hin fikri yaptı. anlaşma yaptı gölge ile. dedi ki:
-" güneş ikimizin olsun, geri kalanlar kendimizin. güneşte sen ve ben, diğerlerinde sadece kendimiz... bence budur hayatın anlamı, ilişkin paylaşımı. kimse bir diğerinin hayatına etmesin gölge ya da olmasın ikizi."
çok seven ve onsuz olamayan gölge, çaresiz kabul etmiş aslında sual barındıran sualsiz teklifi.
işte bu yüzden ilişkilerde bir taraf daha mutsuzken, diğer taraf daha gamsızmış, işte bu yüzden biri aşıkken diğeri maşukmuş.
(bkz: aşık ile maşuk).
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar