bugün
- türküm doğruyum çalışkanım11
- keşke nickim şu yazarınki olsaydı denen nickler4
- fon vurgunu30
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter4
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi5
- aykolik efendi6
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı6
- iltica27
- sabahın 3 ünde gecelikle sarma getiren komşu kızı3
- kolye142
- sabah elinde bavulla kapıya dayanan bugs bunny2
- emret komutanım ferit in silahını kaybettiği bölüm2
- andımız3
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu2
- güne bir şiir dizesi bırak2
- ben bir yahudiyim2
- sabahın 4 ünde ayakta olan 420 yazar2
- cam açık ve çıplak uyumak7
- çoktan hareket etmiş trene el sallamak2
- kadınların yedekte erkek tutması6
- saraca096
- ofis pornosu13
- türk esnafı5
- uzaylılar selam verir mi4
- öyle koşup varmak ki sen sonra gelmek2
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri5
- düşün ki o bunu okuyor3
- koro halinde ulumak2
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- 5 bin kişinin katıldığı konserde ölüm3
- ilişkiye ara vermek10
- saraca09'a yapılan haksızlık3
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- tertemiz delirmek2
- marka giyinmek9
- asansörde konuşmama kuralı9
- emret komutanım sinyor seyfi2
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- komşuya hola lopez como estas demek2
- uzaylılar kovalasın seni3
- aleyna kalaycıoğlu2
- vizyonsuzları bakan yapmak2
- moovit2
- uzaylılar da tarım yapıyorlar mı2
- sabah sabah 1 lt süt içip soğuk taşa oturmak2
- ölümün çözüm olduğunu düşünmek4
- bu saatte yemek yemek7
-"nereden geldin", dedi gölgem?
-"yorgunum, konuşacak halim yok", dedi bedenim, "az müsaade et, soluklanmalıyım..."
-"seninle bütünleşemiyorum, tamamlanamıyorum", dedi gölgem.
-"artık takip edilmekten, sağımı-solumu,önümü-arkamı kolaçan etmekten bıktım", dedi bedenim.
-"bitti mi?", dedi gölgem.
-"en zor soruyu soruyorsun", diye kesip attı konuyu bedenim.
işte burada başlamış gölge ile bedenin hikayesi. beden artık gölgesini almadan gezmelere, keşiflere, eğlenmeye, üzülmeye, hayatı tüketmeye tek başına gitmeye başlamış, gölge ise kaderine yanıp tutuşmaya... beden isyanlarını en hırçın şekilde dile getirmeye başlamış, gölge içine akıtmaya ahdetmiş adeta. katre katre içine sızan zehirden kurtulmayı da hiç akıl edememiş, hiç de akıl etmeyi merak etmemiş. bölük pörçük hikaye tam da burada başlamış, burada ortak kaderleri artık ayrık kadere dönmüş.
sonra zaman gelmiş, zaman gitmiş ve gölge ile beden bir olamamış, bütün olamamış kendilerinde, paylaşımın istikrar girizgâhında. alışkanlığa boyun eğmeyi çabuk öğrenmiş gölge ama beden buna asla eğilmemiş, karşısında bükülmemiş; çokça umursamaz görüntü çizmiş ama umursamadığından değil de çokça inancı yitirmenin geri dönüşü olmadığını bildiğinden. aslında bunu gölgeye anlatmak istemiş istemesine de, bazı şeyler kelimelerle sınırlandırılamayacağı gibi, karşındakinin anlamayacağını da düşünmek varmış ve en kahredicisi de bu inançta yanılmayacağını bilmesi imiş.
tarafgir gibi görünen ve tüm iğretiliği ile iticiliği suratlara bir küfür, bir şamar gibi vuran sessiz çığlık halleri daha da bir huzursuzluk, gerginlikler yaratır olmuş aralarında. beden artık bu durumda kendini çok fazla esir, bu debdebenin kem tarafı görmeye başlamış. çekip gitmek bir anlamda çareyken bir anlamda da aslında çözüm değilmiş.
etin tırnaktan ayrılması çok acı verici değil miydi? gölge nasıl ayrılacaktı bedenden? gölgesiz bir beden siluetten ibaret olmaz mıydı? tek tipliğin kuşatılmışlığına yenilmez miydi? hem yeni bir başlangıç ona göre miydi? nasıl sona erdirecekti bunca kötü giden şeyleri ve sorular silsilesini? bir diğerini dur durak bilmeden pervasız ve fütursuzca takip eden huzursuzluklar, endişeler nasıl bertaraf edilecekti birbirinden ayrılmaz bütün olarak?
çok düşündüler, çok kavruldular ve yok oldular küllerinde. yeniden doğmayı bedenin hin fikri yaptı. anlaşma yaptı gölge ile. dedi ki:
-" güneş ikimizin olsun, geri kalanlar kendimizin. güneşte sen ve ben, diğerlerinde sadece kendimiz... bence budur hayatın anlamı, ilişkin paylaşımı. kimse bir diğerinin hayatına etmesin gölge ya da olmasın ikizi."
çok seven ve onsuz olamayan gölge, çaresiz kabul etmiş aslında sual barındıran sualsiz teklifi.
işte bu yüzden ilişkilerde bir taraf daha mutsuzken, diğer taraf daha gamsızmış, işte bu yüzden biri aşıkken diğeri maşukmuş.
(bkz: aşık ile maşuk).
-"yorgunum, konuşacak halim yok", dedi bedenim, "az müsaade et, soluklanmalıyım..."
-"seninle bütünleşemiyorum, tamamlanamıyorum", dedi gölgem.
-"artık takip edilmekten, sağımı-solumu,önümü-arkamı kolaçan etmekten bıktım", dedi bedenim.
-"bitti mi?", dedi gölgem.
-"en zor soruyu soruyorsun", diye kesip attı konuyu bedenim.
işte burada başlamış gölge ile bedenin hikayesi. beden artık gölgesini almadan gezmelere, keşiflere, eğlenmeye, üzülmeye, hayatı tüketmeye tek başına gitmeye başlamış, gölge ise kaderine yanıp tutuşmaya... beden isyanlarını en hırçın şekilde dile getirmeye başlamış, gölge içine akıtmaya ahdetmiş adeta. katre katre içine sızan zehirden kurtulmayı da hiç akıl edememiş, hiç de akıl etmeyi merak etmemiş. bölük pörçük hikaye tam da burada başlamış, burada ortak kaderleri artık ayrık kadere dönmüş.
sonra zaman gelmiş, zaman gitmiş ve gölge ile beden bir olamamış, bütün olamamış kendilerinde, paylaşımın istikrar girizgâhında. alışkanlığa boyun eğmeyi çabuk öğrenmiş gölge ama beden buna asla eğilmemiş, karşısında bükülmemiş; çokça umursamaz görüntü çizmiş ama umursamadığından değil de çokça inancı yitirmenin geri dönüşü olmadığını bildiğinden. aslında bunu gölgeye anlatmak istemiş istemesine de, bazı şeyler kelimelerle sınırlandırılamayacağı gibi, karşındakinin anlamayacağını da düşünmek varmış ve en kahredicisi de bu inançta yanılmayacağını bilmesi imiş.
tarafgir gibi görünen ve tüm iğretiliği ile iticiliği suratlara bir küfür, bir şamar gibi vuran sessiz çığlık halleri daha da bir huzursuzluk, gerginlikler yaratır olmuş aralarında. beden artık bu durumda kendini çok fazla esir, bu debdebenin kem tarafı görmeye başlamış. çekip gitmek bir anlamda çareyken bir anlamda da aslında çözüm değilmiş.
etin tırnaktan ayrılması çok acı verici değil miydi? gölge nasıl ayrılacaktı bedenden? gölgesiz bir beden siluetten ibaret olmaz mıydı? tek tipliğin kuşatılmışlığına yenilmez miydi? hem yeni bir başlangıç ona göre miydi? nasıl sona erdirecekti bunca kötü giden şeyleri ve sorular silsilesini? bir diğerini dur durak bilmeden pervasız ve fütursuzca takip eden huzursuzluklar, endişeler nasıl bertaraf edilecekti birbirinden ayrılmaz bütün olarak?
çok düşündüler, çok kavruldular ve yok oldular küllerinde. yeniden doğmayı bedenin hin fikri yaptı. anlaşma yaptı gölge ile. dedi ki:
-" güneş ikimizin olsun, geri kalanlar kendimizin. güneşte sen ve ben, diğerlerinde sadece kendimiz... bence budur hayatın anlamı, ilişkin paylaşımı. kimse bir diğerinin hayatına etmesin gölge ya da olmasın ikizi."
çok seven ve onsuz olamayan gölge, çaresiz kabul etmiş aslında sual barındıran sualsiz teklifi.
işte bu yüzden ilişkilerde bir taraf daha mutsuzken, diğer taraf daha gamsızmış, işte bu yüzden biri aşıkken diğeri maşukmuş.
(bkz: aşık ile maşuk).
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar