bugün
- yunanistan27
- hurafe dolu islam vs kur an islam ı9
- sözlükten birinden hoşlanmak4
- sevişirken video çekmek10
- en son aldığınız iltifat13
- hırvatistan2
- sözlüğün bitmesi3
- sözlük kızları nerede3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin22
- dekolteye bakar mısınız15
- cem küçük10
- irmik helvası vs un helvası18
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak30
- japonya23
- nebiye salat ve resule itaat4
- türk ateisti2
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- la ilahe illallah2
- douglas adams okuyanların kanser riski taşımaması2
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- borsa3
- adalet ve kalkınma partisi4
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- üşüyen erkek12
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı10
- gürcistan26
- bir ayın daha bitmesi3
- fake hesap kullanan yazarlar uçurulsun5
- hayvan gibi acı salça yemek5
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- en iyi simit hangi şehirdedir23
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi12
- adanalı ateist10
- ketçap aromalı ruffles10
- gelecek partisi'nin kapanması12
- sözlükte hep zenginlere göre içerik üretiliyor6
- bütün gün topladığın gazı gece yatakta çıkarmak3
- demet akalın'ın bacakları2
- daş göprü sarmsağ geldih4
- bik bikle yemek yapmak9
- ctrlx22
- aşka düşmek4
- 1 milyon verecekler mali yayında donunu indirecek8
- gammaz çetesi çökertildi8
- sözlük yazarı dövmek2
- gocu12
- çocuklarin ve ergenlerin manifest aşkı10
- ilk buluşmaya bugatti veyron ile gelen kız7
Talat Paşa ‘Ermeni sorunu’ dediği meseleyi Ermenileri ortadan kaldırarak çözme kararını veren kişidir. Emirleri veren odur, kanunları çıkaran odur. Talat Paşa ve hükümeti, Ermenilerin Anadolu’dan tehcir edilmesini emretmiş, sonra buna ‘iskan’ demiştir. Ancak insanları yiyecek, tıbbi malzeme vermeksizin yüzlerce kilometre ötedeki çöllere göndermiştir.
Hukukçu Geoffrey Robertson, “ölüm yürüyüşleri” olarak tanımladığı "tehcir"de yani zorla sürgünde, çoğu kişinin öleceğinin çok iyi bilindiğini savunuyor. Robertson, Ermenilerin toplama kamplarına gönderildiklerini ve buralarda tifüse yakalanarak öldüklerini söylüyor ve “Bu nedenle Talat Paşa’ya Osmanlı’nın Hitler'i demek yerindedir. Neticede Hitler de insanları toplama kamplarına gönderdiği ve önemli sayıda Yahudi’yi öldürdüğü için sorumlu tutulmuştu” diyor.
Mehmet Talat Bey (1874 - 1921), 1910’lu yıllarda Osmanlı siyasetinin baş aktörlerinden biriydi. 1917’de Sadrazam makamına ve paşa unvanına erişti. Bu, eski bir postane memurunun, Osmanlı imparatorluğu’nda sultandan sonraki en üst makama olağanüstü bir şekilde yükselişi anlamına geliyordu. 1908 Jön Türk Devrimi öncesinde, Selanik-Makedonya’da bir posta memuru olarak çalışan Talat, ittihat ve Terakki Cemiyeti (iTC) adıyla bilinen ve II. Abdülhamid’i devirmek için kurulan gizli ağın lideri olarak öne çıkmaya başlamıştı. Muhalif örgüt iTC’yi ilgilendiren sadece Hamid despotizmi değil, aynı zamanda Makedonya meselesiydi. iTC’nin gözünde bu mesele, Avrupalı güçlerin içişlerine müdahale tehlikesi ve Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan bu bereketli toprakların kaybedilme kaygısı demekti.
1913’ten itibaren partinin güçlü adamı ve yeni Dahiliye Nazırı olan Talat, Küçük Asya’da Müslümanların ve Türklerin lehine bir demografik ve ekonomik dönüşüm planladı ve uygulamaya koydu. Talat, böylece bir toplum mühendisi ve Almanya Büyükelçisi Metternich’in 7 Aralık 1915’te Şansölye’ye yazdığı mektubunda belirttiği gibi ‘Ermenilere yapılan zulmün ruhu’ oldu. Talat’ın Hıristiyanlık karşıtı siyaseti öncelikle, 1914 Haziran’ında Ege kıyılarından kovulan ve yerlerine Balkan muhacirlerinin yerleştirildiği sayıları 150 bini bulan Rumlara yönelik oldu. Ardından I. Dünya Savaşı’nın ilk yıllarından itibaren Ermenileri ve Süryanileri hedef aldı. 1915’teki Ermeni Soykırımı, Osmanlı’nın toplumsal dokusunun sonuna gelindiğini ve saltanatın kaldırılmasını 1922’den çok daha önce haber veriyordu.
iTC’nin diğer güçlü adamı Enver ve beraberinde Talat, Temmuz 1914’te yaklaşan genel savaşa hemen dahil olmanın yollarını arıyorlardı.
Doğu ve Batı cephelerinde itilaf Devletleri’nin tehdidi altında bulunan ama Alman generallerin yönetimindeki Gelibolu ve Çanakkale savunmalarında elde edilen başarı nedeniyle güven kazanmış olan Talat, 24 Nisan 1915’te Ermeni karşıtı aşırılıkçı siyasetini başlattı. Anadolu’daki Ermenilerin isyan ettiğine yönelik stratejik yalan, Ermeni aydınlarının yok edilmesini, insanları ölüme sürükleyen tehciri ve Ermeni mülklerinin gaspını haklı göstermeye hizmet etti.
Yenilgiden sonra eski Sadrazam Talat, milliyetçi iT hareketinin eski lideri Mustafa Kemal’le bağlantısını sürdürerek, Berlin’e sığındı. Talat, Mart 1921’de bir Ermeni tarafından intikam amacıyla öldürüldü. Türkiye Cumhuriyeti adı altında, Talat’ın emrindeki kamu görevlilerini büyük ölçüde yerinde tutarak ‘Türk Yurdu’nu hayata geçiren ise Mustafa Kemal’di. Kemalizm öncesi Türkiye’nin babası olarak Talat, 1913’ten sonra, siyasal islam’la açık ittifak halindeki Türk milliyetçiliğini temsil ediyordu. Bu, ondan sonra gelen Kemalizm ile ayrışıyordu. Talat, sınıf savaşını etnik-dinî savaşla karıştırıp, aynı zamanda Türkçülük gibi emperyalist bir miti benimseyen sağcı bir ihtilalciydi.
Ermenilerin kaderi de Alevilerinkinden, Kürtlerinkinden farklı değil, ister din ister etnik olarak fark etmiyor, ne olursanız olun bu topraklarda kendinden başkasına zulüm olmuştur.
Edit: milliyetçilik yaptığımı söyleyecek olursa, Amasyalı bir türküm. Bu toprakların tarihiyle yüzleşmek, lise tarih kitaplarında anlatılanlar dışında bir şeyler okumak size çok şey kazandıracaktır. Soykırımla yüzleşmek, hayatla barışmaktır.
Kaynak: BBC, jiyan.org, AGOS
Hukukçu Geoffrey Robertson, “ölüm yürüyüşleri” olarak tanımladığı "tehcir"de yani zorla sürgünde, çoğu kişinin öleceğinin çok iyi bilindiğini savunuyor. Robertson, Ermenilerin toplama kamplarına gönderildiklerini ve buralarda tifüse yakalanarak öldüklerini söylüyor ve “Bu nedenle Talat Paşa’ya Osmanlı’nın Hitler'i demek yerindedir. Neticede Hitler de insanları toplama kamplarına gönderdiği ve önemli sayıda Yahudi’yi öldürdüğü için sorumlu tutulmuştu” diyor.
Mehmet Talat Bey (1874 - 1921), 1910’lu yıllarda Osmanlı siyasetinin baş aktörlerinden biriydi. 1917’de Sadrazam makamına ve paşa unvanına erişti. Bu, eski bir postane memurunun, Osmanlı imparatorluğu’nda sultandan sonraki en üst makama olağanüstü bir şekilde yükselişi anlamına geliyordu. 1908 Jön Türk Devrimi öncesinde, Selanik-Makedonya’da bir posta memuru olarak çalışan Talat, ittihat ve Terakki Cemiyeti (iTC) adıyla bilinen ve II. Abdülhamid’i devirmek için kurulan gizli ağın lideri olarak öne çıkmaya başlamıştı. Muhalif örgüt iTC’yi ilgilendiren sadece Hamid despotizmi değil, aynı zamanda Makedonya meselesiydi. iTC’nin gözünde bu mesele, Avrupalı güçlerin içişlerine müdahale tehlikesi ve Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan bu bereketli toprakların kaybedilme kaygısı demekti.
1913’ten itibaren partinin güçlü adamı ve yeni Dahiliye Nazırı olan Talat, Küçük Asya’da Müslümanların ve Türklerin lehine bir demografik ve ekonomik dönüşüm planladı ve uygulamaya koydu. Talat, böylece bir toplum mühendisi ve Almanya Büyükelçisi Metternich’in 7 Aralık 1915’te Şansölye’ye yazdığı mektubunda belirttiği gibi ‘Ermenilere yapılan zulmün ruhu’ oldu. Talat’ın Hıristiyanlık karşıtı siyaseti öncelikle, 1914 Haziran’ında Ege kıyılarından kovulan ve yerlerine Balkan muhacirlerinin yerleştirildiği sayıları 150 bini bulan Rumlara yönelik oldu. Ardından I. Dünya Savaşı’nın ilk yıllarından itibaren Ermenileri ve Süryanileri hedef aldı. 1915’teki Ermeni Soykırımı, Osmanlı’nın toplumsal dokusunun sonuna gelindiğini ve saltanatın kaldırılmasını 1922’den çok daha önce haber veriyordu.
iTC’nin diğer güçlü adamı Enver ve beraberinde Talat, Temmuz 1914’te yaklaşan genel savaşa hemen dahil olmanın yollarını arıyorlardı.
Doğu ve Batı cephelerinde itilaf Devletleri’nin tehdidi altında bulunan ama Alman generallerin yönetimindeki Gelibolu ve Çanakkale savunmalarında elde edilen başarı nedeniyle güven kazanmış olan Talat, 24 Nisan 1915’te Ermeni karşıtı aşırılıkçı siyasetini başlattı. Anadolu’daki Ermenilerin isyan ettiğine yönelik stratejik yalan, Ermeni aydınlarının yok edilmesini, insanları ölüme sürükleyen tehciri ve Ermeni mülklerinin gaspını haklı göstermeye hizmet etti.
Yenilgiden sonra eski Sadrazam Talat, milliyetçi iT hareketinin eski lideri Mustafa Kemal’le bağlantısını sürdürerek, Berlin’e sığındı. Talat, Mart 1921’de bir Ermeni tarafından intikam amacıyla öldürüldü. Türkiye Cumhuriyeti adı altında, Talat’ın emrindeki kamu görevlilerini büyük ölçüde yerinde tutarak ‘Türk Yurdu’nu hayata geçiren ise Mustafa Kemal’di. Kemalizm öncesi Türkiye’nin babası olarak Talat, 1913’ten sonra, siyasal islam’la açık ittifak halindeki Türk milliyetçiliğini temsil ediyordu. Bu, ondan sonra gelen Kemalizm ile ayrışıyordu. Talat, sınıf savaşını etnik-dinî savaşla karıştırıp, aynı zamanda Türkçülük gibi emperyalist bir miti benimseyen sağcı bir ihtilalciydi.
Ermenilerin kaderi de Alevilerinkinden, Kürtlerinkinden farklı değil, ister din ister etnik olarak fark etmiyor, ne olursanız olun bu topraklarda kendinden başkasına zulüm olmuştur.
Edit: milliyetçilik yaptığımı söyleyecek olursa, Amasyalı bir türküm. Bu toprakların tarihiyle yüzleşmek, lise tarih kitaplarında anlatılanlar dışında bir şeyler okumak size çok şey kazandıracaktır. Soykırımla yüzleşmek, hayatla barışmaktır.
Kaynak: BBC, jiyan.org, AGOS
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar