bugün
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması12
- uludağ sözlüğe ilk üyelik yılı7
- sözlük erkeklerinin bicepsleri34
- memeleri ile gündeme oturan yazar15
- from gold'un bicepsleri10
- sözlük yazarlarının tatlıları17
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı22
- kokoreç6
- kale'nin sözlük erkeklerine kötü örnek olması15
- sözlük erkeklerinin gluteus maximusları6
- carlsberg3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı15
- kolpa insanlar6
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar14
- fon vurgunu43
- akp'li vekilin çocuk işçiliğini meşrulaştırması3
- gecenin sessizliğini bozan osuruk sesi3
- hayatın anlamsızlığını bir cümleyle anlat7
- sözlük erkeklerinin adonisleri11
- bir gün öleceksek niye yaşıyoruz sorunsalı5
- ilişkide en çok emek harcayan tarafın erkek olması2
- balkonda sigara içilicek şarkılar3
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak20
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması12
- beni geçmişimle yargılama diyen erkek6
- muzlu centro2
- kabaklı börek3
- ismail kartal14
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- erkeksi bayan buse'nin çok sevimli olması4
- anın görüntüsü21
- kolye140
- sözlükte edebiyat istiyorum felsefe istiyorum5
- sergen yalçın10
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- true tarzında entry girmek2
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek6
- antipanik'in sözlüğe vedası18
- victor osimhen8
- beklenen bicepsin bir türlü gelmemesi4
- fiziği kötüyse yüreği güzeldir5
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması2
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- mabel matiz şarkılarında geçen acımasız sözler5
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek6
- özelden gelen saçma mesajlar12
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- 27 ocak 2027 paris saint germain galatasaray maçı2
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- arkadaşlar bu nedir sizce11
7 Kasım 1917’de Lenin önderliğinde gerçekleştirilen Bolşevik Devrimi yalnızca Sovyetler Birliği’nin kurulmasına sebebiyet veren yerel bir devrim olmayıp, dünyanın her bir yanında bu devrimin altında yatan temel anlayışların yayılmasına da ön ayak olmuştur. Bunun sonucunda, gerek siyasette gerekse de sanatta yeni akımlarla hayatta kendine bir kez daha yer bulmuştur Marksist felsefe. Gücünü Rus Devrimi’nden alıp, edebiyat bağlamında 1930’larda “toplumsal gerçekçilik” akımı adı altında işlenen toplumsal sorunlar, kollektivist ve materyalist felsefeler, Türk Edebiyat’ına 1930-1940 yılları arasında girmeye başlamıştır. Nazım Hikmet ve Attila ilhan,Türk Edebiyatı’nda bu akımın temsilcilerinin önde gelen isimlerindendir.
Nazım Hikmet, Türk Edebiyatı’nda devrim yapmış yazarlardan biridir. Hem biçimde hem de içerikte büyük değişikliklere gitmiş olan Nazım Hikmet, kendisinden sonra gelen kuşağı etkilemekle yetinmemiş, beraberinde 1960 sonrası Türk şiirini de etkilemiştir. Türk yazını onun sayesinde toplumcu gerçekçi çizgiye ulaşmıştır. Nazım Hikmet’in sevgisi için “Asya’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Amerika’ya kadar bütün yoksulu, acılı, ezilmiş namuslu insanlara yönelen bir sevgidir” denilmesi ve 12 Ocak 2016’da ispanya'nın doğusundaki Katalonya Özerk Yönetimi'nin Başkanı seçilen Carles Puigdemont’un resmen görevini teslim aldığı törende yaptığı konuşmada Türk şairi Nazım Hikmet'in şiirinden bir mısrayı okuması, Nazım Hikmet’in verdiği eserlerin evrensel bir kalıcılık kazanmış olduğunun kanıtıdır. Toplumculuğu Nazım Hikmet’le tanıdığı söylenen Attila ilhan’ın ise , ilk siyası yazılarını kaleme alması yine Nazım Hikmet sayesinde gerçekleşir. Attila ilhan’ın, 16 yaşında bir lise öğrencisiyken Nazım Hikmet’in şiirini kız arkadaşına yolladığı için “komünizm propagandası” yapmak suçundan tutuklanarak Sansaryan Han hücresine atılması, onun siyasi düşüncesinin köşe taşlarını oluşturmaya başlamıştır. Zira hapisten çıkmasının hemen ardından Esat Adil Bey’in başında bulunduğu Türkiye Sosyalist Partisi’yle bağlantıya geçer ve partinin yayın organı olan ‘Gerçek’ gazetesinde Asım Bezirci, Hasan Tanrıkut gibi isimlerle çalışırken; hem gazeteciliği, hem de sosyalizmi öğrenerek ilk siyasal yazılarını kaleme almıştır.
Attila ilhan, “istanbul Şehri Ağlıyor” isimli şiirinde toplumun maruz kaldığı açlık ve yoksunluk gibi çeşitli sorunsallar karşısında umarsız kalan karakter/karakterlerin duygu durumunu ve bu sorunsallara olan yaklaşımını, sorunlar karşısındaki eleştirel ve çözüm aramaya yönelik anlayışını anlatır. Şiirin uzamını belirten kelime “istanbul” olmak üzere vurgulanırken tekrara gidilen sözcüklerden “şehir” ise halkın timsalidir. Böylece “istanbul Şehri Ağlıyor” isminden ,bahsi geçen istanbul halkının geçirdiği zorlu sürecin anlatıldığı anlaşılabilir. Bu şehir “minareler el pençe divan durmaktan usanmış” olduğu bir şehir olarak tasvir edilmiştir. Bu dizeden anlaşılacağı üzere bulunulan noktadan itibaren dini ve manevi değerler taşıyan olguların dahi artık insanlara huzur vermeye, onları bu kentte tutacak bir umudu aşılamaya yetmediği belirtir. Aynı zamanda şehir “iliklerine kadar geçmiş efkar” söz grubuyla da bu kentteki karamsar, olumsuz havayı vurgular niteliktedir. Şiirde dizeler birbirini takip ederken şiir kişisinin “onlar” diye hitap ettiği bir insan grubu karşılaşılır. Onlar diye bahsedilen kişilerin sosyal statülerine, işçi sınıfına mensup olduklarına dair okurun bir fikir edinebilmesi amacıyla “kimisi Feshâne’den kimisi Beykoz fabrikasından” diye bir açıklama yapılmıştır. “Ölüm gezer gölgeniz misali arkanızdan” söylemi ile de bu insanların ölüme ne denli yakın oldukları ifade edilmektedir. insanların ayrışmışlığı, toplumsal yapının parçalanması ve büyük balığın küçük bağlı yediği toplumda hayatta kalma mücadelesi verenlerin direnişini anlatan bu şiirde toplumcu gerçekçilik bağlamında birçok ize rastlıyoruz.
Nazım Hikmet’in “Davet” şiirinde ise genel itibariyle bir ahenk gözlemleyebilir. Nazım Hikmet, birçok şiirinde kullandığı bir teknik olmak üzere dize tekrarına giderek “Davet” şiirinde de ahengi sağlamıştır. Şiirinin 1. biriminde Türk medeniyetinin sürecinden bahsedilir. 2. birimde ise bu vatanın tamamen Türk milletine ait olduğunu belirtilerek milliyetçi bir anlayışla karşımıza çıkar Nazım Hikmet. 3. birimde her bireyin kendi ayakları üzerinde durmasını idealize eden anlayışı ve sosyal eşitliğin sağlanmasını talep ettiği anlaşılır. Son olarak 4. birimde insanların eşit şartlara sahip olmasa bile koşulların eşitlenmesi için çaba harcanması ve kardeşçe yaşanması gerektiğini belirtir. Son dizede kollektivizmden söz edildiği açıkca gözlemlenebilir. Özellikle de son dizeden anlaşılabileceği üzere şiirdeki ana tema evrensel kardeşlik, dayanışma va paylaşmadır.
Nazım Hikmet, Türk Edebiyatı’nda devrim yapmış yazarlardan biridir. Hem biçimde hem de içerikte büyük değişikliklere gitmiş olan Nazım Hikmet, kendisinden sonra gelen kuşağı etkilemekle yetinmemiş, beraberinde 1960 sonrası Türk şiirini de etkilemiştir. Türk yazını onun sayesinde toplumcu gerçekçi çizgiye ulaşmıştır. Nazım Hikmet’in sevgisi için “Asya’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Amerika’ya kadar bütün yoksulu, acılı, ezilmiş namuslu insanlara yönelen bir sevgidir” denilmesi ve 12 Ocak 2016’da ispanya'nın doğusundaki Katalonya Özerk Yönetimi'nin Başkanı seçilen Carles Puigdemont’un resmen görevini teslim aldığı törende yaptığı konuşmada Türk şairi Nazım Hikmet'in şiirinden bir mısrayı okuması, Nazım Hikmet’in verdiği eserlerin evrensel bir kalıcılık kazanmış olduğunun kanıtıdır. Toplumculuğu Nazım Hikmet’le tanıdığı söylenen Attila ilhan’ın ise , ilk siyası yazılarını kaleme alması yine Nazım Hikmet sayesinde gerçekleşir. Attila ilhan’ın, 16 yaşında bir lise öğrencisiyken Nazım Hikmet’in şiirini kız arkadaşına yolladığı için “komünizm propagandası” yapmak suçundan tutuklanarak Sansaryan Han hücresine atılması, onun siyasi düşüncesinin köşe taşlarını oluşturmaya başlamıştır. Zira hapisten çıkmasının hemen ardından Esat Adil Bey’in başında bulunduğu Türkiye Sosyalist Partisi’yle bağlantıya geçer ve partinin yayın organı olan ‘Gerçek’ gazetesinde Asım Bezirci, Hasan Tanrıkut gibi isimlerle çalışırken; hem gazeteciliği, hem de sosyalizmi öğrenerek ilk siyasal yazılarını kaleme almıştır.
Attila ilhan, “istanbul Şehri Ağlıyor” isimli şiirinde toplumun maruz kaldığı açlık ve yoksunluk gibi çeşitli sorunsallar karşısında umarsız kalan karakter/karakterlerin duygu durumunu ve bu sorunsallara olan yaklaşımını, sorunlar karşısındaki eleştirel ve çözüm aramaya yönelik anlayışını anlatır. Şiirin uzamını belirten kelime “istanbul” olmak üzere vurgulanırken tekrara gidilen sözcüklerden “şehir” ise halkın timsalidir. Böylece “istanbul Şehri Ağlıyor” isminden ,bahsi geçen istanbul halkının geçirdiği zorlu sürecin anlatıldığı anlaşılabilir. Bu şehir “minareler el pençe divan durmaktan usanmış” olduğu bir şehir olarak tasvir edilmiştir. Bu dizeden anlaşılacağı üzere bulunulan noktadan itibaren dini ve manevi değerler taşıyan olguların dahi artık insanlara huzur vermeye, onları bu kentte tutacak bir umudu aşılamaya yetmediği belirtir. Aynı zamanda şehir “iliklerine kadar geçmiş efkar” söz grubuyla da bu kentteki karamsar, olumsuz havayı vurgular niteliktedir. Şiirde dizeler birbirini takip ederken şiir kişisinin “onlar” diye hitap ettiği bir insan grubu karşılaşılır. Onlar diye bahsedilen kişilerin sosyal statülerine, işçi sınıfına mensup olduklarına dair okurun bir fikir edinebilmesi amacıyla “kimisi Feshâne’den kimisi Beykoz fabrikasından” diye bir açıklama yapılmıştır. “Ölüm gezer gölgeniz misali arkanızdan” söylemi ile de bu insanların ölüme ne denli yakın oldukları ifade edilmektedir. insanların ayrışmışlığı, toplumsal yapının parçalanması ve büyük balığın küçük bağlı yediği toplumda hayatta kalma mücadelesi verenlerin direnişini anlatan bu şiirde toplumcu gerçekçilik bağlamında birçok ize rastlıyoruz.
Nazım Hikmet’in “Davet” şiirinde ise genel itibariyle bir ahenk gözlemleyebilir. Nazım Hikmet, birçok şiirinde kullandığı bir teknik olmak üzere dize tekrarına giderek “Davet” şiirinde de ahengi sağlamıştır. Şiirinin 1. biriminde Türk medeniyetinin sürecinden bahsedilir. 2. birimde ise bu vatanın tamamen Türk milletine ait olduğunu belirtilerek milliyetçi bir anlayışla karşımıza çıkar Nazım Hikmet. 3. birimde her bireyin kendi ayakları üzerinde durmasını idealize eden anlayışı ve sosyal eşitliğin sağlanmasını talep ettiği anlaşılır. Son olarak 4. birimde insanların eşit şartlara sahip olmasa bile koşulların eşitlenmesi için çaba harcanması ve kardeşçe yaşanması gerektiğini belirtir. Son dizede kollektivizmden söz edildiği açıkca gözlemlenebilir. Özellikle de son dizeden anlaşılabileceği üzere şiirdeki ana tema evrensel kardeşlik, dayanışma va paylaşmadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar