bugün
- iyi menemenin sırrı18
- gece gelen açlık6
- insanlık nasıl geliştirilebilir7
- sözlüğün yeni tasarımı13
- alexander nübel7
- muslettin amca23
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- hayatın anlamı ne6
- şimdi olsa da yesek denilen şeyler4
- sigara içmek8
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- yeraltı varlıkları7
- arabayı satıp akülü araba almak3
- fatma betül sayan kaya8
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi4
- vincenzo italiano3
- sözlüğe ne oldu5
- beşiktaş4
- pankek8
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- ucanpembekoala5
- mehmet şimşek5
- aşk bir yemek olsaydı8
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- gülden karaböcek3
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- uyudunuz mu2
- iran'ın tdt ne katılmak istemesi4
- afyonkarahisar saldırganının mit yalanı2
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı9
- arkadaşlar uyudunuz mu3
- memeliler kaça ayrılır3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- kendimi intihar edeceğim3
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye4
- futbol16
- gülşen in memeleri14
- michael myers3
- üniversite yıllarını özlemek4
- sansür devri2
- hangi yemek nerede yenir4
- caligula'nın korkusu5
- fransız arabaları2
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- kum dökmek4
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak5
hiçbir şeyin imkansız olmadığını anlatan, bu durumu gözümüze gözümüze sokan bir film. filmin daha ilk on dakikasında ne kadar kaliteli bir yapım izleyeceğinizi de anlıyorsunuz. e yönetmeni de zaten robert zemeckis. fransız sanatçı philippe petit'in yaşadığı gerçek bir olay anlatılıyor. ip cambazı olan philippe petit, 11 eylül 2001 tarihindeki terör saldırıları nedeniyle günümüze kadar ayakta kalamamış olan ikiz kulelere -yani dünya ticaret merkezi'ne- 7 ağustos 1974 tarihinde yasadışı bir şekilde çıkıyor ve iki kule arasında gerdiği ipin üzerinde bir gösteri yapıyor. filmin başından sonuna sanatçının hayalini gerçekleştirme arzusunu izliyoruz. ve elbette ki tatmin edici bir final. içerisinde sanat olan, sanatçı olan, yaratıcılık ve hayaller olan işler gerçek hayatta olduğu gibi filmde de o kadar güzel duruyor ki kötü hiçbir şey göremiyoruz. adamın tek derdi en büyük hayalini gerçekleştirmek. bu yolda da önüne çıkan hiç kimse ve hiçbir şey onun hayallerinden vazgeçmesine neden olmuyor. ayrıca aynı olayın anlatıldığı man on wire isimli belgesel/film de var.
sanırım sanatçılar ve sporcular kadar hayal kuran hiç kimse yoktur. onları başarılı yapan, daha doğrusu başarılı olmalarını sağlayan da kurdukları hayaller ve hayallerini gerçekleştirene kadar asla vazgeçmemeleridir. hayalleri, neredeyse bütün hayatları oluyor. böyle olunca da kötü şeyler düşünmeye, yaşanmasına ve yapılmasına pek vakit kalmıyor galiba. bugün eğitim müfredatı değiştirilip, her öğrencinin bir sanat bir de spor dalıyla ilgilenmeleri zorunlu kılınsa... yani resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler seçmeli değil de teoride ve pratikte yapılmaya zorlansa, yaz tatillerinde bile koca üç ay eğitime ara verildiğinde sanat ve spor ile ilgilenilmeye mecburen devam edilse çok daha farklı insanlar yetişir, sonra da sokakta, otobüste, metroda çok daha farklı insanlarla bir arada olurduk sanırım. aslında yaptığı iş ne olursa olsun herkes, bir sanatçı ya da sporcu gibi, en iyisini yapabilmek için daima hayal kurabilmelidir. hayal kurmak, yalnızca tüketmeyi bırakıp, düşünmenin, üretmeye başlamanın ilk adımıdır. dünyadaki en başarılı toplumlar da tüketen yerine üreten olmayı tercih eden, ürettiklerinin başka toplumlarca tüketilmesini sağlayabilen toplumlardır.
filmi anlatıyorduk değil mi, izleyin efendim. ama içinde azıcık bile olsa hayal kurma arzusu bulunmayanlar sıkılabilirler. ne demiş henri frederic blanc; "hayatta var olduğu için düşlenen şeyler vardır, bir de düşlendiği için var olacak şeyler..."
sanırım sanatçılar ve sporcular kadar hayal kuran hiç kimse yoktur. onları başarılı yapan, daha doğrusu başarılı olmalarını sağlayan da kurdukları hayaller ve hayallerini gerçekleştirene kadar asla vazgeçmemeleridir. hayalleri, neredeyse bütün hayatları oluyor. böyle olunca da kötü şeyler düşünmeye, yaşanmasına ve yapılmasına pek vakit kalmıyor galiba. bugün eğitim müfredatı değiştirilip, her öğrencinin bir sanat bir de spor dalıyla ilgilenmeleri zorunlu kılınsa... yani resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler seçmeli değil de teoride ve pratikte yapılmaya zorlansa, yaz tatillerinde bile koca üç ay eğitime ara verildiğinde sanat ve spor ile ilgilenilmeye mecburen devam edilse çok daha farklı insanlar yetişir, sonra da sokakta, otobüste, metroda çok daha farklı insanlarla bir arada olurduk sanırım. aslında yaptığı iş ne olursa olsun herkes, bir sanatçı ya da sporcu gibi, en iyisini yapabilmek için daima hayal kurabilmelidir. hayal kurmak, yalnızca tüketmeyi bırakıp, düşünmenin, üretmeye başlamanın ilk adımıdır. dünyadaki en başarılı toplumlar da tüketen yerine üreten olmayı tercih eden, ürettiklerinin başka toplumlarca tüketilmesini sağlayabilen toplumlardır.
filmi anlatıyorduk değil mi, izleyin efendim. ama içinde azıcık bile olsa hayal kurma arzusu bulunmayanlar sıkılabilirler. ne demiş henri frederic blanc; "hayatta var olduğu için düşlenen şeyler vardır, bir de düşlendiği için var olacak şeyler..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar