bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri33
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- yazarların akşam yemekleri5
- claudian clouds33
- true ile tatlı sert3
- cok da abartmaya gerek uok3
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- başkalarının istediği gibi yaşamak3
- seni tanıyorum4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız6
- alışkanlığı karakter sanmak2
- allah11
- true'nun engelli olması6
- victor osimhen2
- okan buruk9
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- kendini yok etmek istemek2
- cumartesi gecesi sıkıcılığı2
- sarapci koala hatayi33
- amedspor maçından korkmak3
- sözlük kızlarının kekleri24
- sapık başlık açarken sapıklığa uğramak2
- meriç dükalığı8
- remote çalışırken slack te flört etmek2
- tai lung8
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- sevdiğiniz yazarlar8
- evliliğin bir tür mutualizm olduğu gerçeği2
- islam düşmanı olmak için israil'i desteklemek2
- islamda namaz yoktur30
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından2
- fusya semsiyeli yabanci22
- uğurcan çakır3
- amedspor'un süper ligin lideri olması3
- insan kimse bakmıyorken yaptığı şeydir2
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- var ekranı2
- gecenin şarkısı17
- kürdistan10
- moral olsun bik bik ime2
- okan çık hesap ver4
- galatasaray10
- seri eksiciyi köçek gibi oynatmak3
- sözlüğün ölü gibi olması5
- icat edilmesi beklenen şeyler2
hiçbir şeyin imkansız olmadığını anlatan, bu durumu gözümüze gözümüze sokan bir film. filmin daha ilk on dakikasında ne kadar kaliteli bir yapım izleyeceğinizi de anlıyorsunuz. e yönetmeni de zaten robert zemeckis. fransız sanatçı philippe petit'in yaşadığı gerçek bir olay anlatılıyor. ip cambazı olan philippe petit, 11 eylül 2001 tarihindeki terör saldırıları nedeniyle günümüze kadar ayakta kalamamış olan ikiz kulelere -yani dünya ticaret merkezi'ne- 7 ağustos 1974 tarihinde yasadışı bir şekilde çıkıyor ve iki kule arasında gerdiği ipin üzerinde bir gösteri yapıyor. filmin başından sonuna sanatçının hayalini gerçekleştirme arzusunu izliyoruz. ve elbette ki tatmin edici bir final. içerisinde sanat olan, sanatçı olan, yaratıcılık ve hayaller olan işler gerçek hayatta olduğu gibi filmde de o kadar güzel duruyor ki kötü hiçbir şey göremiyoruz. adamın tek derdi en büyük hayalini gerçekleştirmek. bu yolda da önüne çıkan hiç kimse ve hiçbir şey onun hayallerinden vazgeçmesine neden olmuyor. ayrıca aynı olayın anlatıldığı man on wire isimli belgesel/film de var.
sanırım sanatçılar ve sporcular kadar hayal kuran hiç kimse yoktur. onları başarılı yapan, daha doğrusu başarılı olmalarını sağlayan da kurdukları hayaller ve hayallerini gerçekleştirene kadar asla vazgeçmemeleridir. hayalleri, neredeyse bütün hayatları oluyor. böyle olunca da kötü şeyler düşünmeye, yaşanmasına ve yapılmasına pek vakit kalmıyor galiba. bugün eğitim müfredatı değiştirilip, her öğrencinin bir sanat bir de spor dalıyla ilgilenmeleri zorunlu kılınsa... yani resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler seçmeli değil de teoride ve pratikte yapılmaya zorlansa, yaz tatillerinde bile koca üç ay eğitime ara verildiğinde sanat ve spor ile ilgilenilmeye mecburen devam edilse çok daha farklı insanlar yetişir, sonra da sokakta, otobüste, metroda çok daha farklı insanlarla bir arada olurduk sanırım. aslında yaptığı iş ne olursa olsun herkes, bir sanatçı ya da sporcu gibi, en iyisini yapabilmek için daima hayal kurabilmelidir. hayal kurmak, yalnızca tüketmeyi bırakıp, düşünmenin, üretmeye başlamanın ilk adımıdır. dünyadaki en başarılı toplumlar da tüketen yerine üreten olmayı tercih eden, ürettiklerinin başka toplumlarca tüketilmesini sağlayabilen toplumlardır.
filmi anlatıyorduk değil mi, izleyin efendim. ama içinde azıcık bile olsa hayal kurma arzusu bulunmayanlar sıkılabilirler. ne demiş henri frederic blanc; "hayatta var olduğu için düşlenen şeyler vardır, bir de düşlendiği için var olacak şeyler..."
sanırım sanatçılar ve sporcular kadar hayal kuran hiç kimse yoktur. onları başarılı yapan, daha doğrusu başarılı olmalarını sağlayan da kurdukları hayaller ve hayallerini gerçekleştirene kadar asla vazgeçmemeleridir. hayalleri, neredeyse bütün hayatları oluyor. böyle olunca da kötü şeyler düşünmeye, yaşanmasına ve yapılmasına pek vakit kalmıyor galiba. bugün eğitim müfredatı değiştirilip, her öğrencinin bir sanat bir de spor dalıyla ilgilenmeleri zorunlu kılınsa... yani resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler seçmeli değil de teoride ve pratikte yapılmaya zorlansa, yaz tatillerinde bile koca üç ay eğitime ara verildiğinde sanat ve spor ile ilgilenilmeye mecburen devam edilse çok daha farklı insanlar yetişir, sonra da sokakta, otobüste, metroda çok daha farklı insanlarla bir arada olurduk sanırım. aslında yaptığı iş ne olursa olsun herkes, bir sanatçı ya da sporcu gibi, en iyisini yapabilmek için daima hayal kurabilmelidir. hayal kurmak, yalnızca tüketmeyi bırakıp, düşünmenin, üretmeye başlamanın ilk adımıdır. dünyadaki en başarılı toplumlar da tüketen yerine üreten olmayı tercih eden, ürettiklerinin başka toplumlarca tüketilmesini sağlayabilen toplumlardır.
filmi anlatıyorduk değil mi, izleyin efendim. ama içinde azıcık bile olsa hayal kurma arzusu bulunmayanlar sıkılabilirler. ne demiş henri frederic blanc; "hayatta var olduğu için düşlenen şeyler vardır, bir de düşlendiği için var olacak şeyler..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar