bugün
- meal kuran değildir26
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi13
- geceye güzel bir söz bırak5
- polonya2
- aslan abilerim sözlüğe geri dönsün kampanyası7
- bayan kelimesi neden rahatsız edici28
- insanlar sizi nasıl tanımlar5
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- çoğu yazarları donuzlamış olmam7
- iremga12
- bella hadid5
- dinamo zagreb'in kauno zalgiris'i 5 0 yenmesi2
- gecenin film sahnesi4
- afrika nasıl kalkınabilir15
- velvet almanyaya gel5
- trabzonspor harbiden salah'ı almış4
- mohamed salah ghaly5
- 31 çekerken eli kırmak4
- fakir olduğu halde bir erkeğe aşık olmak3
- duş almak vs duş yapmak4
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi2
- kız arkadaş kiralamak8
- halit bolkan2
- kendini anlatamamak6
- kahve falı3
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- velvet14
- ıban at4
- yazarlara sözlüğü zehir zıkkım etmek4
- sözlükte erkek yazar istemiyoruz kampanyası4
- gürkan uygun3
- günün iddaa kuponu2
- arkadaşlar bakar mısınız9
- eğitimde itaat kültürü2
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- had bildirmek7
- birinin size söylediği en kırıcı şey nedir6
- dünya sivaslılar günü3
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak4
- romantik komedi izleyen erkek2
- uzak diyar nickli gurbetçi akp li3
- uzak diyar4
- yunanistan30
- lulu3
- arkadaşlar ben başaramadım3
- online kumar2
- fatih tekke2
- 5 ağustos 20262
- justin bieber3
- arkadaşlar benden rahatsız mısınız3
hiçbir şeyin imkansız olmadığını anlatan, bu durumu gözümüze gözümüze sokan bir film. filmin daha ilk on dakikasında ne kadar kaliteli bir yapım izleyeceğinizi de anlıyorsunuz. e yönetmeni de zaten robert zemeckis. fransız sanatçı philippe petit'in yaşadığı gerçek bir olay anlatılıyor. ip cambazı olan philippe petit, 11 eylül 2001 tarihindeki terör saldırıları nedeniyle günümüze kadar ayakta kalamamış olan ikiz kulelere -yani dünya ticaret merkezi'ne- 7 ağustos 1974 tarihinde yasadışı bir şekilde çıkıyor ve iki kule arasında gerdiği ipin üzerinde bir gösteri yapıyor. filmin başından sonuna sanatçının hayalini gerçekleştirme arzusunu izliyoruz. ve elbette ki tatmin edici bir final. içerisinde sanat olan, sanatçı olan, yaratıcılık ve hayaller olan işler gerçek hayatta olduğu gibi filmde de o kadar güzel duruyor ki kötü hiçbir şey göremiyoruz. adamın tek derdi en büyük hayalini gerçekleştirmek. bu yolda da önüne çıkan hiç kimse ve hiçbir şey onun hayallerinden vazgeçmesine neden olmuyor. ayrıca aynı olayın anlatıldığı man on wire isimli belgesel/film de var.
sanırım sanatçılar ve sporcular kadar hayal kuran hiç kimse yoktur. onları başarılı yapan, daha doğrusu başarılı olmalarını sağlayan da kurdukları hayaller ve hayallerini gerçekleştirene kadar asla vazgeçmemeleridir. hayalleri, neredeyse bütün hayatları oluyor. böyle olunca da kötü şeyler düşünmeye, yaşanmasına ve yapılmasına pek vakit kalmıyor galiba. bugün eğitim müfredatı değiştirilip, her öğrencinin bir sanat bir de spor dalıyla ilgilenmeleri zorunlu kılınsa... yani resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler seçmeli değil de teoride ve pratikte yapılmaya zorlansa, yaz tatillerinde bile koca üç ay eğitime ara verildiğinde sanat ve spor ile ilgilenilmeye mecburen devam edilse çok daha farklı insanlar yetişir, sonra da sokakta, otobüste, metroda çok daha farklı insanlarla bir arada olurduk sanırım. aslında yaptığı iş ne olursa olsun herkes, bir sanatçı ya da sporcu gibi, en iyisini yapabilmek için daima hayal kurabilmelidir. hayal kurmak, yalnızca tüketmeyi bırakıp, düşünmenin, üretmeye başlamanın ilk adımıdır. dünyadaki en başarılı toplumlar da tüketen yerine üreten olmayı tercih eden, ürettiklerinin başka toplumlarca tüketilmesini sağlayabilen toplumlardır.
filmi anlatıyorduk değil mi, izleyin efendim. ama içinde azıcık bile olsa hayal kurma arzusu bulunmayanlar sıkılabilirler. ne demiş henri frederic blanc; "hayatta var olduğu için düşlenen şeyler vardır, bir de düşlendiği için var olacak şeyler..."
sanırım sanatçılar ve sporcular kadar hayal kuran hiç kimse yoktur. onları başarılı yapan, daha doğrusu başarılı olmalarını sağlayan da kurdukları hayaller ve hayallerini gerçekleştirene kadar asla vazgeçmemeleridir. hayalleri, neredeyse bütün hayatları oluyor. böyle olunca da kötü şeyler düşünmeye, yaşanmasına ve yapılmasına pek vakit kalmıyor galiba. bugün eğitim müfredatı değiştirilip, her öğrencinin bir sanat bir de spor dalıyla ilgilenmeleri zorunlu kılınsa... yani resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler seçmeli değil de teoride ve pratikte yapılmaya zorlansa, yaz tatillerinde bile koca üç ay eğitime ara verildiğinde sanat ve spor ile ilgilenilmeye mecburen devam edilse çok daha farklı insanlar yetişir, sonra da sokakta, otobüste, metroda çok daha farklı insanlarla bir arada olurduk sanırım. aslında yaptığı iş ne olursa olsun herkes, bir sanatçı ya da sporcu gibi, en iyisini yapabilmek için daima hayal kurabilmelidir. hayal kurmak, yalnızca tüketmeyi bırakıp, düşünmenin, üretmeye başlamanın ilk adımıdır. dünyadaki en başarılı toplumlar da tüketen yerine üreten olmayı tercih eden, ürettiklerinin başka toplumlarca tüketilmesini sağlayabilen toplumlardır.
filmi anlatıyorduk değil mi, izleyin efendim. ama içinde azıcık bile olsa hayal kurma arzusu bulunmayanlar sıkılabilirler. ne demiş henri frederic blanc; "hayatta var olduğu için düşlenen şeyler vardır, bir de düşlendiği için var olacak şeyler..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar