bugün
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- göbekli erkek vs kaslı erkek8
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı22
- sözlükteki kızların bilgisiz olması12
- simge sağın'ın sahnede giydiği tayt4
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar6
- tayta duyulan yoğun ilginin kaynağı3
- heidegger benimle ol3
- otobüste uludağ sözlükte takılan birini görmek7
- ismet gürbüz beyin tırnakları4
- türk usulü ödeyelim diyen alman3
- uyudunuz mu arkadaşlar2
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- psikologların psikolojilerinin bozuk olması5
- sanırım yeterince yazdım2
- midye dolma3
- kadıköy4
- gece gece aniden gelen kelle paça içme hissi3
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- deli divane dizisi4
- göztepe neymiş böyle be3
- nuri alço operasyon müziği3
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemenin ahlakı4
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi2
- osuruğun maddenin hangi hali olduğu sorusu4
- kızın haberi yokken fotoğrafıyla şarkı yapmak3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- avakado kestim al'ye diyen anne3
- gülriz sururi'nin gözleri3
- fidan'dan rusya ukrayna açıklaması3
- düşün ki o bunu okuyor3
- midye tava2
- kedilerin açacağı başlıklar3
- iyi geceler arkadaşlar ben uyuyorum6
- eski sevgiliyi sikko başlık açarken görmek2
- evde makyaj malzemesi yapmak4
- kuzey edebiyatı okurken iç daralması yaşamak2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- sözlükte kimsenin tanım yapmaması3
- psikologu başka psikologa giden şahıs3
- marx yaşasaydı ayfon kullanırdı diyen liboş3
- en son ne aldınız16
- senin gibisi yok4
- efendi erkek5
- atatürk düşmanı facebook dayısı5
- israil'in kızlarından daha ucuzu7
- milan skriniar7
- fenerbahçe 1 göztepe 23
- dom dom bey3
Bu şiiri ilk defa lisede edebiyat kitabında görmüştüm. Edebiyat hocamız "yarın bu şiiri okuyacağız" deyip bizi yollamıştı. Derste hep gerilerde duran ben, ilk defa bir dersin geleceği gün için heyecanlanmıştım. Şiir öylesine güzeldi ki eve gidince defaatle okudum, hazırlandım. Galiba o gün ilk defa bu kadar hevesliydim.
Hoca "kim okumak ister?" deyince kimsenin parmağı havaya kalkmamıştı. Ama içimize sinen o yeniklik, o sonu gelmez çekingenlik, kime karşı olduğu bilinmeyen o utanç...belki de hiçbir derste böyle heveslenecek değildim. Olmadı. O parmağım kalkmadı. Kendime ne kadar kızdım ama yine de yapamadım. Hoca sonra sınıfta bir kızı seçti ve ona şiiri okuttu. Şiiri berbat ederek okudu. Hasret, ölüm, ayrılık... sanki bütün bu durumlara yabancıymış gibi dümdüz okudu. O hakkını veremeyerek okuyuş hâlâ kulağımda. Sanki bu şiirin benden bir alacağı var. "Hakkımı vererek beni oku" deyip duruyor sürekli bana. Ne zaman deniz kıyısına otursam saplanıp kalıyor dilime ya da Şimdiki gibi ne zaman boş bir odada hüzünlü gözlerle gözlerim karanlığa dikili kalsam aklım bu şiirin kıyısına da uğruyor mutlaka.
Ölüme artık razı olmuş bir adam var bu şiiirde. Ayrılık, hasret kabullenilmiş. Kaçınılmaz. Bunlar sözde olan şeyler değil. Necip fazıl samimiyetle hissetmediği şeyleri şiire dökebilecek birisi değil. Bunları yazdıysa kimbilir neler hissetmiştir.
Eğer biraz dursanız, birazcık baksanız, şu şiir bile sizi bir ömür ağlatmaya yeter. insan olmak, bu emaneti taşımak çok ağır. Bazen kendimi emanet verildiğinde kabul etmeyen dağlardan biri gibi düşünüyorum. Sanki ben ayrı bir dağım ve emaneti kabul etmişim. emanet verilir verilmez gövdem öyle bir titriyor, öyle bir çatırdıyor ki... işte biz buna mahkumuz. Kaçışımız yok malesef. Emanet bizim sırtımızda. Ona döndüğümüz an, o, gönlümüzün en derinlerine kadar bizi titretiyor.
Bu şiirin olduğu kitapta şiirin üstüne rus bir ressamın tablosunu, takvimdeki denizi hayal etmemiz için koymuşlardı. O resim hayallerimin yanında hep ama hep gerilerde kaldı. Bu mısralarla kurulan öyle güzel denizlerim var ki hangi resim onun yanına yaklaşabilir bilmiyorum.
Elbet bir gün bu handan çıkıp gideceğiz. ayrılacağız, kopacağız, belki de en çok kurtulacağız.
Ölümü düşlüyorum da çoğu zaman adı kurtuluş. Kendimi mahvetmemdem önce hep düşlerdim, ölünce Rabbimin yanına gideceğim. O aitliği en derinimde duyardım. Binlerce yıldır uzak olup, ait olduğun şeye dönmek... Ölüm buydu. Annesini bir süre kaybeden bir çocuğun bulunca hissedeceklerinden çok ama çok fazlası. Bu dünya'da beni en çok huzurlandıran şeylerden birisi sürekli anneme sarılmak düşü. Sarılıp biteviye ağlamak... Bunu ömrüm boyunca çok nadir yaptım. Bu garip enterasan hallerim beni en çok sevdiğim insandan bile uzak tuttu. işte diyorum ya anneme sarılmak, ona sarılıp doyasıya ağlamak kimbilir ne güzeldir. Hepimiz çocuğuz ve hepimiz biraz annelere aitiz. Bundan galiba. işte tam dediğim nokta da burası. Allah benim için hep daha büyük, kıyaslanamaz bir aitlik... o'nu insan suretinde düşünmemeliyiz. O yarattıklarından münezzehtir...
Bir gün her şeye rağmen ölür ve yanına gelirsem rabbim, nasıl korkuyorum bir bilsen. Ne cennete gidememekten ne de cehheneme gitmekten korkum. Korkum sana bakamamak. Senin benden razı olamaman. Rabbim bu aciz kulun o zaman ne yapar bilmiyorum. Bunun acısı hepsinden büyük. Sonra diğer insanlar... ailem, arkadaşlarım, sevdiklerim... onlardan biri senin rızanı kazanamazsa ben ne yaparım? Bu akıl bu kadar ağırlığı çekmiyor. Sen yardım et bize. Bizi kendini kul eyle, emanetine sahip çıkmayı bize nasip et Allahım. Bizi Sensiz koyma. Bizi affet, bizi affet, bizi affet...
Hoca "kim okumak ister?" deyince kimsenin parmağı havaya kalkmamıştı. Ama içimize sinen o yeniklik, o sonu gelmez çekingenlik, kime karşı olduğu bilinmeyen o utanç...belki de hiçbir derste böyle heveslenecek değildim. Olmadı. O parmağım kalkmadı. Kendime ne kadar kızdım ama yine de yapamadım. Hoca sonra sınıfta bir kızı seçti ve ona şiiri okuttu. Şiiri berbat ederek okudu. Hasret, ölüm, ayrılık... sanki bütün bu durumlara yabancıymış gibi dümdüz okudu. O hakkını veremeyerek okuyuş hâlâ kulağımda. Sanki bu şiirin benden bir alacağı var. "Hakkımı vererek beni oku" deyip duruyor sürekli bana. Ne zaman deniz kıyısına otursam saplanıp kalıyor dilime ya da Şimdiki gibi ne zaman boş bir odada hüzünlü gözlerle gözlerim karanlığa dikili kalsam aklım bu şiirin kıyısına da uğruyor mutlaka.
Ölüme artık razı olmuş bir adam var bu şiiirde. Ayrılık, hasret kabullenilmiş. Kaçınılmaz. Bunlar sözde olan şeyler değil. Necip fazıl samimiyetle hissetmediği şeyleri şiire dökebilecek birisi değil. Bunları yazdıysa kimbilir neler hissetmiştir.
Eğer biraz dursanız, birazcık baksanız, şu şiir bile sizi bir ömür ağlatmaya yeter. insan olmak, bu emaneti taşımak çok ağır. Bazen kendimi emanet verildiğinde kabul etmeyen dağlardan biri gibi düşünüyorum. Sanki ben ayrı bir dağım ve emaneti kabul etmişim. emanet verilir verilmez gövdem öyle bir titriyor, öyle bir çatırdıyor ki... işte biz buna mahkumuz. Kaçışımız yok malesef. Emanet bizim sırtımızda. Ona döndüğümüz an, o, gönlümüzün en derinlerine kadar bizi titretiyor.
Bu şiirin olduğu kitapta şiirin üstüne rus bir ressamın tablosunu, takvimdeki denizi hayal etmemiz için koymuşlardı. O resim hayallerimin yanında hep ama hep gerilerde kaldı. Bu mısralarla kurulan öyle güzel denizlerim var ki hangi resim onun yanına yaklaşabilir bilmiyorum.
Elbet bir gün bu handan çıkıp gideceğiz. ayrılacağız, kopacağız, belki de en çok kurtulacağız.
Ölümü düşlüyorum da çoğu zaman adı kurtuluş. Kendimi mahvetmemdem önce hep düşlerdim, ölünce Rabbimin yanına gideceğim. O aitliği en derinimde duyardım. Binlerce yıldır uzak olup, ait olduğun şeye dönmek... Ölüm buydu. Annesini bir süre kaybeden bir çocuğun bulunca hissedeceklerinden çok ama çok fazlası. Bu dünya'da beni en çok huzurlandıran şeylerden birisi sürekli anneme sarılmak düşü. Sarılıp biteviye ağlamak... Bunu ömrüm boyunca çok nadir yaptım. Bu garip enterasan hallerim beni en çok sevdiğim insandan bile uzak tuttu. işte diyorum ya anneme sarılmak, ona sarılıp doyasıya ağlamak kimbilir ne güzeldir. Hepimiz çocuğuz ve hepimiz biraz annelere aitiz. Bundan galiba. işte tam dediğim nokta da burası. Allah benim için hep daha büyük, kıyaslanamaz bir aitlik... o'nu insan suretinde düşünmemeliyiz. O yarattıklarından münezzehtir...
Bir gün her şeye rağmen ölür ve yanına gelirsem rabbim, nasıl korkuyorum bir bilsen. Ne cennete gidememekten ne de cehheneme gitmekten korkum. Korkum sana bakamamak. Senin benden razı olamaman. Rabbim bu aciz kulun o zaman ne yapar bilmiyorum. Bunun acısı hepsinden büyük. Sonra diğer insanlar... ailem, arkadaşlarım, sevdiklerim... onlardan biri senin rızanı kazanamazsa ben ne yaparım? Bu akıl bu kadar ağırlığı çekmiyor. Sen yardım et bize. Bizi kendini kul eyle, emanetine sahip çıkmayı bize nasip et Allahım. Bizi Sensiz koyma. Bizi affet, bizi affet, bizi affet...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar