bugün
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi32
- ispanya'nin terör bitirme formülü14
- vişneli sarma8
- izmir'in akp'ye geçmesi11
- birini unutmak5
- belçika türkiye maçı saat 21 45 te atv de3
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı11
- osmanlı pilavı3
- aynı anda 3 kadın sevmek2
- 1 90 esmer kaslı erkek3
- sarma8
- ismet biraderin hala koşturmaya başlamaması5
- 30 yaşına gelip hala kendi evini alamamak7
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- sucuk2
- napolyon vs atatürk7
- sabahın köründe işe giden ezik7
- mafya2
- cin tarafından özel numaradan aranmak4
- hoşlanılan sözlük kızının annene çıkması3
- trump'ın iran açıklaması10
- birbirine iyi gelmek5
- nervionun neo osmanlıcı çıkması2
- hakkı'ya kaçtım diye kocamın boşanma davası açması2
- yasin kol'un gözaltına alınması6
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- göz kanlanması11
- teknede yaşamak3
- kahvenin keyif vermediği anlar2
- ortak yaşam sergisi insanlar ve insan dostları3
- true'nın iran açıklaması5
- kuran da namazın olmaması2
- günaydın sözlük sakinleri4
- suntat3
- sıvı sabunla ayakları yıkamak3
- hayırlı cum a lar2
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması3
- maun suresi4
- baktat3
- halkın teveccühü3
- uludede'nin cenaze eventi11
- ekonomi2
- bu sabah yağmur var istanbul da3
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması11
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı10
- utangaç apocu aktrollerin uğramadığı başlıklar4
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş7
- salat yağ2
- uyku bruksizmi2
- apo'ya selam göndermeye devlet aklı diyen troll2
edebiyat piyasasında köşe başları hep tutulmuştur ve başat yayın evlerini, dergileri ve kitap eklerini kafa kola alan eleştirmen-editör-yazar tayfası bir 150-200 kişi vardır. basılacak kitapları da bunlar belirler, al-gülüm ver gülüm de yaparlar, onun orada bir yazısı çıkar, diğerinin kitabı çıkar, o onun kitabına övgü düzer, diğeri de onunkine... baktığın zaman tüm dergilerde, gazetelerde köşelerde hep bu isimler vardır. tabii son yıllarda bu tayfanın karşısında bir de iktidara yakın görüşteki kişilerin oluşturduğu sağ cenah da oluşturuldu, onların da yayınevleri, dergileri, gazeteleri var.
yani bu 2 saltanattan birine kendini kabul ettirmek için illaki bir siyasi görüşünün olması gerek. olsa bile, bu cuntaların içine girmek de kabul edilmek de zordur, mesela edebiyat piyasasında tanınan bir isim olan eleştirmen semih gümüş, geçende roman yazmış, can yayınlarından kolayca bastırmış. sen can yayınlarına dosya göndersen, ya programımız dolu derler ya da aylarca oyalayıp sonra da uygun bulunmadı diye yazı gönderirler. durum aşağı yukarı böyledir. ister sol, isterse sağ cenaha bir kitap dosyası gönder, genelde editörler, eğer tanıdıkları birinden referansla gelmediyse o dosya, bir kenara atarlar, sonra da şöyle bir bakıp, uygun görülmedi diye sallarlar.
ha bu çarkın içinden sağ çıkabilen ve kitaplarını yayınlatabilen insanlar olmuyor mu, oluyor. hatta istisna olarak bazen tanınmış bir yazar da olabiliyorlar. buna en büyük örnek orhan pamuk'tur. hiç bu dolambaçlı yollara girmeden sadece milliyet'in roman yarışmasına girmiş ve kazanmıştır. ancak birinci olmasına rağmen kitabını 8 sene yayınlatamamıştır. pes etmemiş, yayınlatmanın bir yolunu -bilemiyorum belki de ailesinin etkisiyle- bulmuş ve sonrasında diğer kitapları gelmiştir, adam etliye sütlüye karışmadan sadece yazmıştır, sonunda nobel edebiyat ödülünü de almıştır. haa arada -sanırım etrafındakilerin tavsiyesiyle- jeneriklik bir iki siyasi laf da etmiştir zoraki, ermeniler, kürtler diye. tabii orhan pamuk'un bu edebiyat cuntasını hiçe sayarak buralara gelmesinde en büyük avantajı, zengin bir aileden gelmesi ve başka bir iş yapmayarak sadece yazabilmesi, hatta bunun için her sabah işe gider gibi gidip yazdığı boğaza karşı bir yazıhane bile tutabilecek finansal güce sahip olmasıdır. bu durumda haliyle herkes için mümkün değildir, o yüzden de ülkede kolay yazar yetişmiyor, yazabilenler de bu edebiyat sultalarını geçip kitabını bastıramıyor...
yani bu 2 saltanattan birine kendini kabul ettirmek için illaki bir siyasi görüşünün olması gerek. olsa bile, bu cuntaların içine girmek de kabul edilmek de zordur, mesela edebiyat piyasasında tanınan bir isim olan eleştirmen semih gümüş, geçende roman yazmış, can yayınlarından kolayca bastırmış. sen can yayınlarına dosya göndersen, ya programımız dolu derler ya da aylarca oyalayıp sonra da uygun bulunmadı diye yazı gönderirler. durum aşağı yukarı böyledir. ister sol, isterse sağ cenaha bir kitap dosyası gönder, genelde editörler, eğer tanıdıkları birinden referansla gelmediyse o dosya, bir kenara atarlar, sonra da şöyle bir bakıp, uygun görülmedi diye sallarlar.
ha bu çarkın içinden sağ çıkabilen ve kitaplarını yayınlatabilen insanlar olmuyor mu, oluyor. hatta istisna olarak bazen tanınmış bir yazar da olabiliyorlar. buna en büyük örnek orhan pamuk'tur. hiç bu dolambaçlı yollara girmeden sadece milliyet'in roman yarışmasına girmiş ve kazanmıştır. ancak birinci olmasına rağmen kitabını 8 sene yayınlatamamıştır. pes etmemiş, yayınlatmanın bir yolunu -bilemiyorum belki de ailesinin etkisiyle- bulmuş ve sonrasında diğer kitapları gelmiştir, adam etliye sütlüye karışmadan sadece yazmıştır, sonunda nobel edebiyat ödülünü de almıştır. haa arada -sanırım etrafındakilerin tavsiyesiyle- jeneriklik bir iki siyasi laf da etmiştir zoraki, ermeniler, kürtler diye. tabii orhan pamuk'un bu edebiyat cuntasını hiçe sayarak buralara gelmesinde en büyük avantajı, zengin bir aileden gelmesi ve başka bir iş yapmayarak sadece yazabilmesi, hatta bunun için her sabah işe gider gibi gidip yazdığı boğaza karşı bir yazıhane bile tutabilecek finansal güce sahip olmasıdır. bu durumda haliyle herkes için mümkün değildir, o yüzden de ülkede kolay yazar yetişmiyor, yazabilenler de bu edebiyat sultalarını geçip kitabını bastıramıyor...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar