bugün
- hikayeyi devam ettir50
- mezoterapi7
- pilot bir erkekle sevgili olmak5
- sokakta kavga teknikleri12
- at3
- vietnam savaşı3
- motosikletten düşüp dans etmeye başlamak3
- gammaz nedir nasıl olunur2
- yazarların okuduğu bölümler6
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- özelde çalışmak5
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası34
- allah a güvenmek4
- beyzbol2
- kel erkeklerin karizması5
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- askerdeki otomat2
- üniversite arkadaşlıkları geçicidir2
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak10
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- pişi vs revani5
- şampuan8
- ceng'i ali2
- ismet gurbuz 20243
- tekne turu11
- pişisel gelişim5
- yeni parti54
- pişi yapmasını bilen sözlük kızı5
- nickten isim tahmini yapmak72
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- true'nin çaylak olması7
- sözlük kızlarının çok sinirli olması4
- ulu sözlük muhteşem yüzyıl fun club2
- benkimki6
- günde 90 litre su içmek2
- islam medeniyeti diye bir şey yoktur8
- sapık olduğu için çaylak olan insan9
- askeri ücretle evlenebilir mi6
- kafede çalışan üniversiteli2
- sözlükte hissedilen femboy yazar eksikliği4
- takipçi satın almak3
- kuşbaşılı pide2
- yapay zekanın insanları aptallaştırması4
- gammaz çetesi9
- keki kabarmayan sözlük kızı5
- ağırlık çalışmak3
- browni kek3
- galatasaray3
- imam maaşları4
edebiyat piyasasında köşe başları hep tutulmuştur ve başat yayın evlerini, dergileri ve kitap eklerini kafa kola alan eleştirmen-editör-yazar tayfası bir 150-200 kişi vardır. basılacak kitapları da bunlar belirler, al-gülüm ver gülüm de yaparlar, onun orada bir yazısı çıkar, diğerinin kitabı çıkar, o onun kitabına övgü düzer, diğeri de onunkine... baktığın zaman tüm dergilerde, gazetelerde köşelerde hep bu isimler vardır. tabii son yıllarda bu tayfanın karşısında bir de iktidara yakın görüşteki kişilerin oluşturduğu sağ cenah da oluşturuldu, onların da yayınevleri, dergileri, gazeteleri var.
yani bu 2 saltanattan birine kendini kabul ettirmek için illaki bir siyasi görüşünün olması gerek. olsa bile, bu cuntaların içine girmek de kabul edilmek de zordur, mesela edebiyat piyasasında tanınan bir isim olan eleştirmen semih gümüş, geçende roman yazmış, can yayınlarından kolayca bastırmış. sen can yayınlarına dosya göndersen, ya programımız dolu derler ya da aylarca oyalayıp sonra da uygun bulunmadı diye yazı gönderirler. durum aşağı yukarı böyledir. ister sol, isterse sağ cenaha bir kitap dosyası gönder, genelde editörler, eğer tanıdıkları birinden referansla gelmediyse o dosya, bir kenara atarlar, sonra da şöyle bir bakıp, uygun görülmedi diye sallarlar.
ha bu çarkın içinden sağ çıkabilen ve kitaplarını yayınlatabilen insanlar olmuyor mu, oluyor. hatta istisna olarak bazen tanınmış bir yazar da olabiliyorlar. buna en büyük örnek orhan pamuk'tur. hiç bu dolambaçlı yollara girmeden sadece milliyet'in roman yarışmasına girmiş ve kazanmıştır. ancak birinci olmasına rağmen kitabını 8 sene yayınlatamamıştır. pes etmemiş, yayınlatmanın bir yolunu -bilemiyorum belki de ailesinin etkisiyle- bulmuş ve sonrasında diğer kitapları gelmiştir, adam etliye sütlüye karışmadan sadece yazmıştır, sonunda nobel edebiyat ödülünü de almıştır. haa arada -sanırım etrafındakilerin tavsiyesiyle- jeneriklik bir iki siyasi laf da etmiştir zoraki, ermeniler, kürtler diye. tabii orhan pamuk'un bu edebiyat cuntasını hiçe sayarak buralara gelmesinde en büyük avantajı, zengin bir aileden gelmesi ve başka bir iş yapmayarak sadece yazabilmesi, hatta bunun için her sabah işe gider gibi gidip yazdığı boğaza karşı bir yazıhane bile tutabilecek finansal güce sahip olmasıdır. bu durumda haliyle herkes için mümkün değildir, o yüzden de ülkede kolay yazar yetişmiyor, yazabilenler de bu edebiyat sultalarını geçip kitabını bastıramıyor...
yani bu 2 saltanattan birine kendini kabul ettirmek için illaki bir siyasi görüşünün olması gerek. olsa bile, bu cuntaların içine girmek de kabul edilmek de zordur, mesela edebiyat piyasasında tanınan bir isim olan eleştirmen semih gümüş, geçende roman yazmış, can yayınlarından kolayca bastırmış. sen can yayınlarına dosya göndersen, ya programımız dolu derler ya da aylarca oyalayıp sonra da uygun bulunmadı diye yazı gönderirler. durum aşağı yukarı böyledir. ister sol, isterse sağ cenaha bir kitap dosyası gönder, genelde editörler, eğer tanıdıkları birinden referansla gelmediyse o dosya, bir kenara atarlar, sonra da şöyle bir bakıp, uygun görülmedi diye sallarlar.
ha bu çarkın içinden sağ çıkabilen ve kitaplarını yayınlatabilen insanlar olmuyor mu, oluyor. hatta istisna olarak bazen tanınmış bir yazar da olabiliyorlar. buna en büyük örnek orhan pamuk'tur. hiç bu dolambaçlı yollara girmeden sadece milliyet'in roman yarışmasına girmiş ve kazanmıştır. ancak birinci olmasına rağmen kitabını 8 sene yayınlatamamıştır. pes etmemiş, yayınlatmanın bir yolunu -bilemiyorum belki de ailesinin etkisiyle- bulmuş ve sonrasında diğer kitapları gelmiştir, adam etliye sütlüye karışmadan sadece yazmıştır, sonunda nobel edebiyat ödülünü de almıştır. haa arada -sanırım etrafındakilerin tavsiyesiyle- jeneriklik bir iki siyasi laf da etmiştir zoraki, ermeniler, kürtler diye. tabii orhan pamuk'un bu edebiyat cuntasını hiçe sayarak buralara gelmesinde en büyük avantajı, zengin bir aileden gelmesi ve başka bir iş yapmayarak sadece yazabilmesi, hatta bunun için her sabah işe gider gibi gidip yazdığı boğaza karşı bir yazıhane bile tutabilecek finansal güce sahip olmasıdır. bu durumda haliyle herkes için mümkün değildir, o yüzden de ülkede kolay yazar yetişmiyor, yazabilenler de bu edebiyat sultalarını geçip kitabını bastıramıyor...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar