bugün
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı14
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi14
- kafanın çok büyük olması8
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- 2019 tasarımı4
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- anın görüntüsü24
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- ismet gurbuz 20242
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak3
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali5
- bırak kolumu acıtıyorsun3
- barış alper yılmaz2
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı24
- duygu özaslan6
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- timsah yürüyüşü4
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- özel ders vermek4
- ya şeytan haklıysa5
- hoşlanılan kızın şarz aletin var mı diye sorması2
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- iş arıyorum sözlük2
- beni benden alırsan bene nolur3
- yoktan var etmek boş kağıda nokta koymak gibidir3
- sollen wir'in die disco gehen2
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- hasslich2
- siirtte starbucks olması sorunsalı2
- 2008 09 süper lig3
- askerde özlenen şeyler9
- bir ara mutlaka görüşelim2
- 2026 2027 sezonu şampiyonu fenerbahçe3
- bazlama heykeli2
- 90lar türkçe pop5
- fenerbahçenin keşkeleri3
- helin kandemir4
- 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı4
- kulağıma ayıp şeyler söyle diyen kız2
- 15 kasım 20264
- almanca bir not bırak2
- verrückt2
- başkalarının hayatı dizisi4
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
öykünün geniş sunumu:
kamber, 12 eylül gelince kendini sıkıyönetim mahkemelerinin karşısında bulmuş, mamak askeri cezaevi'nde davanın askeri yargıtay'daki sonucunu bekleyerek tutukluluk günlerini geçiriyordu. tecrit günlerinden birinde kamber'e bir mektup geldi. mektupta deniliyordu ki:
"(...) Önümüzdeki görüşte annen ziyaretine gelecek. annen sen içeri düştüğün günden beri; "n'olur, beni oğluma götürün. dünya gözüyle oğlumu son bir kez daha göreyim..." diyerek başımızın etini yiyordu. kısmet bu görüşeymiş, getiriyoruz..."
kamber mektubu okudu. avurtları çökmüş yüzüne bir hüzün bulutu kondu. yanındaki arkadaşına:
"annem ziyaretime gelecekmiş..." dedi.
görüşe daha dört gün vardı.
kamber dört gün önceden mahpus deyimiyle " görüş komasına" girdi. hep ondan bahsediyor, türkçe bilmediğinden dem vuruyor, "allah vere de annem bunca yıl içerisinde konuşacak kadar bir şey öğrenmiş olsa..." diyordu.
annesi köyde doğup büyümüş, evlenmiş, yaşamı boyunca, zaman zaman babasının peşinde imranlı'ya "pazar için" inmenin dışında, tek bir kez büyük şehre inmemiş, köyünü dünyası bellemişti. köyünün dili neyse, doğaldı ki onunki de o olacaktı...
ama mamak görüşlerinde, yavaş sesle konuşmak, el, kol, yüz hareketleriyle işaretleşmek ve türkçe'den başka bir dille konuşmak kesinlikle yasaktı. yasak herhangı bir biçimde ihlal edildiği anda görüş kabininin her iki tarafında, giriş kapılarının önünde alıcı kuş gibi bekleyen görevli askerler, talimatlara uyulmadığını belirterek, hemen "görüş bitti" diyorlar, tutuklu apar topar, görüşçüsünün gözleri önünde tartaklanarak alınıp götürülüyordu. aynı muamele görüşçüye de yapılarak kapı dışarı ediliyordu.
o uzun, upuzun gelen dört gece akıp gitti ve görüş günü geldi. kaldığı b blok'ta sıcak su olmadığı için, sabahın erken saatlerinde buz gibi suyla banyosunu yaptı. traşını oldu. sıfır numaraya vurulmuş saçlarına zulasındaki esanstan birkaç damla sürdü. en temiz elbiselerini giydi. görüşe hazır hale geldikten sonra birkaç lokma birşeyler atıştınp, tecrit hücresinin üç buçuk adımlık volta yerine çıktı. o artık durup dinlenmeksizin üç buçuk adımda bir u dönüşü yapan düşünceli bir yürüyüştü...
hoparlörden beşinci kez isimler anons edildiği anda kendi ismini duydu. göz bebeklerine yerleşen sevinç ışıltılarıyla, gardiyanın açtığı hücre kapısından uçar adımlarla çıkıp annesine koştu...
kamber yüzündeki özlem yangınıyla görüş kabinine girdi ve karşısında annesini ve kardeşini buldu, anne, önündeki tel örgüleri adeta tırmalar gibi ileri atıldı, çığlığı andıran bir sesle: "kamber ateş nasılsın!..." dedi.
"iyiyim, canım annem, iyiyim..."
kadın silme sevgi kesilen gözlerinden boşalan yaşlarla oğluna okşarcasına baktı, baktı "kamber ateş nasılsın!..." dedi.
"iyiyim, çok iyiyim, siz nasılsınız..."
kadın sustu, başını önüne eğdi, bekledi. sonra birden taa oğlunun gözlerinin içine bakarak sordu "kamber ateş nasılsın!..."
" ?! "
kamber annesinin türkçe'yi öğrenemediğini anladı. kardeşi yol boyunca annesine sadece bu üç sözcüğü öğretebilmişti. o da hep aynı cümleyi tekrarlayıp duruyordu, özlemin söze gerek duyduğu bu en yakıcı anda, ana-oğul birbirlerine seslenemiyorlardı, aralarında "türkçe konuşacaksın!" emir kipli bir duvar, bir set çekilmişti...
birbirlerine bakışıp duruyorlar ve anne biraz zaman geçince yeniden:
"kamber ateş nasılsın?" diyordu.
oğlunun gözlerinden yanaklarına doğru, zaptedilmek istenen ama becerilemeyen, iki damla yaşın süzüldüğünü gördü anne...
anne gözlerine en şefkatli duruşu, sesine en yumuşak tonuyla:
"kamber ateş nasılsın!..." diyecekti.
bunun anlamı: "oğlum, sağlığın yerinde mi, bir derdin sıkıntın var mı, karnın doyuyor mu, sırtın pek mi, herhangi bir şey istiyor musun, çamaşır göndereyim mi, kışlık çorap öreyim mi?..." demekti.
yanıtı oğlunun gözlerinden alacak:
"demek iç çamaşırı ve yün çorap istiyorsun, hay hay canım oğlum." diyecekti içinden..
anne çınar yüzüne dededen atadan kalma kuşkulu ifadeyi takınacak, gizemli bir tavra bürünecek, merak dolu gözlerle oğlunun ve kendisinin başucunda copla bekleyen askerlere bakacak, titrek bir sesle:
"kamber ateş nasılsın!..."
bunun anlamı:" burada zulüm çokmuş oğlum, dışarıda hep duyuyoruz, doğru mu? " demekti. yanıtı yine oğlunun gözlerinden alacaktı.
"görüş bitti!" anlamına gelen düdüğün tiz sesi duyuldu.
anne, "hoşçakal canım yavrum..." anlamına gelecek şekilde, sayısız kez kullandığı o tek cümleyi, el sallarken bir kez daha yineledi: "kamber ateş nasılsın!..."
ve gittiler...
görüş sonrası kamber bir sevinç seli gibi düştü hücresine.
arkadaşı:
"gelen annen miydi?" diye sordu.
"evet" anlamında başını salladı.arkadaşı endişe dolu bir ifadeyle:
"herhangı bir aksilik çıkmadan görüşebildiniz mi?" dedi.
"hem de nasıl!..."
arkadaşı sevinçle kolunu tutu ve sordu:
" neler konuştunuz?..."
kamber annesinin şakıyan gözlerini anımsadı, ışıltılı gözlerle arkadaşına baktı. yanıt vermedi ama arkadaşı anladı, şaşkınlık dolu bir yüz ifadesiyle kendi kendine mırıldandı: "kamber'in gözleri konuşuyor!..."
"evet, neler konuştunuz?" sorusuna, kamber'in gözleri:
"neleer, neleer!..."diyordu...
kamber ateş - ruşen sümbüloğlu
not: Öykü belge yayınlarından çıkmış olan ve ihd diyarbakır Şb. tarafından derlenen, "kamber ateş nasılsın - hapishanelerden Öyküler" isimli kitaptan kısaltılarak paylaşıma sunulmuş. bu öykünün tamamını ve diğer güzel öyküleri okumak isteyenler bu kitabı edinebilirler.
kamber, 12 eylül gelince kendini sıkıyönetim mahkemelerinin karşısında bulmuş, mamak askeri cezaevi'nde davanın askeri yargıtay'daki sonucunu bekleyerek tutukluluk günlerini geçiriyordu. tecrit günlerinden birinde kamber'e bir mektup geldi. mektupta deniliyordu ki:
"(...) Önümüzdeki görüşte annen ziyaretine gelecek. annen sen içeri düştüğün günden beri; "n'olur, beni oğluma götürün. dünya gözüyle oğlumu son bir kez daha göreyim..." diyerek başımızın etini yiyordu. kısmet bu görüşeymiş, getiriyoruz..."
kamber mektubu okudu. avurtları çökmüş yüzüne bir hüzün bulutu kondu. yanındaki arkadaşına:
"annem ziyaretime gelecekmiş..." dedi.
görüşe daha dört gün vardı.
kamber dört gün önceden mahpus deyimiyle " görüş komasına" girdi. hep ondan bahsediyor, türkçe bilmediğinden dem vuruyor, "allah vere de annem bunca yıl içerisinde konuşacak kadar bir şey öğrenmiş olsa..." diyordu.
annesi köyde doğup büyümüş, evlenmiş, yaşamı boyunca, zaman zaman babasının peşinde imranlı'ya "pazar için" inmenin dışında, tek bir kez büyük şehre inmemiş, köyünü dünyası bellemişti. köyünün dili neyse, doğaldı ki onunki de o olacaktı...
ama mamak görüşlerinde, yavaş sesle konuşmak, el, kol, yüz hareketleriyle işaretleşmek ve türkçe'den başka bir dille konuşmak kesinlikle yasaktı. yasak herhangı bir biçimde ihlal edildiği anda görüş kabininin her iki tarafında, giriş kapılarının önünde alıcı kuş gibi bekleyen görevli askerler, talimatlara uyulmadığını belirterek, hemen "görüş bitti" diyorlar, tutuklu apar topar, görüşçüsünün gözleri önünde tartaklanarak alınıp götürülüyordu. aynı muamele görüşçüye de yapılarak kapı dışarı ediliyordu.
o uzun, upuzun gelen dört gece akıp gitti ve görüş günü geldi. kaldığı b blok'ta sıcak su olmadığı için, sabahın erken saatlerinde buz gibi suyla banyosunu yaptı. traşını oldu. sıfır numaraya vurulmuş saçlarına zulasındaki esanstan birkaç damla sürdü. en temiz elbiselerini giydi. görüşe hazır hale geldikten sonra birkaç lokma birşeyler atıştınp, tecrit hücresinin üç buçuk adımlık volta yerine çıktı. o artık durup dinlenmeksizin üç buçuk adımda bir u dönüşü yapan düşünceli bir yürüyüştü...
hoparlörden beşinci kez isimler anons edildiği anda kendi ismini duydu. göz bebeklerine yerleşen sevinç ışıltılarıyla, gardiyanın açtığı hücre kapısından uçar adımlarla çıkıp annesine koştu...
kamber yüzündeki özlem yangınıyla görüş kabinine girdi ve karşısında annesini ve kardeşini buldu, anne, önündeki tel örgüleri adeta tırmalar gibi ileri atıldı, çığlığı andıran bir sesle: "kamber ateş nasılsın!..." dedi.
"iyiyim, canım annem, iyiyim..."
kadın silme sevgi kesilen gözlerinden boşalan yaşlarla oğluna okşarcasına baktı, baktı "kamber ateş nasılsın!..." dedi.
"iyiyim, çok iyiyim, siz nasılsınız..."
kadın sustu, başını önüne eğdi, bekledi. sonra birden taa oğlunun gözlerinin içine bakarak sordu "kamber ateş nasılsın!..."
" ?! "
kamber annesinin türkçe'yi öğrenemediğini anladı. kardeşi yol boyunca annesine sadece bu üç sözcüğü öğretebilmişti. o da hep aynı cümleyi tekrarlayıp duruyordu, özlemin söze gerek duyduğu bu en yakıcı anda, ana-oğul birbirlerine seslenemiyorlardı, aralarında "türkçe konuşacaksın!" emir kipli bir duvar, bir set çekilmişti...
birbirlerine bakışıp duruyorlar ve anne biraz zaman geçince yeniden:
"kamber ateş nasılsın?" diyordu.
oğlunun gözlerinden yanaklarına doğru, zaptedilmek istenen ama becerilemeyen, iki damla yaşın süzüldüğünü gördü anne...
anne gözlerine en şefkatli duruşu, sesine en yumuşak tonuyla:
"kamber ateş nasılsın!..." diyecekti.
bunun anlamı: "oğlum, sağlığın yerinde mi, bir derdin sıkıntın var mı, karnın doyuyor mu, sırtın pek mi, herhangi bir şey istiyor musun, çamaşır göndereyim mi, kışlık çorap öreyim mi?..." demekti.
yanıtı oğlunun gözlerinden alacak:
"demek iç çamaşırı ve yün çorap istiyorsun, hay hay canım oğlum." diyecekti içinden..
anne çınar yüzüne dededen atadan kalma kuşkulu ifadeyi takınacak, gizemli bir tavra bürünecek, merak dolu gözlerle oğlunun ve kendisinin başucunda copla bekleyen askerlere bakacak, titrek bir sesle:
"kamber ateş nasılsın!..."
bunun anlamı:" burada zulüm çokmuş oğlum, dışarıda hep duyuyoruz, doğru mu? " demekti. yanıtı yine oğlunun gözlerinden alacaktı.
"görüş bitti!" anlamına gelen düdüğün tiz sesi duyuldu.
anne, "hoşçakal canım yavrum..." anlamına gelecek şekilde, sayısız kez kullandığı o tek cümleyi, el sallarken bir kez daha yineledi: "kamber ateş nasılsın!..."
ve gittiler...
görüş sonrası kamber bir sevinç seli gibi düştü hücresine.
arkadaşı:
"gelen annen miydi?" diye sordu.
"evet" anlamında başını salladı.arkadaşı endişe dolu bir ifadeyle:
"herhangı bir aksilik çıkmadan görüşebildiniz mi?" dedi.
"hem de nasıl!..."
arkadaşı sevinçle kolunu tutu ve sordu:
" neler konuştunuz?..."
kamber annesinin şakıyan gözlerini anımsadı, ışıltılı gözlerle arkadaşına baktı. yanıt vermedi ama arkadaşı anladı, şaşkınlık dolu bir yüz ifadesiyle kendi kendine mırıldandı: "kamber'in gözleri konuşuyor!..."
"evet, neler konuştunuz?" sorusuna, kamber'in gözleri:
"neleer, neleer!..."diyordu...
kamber ateş - ruşen sümbüloğlu
not: Öykü belge yayınlarından çıkmış olan ve ihd diyarbakır Şb. tarafından derlenen, "kamber ateş nasılsın - hapishanelerden Öyküler" isimli kitaptan kısaltılarak paylaşıma sunulmuş. bu öykünün tamamını ve diğer güzel öyküleri okumak isteyenler bu kitabı edinebilirler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com