bugün
- imf den borç almayı zenginlik sanan malum zihniyet7
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz10
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- supangle ve puding in farkları3
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- motorine 8 24 tl zam gelmesi13
- mantı13
- sarapci koala65
- habire1221
- kısa ve vurucu yazmak6
- sporcu motorcu müzisyen ve uzun boylu olmak5
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu9
- gün tabağı6
- apo piçtir piç kalacak8
- götten bacaklı erkek2
- sözlükte fosilleşmek6
- türklerin en sevdiğiniz yönü6
- ellerim bos gonlum hos29
- filenin sultanları yarı finalde8
- özel mesajları ifşa edecek kadar ucuz olmak6
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var7
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- çocuğunuzun olduğunu hayal edebiliyor musunuz5
- deniz gül6
- arif kocabıyık16
- niğde de restorana girip dayak yemek5
- oğlunuza bedelli yaptırır mısınız5
- bir bela geliyor8
- orospu çocuğu abdullah öcalan4
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci8
- lahmacun9
- devlet bahçeli8
- duş alıp uyumak2
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- silver ile evlenecek erkek52
- süper yapay zeka üretildi ve aramızda dolaşıyor6
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı7
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak6
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- saraca096
- insan olmaya ceyrek kala15
- skoda fabia alınır mı5
- doların sadece türkiye de yükseldiğini sanan solcu4
- ben sizin anonim11
- keloğlanın sultanın kızına kafayı takması4
- silvermist9
- hep kaybeden tarafı savunmak5
nefes alıp vermeler bütünü. ya da bundan tamamen bağımsız bir şey.
hep aklıma takılan bir soru var: madem attığımız her adım bizi ölüme yaklaştırıyor, neden buna yaşamak diyoruz? bunun adı düpedüz ölmektir..
""seni görene dek ölüyordum ben. hep bir ölü olduğumu düşünmüştüm. olmasam ne olurdu diye düşünmüştüm. yoktum sanki. ya da hiç olmamıştım. birileri aniden beni soracak olsa kimse görmemişti beni. en son görüldüğüm üzerinden aylar geçmiş olmalıydı hep. ben böyle yaşıyordum işte. ölüyordum giderek..
sonra bir gün, öldüğüm önceki tüm günlerden farklı bir şekilde hissediyordum. seni görmüstüm. bir melek edasiyla yürüyordun. tenine bakan gözlerim göz olduklarının farkına yeni varmislardi. o ana dek gördüğüm her şey soyuttu. bunu fark etmiştim. kabul edemediğim yalandan nefes alıp vermelerin sonunda bir anlama dayanmasıydın sen. ben de senin hayatımın kıyısından geçip gitmene razı gelemezdim. sen ölmekte olan beni kurtaracak tek kişiydin. bunu yazınca çok bencil olduğumu hissettim. inan öyle değilim. bencil değil senden sonra ben hep sen oldum..
Gecenin bir vakti buz gibi kaldırıma oturup orada öylece gözlerimden yaşların akmasının sebebi sendin. En son ne zaman ağladim diye düşündüğümde sen vardın orada.. Sen hep hüzünlerimdeydin, oysa seni mutluluklarımda görmek isterdim.
Söylenecek sözlerin kıymeti yok artık. Zaten senden önce de yoktu. Cennetten çıkmış benim gozlerimin önünden geçip gitmiştin sadece. kimseler görmedi, kimseler anlamadı Benden başka. Sen gittin gideliyse artık ben başka bir ölü oldum, ruhuma el fatiha..""
hayat demistik. hayat içinde iki hakikat ve bir sonuç barındırıyor. doğum ve ölüm iki hakikati oluştururken bu ikisinin arasında geçen zaman da yaşam olarak anılıyor. buradaki denklemde bilinmeyense hayat. hayat nerede peki? x nerede? ya da hangi hayat bahsedilen? geceler boyunca uyuyamamışların yaşadığı hayatın tanımına uyar mı? hiçbir sevince yetişemeyenlerin yaşadığı hayat mı? Her defasında bir yere tutundum derken ellerine boşluk dolanların yaşadığı hayat mı? söylemek zorunda olduklarını kendini üzmek pahasına içine atanların yaşadıkları hayat sayılır mı? geceleyin yağmur yağdiginda şemsiyesiz çıkıp yağmur bitene dek sokaklarda yürüyenlerin hissettikleri nedir? ya da artık mutlu olmayacağını, mutlu olamayacağını bilen birinin geri kalan ömründe yaşayacakları nedir? ben bunlara hayat demeye korkuyorum. var mı bilen ne olduğunu? yok değil mi? susun en iyisi.. susalım. ve hatta kapatın dünyanın bütün ışıklarını. hiçbir sokak lambası dahi kalmasın ışık saçan. masa lambaları telefon ışıkları fenerler ışıklı tabelalar hepsi sönmüş olsun.
karanlığı bir kez olsun sevebilir miyiz?
durdurun ya da bu düzeni.
hepimiz aynı anda ağlayalim. gozyaslarimiz karışsın birbirine. arka planda yağmur yağmalı ve flying çalmalı bir de.. şarkının tam ortasında ayni anda en yüksek gokdelenden kendimizi bırakalım yeryüzüne. Sevdiğimizin gozlerinden birakalim kendimizi ve geldiğimiz yere kendi isteğimizle dönelim bir kez de..
anladım ki ben ölüyorum.
kendime yoldaş arıyorum.
ölüm yoldaşlığı.
aslında tüm insanlar birbirinin ölüm yoldaşıdır. ama aynı evlerde bile birbirimize o kadar uzağız ki. çok acı olan şey de kimseyi gerçekten tanıyamayacak olmamız. annemizi babamızı kardesimizi o çok sevdigimiz kadını dostum dediklerimizi.. kimseyi tanıyamayacagız.
ve en büyük yalnızlık ölümü günler sonra duyulan bir adamın yalnızlığıdır.
en büyük yalnızlığımı alın benden.
taşıyamıyorum..
hep aklıma takılan bir soru var: madem attığımız her adım bizi ölüme yaklaştırıyor, neden buna yaşamak diyoruz? bunun adı düpedüz ölmektir..
""seni görene dek ölüyordum ben. hep bir ölü olduğumu düşünmüştüm. olmasam ne olurdu diye düşünmüştüm. yoktum sanki. ya da hiç olmamıştım. birileri aniden beni soracak olsa kimse görmemişti beni. en son görüldüğüm üzerinden aylar geçmiş olmalıydı hep. ben böyle yaşıyordum işte. ölüyordum giderek..
sonra bir gün, öldüğüm önceki tüm günlerden farklı bir şekilde hissediyordum. seni görmüstüm. bir melek edasiyla yürüyordun. tenine bakan gözlerim göz olduklarının farkına yeni varmislardi. o ana dek gördüğüm her şey soyuttu. bunu fark etmiştim. kabul edemediğim yalandan nefes alıp vermelerin sonunda bir anlama dayanmasıydın sen. ben de senin hayatımın kıyısından geçip gitmene razı gelemezdim. sen ölmekte olan beni kurtaracak tek kişiydin. bunu yazınca çok bencil olduğumu hissettim. inan öyle değilim. bencil değil senden sonra ben hep sen oldum..
Gecenin bir vakti buz gibi kaldırıma oturup orada öylece gözlerimden yaşların akmasının sebebi sendin. En son ne zaman ağladim diye düşündüğümde sen vardın orada.. Sen hep hüzünlerimdeydin, oysa seni mutluluklarımda görmek isterdim.
Söylenecek sözlerin kıymeti yok artık. Zaten senden önce de yoktu. Cennetten çıkmış benim gozlerimin önünden geçip gitmiştin sadece. kimseler görmedi, kimseler anlamadı Benden başka. Sen gittin gideliyse artık ben başka bir ölü oldum, ruhuma el fatiha..""
hayat demistik. hayat içinde iki hakikat ve bir sonuç barındırıyor. doğum ve ölüm iki hakikati oluştururken bu ikisinin arasında geçen zaman da yaşam olarak anılıyor. buradaki denklemde bilinmeyense hayat. hayat nerede peki? x nerede? ya da hangi hayat bahsedilen? geceler boyunca uyuyamamışların yaşadığı hayatın tanımına uyar mı? hiçbir sevince yetişemeyenlerin yaşadığı hayat mı? Her defasında bir yere tutundum derken ellerine boşluk dolanların yaşadığı hayat mı? söylemek zorunda olduklarını kendini üzmek pahasına içine atanların yaşadıkları hayat sayılır mı? geceleyin yağmur yağdiginda şemsiyesiz çıkıp yağmur bitene dek sokaklarda yürüyenlerin hissettikleri nedir? ya da artık mutlu olmayacağını, mutlu olamayacağını bilen birinin geri kalan ömründe yaşayacakları nedir? ben bunlara hayat demeye korkuyorum. var mı bilen ne olduğunu? yok değil mi? susun en iyisi.. susalım. ve hatta kapatın dünyanın bütün ışıklarını. hiçbir sokak lambası dahi kalmasın ışık saçan. masa lambaları telefon ışıkları fenerler ışıklı tabelalar hepsi sönmüş olsun.
karanlığı bir kez olsun sevebilir miyiz?
durdurun ya da bu düzeni.
hepimiz aynı anda ağlayalim. gozyaslarimiz karışsın birbirine. arka planda yağmur yağmalı ve flying çalmalı bir de.. şarkının tam ortasında ayni anda en yüksek gokdelenden kendimizi bırakalım yeryüzüne. Sevdiğimizin gozlerinden birakalim kendimizi ve geldiğimiz yere kendi isteğimizle dönelim bir kez de..
anladım ki ben ölüyorum.
kendime yoldaş arıyorum.
ölüm yoldaşlığı.
aslında tüm insanlar birbirinin ölüm yoldaşıdır. ama aynı evlerde bile birbirimize o kadar uzağız ki. çok acı olan şey de kimseyi gerçekten tanıyamayacak olmamız. annemizi babamızı kardesimizi o çok sevdigimiz kadını dostum dediklerimizi.. kimseyi tanıyamayacagız.
ve en büyük yalnızlık ölümü günler sonra duyulan bir adamın yalnızlığıdır.
en büyük yalnızlığımı alın benden.
taşıyamıyorum..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar