bugün
- nervio varıdı nerede o6
- tai lung20
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- yemeksepeti4
- su bardağı ile çay içmek4
- arkadaşlar selam4
- hiç hakiki sarışın kız görmemek5
- eski sevgiliyle 50 yıl sonra karşılaşmak5
- balkanlar da sarışın olmaması4
- burç soran kadının flörtleşmeye çalışıyor olması5
- ismet gurbuz 202411
- kitap okuyorum sessiz olun4
- steam arkadaşı aranıyor5
- 22 ağustos 2026 sıcak hava dalgası2
- hoşlanılan kızı çorbacıya götürmek2
- sade sodaya tek atan insan4
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı5
- osuruktan şiirler89
- otogar tuvaleti4
- mekke anlaşması5
- mustafa adıgüzel4
- kadının kalbine giden yol2
- clemence baptista5
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması2
- berber fiyatlarındaki fahiş artış3
- dolar isterse 100 olsun41
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- domuz yemeyiz abi4
- anın görüntüsü18
- muslettin amca7
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- aydos tekfurunun mahbube kızı2
- hey yavrum be gelenlere bak4
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- victor osimhen19
- g i l d e d l i l y28
- gilded panpa nerede2
- reddi miras2
- izalei şuyu2
- şile de ceyda yakova'nın öldüğü motosiklet kazası3
- kadınınızı çalıştırır mısınız14
- kadın olmanın çok güzel bir şey olması7
- kapıma beyaz toros gelseydi eğer11
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
- koştursunlar ama düşmesinler2
- el erecto del tomtom bey2
- büyük ortadoğu projesi4
- ortak velayet2
- ayvalık tostu9
- nah sana oy17
herkes onu sevdiğini söylüyor, fakat onun hayatı bize niye dokunmuyor ?
peygamber ile ilgili algılarımız büyük ölçüde " ecdad edebiyatını " hatırlatan bir algı. öyle mübareksin ki, öyle yücesin ki, öyle ulvisin ki derken, seni tenzih edeyim derken, adeta o kadar yüceliyor ki, ister istemez bu kadar yüce biri insanlıktan adeta çıkıyor, farkında olmadan bir baş meleğe dönüşüyor. artık sonuçta günah işleme potansiyeli bile olmamış bir varlık duruyor karşımızda. o zaman o yüce varlıkla benim gibi kusurlu bir varlık arasında bir örneklik zihnen kabul edilse bile fiilen mümkün olmuyor.
peygamberi yüceltmek için hayatında sadece birkaç ay olan savaşları kalktık ömrünün yarısını ayırdık. bedr savaşı bir kitabın cildinin yarısını kapladı.
- nasıl bir eşti? bir şey yok. iki satır.
- nasıl bir liderdi? yok.
- arkadaşı ile konuştuğunda hiç mi kızmadı? hiç mi darılmazdı, gücenmezdi?
- ağlamaz mıydı? çoluğunu çocuğunu nasıl severdi?
bunlara yer veren yok.
okumaya zaman ayıramadığımız kur'an’ı okusak onun öyküsünü detaylı olarak içerir. o öykü ki peygamberin ailesi, eşi, dostu, hasmı, öteki ile birlikte yaşaması yani 23 senelik bir öykü. bu öyküyü mucizelerle dolu bir masal kahramanın öyküsüne dönüştürdüğünüzde “ abooo ” dedirtiren dudak ısırttıran biri kalıyor geriye. bir özlemler diyarı olarak anılan bir şey olmaktan öteye gitmiyor.
o ki; acı çekmiş, dişi kırılmış, yenilgiyi tatmış, ihaneti görmüş, dedikoduya uğramış, yalnız bırakılmış, hatta taşlanmış, evlat acısı bile görmüş. bütün bu durumlarda ne yapmış? isyana mı savrulmuş ? ilkelerinden ödün mü vermiş ? öfkesi yüreğini kapladığında bu öfkenin rövanşını almak için allah bana bir güç verdiğinde misli ile çıkaracağım mı demiş? veya içinden öyle bir istek geçmiş de allah ne demiş? az kaldı onların isteklerine boyun eğecektin diyor bir ayette allah. insani bir durum dayanamıyor artık. istiyor ki acaba biraz yaklaşırsam onları çekebilir miyim? sakın yapma diyor. ama gücü eline geçirdiğinde, belki sahabenin teşvikiyle bilinmez, ya resullah gün bizim günümüz, bunlardan hıncımızı çıkaralım. ayet geliyor hemen,
“ sizi mescid-i haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin “ *
kuran’a ve peygambere böyle bakınca karşımıza bizim gibi beşer olan, ama her yönüyle önümüzü aydınlatan bir rehber çıkıyor. yoksa deizmin allah tasavvuru neyse, bizim peygamber algımız ona dönüşüyor.
peygamber hayatını anlatan kitaplarda görürsünüz peygamber bir yerden giderken 80-100 kişilik ordusuna bir tas çorba yaptırdı, bu tas çorbayı herkes içti ama hala çorba duruyor orada. bu mucizeyi dinlediğimizde bu çorba rivayetinin bizim hayatımızda bir karşılığı yok. fakat peygamberin mucize olmayan başka bir çorba tavsiyesi var. komşunun komşu üzerinde haklarını sayarken, pişirdiğiniz çorbadan komşuya verin diyor. işte bizi ilgilendiren çorba bu çorbadır. ilk çorba rivayetine tepki maaşallah olacaktır, ama unutulacaktır. ikinci çorba yani onun sünneti ise hayatımızın tam içine dokunacaktır.
peygamber ile ilgili algılarımız büyük ölçüde " ecdad edebiyatını " hatırlatan bir algı. öyle mübareksin ki, öyle yücesin ki, öyle ulvisin ki derken, seni tenzih edeyim derken, adeta o kadar yüceliyor ki, ister istemez bu kadar yüce biri insanlıktan adeta çıkıyor, farkında olmadan bir baş meleğe dönüşüyor. artık sonuçta günah işleme potansiyeli bile olmamış bir varlık duruyor karşımızda. o zaman o yüce varlıkla benim gibi kusurlu bir varlık arasında bir örneklik zihnen kabul edilse bile fiilen mümkün olmuyor.
peygamberi yüceltmek için hayatında sadece birkaç ay olan savaşları kalktık ömrünün yarısını ayırdık. bedr savaşı bir kitabın cildinin yarısını kapladı.
- nasıl bir eşti? bir şey yok. iki satır.
- nasıl bir liderdi? yok.
- arkadaşı ile konuştuğunda hiç mi kızmadı? hiç mi darılmazdı, gücenmezdi?
- ağlamaz mıydı? çoluğunu çocuğunu nasıl severdi?
bunlara yer veren yok.
okumaya zaman ayıramadığımız kur'an’ı okusak onun öyküsünü detaylı olarak içerir. o öykü ki peygamberin ailesi, eşi, dostu, hasmı, öteki ile birlikte yaşaması yani 23 senelik bir öykü. bu öyküyü mucizelerle dolu bir masal kahramanın öyküsüne dönüştürdüğünüzde “ abooo ” dedirtiren dudak ısırttıran biri kalıyor geriye. bir özlemler diyarı olarak anılan bir şey olmaktan öteye gitmiyor.
o ki; acı çekmiş, dişi kırılmış, yenilgiyi tatmış, ihaneti görmüş, dedikoduya uğramış, yalnız bırakılmış, hatta taşlanmış, evlat acısı bile görmüş. bütün bu durumlarda ne yapmış? isyana mı savrulmuş ? ilkelerinden ödün mü vermiş ? öfkesi yüreğini kapladığında bu öfkenin rövanşını almak için allah bana bir güç verdiğinde misli ile çıkaracağım mı demiş? veya içinden öyle bir istek geçmiş de allah ne demiş? az kaldı onların isteklerine boyun eğecektin diyor bir ayette allah. insani bir durum dayanamıyor artık. istiyor ki acaba biraz yaklaşırsam onları çekebilir miyim? sakın yapma diyor. ama gücü eline geçirdiğinde, belki sahabenin teşvikiyle bilinmez, ya resullah gün bizim günümüz, bunlardan hıncımızı çıkaralım. ayet geliyor hemen,
“ sizi mescid-i haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin “ *
kuran’a ve peygambere böyle bakınca karşımıza bizim gibi beşer olan, ama her yönüyle önümüzü aydınlatan bir rehber çıkıyor. yoksa deizmin allah tasavvuru neyse, bizim peygamber algımız ona dönüşüyor.
peygamber hayatını anlatan kitaplarda görürsünüz peygamber bir yerden giderken 80-100 kişilik ordusuna bir tas çorba yaptırdı, bu tas çorbayı herkes içti ama hala çorba duruyor orada. bu mucizeyi dinlediğimizde bu çorba rivayetinin bizim hayatımızda bir karşılığı yok. fakat peygamberin mucize olmayan başka bir çorba tavsiyesi var. komşunun komşu üzerinde haklarını sayarken, pişirdiğiniz çorbadan komşuya verin diyor. işte bizi ilgilendiren çorba bu çorbadır. ilk çorba rivayetine tepki maaşallah olacaktır, ama unutulacaktır. ikinci çorba yani onun sünneti ise hayatımızın tam içine dokunacaktır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar