bugün
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması8
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- özgür özel15
- monica bellucci'ye aşık olmak3
- çerçeve yasa30
- nasıl bir kadın2
- türbede dua etmenin şirk olması13
- sokakta öpüşmek7
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- engelleyen insan kibri6
- yurt dışı çıkış harcı8
- ben bir ceviz agacıyım6
- sürekli kendini öven insan6
- beyazconverse6
- mısır'ın mekke anlaşması'na katılmaması2
- dilan4
- mashle2
- akıl verme vereceksen huzur ver6
- sözlükte kavga edilen kızın true çıkması7
- kusi2
- victor osimhen10
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması8
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor6
- apo milletvekili olursa olacaklar3
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- ey sözlük ahalisi öyle aşığım ki3
- mezarlıkta ağlayan kızın asıl amacı5
- habire122
- nervio hamferdi3
- arkadaşlar bakar mısınız3
- romelu lukaku8
- nakşibendi tarikatının halidi kolundanım6
- satürnün halkasına imam hatip açmak6
- g i l d e d l i l y9
- yazarların son içtiği içecek4
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek4
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı10
- sözlükten giden yazarların hemen unutulması2
- evde fare görmek6
- yumurtalı ekmeğe french toast diyen elitist2
- yumurtayı sucuklu yiyen insan kibri3
- rüyalar aleminden ruhlar alemine geçiş3
- biliyorum ama soylemem3
- arkadaşlar nick altılarda kavga etmeyiniz5
- askeri imam hatip lisesi5
- dump atan erkek mi olur aw4
- ümmetçilerin apo sevgisi6
- insanları kuşaklara ayırmak vs burçlara ayırmak3
önceki yazının devamı:
9- Normalde böyle bir konuşmaya başlarken alttan almalar ve felsefi süspansiyonlarla Avrupa’nın kanlı tarihinin üzerinin örtülmesi beklenirdi. Çünkü bu sofra Avrupa’nın sofrasıydı. Ve Başbakan misafirdi. Misafir ise ev sahibinin yüzüne zemmini vurmazdı. Ama konuşacak olan normal birisi değildi. Konuşacak olan Davos’ta israil Cumhur Reisinin yüzüne yaptıkları alçaklıkları haykıracak olan Kasımpaşalıydı. Konuşacak olan Uzun Adam Recep Tayyip Erdoğan’dı.
10- Başbakan Sarkozy’nin gözlerine bakarak konuşmaya başladı :
“1830-1960″ yılları arasında Fransa’nın işgal ettiği ve sömürdüğü Cezayir’de 2,5 milyon Cezayirliyi tehcir ettiğini gördüm. 8 bin köyü yaktığına şahid oldum. Hazırladıkları fırınlarda binlerce arap müslümanı diri diri yaktıklarını, kadınlarına tecavüz ettiğini ve hatta tecavüz etmeden önce soğuk suyla yıkarken fotoğraf çektiklerini biliyorum. (Askerler, soykırım gününün anısına, ırzlarına geçtikleri kadınla hatıra fotoğrafı çektiriyor).
Bu laflar yenilir yutulur cinsten değildi. Sarkozy kıpkırmızı kesilmişti. Yumruklarını sıkmıştı. Ama müdahele edemiyordu. Konseyin birinci kuralı söz hakkı sahibi her kimse, söyledikleri sözler yanlış bile olsa, sözleri bitene dek konsey üyeleri tarafından müdahele edilmeden dinlenmek zorundaydı. Erdoğan bu kurala binaen Sarkozy’nin bir şey söylemesine fırsat vermemek için susmuyordu. Gözlerini Sarkozy’nin gözlerinden çekmiyordu. Sarkozy kızgın olmasına rağmen dayanamamış, o gözlerini çekmişti. Kararsız ve dengesiz ifadelerle bir aşağı, bir yukarı bakıyordu.
Başbakan devam etti , gözlerini Sarkozy’den ayırmadan :
Yine Fransa’nın evet yabancı vahşi bir kabilenin değil, medeniyetin beşiği denen Avrupa’nın göbeğindeki Fransanın, çok değil 1994 yıllarında, Ruanda ülkesinde 800 binden fazla tutsiyi katlettiğini ve ölüm listeleri hazırladığını sadece ben değil siz hepiniz biliyorsunuz.
11- Hepiniz biliyorsunuz lafını söylerken Avrupa ülkelerinin liderlerinin gözlerinin derinliklerine tek tek, çekinmeden, uzun uzun baktı. Hiç birinden çıt ses çıkmadı. Hepsi bir bardak sudan imdat istedi. Aynı anda suya sarıldılar. Komik bir fotoğraftı çektikleri. Farkında değildiler. Terliyorlar, kızarıyorlar, farkında olmadan yumruklarını sıkıyorlardı.
Başbakan gözünü ispanya lideri Luis Rodríguez Zapatero’ya dikti. Zapatero o kadar ürktü ki. Sıranın kendisine geldiğini anladığı an alnında birikmiş terler burnuna doğru akmaya başladı. Gözleri ile lütfen diyordu Recep Tayyip Erdoğan’a. Ama Recep Tayyip Erdoğan susmayacaktı. Avrupa’nın kanlı tarihini yüzlerine tek tek çarpacaktı. Avrupa liderlerini atalarının işledikleri günahlarla sindirip günah keçisi ilan edecek, piskolojik üstünlüğü ele geçirecek, Obama ve Putin’in yanında yerini alacaktı. Plan tutuyordu.
Recep Tayyip Erdoğan Zapatero’nun yüzüne 15. yüzyılın sonlarında Endülüs müslüman ve yahudilerine yapılan katliam ve soykırımları , 16. yüzyılda Azteklere 18. yüzyılda meksikalı kızılderililere yapılan magdalena katliamlarını tükürdü. Tarih tarih, belge belge.
12- Almanya’nın yaptığı yahudi katliamlarını ve bunun yahudi propagandası için kasıtlı yapıldığını anlatırken Merkel bir an Demir Kadın rolüne bürünmek istese de beceremedi. Surat ifadesi düştü. Pes etti. Belçika’ya Kongo soykırımı, Hollanda’ya Bosna’da görmezden geldiği ve askerlerini çektiği için yapılan Srebrenitsa Katliamını hatırlattı. Amacı neydi bu adamın. Herkesin günahını yüzüne vuruyordu. Putin ve Obama susuyordu. Onların da günahları çoktu. Hatta 1. dünya savaşından sonra yaşanan bütün emperyal katliamların sebebi Amerika değil miydi? Rusya Çeçenistan’da, Kafkasya’da soykırım yapmamış mıydı? Bunları da söyleyecek miydi Recep Tayyip Erdoğan? Elbette. Hepsi planlanmıştı. Hiç biri es geçilmeyecekti. Kimseye ayrımcılık yapılmayacaktı. Bütün liderlerin surat ifadeleri düştü. Biri haricinde. ingiltere’den hiç bahsetmemişti Recep Tayyip Erdoğan.
13- Lordlar kamarası üyesi Lord Robert Walpole ile 17. yüzyılda başlayan küresel ingiliz Emperyalizmi’nin dünyayı kasıp kavurduğu ve yaklaşık 400 yıl boyunca dünyanın her yerine masum insanların katledilmesine sebep olduğu, bunun karşısında Osmanlı Devletinin 600 yıl boyunca hükmettiği tek bir toprak parçasında bile dayatmada bulunmadığını haykırdı Recep Tayyip Erdoğan.
Gözler karardı. Osmanlı Devleti ile ingiltere’nin kıyaslanması hiç kimsenin hoşuna gitmemişti. Putin ve Obama bile irkildiler. Erdoğan’a seni biz bile koruyamayız bakışı attılar. Ama Kasımpaşa’lı susmadı. Kendisinin bu konseyde olma sebebini ima etti. Osmanlı’nın tekrar dirileceğini ve buna kimsenin engel olamayacağını haykırdı adeta bu kıyaslama ile. ingiltere Başbakanı Blair’in kılı bile kıpırdamadı. Terlemedi de. Ürkmedi de. Erdoğan ile göz göze geldiler. ikisi de çekmedi gözlerini birbirinden. Bu meydan okuma her şeyi açıklıyordu. Gelecek 10 yıl ingiltere ile Türkiye’nin dünya savaşına tanıklık edecekti.
Savaş başlıyordu…
http://haberseyret.com/ya...ni-recep-tayyip-erdogan-2
9- Normalde böyle bir konuşmaya başlarken alttan almalar ve felsefi süspansiyonlarla Avrupa’nın kanlı tarihinin üzerinin örtülmesi beklenirdi. Çünkü bu sofra Avrupa’nın sofrasıydı. Ve Başbakan misafirdi. Misafir ise ev sahibinin yüzüne zemmini vurmazdı. Ama konuşacak olan normal birisi değildi. Konuşacak olan Davos’ta israil Cumhur Reisinin yüzüne yaptıkları alçaklıkları haykıracak olan Kasımpaşalıydı. Konuşacak olan Uzun Adam Recep Tayyip Erdoğan’dı.
10- Başbakan Sarkozy’nin gözlerine bakarak konuşmaya başladı :
“1830-1960″ yılları arasında Fransa’nın işgal ettiği ve sömürdüğü Cezayir’de 2,5 milyon Cezayirliyi tehcir ettiğini gördüm. 8 bin köyü yaktığına şahid oldum. Hazırladıkları fırınlarda binlerce arap müslümanı diri diri yaktıklarını, kadınlarına tecavüz ettiğini ve hatta tecavüz etmeden önce soğuk suyla yıkarken fotoğraf çektiklerini biliyorum. (Askerler, soykırım gününün anısına, ırzlarına geçtikleri kadınla hatıra fotoğrafı çektiriyor).
Bu laflar yenilir yutulur cinsten değildi. Sarkozy kıpkırmızı kesilmişti. Yumruklarını sıkmıştı. Ama müdahele edemiyordu. Konseyin birinci kuralı söz hakkı sahibi her kimse, söyledikleri sözler yanlış bile olsa, sözleri bitene dek konsey üyeleri tarafından müdahele edilmeden dinlenmek zorundaydı. Erdoğan bu kurala binaen Sarkozy’nin bir şey söylemesine fırsat vermemek için susmuyordu. Gözlerini Sarkozy’nin gözlerinden çekmiyordu. Sarkozy kızgın olmasına rağmen dayanamamış, o gözlerini çekmişti. Kararsız ve dengesiz ifadelerle bir aşağı, bir yukarı bakıyordu.
Başbakan devam etti , gözlerini Sarkozy’den ayırmadan :
Yine Fransa’nın evet yabancı vahşi bir kabilenin değil, medeniyetin beşiği denen Avrupa’nın göbeğindeki Fransanın, çok değil 1994 yıllarında, Ruanda ülkesinde 800 binden fazla tutsiyi katlettiğini ve ölüm listeleri hazırladığını sadece ben değil siz hepiniz biliyorsunuz.
11- Hepiniz biliyorsunuz lafını söylerken Avrupa ülkelerinin liderlerinin gözlerinin derinliklerine tek tek, çekinmeden, uzun uzun baktı. Hiç birinden çıt ses çıkmadı. Hepsi bir bardak sudan imdat istedi. Aynı anda suya sarıldılar. Komik bir fotoğraftı çektikleri. Farkında değildiler. Terliyorlar, kızarıyorlar, farkında olmadan yumruklarını sıkıyorlardı.
Başbakan gözünü ispanya lideri Luis Rodríguez Zapatero’ya dikti. Zapatero o kadar ürktü ki. Sıranın kendisine geldiğini anladığı an alnında birikmiş terler burnuna doğru akmaya başladı. Gözleri ile lütfen diyordu Recep Tayyip Erdoğan’a. Ama Recep Tayyip Erdoğan susmayacaktı. Avrupa’nın kanlı tarihini yüzlerine tek tek çarpacaktı. Avrupa liderlerini atalarının işledikleri günahlarla sindirip günah keçisi ilan edecek, piskolojik üstünlüğü ele geçirecek, Obama ve Putin’in yanında yerini alacaktı. Plan tutuyordu.
Recep Tayyip Erdoğan Zapatero’nun yüzüne 15. yüzyılın sonlarında Endülüs müslüman ve yahudilerine yapılan katliam ve soykırımları , 16. yüzyılda Azteklere 18. yüzyılda meksikalı kızılderililere yapılan magdalena katliamlarını tükürdü. Tarih tarih, belge belge.
12- Almanya’nın yaptığı yahudi katliamlarını ve bunun yahudi propagandası için kasıtlı yapıldığını anlatırken Merkel bir an Demir Kadın rolüne bürünmek istese de beceremedi. Surat ifadesi düştü. Pes etti. Belçika’ya Kongo soykırımı, Hollanda’ya Bosna’da görmezden geldiği ve askerlerini çektiği için yapılan Srebrenitsa Katliamını hatırlattı. Amacı neydi bu adamın. Herkesin günahını yüzüne vuruyordu. Putin ve Obama susuyordu. Onların da günahları çoktu. Hatta 1. dünya savaşından sonra yaşanan bütün emperyal katliamların sebebi Amerika değil miydi? Rusya Çeçenistan’da, Kafkasya’da soykırım yapmamış mıydı? Bunları da söyleyecek miydi Recep Tayyip Erdoğan? Elbette. Hepsi planlanmıştı. Hiç biri es geçilmeyecekti. Kimseye ayrımcılık yapılmayacaktı. Bütün liderlerin surat ifadeleri düştü. Biri haricinde. ingiltere’den hiç bahsetmemişti Recep Tayyip Erdoğan.
13- Lordlar kamarası üyesi Lord Robert Walpole ile 17. yüzyılda başlayan küresel ingiliz Emperyalizmi’nin dünyayı kasıp kavurduğu ve yaklaşık 400 yıl boyunca dünyanın her yerine masum insanların katledilmesine sebep olduğu, bunun karşısında Osmanlı Devletinin 600 yıl boyunca hükmettiği tek bir toprak parçasında bile dayatmada bulunmadığını haykırdı Recep Tayyip Erdoğan.
Gözler karardı. Osmanlı Devleti ile ingiltere’nin kıyaslanması hiç kimsenin hoşuna gitmemişti. Putin ve Obama bile irkildiler. Erdoğan’a seni biz bile koruyamayız bakışı attılar. Ama Kasımpaşa’lı susmadı. Kendisinin bu konseyde olma sebebini ima etti. Osmanlı’nın tekrar dirileceğini ve buna kimsenin engel olamayacağını haykırdı adeta bu kıyaslama ile. ingiltere Başbakanı Blair’in kılı bile kıpırdamadı. Terlemedi de. Ürkmedi de. Erdoğan ile göz göze geldiler. ikisi de çekmedi gözlerini birbirinden. Bu meydan okuma her şeyi açıklıyordu. Gelecek 10 yıl ingiltere ile Türkiye’nin dünya savaşına tanıklık edecekti.
Savaş başlıyordu…
http://haberseyret.com/ya...ni-recep-tayyip-erdogan-2
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar