bugün
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak8
- göz kanlanması6
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması8
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- uludede'nin cenaze eventi8
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş4
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- gece uyurken bacağa kramp girmesi6
- uludede'yi karıya götürmek7
- 3 kere üst üste 31 çekmek9
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- pick me girl5
- avare be3
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek7
- gecenin köründe aniden gelen türklük atakları6
- ekmeğe çikolata sürmek7
- gunluklerim aylik olmus4
- mini şortla kapıya gelen hanım komşu6
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi5
- yaygın olmayan bir isme sahip olmak5
- uludede nim mirası4
- söylenilen pembe yalanlar3
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- sürekli özür dileyen insan5
- gece gece nervioyu düşünüp efkarlanmak3
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı5
- bana ayrılan sürenin sonuna geldik4
- trump'ın iran açıklaması2
- sarma3
- eyeliner çekme yöntemleri7
- gece kapıya dayanan zombilere lahmacun ısmarlamak4
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- kızlar başlığa gelin bi sorum olacak5
- ortaçağda cadı avlamak3
- robotların insanlara baş kaldırması5
- queen ravenna olarak aranızdan kopuyorum3
- kömbe6
- kahverengi göz kalemi6
- yunan adalarına gitmek20
- fatma betül sayan kaya64
- dinci ahlaksızlığı19
- ciğer yiyen midesizler10
- arkadaşlar3
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- düz dünyacıların epeydir başlık açmaması3
- ciğer vs kokoreç8
- makyajın ciltte pütür durması5
- 82 musul 83 kerkük4
- yasin kol4
Bugüne kadar hep bana hayran kalan kızlarla sevgili olduğumu fark ettim. Hayran kalınacak bir tarafım var mı bilmiyorum, biraz idealistim sadece. Belki bu yüzden hiç birisi kalıcı olmadı. Sadece bir tanesi derin iz bıraktı ve hala içtikçe aklıma geliyor, konuşasım, yazasım, ayaklarına kapanıp özür dileyesim, hüngür hüngür ağlayasım geliyor. Başka bir kızın kollarındayken onun için ağladım, belki 10-15 dakika boyunca hıçkıra hıçkıra ağladım. Kendi kötülüğüme, onun mutsuzluğuna, hayatın adiliğine ağladım. Sonra yorgunluktan uyuyakaldım.
Keşke her şey çok güzel olsaydı, ben içip içip yazmasaydım buralara, onun yerine senin dizlerinde uyuyakalsaydım. Sen beni uyandırıp hadi yatalım artık, geç oldu deseydin. Nefes alıp verişini dinleyerek mutlu olsaydım sana beli etmeden. Kalp atışlarım hızlanınca sana belli etmemeye çalışıp uyuyor taklidi yapsaydım, beni izlediğini bile bile. Sonra birden bire öpüp şaşırtsaydım seni. Geçen gün birlikte hiç vapura binmediğimiz geldi aklıma, hüzünlendim. Sonra daha çok sende kalmadığım için hüzünlendim, ne olurdu sanki derse yetişeceğim diye erken çıkmasaydım evden, uzun uzun kahvaltı etseydik. Seni sigaraya başlattığım için üzüldüm sonra da, sırf ben içiyorum diye. Bazen düşünüyorum, arada bir yaktığın sigaralarda ben geliyor muyumdur acaba aklına? Ya da her kedi sevişinde, ya da ayvalık tostu yiyişinde.
Sana bir şiir yazdım ve kapağında istiklal caddesi olan bir defteri doldurdum sadece seninle ilgili. Sürekli yanımda taşıyorum belki bir gün tesadüfen karşılaşırız da sana veririm diye. Çokta utanıyorum. Öyle şeyler yazdım ki. Geçenlerde doğum günündü, sensiz geçirdiğim 3. doğum günün. iyi ki doğdun. Aynı gün metroda bir kız gördüm, gördüğüm her kızı sana benzetiyorum artık, emin olamıyorum gerçekten. O yüzden bir arkadaşıma seni gösterdim, ben mi benzetiyorum diye. Gerçekten benziyormuş ama sen değişmişsin. Arkadaşlarım sana aşık olduğumu düşünüyor, aşık olmasam böyle şeyler yapmazmışım. Yapardım. Aşık olmasam da yapardım, olsam da yapardım. Çünkü sen tüm tanımlamaların, duyguların ötesinde bir şeysin benim için. Şey diyorum çünkü hiç bir kelimeye sığdıramıyorum seni. Yine geçenlerde çok saçma sapan bir yerde bir fotoğrafını gördüm. Belki o yüzden içip içip yazıyorum buralara. Bilmiyorum. Çok yorgunum. Uyuyamıyorum, her gece 3-4 gibi yatıp sabah 6 gibi anca uyuyorum. Sürekli bir asansörden düştüğüm kabuslar görüp uyanıyorum, 8 gibi de okula yollanmak üzere kalkıyorum.
Aradan 2 yıl geçti ve ben hala senin hakkında şeyler düşünüp yazıyorum. Okula giderken her gün mecidiyeköyden geçiyorum ve orda olmadığını bildiğim halde her gün dikkatle insanlara bakıyorum. Belki bir ihtimal diye. Kendime bunu neden yapıyorum? Kuantum mekaniği, elektro manyetik teori, klasik mekanik ödevlerim birikti. Kendimi dünyadan, her şeyden soyutladığım, sıkıntı mutsuzluk hissetmediğim nadir anlar bilimle uğraşırken, bir de kitap okurken geçirdiğim anlar. Geçenlerde metrobüste suç ve cezayı okurken bir kız elime dokundu, bilerek. Sen sandım yine. Benimle aynı durakta indi, biraz takip ettim. Sonra ne saçmalıyorum ben diyip önden yürüdüm, bu seferde o beni takip etti. Sonra kendimi evin önünde buldum, kız yoktu. Raskolnikov'a bağlıyorum bazen.
Bugün çok yağmur yağdı, umarım üşütmemişsindir. Ben bir aydır iyileşemedim, tam iyileşecek gibiydim ama yine hasta oldum. Kendime dikkat ediyorum ama elimde değil, ölümüm gripten olacak sanırım. Kaç aydır, orhan pamuk - masumiyet müzesini okumak istiyorum ama korkudan başlayamıyorum bir türlü. Okuduğum kitaplardan çok etkileniyorum biliyorsun. Suç ve cezayı okumak için Raskolnikov ile aynı yaşta olmayı bekledim. Tutunamayanları bile aldıktan 4 sene sonra okudum, biliyorsun. Belki bir 4 sene daha beklemeliymişim. Böyle disconnectus erectusa bağlar mıydım acaba yine?
Dün gece bir kız onun selim ışığı olmamı istedi. Ben hak ediyor muyum gerçekten böyle sevilmeyi? Bu kadar kötülük yapmış bir insan, seni terk etmiş bir insan, tanımadığın bir şehirde daha 18 yaşına yeni girmişken yapayalnız bırakan bir insan neyi hak eder ki? Deliriyorum, belki de bunu hak ediyorumdur. Eskiden inançlı bir insanken senin için dua ederdim, onun mutsuzluğu benim olsun, o mutlu olsun diye. Şimdi ne kadar inançlıyım bilmiyorum, sadece eğer her şeye gücü yeten ve kontrol eden bir yaratıcı gerçekten varsa sana hak ettiğin mutluluğu vermesini istiyorum. Yoksa da umarım çok mutlu olursun çubuk krakerim.
Keşke her şey çok güzel olsaydı, ben içip içip yazmasaydım buralara, onun yerine senin dizlerinde uyuyakalsaydım. Sen beni uyandırıp hadi yatalım artık, geç oldu deseydin. Nefes alıp verişini dinleyerek mutlu olsaydım sana beli etmeden. Kalp atışlarım hızlanınca sana belli etmemeye çalışıp uyuyor taklidi yapsaydım, beni izlediğini bile bile. Sonra birden bire öpüp şaşırtsaydım seni. Geçen gün birlikte hiç vapura binmediğimiz geldi aklıma, hüzünlendim. Sonra daha çok sende kalmadığım için hüzünlendim, ne olurdu sanki derse yetişeceğim diye erken çıkmasaydım evden, uzun uzun kahvaltı etseydik. Seni sigaraya başlattığım için üzüldüm sonra da, sırf ben içiyorum diye. Bazen düşünüyorum, arada bir yaktığın sigaralarda ben geliyor muyumdur acaba aklına? Ya da her kedi sevişinde, ya da ayvalık tostu yiyişinde.
Sana bir şiir yazdım ve kapağında istiklal caddesi olan bir defteri doldurdum sadece seninle ilgili. Sürekli yanımda taşıyorum belki bir gün tesadüfen karşılaşırız da sana veririm diye. Çokta utanıyorum. Öyle şeyler yazdım ki. Geçenlerde doğum günündü, sensiz geçirdiğim 3. doğum günün. iyi ki doğdun. Aynı gün metroda bir kız gördüm, gördüğüm her kızı sana benzetiyorum artık, emin olamıyorum gerçekten. O yüzden bir arkadaşıma seni gösterdim, ben mi benzetiyorum diye. Gerçekten benziyormuş ama sen değişmişsin. Arkadaşlarım sana aşık olduğumu düşünüyor, aşık olmasam böyle şeyler yapmazmışım. Yapardım. Aşık olmasam da yapardım, olsam da yapardım. Çünkü sen tüm tanımlamaların, duyguların ötesinde bir şeysin benim için. Şey diyorum çünkü hiç bir kelimeye sığdıramıyorum seni. Yine geçenlerde çok saçma sapan bir yerde bir fotoğrafını gördüm. Belki o yüzden içip içip yazıyorum buralara. Bilmiyorum. Çok yorgunum. Uyuyamıyorum, her gece 3-4 gibi yatıp sabah 6 gibi anca uyuyorum. Sürekli bir asansörden düştüğüm kabuslar görüp uyanıyorum, 8 gibi de okula yollanmak üzere kalkıyorum.
Aradan 2 yıl geçti ve ben hala senin hakkında şeyler düşünüp yazıyorum. Okula giderken her gün mecidiyeköyden geçiyorum ve orda olmadığını bildiğim halde her gün dikkatle insanlara bakıyorum. Belki bir ihtimal diye. Kendime bunu neden yapıyorum? Kuantum mekaniği, elektro manyetik teori, klasik mekanik ödevlerim birikti. Kendimi dünyadan, her şeyden soyutladığım, sıkıntı mutsuzluk hissetmediğim nadir anlar bilimle uğraşırken, bir de kitap okurken geçirdiğim anlar. Geçenlerde metrobüste suç ve cezayı okurken bir kız elime dokundu, bilerek. Sen sandım yine. Benimle aynı durakta indi, biraz takip ettim. Sonra ne saçmalıyorum ben diyip önden yürüdüm, bu seferde o beni takip etti. Sonra kendimi evin önünde buldum, kız yoktu. Raskolnikov'a bağlıyorum bazen.
Bugün çok yağmur yağdı, umarım üşütmemişsindir. Ben bir aydır iyileşemedim, tam iyileşecek gibiydim ama yine hasta oldum. Kendime dikkat ediyorum ama elimde değil, ölümüm gripten olacak sanırım. Kaç aydır, orhan pamuk - masumiyet müzesini okumak istiyorum ama korkudan başlayamıyorum bir türlü. Okuduğum kitaplardan çok etkileniyorum biliyorsun. Suç ve cezayı okumak için Raskolnikov ile aynı yaşta olmayı bekledim. Tutunamayanları bile aldıktan 4 sene sonra okudum, biliyorsun. Belki bir 4 sene daha beklemeliymişim. Böyle disconnectus erectusa bağlar mıydım acaba yine?
Dün gece bir kız onun selim ışığı olmamı istedi. Ben hak ediyor muyum gerçekten böyle sevilmeyi? Bu kadar kötülük yapmış bir insan, seni terk etmiş bir insan, tanımadığın bir şehirde daha 18 yaşına yeni girmişken yapayalnız bırakan bir insan neyi hak eder ki? Deliriyorum, belki de bunu hak ediyorumdur. Eskiden inançlı bir insanken senin için dua ederdim, onun mutsuzluğu benim olsun, o mutlu olsun diye. Şimdi ne kadar inançlıyım bilmiyorum, sadece eğer her şeye gücü yeten ve kontrol eden bir yaratıcı gerçekten varsa sana hak ettiğin mutluluğu vermesini istiyorum. Yoksa da umarım çok mutlu olursun çubuk krakerim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar