bugün
- 6 yaşındaki kızını satan anne9
- 30 liraya satılan tavuk döner13
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- 20075
- pankek yiyen erkek6
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- anın görüntüsü28
- sözlük kürdü54
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- escort ile para kavgası5
- ben tevratı da okudum incili de12
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı4
- traş olmaya üşenmek7
- iskilipli atıf hoca3
- boşandığı eşine araba alan adam3
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- uçum'un 16 nisan 2028 seçim önerisi2
- ismail kartal19
- damat tıraşı4
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- volkswagen passat9
- the godfather filmindeki mafya babası2
- muhteşem yüzyıl kösem3
- türkiyeli kahvesi8
- millette manyak para var13
- birader de biraderilyö2
- arkadaşlar naber ya4
- ahmet nazif zorlu3
- klozette borudan fare gelecek korkusu5
- cadılar bayramını kutlayan erkek5
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- şanzıman ustası4
- şöyle tüysüz bir şeftali olsa da2
- yahuda işkariyot3
- en tehlikeli insanlar neden en sevilenlerdir3
- allah5
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- bencil ve kendini beğenmiş rezil4
- türkler bize sözlük kurmak zorunda5
- cam açık uyumak8
iman, özelde islam inancı, genelde özenli olma, kılı kırk yarma demek. bu alan parsellenmiş durumda insanoğlu tarafından, doğanın diyalektiği ve anlamsız (sentezsiz) edimler bütünü bu parselde bina ediliyor.
doğanın diyalektiğinden kasıt, oluş-yok oluş arasında her an yenilenme demek olup insanoğlunu senteze(bireşim) götürüyor.
anlamsız edimler ise boş boş salınıyorlar ta ki bir beşer çıkıp, aha bu benim deyip onu sahiplenene kadar. yine salınıyor ama onunla beraber, bu sefer bir insanoğlu ileri geri gidiyor; insan, bazen çok ileri gidiyor; anlamsızca iyiliği, ödül sanıyor ve bu onu insanlığından da geriye götürüyor, geriye gidiyor. salınımın bir turu tamamlanıyor, vs. vs. insan ve imanı bütünleştiremeden göçüyor gidiyor, kendi parselini ikinciline iletiyor. o da salıncağa biniyor, bir ileri, bir geri, vs. vs.
oysa tanrı kavramı ve doğanın diyalektiği çakışıyor, çakışmak zorunda zira ortada bunu ortaya atan insan, ortak payda. diyalektik her gün insanın kendini sorgulaması ile ortaya çıkan tanrı yolunda bir şeriata dönüşüyor. işte o zaman yavaş yavaş salınma durup ileri doğru atılıyor insan, iyiliği ödülle biçimlendirmeyip tanrı, doğa ve insan sevgisi ile ucu bucağı görünmeyen bir okyanusta buluyor kendini, yüzüyor yüzüyor. attığı her kulaç insan, doğa ve yaradan adına, her gün yeniden ve bıkmadan ve sonu olmadığını bildiği halde daha iyiye daha güzele akıyor. ibadetini, ödül adına değil yaradan adına eyliyor, ibadetinden aldığı güç ile ki bu iman gücü oluyor, yaradanı, yaradılanı hergün daha çok seviyor, daha bir içselleştiriyor ve dolayısı ile an be an daha yaklaşıyor o na, bunun xenon paradoksu olduğunu bile bile lades diyor.
yaradan korkusu denildiğinde tamu aklına gelmiyor, kendi eylemlerinde olabilecek sevgisizlik korkutuyor onu, zira o da diğer insanlar gibi sonlu ve eksik, bir yerde bu güzel tedirgin yaşama zincirini anlamsız şekilde kırmaktan korkuyor. her sıfat, her edim ve her ibadet her gün yeniden biçimleniyor, hem doğanın diyalektiğine uyuyor hem de hazretlik mertebesini alıyor. gün geliyor ömrü bitiyor ve huzura kabul ediliyor. yan tarafında bir güruh, iman'ı ibadet, yatıp kalkma, yanlış edimi tamu cezası olarak addetmiş ve ömürlerini salıncakta geçirmiş huzursuz bir topluluk.
el nihaye: iman, her gün yeniden doğduğu ve tefekkür ile eylendiğinde adamı adam ediyor. cennet-cehennem arasında salınarak, yaradan korkusu yanlış anlaşılırsa, ibadet aynılaşır, her gün aynı, her şey durağandır, hiç bir şey olumsuzlanmaz ve dolayısı ile bireşime akmaz. işte o zaman bütün bunların küllüne iman denemez, neyi kılı kırk yardın, ne konusunda titiz oldun diye sorulur o zaman. en azından sormalı imanlı insan.
doğanın diyalektiğinden kasıt, oluş-yok oluş arasında her an yenilenme demek olup insanoğlunu senteze(bireşim) götürüyor.
anlamsız edimler ise boş boş salınıyorlar ta ki bir beşer çıkıp, aha bu benim deyip onu sahiplenene kadar. yine salınıyor ama onunla beraber, bu sefer bir insanoğlu ileri geri gidiyor; insan, bazen çok ileri gidiyor; anlamsızca iyiliği, ödül sanıyor ve bu onu insanlığından da geriye götürüyor, geriye gidiyor. salınımın bir turu tamamlanıyor, vs. vs. insan ve imanı bütünleştiremeden göçüyor gidiyor, kendi parselini ikinciline iletiyor. o da salıncağa biniyor, bir ileri, bir geri, vs. vs.
oysa tanrı kavramı ve doğanın diyalektiği çakışıyor, çakışmak zorunda zira ortada bunu ortaya atan insan, ortak payda. diyalektik her gün insanın kendini sorgulaması ile ortaya çıkan tanrı yolunda bir şeriata dönüşüyor. işte o zaman yavaş yavaş salınma durup ileri doğru atılıyor insan, iyiliği ödülle biçimlendirmeyip tanrı, doğa ve insan sevgisi ile ucu bucağı görünmeyen bir okyanusta buluyor kendini, yüzüyor yüzüyor. attığı her kulaç insan, doğa ve yaradan adına, her gün yeniden ve bıkmadan ve sonu olmadığını bildiği halde daha iyiye daha güzele akıyor. ibadetini, ödül adına değil yaradan adına eyliyor, ibadetinden aldığı güç ile ki bu iman gücü oluyor, yaradanı, yaradılanı hergün daha çok seviyor, daha bir içselleştiriyor ve dolayısı ile an be an daha yaklaşıyor o na, bunun xenon paradoksu olduğunu bile bile lades diyor.
yaradan korkusu denildiğinde tamu aklına gelmiyor, kendi eylemlerinde olabilecek sevgisizlik korkutuyor onu, zira o da diğer insanlar gibi sonlu ve eksik, bir yerde bu güzel tedirgin yaşama zincirini anlamsız şekilde kırmaktan korkuyor. her sıfat, her edim ve her ibadet her gün yeniden biçimleniyor, hem doğanın diyalektiğine uyuyor hem de hazretlik mertebesini alıyor. gün geliyor ömrü bitiyor ve huzura kabul ediliyor. yan tarafında bir güruh, iman'ı ibadet, yatıp kalkma, yanlış edimi tamu cezası olarak addetmiş ve ömürlerini salıncakta geçirmiş huzursuz bir topluluk.
el nihaye: iman, her gün yeniden doğduğu ve tefekkür ile eylendiğinde adamı adam ediyor. cennet-cehennem arasında salınarak, yaradan korkusu yanlış anlaşılırsa, ibadet aynılaşır, her gün aynı, her şey durağandır, hiç bir şey olumsuzlanmaz ve dolayısı ile bireşime akmaz. işte o zaman bütün bunların küllüne iman denemez, neyi kılı kırk yardın, ne konusunda titiz oldun diye sorulur o zaman. en azından sormalı imanlı insan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar