bugün
- fiziği güzel sözlük kızları41
- memeleri kafam kadar kız22
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak9
- recep tayyip erdoğan12
- küçük memeli sözlük erkekleri12
- telefon sapiginin kandil mesaji atmasi2
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması21
- ddk'nın fon işlemleri incelemesi2
- seviştikten sonra teşekkür etmekk2
- uyumadan önce yapılan keyifli işler6
- afyon civarı pasif var mı7
- eve escort çağırmak6
- geleneksel sözlüğün en iyi memesi yarışması6
- hande ataizi ile günah dolu bir gece geçirmek7
- sözlük kızları'nın meme muhabbeti yapması6
- fatma betül sayan kaya57
- baklavası olmayan erkek5
- sözlük yazarlarının benzediği ünlü sayısı8
- venüs ve mars'ın ıssız olması2
- ayakları güzel sözlük kızları5
- 46 yaş4
- silikonlu memelerini sıktırmayan bayan5
- nervio5
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- sözlüğün meme üstadı5
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil9
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- fakir siniri6
- eve gelen escorta ütü yaptırmak4
- sözlükte kavga edecek birini bulamamak9
- hiçbir kanuna uymayan akp'li zenginler6
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- motorsiklet sürmek3
- başlığa gelin meme var4
- dünya nın girişine yazılması gereken söz2
- şampuan önerisi8
- sevgilisinden yeni ayrılanlara tavsiyeler4
- ibne3
- arkadaşlar çok sıkıcısınız4
- bütün gece meme konuşulup meme atılmaması3
- recep tayyip erdoğan kalp krizi geçirseydi2
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- bir günlüğüne erkek olsam3
- türkiye33
- ne kadar yaşlısın16
- kendisiyle övünen insanlar13
- ups boobss nickli yazar5
- 21 ocak 2025 bolu kartalkaya otel yangını4
- arkadaşlar beni hanginiz takipten çıktı4
özellikle evren açıklanmaya çalışılırken her daim ortaya çıkan sonsuzluk kavramı yine özellikle canımı sıkan şeylerden biri olmuştur. tamam, belki her zaman canımı sıkmıyor bu durum ve normal insanlar gibi hayatımı idame ettiriyorum kabul. yine de yalnızca bir alafranga tuvalet üstü ile kısıtlı kalmayan; kadınların neden bu kadar karmaşık ve femme fatale varlıklar olduğuna, gerçek aşkın ve sevgiyi aramanın aslında bir aptallıktan başka bir şey olmadığına ve bu yüzdendir ki çoğu zaman realizmin kollarının aslında ne kadar da sıcak, tatlı ve doğru bir yer olduğuna fakat öte yandan ara sıra sırf malum tinsel konularda aynı hatalara düşmeyeyim diye büyük bir ciddiyetle ve bağlılıkla kullandığım ve yine sırf bu yüzden ruhumun yavaş yavaş eksilerek piçleştiğini bana hissettirip beri yandan da şahsımı düşündürüp üzen bir kaçış yolu olduğuna dair düşünüşlerimden arta kalan o küçük zamanlarımda sonsuzluğun kesin ve net bir tanımı mutlaka olmalı diyorum kendi kendime. sence de var mıdır dersin?
şimdi... kafanı daha baştan sikip attıysam senden özür dileyerek konuya henüz daha yeni gelmiş bulunduğumu hatırlatarak o kallavi sonsuzluk kavramına ufaktan giriyorum.
evrenin sonsuzluğa doğru genişlediği, bir kara deliğin kütlesinin ve hacminin sonsuza doğru gittiği, mükemmel yuvarlaklıkta diye tabir edebileceğimiz bir kadın poposunun dahi hiçbir şekilde tam bir yuvarlak olmadığı ve bunu sonsuz sayıda köşegenler ile açıklayabildiğimiz bir evrende yaşıyoruz. yani evrenin mevrenin falan sonsuzluğunu geçtim, o mükemmel olarak adlandırabileceğin yuvarlak kadın poposunu bile maalesef ki ucu sivri ve keskin hatlarla ifade edebiliyoruz ve hiçbir zaman o mükemmel popoya ulaşamıyoruz. yuvarlak diye bir şey yok aslında evet. işte bazen matematik benim için böylesine katı, zavallı ve zarafetten yoksun bir şey oluyor. tabii ki genel olarak bu durum onun zarafetine gölge düşürmüyor zira öte yandan da bir çok şeyi açıklamamıza yardımcı olan da yine onun gücü ve zarafeti.
sonsuzluk dediğimiz kavramın özü aslında bambaşka bir aleme açılan bir kapı mıdır diye de düşünmüyor değilim. başka bir alem derken şunu kastetmek istiyorum: bildiğimiz sonsuzluk kavramı aslında özünde sonsuzluk olmayıp başka bir yüksek boyutlu gerçeğin bizim boyutumuza bir sonsuzluk olarak yansıması olabilir mi? işte bu durumda sonsuzluğun özünün olduğu boyutta tamamen başka kurallar geçerli oluyor haliyle. bildiğimiz matematik aynı matematik olmuyor. yani bildiğimiz matematikten tamamen uzak olan bir şey başka bir takım şeyleri tanımlayıcı bir rol üstleniyor. bu da bizi multiverselere, yani çoklu evrenlere götürüyor. tamamen farklı fizik yasalarıyla farklı matematik formüllerinin hakim olduğu, sik kadar uzun boylara sahip olup silikondan yapılmış popolarımız ile düşünüp kavisli ve seksi kafalarımız ile oturduğumuz, gezegenlerinde yer çekimi yerine yer itiminin olduğu ve zamanın tersine aktığı bünyamin battınımsı evrenler... evet tamam bu paragraf fazlasıyla şahsi bir yorum oldu, üstelik farazi bir fikir ve bir dayanağım bile yok, farkındayım. yine de ufuk açıcı bir fantezi ürünü olması bakımından bunu buraya bırakıyorum.
sonuç olarak finitizm, yani sonluluk demek aslında bir bakıma her şeyin çözülmüş olması demek değil midir? her şeyin tamamen çözülmüş olduğu ve sonlu matematiksel denklemlerle ifade edilebilen bir sistem düşün. bu durumda da eğer varsa tanrı dediğimiz kavrama da ulaşmış olmaz mıyız? artık en kadim olanı yakaladık ve her şeyin sonundayız. peki ya bundan sonrası? merak denen olgu körelip yittikten sonra neler olacağını hiç düşündün mü? sırf bu yüzden sonsuzluğun hep bildiğim sonsuzluk olarak kalmasını yeğleyebilirim ve sonluluğu kati surette istemeyebilirim. sürekli bir merak içerisinde öze ulaşmaya çalışmak bana bir insan olarak varlığımı hatırlatan yegane şey olurdu sanırım. işte sırf benim gibi zavallı bir insanın bu düşüncelerinden dolayı sonsuzluk kavramı başka bir boyuttaki bilinmeyen bir özün tezahürden çok özün tamamen kendisi olup ulaşılamayan olarak kalmaya devam edecek, etmeli de.
sanırım kafalarımız yeterince sert bir şekilde düzüldüğüne göre artık gidip kendime bir çay koyup sigara yakabilirim. zira yaşamda dengeyi korumak da çok önemli bir şey. öyle ki bir zamanlar değer verip de sevdiğim insanlar beni terk edip içimde yarattıkları sonsuz boşluklardan kendilerine hiçbir pay almadıklarında da gidip bir çay koyup sigara yakmıştım ben. hayat işte ne tuhaf, sonsuzluk falan.
şimdi... kafanı daha baştan sikip attıysam senden özür dileyerek konuya henüz daha yeni gelmiş bulunduğumu hatırlatarak o kallavi sonsuzluk kavramına ufaktan giriyorum.
evrenin sonsuzluğa doğru genişlediği, bir kara deliğin kütlesinin ve hacminin sonsuza doğru gittiği, mükemmel yuvarlaklıkta diye tabir edebileceğimiz bir kadın poposunun dahi hiçbir şekilde tam bir yuvarlak olmadığı ve bunu sonsuz sayıda köşegenler ile açıklayabildiğimiz bir evrende yaşıyoruz. yani evrenin mevrenin falan sonsuzluğunu geçtim, o mükemmel olarak adlandırabileceğin yuvarlak kadın poposunu bile maalesef ki ucu sivri ve keskin hatlarla ifade edebiliyoruz ve hiçbir zaman o mükemmel popoya ulaşamıyoruz. yuvarlak diye bir şey yok aslında evet. işte bazen matematik benim için böylesine katı, zavallı ve zarafetten yoksun bir şey oluyor. tabii ki genel olarak bu durum onun zarafetine gölge düşürmüyor zira öte yandan da bir çok şeyi açıklamamıza yardımcı olan da yine onun gücü ve zarafeti.
sonsuzluk dediğimiz kavramın özü aslında bambaşka bir aleme açılan bir kapı mıdır diye de düşünmüyor değilim. başka bir alem derken şunu kastetmek istiyorum: bildiğimiz sonsuzluk kavramı aslında özünde sonsuzluk olmayıp başka bir yüksek boyutlu gerçeğin bizim boyutumuza bir sonsuzluk olarak yansıması olabilir mi? işte bu durumda sonsuzluğun özünün olduğu boyutta tamamen başka kurallar geçerli oluyor haliyle. bildiğimiz matematik aynı matematik olmuyor. yani bildiğimiz matematikten tamamen uzak olan bir şey başka bir takım şeyleri tanımlayıcı bir rol üstleniyor. bu da bizi multiverselere, yani çoklu evrenlere götürüyor. tamamen farklı fizik yasalarıyla farklı matematik formüllerinin hakim olduğu, sik kadar uzun boylara sahip olup silikondan yapılmış popolarımız ile düşünüp kavisli ve seksi kafalarımız ile oturduğumuz, gezegenlerinde yer çekimi yerine yer itiminin olduğu ve zamanın tersine aktığı bünyamin battınımsı evrenler... evet tamam bu paragraf fazlasıyla şahsi bir yorum oldu, üstelik farazi bir fikir ve bir dayanağım bile yok, farkındayım. yine de ufuk açıcı bir fantezi ürünü olması bakımından bunu buraya bırakıyorum.
sonuç olarak finitizm, yani sonluluk demek aslında bir bakıma her şeyin çözülmüş olması demek değil midir? her şeyin tamamen çözülmüş olduğu ve sonlu matematiksel denklemlerle ifade edilebilen bir sistem düşün. bu durumda da eğer varsa tanrı dediğimiz kavrama da ulaşmış olmaz mıyız? artık en kadim olanı yakaladık ve her şeyin sonundayız. peki ya bundan sonrası? merak denen olgu körelip yittikten sonra neler olacağını hiç düşündün mü? sırf bu yüzden sonsuzluğun hep bildiğim sonsuzluk olarak kalmasını yeğleyebilirim ve sonluluğu kati surette istemeyebilirim. sürekli bir merak içerisinde öze ulaşmaya çalışmak bana bir insan olarak varlığımı hatırlatan yegane şey olurdu sanırım. işte sırf benim gibi zavallı bir insanın bu düşüncelerinden dolayı sonsuzluk kavramı başka bir boyuttaki bilinmeyen bir özün tezahürden çok özün tamamen kendisi olup ulaşılamayan olarak kalmaya devam edecek, etmeli de.
sanırım kafalarımız yeterince sert bir şekilde düzüldüğüne göre artık gidip kendime bir çay koyup sigara yakabilirim. zira yaşamda dengeyi korumak da çok önemli bir şey. öyle ki bir zamanlar değer verip de sevdiğim insanlar beni terk edip içimde yarattıkları sonsuz boşluklardan kendilerine hiçbir pay almadıklarında da gidip bir çay koyup sigara yakmıştım ben. hayat işte ne tuhaf, sonsuzluk falan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar