bugün
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz10
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- sporcu motorcu müzisyen ve uzun boylu olmak5
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- motorine 8 24 tl zam gelmesi13
- mantı13
- kısa ve vurucu yazmak6
- duş alıp uyumak2
- gün tabağı6
- sarapci koala65
- sözlükte fosilleşmek6
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu9
- habire1221
- türklerin en sevdiğiniz yönü6
- deniz gül6
- apo piçtir piç kalacak8
- imf den borç almayı zenginlik sanan malum zihniyet5
- özel mesajları ifşa edecek kadar ucuz olmak6
- çocuğunuzun olduğunu hayal edebiliyor musunuz5
- filenin sultanları yarı finalde8
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var7
- orospu çocuğu abdullah öcalan4
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci8
- bir ateşe attın beni2
- niğde de restorana girip dayak yemek5
- oğlunuza bedelli yaptırır mısınız5
- ellerim bos gonlum hos29
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- saraca096
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı7
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak6
- doların sadece türkiye de yükseldiğini sanan solcu4
- bir bela geliyor8
- keloğlanın sultanın kızına kafayı takması4
- süper yapay zeka üretildi ve aramızda dolaşıyor6
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- devlet bahçeli8
- arif kocabıyık16
- skoda fabia alınır mı5
- lahmacun9
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- bu erkekler karısızlıktan top olmuş3
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- hep kaybeden tarafı savunmak5
- pornonun zararları4
- hostingdunyam5
- insan olmaya ceyrek kala15
- silvermist9
Hızla akıp gidiyor zaman...
Büyük şehirde yaşama biçimi hızla fast-food tarzına dönüşüyor. Hızlı ye, kısa sürelerde tüket her şeyi, bağlanma, kesik kesik ve hızlı anlat, dinlemeye vaktim yok kısa kes, acele et, daha çabuk, geç kaldım, hızlı ol...
Yoruldunuz, değil mi?
Hem de nasıl uyuşturucu bir yorgunluk...
Öyle alıştık ki her şeyi hızlıca yaşamaya, unuttuk neredeyse sevdiklerimizin gözlerinin içine bakıp, söyleyemediklerini duymaya...
Aslında öyle yalnızlaştık ki, bu tuhaf yabancılaşma haliyle başa çıkabilmek için yeni bir hayat yarattık kendimize. Ailenin bir araya geldiği saatlerde, sohbete vakit yok. Kimi televizyondaki bir diziye kaptırır kendini, kimi bilgisayar başında sanal bir dünyada gidermeye çalışır yalnızlığını... Aynı evde, yabancılaşırız günden güne, en sevdiklerimize...
Aşklar da dostluklar da, kumdan kalelere dönüşüyor... Her yanılgıda biraz daha kalın duvarlar örülüyor, her seferinde biraz daha yalnızlaşıyor insan...
Seçenekler arttıkça seçim yapmak da bir o kadar güçleşiyor. Hep daha iyisini, daha güzelini, daha güçlüsünü ararken, sahip olduklarımız, su damlaları gibi akıp gider avuçlarımızdan... Komşunun bahçesindeki çimen, hep daha yeşil görünür gözlerimize. Ne kadar şanslı olduğumuzu, nelere sahip olduğumuzu ve zenginliklerimizi düşünüp şükretmeye vaktimiz olmaz. Daha yeşil çimenlerin derdindedir hep yalancı ve aldatıcı zihnimiz. Bu nedenle içten gülümsemeleri unutur, sahte kahkahalarla oynarız hayatı...
Oysa, hızla akıp gidiyor zaman...
Koca bir yılı uğurlamak için son hazırlıklarımızı yaptığımız şu günlerde bir mola verip, farkında bile olmadan hoyratça harcadığımız sevgilerimizi ve ilişkilerimizi onarma zamanı...
Durdurup her şeyi, unuttuklarımızı hatırlama zamanı...
içten gülümseyişlere, candan sarılışlara, sessiz gevezeliklere sığınma zamanı...
Sahip olduğumuz her güzellik için tüm kalbimizle şükretme zamanı....
Vedalaşma ve kavuşma zamanı...
Güle güle...
Hoş geldin...
Alıntıdır.
Büyük şehirde yaşama biçimi hızla fast-food tarzına dönüşüyor. Hızlı ye, kısa sürelerde tüket her şeyi, bağlanma, kesik kesik ve hızlı anlat, dinlemeye vaktim yok kısa kes, acele et, daha çabuk, geç kaldım, hızlı ol...
Yoruldunuz, değil mi?
Hem de nasıl uyuşturucu bir yorgunluk...
Öyle alıştık ki her şeyi hızlıca yaşamaya, unuttuk neredeyse sevdiklerimizin gözlerinin içine bakıp, söyleyemediklerini duymaya...
Aslında öyle yalnızlaştık ki, bu tuhaf yabancılaşma haliyle başa çıkabilmek için yeni bir hayat yarattık kendimize. Ailenin bir araya geldiği saatlerde, sohbete vakit yok. Kimi televizyondaki bir diziye kaptırır kendini, kimi bilgisayar başında sanal bir dünyada gidermeye çalışır yalnızlığını... Aynı evde, yabancılaşırız günden güne, en sevdiklerimize...
Aşklar da dostluklar da, kumdan kalelere dönüşüyor... Her yanılgıda biraz daha kalın duvarlar örülüyor, her seferinde biraz daha yalnızlaşıyor insan...
Seçenekler arttıkça seçim yapmak da bir o kadar güçleşiyor. Hep daha iyisini, daha güzelini, daha güçlüsünü ararken, sahip olduklarımız, su damlaları gibi akıp gider avuçlarımızdan... Komşunun bahçesindeki çimen, hep daha yeşil görünür gözlerimize. Ne kadar şanslı olduğumuzu, nelere sahip olduğumuzu ve zenginliklerimizi düşünüp şükretmeye vaktimiz olmaz. Daha yeşil çimenlerin derdindedir hep yalancı ve aldatıcı zihnimiz. Bu nedenle içten gülümsemeleri unutur, sahte kahkahalarla oynarız hayatı...
Oysa, hızla akıp gidiyor zaman...
Koca bir yılı uğurlamak için son hazırlıklarımızı yaptığımız şu günlerde bir mola verip, farkında bile olmadan hoyratça harcadığımız sevgilerimizi ve ilişkilerimizi onarma zamanı...
Durdurup her şeyi, unuttuklarımızı hatırlama zamanı...
içten gülümseyişlere, candan sarılışlara, sessiz gevezeliklere sığınma zamanı...
Sahip olduğumuz her güzellik için tüm kalbimizle şükretme zamanı....
Vedalaşma ve kavuşma zamanı...
Güle güle...
Hoş geldin...
Alıntıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar