bugün
- istanbul'un başına geçseniz ne yaparsınız8
- fusya şemsiyeli ve hipopotam6
- hilafetin türklere faydası18
- kız sanılan yazarlar9
- kibarhergele14
- masum sözlük kızları3
- kütüphanelerde risale'i nurlar olmalı4
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi9
- george washington7
- sorusormayin7
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak8
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- fenerbahçe adası4
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- sözlüğün kırbacı10
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı2
- pavyonları dönüştürmek5
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı12
- unutulmayan anılar2
- cehennemde sigara içme yasağı5
- ucan tekme atan hipopotam45
- ismet gurbuz bey bey3
- kuz3
- cuma namazına gitmeyen yazarlar silinsin8
- sohbet eder gibi entry yazan yazar5
- hangi yazarla çift olursunuz28
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- lahana sarma turşusu3
- kuzum2
- erecto bey bey2
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir4
- özgür özel3
- yazarların sağlık sorunları7
- total war3
- her kararın başka bir ihtimali öldürmesi2
- karıncaların trafik sıkışıklığı yaşaması2
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi18
- kırmızı ruj vs pembe ruj2
- 9 ekim 2026 gazetecilere operasyon4
- istanbul şu an güneşli 22 derece4
- patatesin her ortama uyum sağlaması5
- günün kitabı2
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- emniyet kemeri2
- dört gazeteciye fon iddiaları soruşturması2
- ya bi siktirin gidin15
- samimiyetin bir noktadan sonra hakarete dönüşmesi3
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12438080
kutsal bilgi kaynağı'na çok kutsal! bilgiler giren coder, yazar, tanrımsı insancık.
ismine yakışır güzellikte bir eser sunmuş. insanların tüm kutsal saydıklarını reddedip kendisine ram olmaları durumunda dahi doymayacak bir iştahı var gibi. son örnekte görüldüğü üzere egosunun haykırışlarını "beğenmiyorsan defol git"e oturtup; "neden çekip gidemiyorsunuz, neden hala buradasınız, neden kendi sitenizi kurmuyorsunuz, neden sitenizle kişisel başarınızı test etmiyorsunuz?'larla 5n krizine girmiş kişi. cevapları da dış ve iç ses-orası feraset- olarak vermiş; "çünkü, ekşi sözlük bir marka. benim markam! binlerce yazar, yüzbinlerce okuru var. burada farkediliyorsunuz, varlığınız burada olmanızla bir anlam kazanıyor. itiraf edin, hayatınızın tek gerçeği ekşi sözlük ve bunu ben yarattım. aidiyet hissinizin temeli bu. çekerim fişi göt gibi muallakta kalır anlamsızlaşırsınız."
ekşi sözlük'ün yazarları üzerindeki etkisi malum. gelişim ve değişim sağladığı yadsınamaz. kalite açısından da bir yerlere oturmuş. fakat, bunların izdüşümü sahip konumundaki şahıs üzerinde de çok kötü etkiler bırakmış görüldüğü üzere. bazıları masum addedilebilecek bir takım hislere geçiş yaparken sözlüğün efendisi; kapitalistleşmiş, azıtmış, vahşileşmiş, tanrılaşmış, her şakayı aşırı ciddiye alır olmuş. bahse konu entry ile de sözde bir farkındalık sunmuş. kutsal bilgi kaynağındaki çok büyük bir eksiği doldurmuş. sözlüğün kilometre taşını kalıplandırmış, dökmüş, dikmiş.
burada iğrenç bir feodal düzen kurmuşsun. senin çiftliğin, senin kuralların, senin paran, senin kazancın ve amade kölelerin. bir dünya görüşün var, içinde özgürlük-eşitlik barındırdığını düşündüğüm; kendine sorman gereken birilerinin kutsal saydığı değerleri eleştirirken sen kendi fikri zemininde ne gibi kaymalar yaşadın? "lan hoş şeymiş şu yeşil banknotlar, eşitlik de fasaryaymış ha. zaten o binlerce yıldır söylenegelen fakir tesellisi değil midir." (?)
sözlüğün yönetim kademesi ve şahsi duruşun ne kadar eşitlikçi? söz hakkı tanıdığın karşıt görüşlü biri varsa dahi yine sana kazanç olarak dönecek keyfiyete sahip olmalı değil mi? sözlüğe pirim sağlayacak niteliklerle donanmamış birini yok sayıp "sizinkiler" hanesine bir çentik daha atman da bu bağlamda gayet normal aslında. elinde kişisel nefretten ve para kaybetme endişesinden doğan bir kara liste var eminim. geçmişte içlerinde çok iyi anlaşıp da şimdilerde ters düştüğün arkadaşların da vardır mutlaka. bu durumda ortaya bir soru çıkar; ters düşme ve nefretin oluşma nedeni efendiliğinin asi kölelerce tanınmıyor olması mı, "kıskanıyor işte ibneler" düşüncesi mi, yoksa kazanç kapına vurulduğuna iman ettiğin ağır yumruklar mı? verilecek cevap değişmez bir sonuca varıyor; eleştirdiğin kişilerden daha kötü durumdasın. burası, birilerine yaftalamaya çalıştığın fakat asıl senin kimlik bulmanı ve statü kazanmanı sağlamış olan mekan. bulduğundan doğan yüksek lezzetteki hoşnutluğunu da önceleri refleksi-belki- daha sonra ise bilinçli-kesin-bir şekilde korumaya çalışmakla gösteriyorsun. bunları yazan dokuzuncu nesil bir çaylak. tanrımsı gücünle! 10küsür entrysinin götüne sağlam bir tekme çakmak suretiyle sözlüğün tozlu raflarına yerleştirebileceğin biri. olsun be, çok bencilce ve belki de bu saçma ama, yine de rahatladım*.
*=çok da sikimde.
bay/bayan meraklılara not: ssg'nin şahsı ile bir alıp veremediğim yok. entrydeki/meseledeki amaç; tabulara savaş açmış, aklınca yergi mekanizmasıyla mizaha kalkışmış bireyin kendi tabulaşmasını fark etmemesi ironisini sunmaktı.
kutsal bilgi kaynağı'na çok kutsal! bilgiler giren coder, yazar, tanrımsı insancık.
ismine yakışır güzellikte bir eser sunmuş. insanların tüm kutsal saydıklarını reddedip kendisine ram olmaları durumunda dahi doymayacak bir iştahı var gibi. son örnekte görüldüğü üzere egosunun haykırışlarını "beğenmiyorsan defol git"e oturtup; "neden çekip gidemiyorsunuz, neden hala buradasınız, neden kendi sitenizi kurmuyorsunuz, neden sitenizle kişisel başarınızı test etmiyorsunuz?'larla 5n krizine girmiş kişi. cevapları da dış ve iç ses-orası feraset- olarak vermiş; "çünkü, ekşi sözlük bir marka. benim markam! binlerce yazar, yüzbinlerce okuru var. burada farkediliyorsunuz, varlığınız burada olmanızla bir anlam kazanıyor. itiraf edin, hayatınızın tek gerçeği ekşi sözlük ve bunu ben yarattım. aidiyet hissinizin temeli bu. çekerim fişi göt gibi muallakta kalır anlamsızlaşırsınız."
ekşi sözlük'ün yazarları üzerindeki etkisi malum. gelişim ve değişim sağladığı yadsınamaz. kalite açısından da bir yerlere oturmuş. fakat, bunların izdüşümü sahip konumundaki şahıs üzerinde de çok kötü etkiler bırakmış görüldüğü üzere. bazıları masum addedilebilecek bir takım hislere geçiş yaparken sözlüğün efendisi; kapitalistleşmiş, azıtmış, vahşileşmiş, tanrılaşmış, her şakayı aşırı ciddiye alır olmuş. bahse konu entry ile de sözde bir farkındalık sunmuş. kutsal bilgi kaynağındaki çok büyük bir eksiği doldurmuş. sözlüğün kilometre taşını kalıplandırmış, dökmüş, dikmiş.
burada iğrenç bir feodal düzen kurmuşsun. senin çiftliğin, senin kuralların, senin paran, senin kazancın ve amade kölelerin. bir dünya görüşün var, içinde özgürlük-eşitlik barındırdığını düşündüğüm; kendine sorman gereken birilerinin kutsal saydığı değerleri eleştirirken sen kendi fikri zemininde ne gibi kaymalar yaşadın? "lan hoş şeymiş şu yeşil banknotlar, eşitlik de fasaryaymış ha. zaten o binlerce yıldır söylenegelen fakir tesellisi değil midir." (?)
sözlüğün yönetim kademesi ve şahsi duruşun ne kadar eşitlikçi? söz hakkı tanıdığın karşıt görüşlü biri varsa dahi yine sana kazanç olarak dönecek keyfiyete sahip olmalı değil mi? sözlüğe pirim sağlayacak niteliklerle donanmamış birini yok sayıp "sizinkiler" hanesine bir çentik daha atman da bu bağlamda gayet normal aslında. elinde kişisel nefretten ve para kaybetme endişesinden doğan bir kara liste var eminim. geçmişte içlerinde çok iyi anlaşıp da şimdilerde ters düştüğün arkadaşların da vardır mutlaka. bu durumda ortaya bir soru çıkar; ters düşme ve nefretin oluşma nedeni efendiliğinin asi kölelerce tanınmıyor olması mı, "kıskanıyor işte ibneler" düşüncesi mi, yoksa kazanç kapına vurulduğuna iman ettiğin ağır yumruklar mı? verilecek cevap değişmez bir sonuca varıyor; eleştirdiğin kişilerden daha kötü durumdasın. burası, birilerine yaftalamaya çalıştığın fakat asıl senin kimlik bulmanı ve statü kazanmanı sağlamış olan mekan. bulduğundan doğan yüksek lezzetteki hoşnutluğunu da önceleri refleksi-belki- daha sonra ise bilinçli-kesin-bir şekilde korumaya çalışmakla gösteriyorsun. bunları yazan dokuzuncu nesil bir çaylak. tanrımsı gücünle! 10küsür entrysinin götüne sağlam bir tekme çakmak suretiyle sözlüğün tozlu raflarına yerleştirebileceğin biri. olsun be, çok bencilce ve belki de bu saçma ama, yine de rahatladım*.
*=çok da sikimde.
bay/bayan meraklılara not: ssg'nin şahsı ile bir alıp veremediğim yok. entrydeki/meseledeki amaç; tabulara savaş açmış, aklınca yergi mekanizmasıyla mizaha kalkışmış bireyin kendi tabulaşmasını fark etmemesi ironisini sunmaktı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar