bugün
- chatgptye penis fotoğrafını atmak15
- haluk levent olayından çıkarılacak ders8
- devletten başkasına güvenilmez9
- yaz günü çay içme saçmalığı3
- yapay zekanın öğretmenliği yok edecek olması3
- şekeri bırakınca çayın tadını alacaksın yalanı5
- muhafazakar kız için dine dönmek3
- telegram kullanan erkek3
- abd'nin iran'ın 12 şehrine saldırması2
- aykolikle site havuzuna girmek4
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak2
- tango dersi alan urfalı teyze3
- koç burcu kadını uyuzluğu4
- haluk levent23
- oğlak burcu kadını18
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması14
- 18 temmuz 2026 taytlı valinin görevden alınması2
- diamond bosphorus15
- ulupuanlar ahirette geçerli mi sorunsalı5
- m kemal'in manda ve himaye istediği iddiası3
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti7
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları29
- web tasarım5
- aptalları hipnotize etmek6
- chatgpt ile sohbet etmek9
- sözlük yazarlarının dondurmaları3
- sadece arkadaşlarından mesaj alıyor4
- neden evleniyoruz sorusunun cevapsızlığı2
- bir kadınla deniz arasındaki benzerlik3
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı15
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- en çok sevdiğiniz yazar19
- dinsize inanır mısın2
- yusuf tekin'in imamoğlu hakkındaki proje çıkışı3
- atatürkçü sanatçı azlığı12
- hayatın güzel olması10
- seni bütün sorunlarından kurtaracağım diyen erkek3
- hürmüz boğazı'na alternatif rotalar2
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek8
- sözlüğün tanrıçası olmak20
- okuduğum her romanda kendimi aradım ama bulamadım3
- gececi tayfa kezosu10
- aylık 453 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- 1 2 puretech5
- aylık 0 tl iyi para mıdır sorunsalı2
- ikizler burcu ve bipolar adam7
- ihtiyar yazarların uyuması3
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması13
- gocu29
- sözlük yazarlarının numaraları12
- yargılama hele pembe tablo hiç içermez -
Dünyanın en leş durumlarından biridir.
Eğer hali hazırda diye tanımlanan kişiye karşı şefkat, sevgi, merhamet, arkadaşlık, yeri gelince analık-babalık gibi duygularla bağlıysanız ve o da size o şekilde belki daha da çok bağlıysa çok berbat bir durumdur. "Hali hazırdaki sevgiliyi sevsen başkasına aşık olmazdın zaten" gibi cümleleri şimdiden duyuyor gibiyim. O işler öyle olmuyor. Sevgi ile aşk ortadoğulu ve avrupalı iki çocuk kadar farklı iki duygu, iki rakip kimi zaman. Bazen birbirlerini besleyip büyütürler bazense üzerlerine basıp geçerler.
"Hımm düşündüm taşındım ben bu kişiye aşık olayım en iyisi" diyerek aşık olunmaz ama işler en karmaşık halini aşık olunan kişi el uzattığında alır. Bir kere halihazırdaki sevgiliden nasıl ayrılacaksınız o kadar basit değil hele aynı evi paylaşıyorsanız ve 8 sene olmuşsa, beraber büyümüşseniz...
Yokluğunuzda ne yapar? "Nasıl dayanır buna? Olmaz mümkün değil çok üzülür, yıkılır, mahvolur... Bunu ona yapamam!"... "Hem peki ben ne yaparım... Ya onun sevgisini şefkatini özlersem ne yaparım!" diye diye diye kendinizi yiyip bitirirsiniz, erirsiniz gün geçtikçe (bu bahsettiğim yedekçilik ve garanticilikten uzak bir şey).
Ona, emeğinize, her şeye rağmen sahiden içinizden ona karşı hiç gitmeyen o sevginize kıyamazsınız ama içinizde alev alev yanan bir aşk, bir deli tutku da öte taraftan sizi yakmaya, kavurmaya devam eder basit bir hoşlantıdan bahsetmiyoruz aşk diyoruz; eni konu aşk!
Diyelim bütün anılarınızı, eşyalarınızı, yaşanmışlıklarınızı, verilen sözleri, edilen yeminleri, bir zaman sahiden sahici ve hesapsız kitapsız yaşanmış her şeyi sıkıştırıp bir bavula ondan alıp gittiniz... Aşık olduğunuz kişi bir muamma, bilinmeyen bir diyar, duyunca kulağa hoş gelmiş ama öğrenilmemiş ecnebi bir dil. Hem çok tanıdık hem çok yabancı, hem çok yakın hem uzak. Bir deprem bir fırtına, tsunami! Peki deprem biterse, fırtına dinerse... Ya işler yolunda gitmezse? Ya yolunda gitmez de ömür boyu pişmanlıkla kavrulursanız? Ya üç beş gün sonra "olmuyor ben seninle yapamıyorum" derse? Peki ya aşkınızı kalbinize gömüp mevcut ilişkinize devam etme kararı alıp da yine aynı "ya-ya" ları susturamazsanız içinizde... Çünkü hep bir onunla mutlu olma ihtimali kalacaktır aklınızda ve bu da "an" a odaklanmanızı ve "an"dan tat almanızı neredeyse imkansız hale getireektir.
Ve de en kemirgen sorumuz şudur; bir başkasının hem de bir zaman her şeyiniz olan kişinin mutsuzluğu üzerine nasıl mutluluk kuracaksınız?
Ciddi söylüyorum küçümsenmeyecek ve hafife alınmayacak, alınmaması da gereken leş bir durumdur.
Dünyanın en leş durumlarından biridir.
Eğer hali hazırda diye tanımlanan kişiye karşı şefkat, sevgi, merhamet, arkadaşlık, yeri gelince analık-babalık gibi duygularla bağlıysanız ve o da size o şekilde belki daha da çok bağlıysa çok berbat bir durumdur. "Hali hazırdaki sevgiliyi sevsen başkasına aşık olmazdın zaten" gibi cümleleri şimdiden duyuyor gibiyim. O işler öyle olmuyor. Sevgi ile aşk ortadoğulu ve avrupalı iki çocuk kadar farklı iki duygu, iki rakip kimi zaman. Bazen birbirlerini besleyip büyütürler bazense üzerlerine basıp geçerler.
"Hımm düşündüm taşındım ben bu kişiye aşık olayım en iyisi" diyerek aşık olunmaz ama işler en karmaşık halini aşık olunan kişi el uzattığında alır. Bir kere halihazırdaki sevgiliden nasıl ayrılacaksınız o kadar basit değil hele aynı evi paylaşıyorsanız ve 8 sene olmuşsa, beraber büyümüşseniz...
Yokluğunuzda ne yapar? "Nasıl dayanır buna? Olmaz mümkün değil çok üzülür, yıkılır, mahvolur... Bunu ona yapamam!"... "Hem peki ben ne yaparım... Ya onun sevgisini şefkatini özlersem ne yaparım!" diye diye diye kendinizi yiyip bitirirsiniz, erirsiniz gün geçtikçe (bu bahsettiğim yedekçilik ve garanticilikten uzak bir şey).
Ona, emeğinize, her şeye rağmen sahiden içinizden ona karşı hiç gitmeyen o sevginize kıyamazsınız ama içinizde alev alev yanan bir aşk, bir deli tutku da öte taraftan sizi yakmaya, kavurmaya devam eder basit bir hoşlantıdan bahsetmiyoruz aşk diyoruz; eni konu aşk!
Diyelim bütün anılarınızı, eşyalarınızı, yaşanmışlıklarınızı, verilen sözleri, edilen yeminleri, bir zaman sahiden sahici ve hesapsız kitapsız yaşanmış her şeyi sıkıştırıp bir bavula ondan alıp gittiniz... Aşık olduğunuz kişi bir muamma, bilinmeyen bir diyar, duyunca kulağa hoş gelmiş ama öğrenilmemiş ecnebi bir dil. Hem çok tanıdık hem çok yabancı, hem çok yakın hem uzak. Bir deprem bir fırtına, tsunami! Peki deprem biterse, fırtına dinerse... Ya işler yolunda gitmezse? Ya yolunda gitmez de ömür boyu pişmanlıkla kavrulursanız? Ya üç beş gün sonra "olmuyor ben seninle yapamıyorum" derse? Peki ya aşkınızı kalbinize gömüp mevcut ilişkinize devam etme kararı alıp da yine aynı "ya-ya" ları susturamazsanız içinizde... Çünkü hep bir onunla mutlu olma ihtimali kalacaktır aklınızda ve bu da "an" a odaklanmanızı ve "an"dan tat almanızı neredeyse imkansız hale getireektir.
Ve de en kemirgen sorumuz şudur; bir başkasının hem de bir zaman her şeyiniz olan kişinin mutsuzluğu üzerine nasıl mutluluk kuracaksınız?
Ciddi söylüyorum küçümsenmeyecek ve hafife alınmayacak, alınmaması da gereken leş bir durumdur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar