bugün
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı10
- sarapci koala72
- fikir değiştirmek döneklik midir8
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın13
- arkadaşlar fasfakirim ya5
- şarapçının nick değişerek tepkilerden kurtulacanı4
- silver ile evlenecek erkek43
- evgeny grinko3
- islam sosyoloji ve psikolojiyi kabul ediyor mu2
- müdüre tamam aşkım diye mesaj atmak4
- teomancalmasur8
- cop316
- uzay gemisini değnekçiye bırakan uzaylı2
- uludağ sözlüğün müzikal yapısı4
- pazartesi diyete başlamak4
- sözlükteki akepeliler2
- düşen insana gülmek3
- dut çayı2
- dünün en beğenilen entry leri3
- mesajla verilmiş en büyük ayarlar8
- carrefour2
- ellerim bos gonlum hos29
- el chadaille bitshiabu9
- sözlükteki bot yazarlar3
- aşk-ı memnu4
- sokakta dayak atılan kadın görsen karışır mısın7
- rica etsem beni linçler misiniz13
- apartmanda ayakkabılarını kapı önüne bırakmak2
- ohooo biri gider biri gelir sayıları o kadar çokki12
- sabahları nefret edilen şeyler15
- yüzüklerin efendisi6
- enayimiknatisi ile kavga etmek10
- sürü zekası8
- bik bik nedir niye bu kadar sevilesidir9
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak9
- avukat sevgili8
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- parayla saadet olması18
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- imparatorice olmak ister miydiniz7
- nervio hamferdi10
- ruhun bir bedenden diğerine geçmesi5
- amedspor19
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir9
- ortama girince herkesin susması11
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- yargılama hele pembe tablo hiç içermez -
Dünyanın en leş durumlarından biridir.
Eğer hali hazırda diye tanımlanan kişiye karşı şefkat, sevgi, merhamet, arkadaşlık, yeri gelince analık-babalık gibi duygularla bağlıysanız ve o da size o şekilde belki daha da çok bağlıysa çok berbat bir durumdur. "Hali hazırdaki sevgiliyi sevsen başkasına aşık olmazdın zaten" gibi cümleleri şimdiden duyuyor gibiyim. O işler öyle olmuyor. Sevgi ile aşk ortadoğulu ve avrupalı iki çocuk kadar farklı iki duygu, iki rakip kimi zaman. Bazen birbirlerini besleyip büyütürler bazense üzerlerine basıp geçerler.
"Hımm düşündüm taşındım ben bu kişiye aşık olayım en iyisi" diyerek aşık olunmaz ama işler en karmaşık halini aşık olunan kişi el uzattığında alır. Bir kere halihazırdaki sevgiliden nasıl ayrılacaksınız o kadar basit değil hele aynı evi paylaşıyorsanız ve 8 sene olmuşsa, beraber büyümüşseniz...
Yokluğunuzda ne yapar? "Nasıl dayanır buna? Olmaz mümkün değil çok üzülür, yıkılır, mahvolur... Bunu ona yapamam!"... "Hem peki ben ne yaparım... Ya onun sevgisini şefkatini özlersem ne yaparım!" diye diye diye kendinizi yiyip bitirirsiniz, erirsiniz gün geçtikçe (bu bahsettiğim yedekçilik ve garanticilikten uzak bir şey).
Ona, emeğinize, her şeye rağmen sahiden içinizden ona karşı hiç gitmeyen o sevginize kıyamazsınız ama içinizde alev alev yanan bir aşk, bir deli tutku da öte taraftan sizi yakmaya, kavurmaya devam eder basit bir hoşlantıdan bahsetmiyoruz aşk diyoruz; eni konu aşk!
Diyelim bütün anılarınızı, eşyalarınızı, yaşanmışlıklarınızı, verilen sözleri, edilen yeminleri, bir zaman sahiden sahici ve hesapsız kitapsız yaşanmış her şeyi sıkıştırıp bir bavula ondan alıp gittiniz... Aşık olduğunuz kişi bir muamma, bilinmeyen bir diyar, duyunca kulağa hoş gelmiş ama öğrenilmemiş ecnebi bir dil. Hem çok tanıdık hem çok yabancı, hem çok yakın hem uzak. Bir deprem bir fırtına, tsunami! Peki deprem biterse, fırtına dinerse... Ya işler yolunda gitmezse? Ya yolunda gitmez de ömür boyu pişmanlıkla kavrulursanız? Ya üç beş gün sonra "olmuyor ben seninle yapamıyorum" derse? Peki ya aşkınızı kalbinize gömüp mevcut ilişkinize devam etme kararı alıp da yine aynı "ya-ya" ları susturamazsanız içinizde... Çünkü hep bir onunla mutlu olma ihtimali kalacaktır aklınızda ve bu da "an" a odaklanmanızı ve "an"dan tat almanızı neredeyse imkansız hale getireektir.
Ve de en kemirgen sorumuz şudur; bir başkasının hem de bir zaman her şeyiniz olan kişinin mutsuzluğu üzerine nasıl mutluluk kuracaksınız?
Ciddi söylüyorum küçümsenmeyecek ve hafife alınmayacak, alınmaması da gereken leş bir durumdur.
Dünyanın en leş durumlarından biridir.
Eğer hali hazırda diye tanımlanan kişiye karşı şefkat, sevgi, merhamet, arkadaşlık, yeri gelince analık-babalık gibi duygularla bağlıysanız ve o da size o şekilde belki daha da çok bağlıysa çok berbat bir durumdur. "Hali hazırdaki sevgiliyi sevsen başkasına aşık olmazdın zaten" gibi cümleleri şimdiden duyuyor gibiyim. O işler öyle olmuyor. Sevgi ile aşk ortadoğulu ve avrupalı iki çocuk kadar farklı iki duygu, iki rakip kimi zaman. Bazen birbirlerini besleyip büyütürler bazense üzerlerine basıp geçerler.
"Hımm düşündüm taşındım ben bu kişiye aşık olayım en iyisi" diyerek aşık olunmaz ama işler en karmaşık halini aşık olunan kişi el uzattığında alır. Bir kere halihazırdaki sevgiliden nasıl ayrılacaksınız o kadar basit değil hele aynı evi paylaşıyorsanız ve 8 sene olmuşsa, beraber büyümüşseniz...
Yokluğunuzda ne yapar? "Nasıl dayanır buna? Olmaz mümkün değil çok üzülür, yıkılır, mahvolur... Bunu ona yapamam!"... "Hem peki ben ne yaparım... Ya onun sevgisini şefkatini özlersem ne yaparım!" diye diye diye kendinizi yiyip bitirirsiniz, erirsiniz gün geçtikçe (bu bahsettiğim yedekçilik ve garanticilikten uzak bir şey).
Ona, emeğinize, her şeye rağmen sahiden içinizden ona karşı hiç gitmeyen o sevginize kıyamazsınız ama içinizde alev alev yanan bir aşk, bir deli tutku da öte taraftan sizi yakmaya, kavurmaya devam eder basit bir hoşlantıdan bahsetmiyoruz aşk diyoruz; eni konu aşk!
Diyelim bütün anılarınızı, eşyalarınızı, yaşanmışlıklarınızı, verilen sözleri, edilen yeminleri, bir zaman sahiden sahici ve hesapsız kitapsız yaşanmış her şeyi sıkıştırıp bir bavula ondan alıp gittiniz... Aşık olduğunuz kişi bir muamma, bilinmeyen bir diyar, duyunca kulağa hoş gelmiş ama öğrenilmemiş ecnebi bir dil. Hem çok tanıdık hem çok yabancı, hem çok yakın hem uzak. Bir deprem bir fırtına, tsunami! Peki deprem biterse, fırtına dinerse... Ya işler yolunda gitmezse? Ya yolunda gitmez de ömür boyu pişmanlıkla kavrulursanız? Ya üç beş gün sonra "olmuyor ben seninle yapamıyorum" derse? Peki ya aşkınızı kalbinize gömüp mevcut ilişkinize devam etme kararı alıp da yine aynı "ya-ya" ları susturamazsanız içinizde... Çünkü hep bir onunla mutlu olma ihtimali kalacaktır aklınızda ve bu da "an" a odaklanmanızı ve "an"dan tat almanızı neredeyse imkansız hale getireektir.
Ve de en kemirgen sorumuz şudur; bir başkasının hem de bir zaman her şeyiniz olan kişinin mutsuzluğu üzerine nasıl mutluluk kuracaksınız?
Ciddi söylüyorum küçümsenmeyecek ve hafife alınmayacak, alınmaması da gereken leş bir durumdur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar