bugün
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi16
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim9
- parti tüzüğü okumak8
- 100 bin liraya mezarlık gece bekçisi olmak7
- gün tabağı diye rulolat veren sözlük kızı5
- berhan şimşek'in kadına şiddet faili olması9
- üsküdar belediyesi9
- s'i l v'e r m'i s t25
- kahve yemek4
- şizofrenik hikayeler5
- kemaliklerle ekonomi tartışmak4
- herkese terörist diyip sonradan 180 derece dönmek4
- mutlu bey birader koştursun ama düşmesin3
- eylülde tatil yapmak7
- türkiye iran savaşı7
- allah yoksa insanı iyi olmaya zorlayan nedir4
- eğitimde fırsat eşitliği3
- ecevit ekonomisi3
- ahmet davutoğlu4
- türkiye iran'a bedel ödetmemize yardımcı oluyor3
- afd'ye oy veren türkler3
- pkklıların kürdü türk'e karşı kışkırtmaları4
- kargalar4
- yalancı su böreği10
- mazotun litresi 90 lira8
- biraderin koşturmaya başlaması2
- yeni türkiye yi bir görselle özetle4
- 4 eylül 20262
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz14
- kıçın yarısı açıkta bikinilerin berbatlığı3
- 20322
- jd vance3
- bu koyden olsam ne olacak21
- prednol2
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı8
- arabeski türkiyede küçük hüsamettin bitirdi3
- yaprak dökümü ayşe3
- kadın ve erkek yazar arasında nesil farkı önmli mi4
- münafıklık nedir nasıl anlarız2
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- 5 eylül 2026 türkiye sırbistan voleybol maçı3
- tulumba tatlısı6
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- ey insan3
- geç boşalan erkek4
- sevmediğiniz yazarı eksiler misiniz4
- akp türkiyesinden insan manzaraları2
- kısa ve vurucu yazmak7
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- sarapci koala64
babam memur olduğu için, çocukluğum memleketimden dolayısıyla dedemden uzakta büyüyerek geçti. dolayısıyla hiçbir zaman dedeme çok da derin bir sevgiyle bağlı olmadım.
ancak insanların genelde dedelerini ne kadar çok sevdiklerini bilirim. dedenin ölmesi başlığına bu kadar çok entry girilmesi de bunun en bariz kanıtıdır herhalde. ancak dediğim gibi benim dedemle çok da fazla vakit geçirmemiş olmam hayatımda büyük bir eksikliğe neden oldu.
mesela geçen gün bir dede ve torunun konuşmasına şahit oldum
cuma namazına gidiyordum. namaza geç kaldığımı düşündüğüm için koştura koştura camiye gittim. camiden içeri girdim sağıma soluma hiç bakmadım. tek düşüncem, ayakkabılarımı adamakıllı bir yere koyup çalınmalarını önlemekti. aynı anda yaşlı bir dedeyle şirin bir çocuk konuşuyordu. çocuk heyecanlı şekilde dedesine, "aaaaa dede şu böcek ne böceği çok
güzelmiş" dedi. dedesi de "ehehe hangi böcekmiş göremedim torunum, göster bakayım" dedi.
ikisinin de sesleri kulağa çok mutlu geliyordu. ufacık bir böcek küçücük bir çocuğu, o mutlu çocuğun mutlu olması da koskoca bir adamı, dedesini mutlu ediyordu. mutluluğun nasıl da bulaşıcı olabileceğini öğreten böcek, adeta bir mutluluk elçisiydi.
derken çocuk "şurda dedeciğim" dediği ve parmağıyla işaret ettiği an, ayağımın altında çatırt diyerekten bir şeyin ezildiğini fark ettim. içimdeki ses "yapma volkan ya yapma yapma!" nidaları atıyordu. ezmiştim küçük çocuğun tüm mutluluğunu. ayağımı kaldırdığımda yeşilli siyahlı bir cisim yere yapışmıştı. hatta bir iki tane yamulmuş bacak çırpınıyordu. o an çok güzel bir dede-torun anını mahvettiğimi fark ettim. anlamıştım artık. ben lanetliydim. hem kendi dedemle olan ilişkimi yürütememiştim hem de başka dede-torunların ilişkilerini zedeliyordum. "dedelerden ve torunlarından uzak dur." dedi içimdeki ses.
çocuk sustu ben sustum dedesi sustu. ezan başladı. hayat devam etti
ancak insanların genelde dedelerini ne kadar çok sevdiklerini bilirim. dedenin ölmesi başlığına bu kadar çok entry girilmesi de bunun en bariz kanıtıdır herhalde. ancak dediğim gibi benim dedemle çok da fazla vakit geçirmemiş olmam hayatımda büyük bir eksikliğe neden oldu.
mesela geçen gün bir dede ve torunun konuşmasına şahit oldum
cuma namazına gidiyordum. namaza geç kaldığımı düşündüğüm için koştura koştura camiye gittim. camiden içeri girdim sağıma soluma hiç bakmadım. tek düşüncem, ayakkabılarımı adamakıllı bir yere koyup çalınmalarını önlemekti. aynı anda yaşlı bir dedeyle şirin bir çocuk konuşuyordu. çocuk heyecanlı şekilde dedesine, "aaaaa dede şu böcek ne böceği çok
güzelmiş" dedi. dedesi de "ehehe hangi böcekmiş göremedim torunum, göster bakayım" dedi.
ikisinin de sesleri kulağa çok mutlu geliyordu. ufacık bir böcek küçücük bir çocuğu, o mutlu çocuğun mutlu olması da koskoca bir adamı, dedesini mutlu ediyordu. mutluluğun nasıl da bulaşıcı olabileceğini öğreten böcek, adeta bir mutluluk elçisiydi.
derken çocuk "şurda dedeciğim" dediği ve parmağıyla işaret ettiği an, ayağımın altında çatırt diyerekten bir şeyin ezildiğini fark ettim. içimdeki ses "yapma volkan ya yapma yapma!" nidaları atıyordu. ezmiştim küçük çocuğun tüm mutluluğunu. ayağımı kaldırdığımda yeşilli siyahlı bir cisim yere yapışmıştı. hatta bir iki tane yamulmuş bacak çırpınıyordu. o an çok güzel bir dede-torun anını mahvettiğimi fark ettim. anlamıştım artık. ben lanetliydim. hem kendi dedemle olan ilişkimi yürütememiştim hem de başka dede-torunların ilişkilerini zedeliyordum. "dedelerden ve torunlarından uzak dur." dedi içimdeki ses.
çocuk sustu ben sustum dedesi sustu. ezan başladı. hayat devam etti
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar