bugün
- iremga32
- en sevdiğiniz hayvan4
- tem şubenin sözlükte kavga etmesi8
- gammaz arkadaşlar acil baksın8
- zurna dürüm4
- sözlük erkeklerinin göğüsleri19
- uludağdaki gambaz zulmüne uğrayan yazarlar9
- sözlük erkeklerinin memeleri8
- gideni irdeleyen kezo3
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- kavun kokusu4
- uyudunuz mu4
- velvet8
- sibel can'ın uludağ sözlük nicki6
- sözlükte çok az hamferdi olması6
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması27
- nick vermeden bir yazara seslen11
- beybi leydi ile zurna dürüm yemek2
- anne ile seks yapmak5
- nevşehir denince akla gelenler4
- beybi leydi3
- görür görmez artılanan yazarlar4
- nihavent bey bay birader4
- süleymancılar8
- sözlükle ilgili kırgınlığım var3
- sözlüğe bir erkek meme mi attı sorunsalı5
- sibel can'a benzeyen yuzır5
- sigarayı bırakmak4
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- haftanın gammazları listesi25
- sakatat4
- sözlükte meme ayrımcılığı5
- arkadaşlar çabuk buraya bakın4
- şaka maka uludağda çok bayan yazar olması3
- migros'ta şarap seçen yalnız ve hüzünlü kadınlar4
- ismedin geçeceği illerde yapılacak kutlamalar3
- tenis oynayan kız çekiciliği4
- arkadaşlar ben uyuyorum bir şey demeyin3
- sevilen yazara yazılan şiir3
- canımın buz gibi yeşil üzüm çekmesi4
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği6
- ona sor2
- kavga eden iki yazarı da artılamak3
- dava ile tehdit eden yazar3
- dayanamayıp kitap almak7
- modluk seçimleri3
- iki zenciyle aynı odada uyumak9
- sözlüğe efsane filmler bırak7
- kocu7
- aklınıza gelen şarkı sözü10
Şanlı fenerbahçemin şanlı uçan hollandalısıdır.
Sabah gazetesinin internet yayınında gördüğüm yazı. Okumanızı tavsiye ederim.
Heykeltıraş Bob van Persie bir sanat galerisini gezerken, daha önce hiç görmediği bir kadın yaklaştı yanına. "Bundan sonraki çocuğun erkek olacak" dedi kadın. "Ben falcıyım. Ve içime doğdu oğlunuz olacağı." iki kız babası Bob, alaycı bir gülümsemeyle yanıt verdi: "Dediğiniz çıkarsa ilk iş sizi bulacağım." 1983'ün ağustos ayında bir erkek çocukları oldu van Persie çiftinin. Robin koydular adını. Bob hemen falcı kadını buldu. O da kehanetin ikinci kısmını fısıldadı: "Okulda çok zorlanacak. Ama büyük bir futbolcu olacak." ikinci kehanet de tuttu. Okulu gerçekten de hiç sevemedi Robin. Okul onun için, doğduğu yer olan Rotterdam'ın Kralingen bölgesinde, ayağında futbol topu, yol boyu gece lambalarına çalım attığı bir slalom parkurundan ibaretti. Zaten futbol topu onun uzvu gibiydi. Markete dahi topu ayağında sektirerek gider, bir yandan babasının siparişlerini alır bir yandan da topu düşürmeden dükkanın içinde cambazlık yapardı.
SANATÇILIK GENLERiNDE
Babası, gazeteci arkadaşı Leo Verheul'e anlattı Robin'i. "Yıldız kumaşı var onda" dedi. "Çok iyi... Mutlaka yazmalısın onu." Verheul ilk kez bir pazar günü, yüksek tellerle çevrili "kafes" denilen sahada, yıllar sonra kendileri de profesyonel olacak iki Faslı arkadaşıyla seyretti arkadaşının oğlunu. Babası haklıydı. Daha o yaşta, topla bir kedinin yün yumağıyla olduğu kadar rahattı. Leo'nun ifadesiyle, "Her türlü hareketi, kokteyl hazırlayan bir barmen ustalığıyla karıştırıyordu." Futbolu ölüm kalım savaşı görerek büyüyen pek çok zamane yıldızının aksine, Robin için futbol bir aşk meselesiydi. Zevk almaktı asıl meselesi. O daha beş yaşındayken ayrılan anne-babasının sanatçı ruhu sirayet etmişti besbelli. Topa her dokunuşunda, sanatçı inceliği ve yaratıcılığı vardı. Ama hırslıydı da... ilk kulübü Excelsior'da, yağmur yüzünden antrenman iptal olunca hocasını aramış, "Ben çalışmak istiyorum" demişti. Beraber bir saat çalıştılar yağmurun altında. 13 yaşında kapısından girdiği Feyenord'la, 2001-2002'de UEFA Kupası kazandı Robin... Hollanda'da da yılın yeteneği seçildi. Fakat bir lig maçında, eski bir dostla yaşadığı polemik kariyerini değiştirdi. Bir pozisyonda, duran top ustası Pierre van Hooijdonk'u kenara itip frikiği kendisi kullandı. Pierre ve van Persie'nin ileride milli takımda da çalışacağı hocası van Marwijk, bu 'itaatsizliği' affetmedi. Asi damgası yedi van Persie. Doğru düzgün forma yüzü göremedi. Kulübeye demir attı. Ta ki takvimler 15 Nisan 2004'ü gösterene kadar... Ajax genç takımıyla yapılan bir maçta, çoğu sarhoş rakip taraftarın tüm tacizlerine rağmen, o sahada sakin kalıp klasını konuşturdu. Bir de gol attı. Maçtan sonra ise çılgına dönen taraftarlar üzerine çullanıp onu yerde tekmelemeye başladı. Robin canını zor kurtardı. Fakat yetenekleri ve baskı altındaki sakinliği, maçı tribünden izleyen Arsenal koçunu etkilemeye yetmişti. Ertesi sezon Premier Lig devi Arsenal'e imza attı. Önce Arsenal ardından da Manchester United'ta yaklaşık 10 yıl süren, rekorlara, unutulmaz gollere ve başarılara sahne olan Ada serüveni işte böyle başladı. Ve rüzgar gibi geçen o macera artık sona geldi. Kuvvetle muhtemel, gelecek sezon Fenerbahçe forması giyecek Robin van Persie. ilk kulübü Excelsior stadında bir tribüne onun adı verildi. Tribünün açılışı için gittiğinde ise felsefesini, "Ben futbola, onun bana verdiği şeyi veriyorum: Sevgi" diye anlattı van Persie. Ona göre kazanmanın bir zarafeti olmalıydı. Belki de o yüzden, Milan'a karşı 4-0'ın rövanşında, kaleciyle karşı karşıya 'estetik olanı' seçip topun dibine girdi ama kaleciyi geçemedi. Arsenal 3-0 öndeydi ve o tercih, muhtemel bir modern zaman mucizesine mal oldu.
BABA, EŞ, ROL MODEL ...
Hem geçmiş hataları, hem de mazide kendisine yapılanlar onu daha da olgunlaştırdı. iyi bir eş ve baba, tam bir profesyonel ve genç nesiller için ilham kaynağı oldu. Misal, onlara bakınca kendini gördüğü Excelsior'daki çocukların forma ihtiyacını karşılıyor. Formaların üzerinde de Robin'in fotoğrafı oluyor. Onlara destek olmakla kalmıyor bir hedef de veriyor. Arsenal'den takım arkadaşı Carl Jenkinson da onun nasıl bir rol model olduğunu, "Gençlere karşı hep çok anlayışlı. Onunla her konuda konuşabilirsiniz. Sabırla yol gösterir" diye anlatırken, Fenerbahçe'nin aslında sadece bir forvet transfer etmediğini hatırlatıyor. Evet, van Persie artık 32 yaşında. Sakatlıkların da etkisiyle eski fizik gücünden biraz uzakta. Ama onun asıl gücü, futbola ilk günkü aşkla bağlı olmasında saklı. Onu çocukken izleyen gazeteci Verheul'le yıllar sonra buluştuğunda, "Tek hayalim hep o Kralingen'deki çocuk olarak kalabilmek. içimdeki çocuğu yaşatabilmek" demişti. Fenerbahçelilerin yapması gereken de, tüm o parlak kariyere ve saçlarına düşen aklara rağmen Robin'in hâlâ biraz çocuk olduğunu unutmamak. içindeki çocuğun ruhuna hitap etmek... Zira van Persie'nin başarılı olması için o çocuğun da mutlu olması lazım. O yüzden iyisi mi bırakın biraz çocuk kalsın.
Sabah gazetesinin internet yayınında gördüğüm yazı. Okumanızı tavsiye ederim.
Heykeltıraş Bob van Persie bir sanat galerisini gezerken, daha önce hiç görmediği bir kadın yaklaştı yanına. "Bundan sonraki çocuğun erkek olacak" dedi kadın. "Ben falcıyım. Ve içime doğdu oğlunuz olacağı." iki kız babası Bob, alaycı bir gülümsemeyle yanıt verdi: "Dediğiniz çıkarsa ilk iş sizi bulacağım." 1983'ün ağustos ayında bir erkek çocukları oldu van Persie çiftinin. Robin koydular adını. Bob hemen falcı kadını buldu. O da kehanetin ikinci kısmını fısıldadı: "Okulda çok zorlanacak. Ama büyük bir futbolcu olacak." ikinci kehanet de tuttu. Okulu gerçekten de hiç sevemedi Robin. Okul onun için, doğduğu yer olan Rotterdam'ın Kralingen bölgesinde, ayağında futbol topu, yol boyu gece lambalarına çalım attığı bir slalom parkurundan ibaretti. Zaten futbol topu onun uzvu gibiydi. Markete dahi topu ayağında sektirerek gider, bir yandan babasının siparişlerini alır bir yandan da topu düşürmeden dükkanın içinde cambazlık yapardı.
SANATÇILIK GENLERiNDE
Babası, gazeteci arkadaşı Leo Verheul'e anlattı Robin'i. "Yıldız kumaşı var onda" dedi. "Çok iyi... Mutlaka yazmalısın onu." Verheul ilk kez bir pazar günü, yüksek tellerle çevrili "kafes" denilen sahada, yıllar sonra kendileri de profesyonel olacak iki Faslı arkadaşıyla seyretti arkadaşının oğlunu. Babası haklıydı. Daha o yaşta, topla bir kedinin yün yumağıyla olduğu kadar rahattı. Leo'nun ifadesiyle, "Her türlü hareketi, kokteyl hazırlayan bir barmen ustalığıyla karıştırıyordu." Futbolu ölüm kalım savaşı görerek büyüyen pek çok zamane yıldızının aksine, Robin için futbol bir aşk meselesiydi. Zevk almaktı asıl meselesi. O daha beş yaşındayken ayrılan anne-babasının sanatçı ruhu sirayet etmişti besbelli. Topa her dokunuşunda, sanatçı inceliği ve yaratıcılığı vardı. Ama hırslıydı da... ilk kulübü Excelsior'da, yağmur yüzünden antrenman iptal olunca hocasını aramış, "Ben çalışmak istiyorum" demişti. Beraber bir saat çalıştılar yağmurun altında. 13 yaşında kapısından girdiği Feyenord'la, 2001-2002'de UEFA Kupası kazandı Robin... Hollanda'da da yılın yeteneği seçildi. Fakat bir lig maçında, eski bir dostla yaşadığı polemik kariyerini değiştirdi. Bir pozisyonda, duran top ustası Pierre van Hooijdonk'u kenara itip frikiği kendisi kullandı. Pierre ve van Persie'nin ileride milli takımda da çalışacağı hocası van Marwijk, bu 'itaatsizliği' affetmedi. Asi damgası yedi van Persie. Doğru düzgün forma yüzü göremedi. Kulübeye demir attı. Ta ki takvimler 15 Nisan 2004'ü gösterene kadar... Ajax genç takımıyla yapılan bir maçta, çoğu sarhoş rakip taraftarın tüm tacizlerine rağmen, o sahada sakin kalıp klasını konuşturdu. Bir de gol attı. Maçtan sonra ise çılgına dönen taraftarlar üzerine çullanıp onu yerde tekmelemeye başladı. Robin canını zor kurtardı. Fakat yetenekleri ve baskı altındaki sakinliği, maçı tribünden izleyen Arsenal koçunu etkilemeye yetmişti. Ertesi sezon Premier Lig devi Arsenal'e imza attı. Önce Arsenal ardından da Manchester United'ta yaklaşık 10 yıl süren, rekorlara, unutulmaz gollere ve başarılara sahne olan Ada serüveni işte böyle başladı. Ve rüzgar gibi geçen o macera artık sona geldi. Kuvvetle muhtemel, gelecek sezon Fenerbahçe forması giyecek Robin van Persie. ilk kulübü Excelsior stadında bir tribüne onun adı verildi. Tribünün açılışı için gittiğinde ise felsefesini, "Ben futbola, onun bana verdiği şeyi veriyorum: Sevgi" diye anlattı van Persie. Ona göre kazanmanın bir zarafeti olmalıydı. Belki de o yüzden, Milan'a karşı 4-0'ın rövanşında, kaleciyle karşı karşıya 'estetik olanı' seçip topun dibine girdi ama kaleciyi geçemedi. Arsenal 3-0 öndeydi ve o tercih, muhtemel bir modern zaman mucizesine mal oldu.
BABA, EŞ, ROL MODEL ...
Hem geçmiş hataları, hem de mazide kendisine yapılanlar onu daha da olgunlaştırdı. iyi bir eş ve baba, tam bir profesyonel ve genç nesiller için ilham kaynağı oldu. Misal, onlara bakınca kendini gördüğü Excelsior'daki çocukların forma ihtiyacını karşılıyor. Formaların üzerinde de Robin'in fotoğrafı oluyor. Onlara destek olmakla kalmıyor bir hedef de veriyor. Arsenal'den takım arkadaşı Carl Jenkinson da onun nasıl bir rol model olduğunu, "Gençlere karşı hep çok anlayışlı. Onunla her konuda konuşabilirsiniz. Sabırla yol gösterir" diye anlatırken, Fenerbahçe'nin aslında sadece bir forvet transfer etmediğini hatırlatıyor. Evet, van Persie artık 32 yaşında. Sakatlıkların da etkisiyle eski fizik gücünden biraz uzakta. Ama onun asıl gücü, futbola ilk günkü aşkla bağlı olmasında saklı. Onu çocukken izleyen gazeteci Verheul'le yıllar sonra buluştuğunda, "Tek hayalim hep o Kralingen'deki çocuk olarak kalabilmek. içimdeki çocuğu yaşatabilmek" demişti. Fenerbahçelilerin yapması gereken de, tüm o parlak kariyere ve saçlarına düşen aklara rağmen Robin'in hâlâ biraz çocuk olduğunu unutmamak. içindeki çocuğun ruhuna hitap etmek... Zira van Persie'nin başarılı olması için o çocuğun da mutlu olması lazım. O yüzden iyisi mi bırakın biraz çocuk kalsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar