bugün
- galatasaray neden transfer yapamıyor6
- sözlük yazarlarını evlendirmek5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- velvet hanım çay içelim mi5
- yavrum diye hitap eden erkek6
- günlük tutan erkek5
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek4
- devalüasyon yakın mı4
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması13
- sevgilim popomun arasından kredi kartı çekti3
- dar kot pantolon ile uyumak3
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim5
- burunla blok flüt çalabilmek6
- kale3112 entry ni beğendi3
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- kadın yazar çekme başlıkları6
- kotor2
- sırbistan3
- kemalettin tuğcu eserleri ile büyümüş nesil2
- türkiye de iş hayatı4
- geldimgittim5
- mine tugay3
- b tipi likit fon2
- yeni tanıştığı kadına tatlım diyen adam2
- tai lung12
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor10
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron5
- sineklik olmasına rağmen giren sinek3
- sözlüğü anı defteri gibi kullanmak6
- mustafa kemal2
- kısa aralıklarla kaka yapmak3
- kiraz vs vişne4
- çerçeve yasanın adalet komisyonu ndan geçmesi2
- şenay gürler3
- trafikte hanımının yanında artistlik yapsalar6
- sinek sokması3
- nasıl zengin olunur2
- kafaya kuş sıçması5
- dünyada her saniye iki kişinin ölmesi3
- nazi sineması2
- çaylaktan dönüp geri çaylak olmak2
- gammazlığı alınan yazarın ilk söylemleri2
- üniversitede kızlara para yedirmek6
- lex luthor'un babası2
- hegelci giremez2
- silikon çekmek2
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır7
- ortega sedat2
Tanrının gösterip de vermemesidir.
ilk kez tren garına girdiğimde gördüm onu. Rayların dibinde telefonla konuşuyordu. Yüzündeki ifade çok mutsuzdu. Ben "intihar falan mı edecek acaba bu gerizekalı" diye düşünürken göz göze geldik. Konuşmayı bırakmış, beni kesiyordu bense sadece ona doğru yürüyordum.
Sonra sola dönüp, içeri girdim. Biletimi aldım. Dışarı çıkmak için kapıyı açtığımda ilk gördüğüm oydu. Kapının sol tarafında dikiliyordu. Ben de sağ tarafa geçip bir sigara yaktım. Defalarca göz göze geliyorduk hatta bazen gülümsüyordum bile ama ikimizde de konuşacak cesaret yoktu. ikinci sigaramı içerken de durum aynıydı.
Üçüncüyü yaktığım sırada gara bir adam girdi, sol kolunun yarısı kesilmişti. ikimiz de ona acıyarak bakıyorken göz göze geldik ve "içim bir kötü oluyor böyle şeyleri görünce" dedi. Ben de aynı durumun bende de olduğunu söyledim. Gülümsedi. Çok tatlı oluyordu gülümsediği zaman. Ardından muhabbete devam ettik. Nerede yaşıyorsun, neden buraya geldin, kaç yaşındasın tarzı klasik sorular soruyorken "neden bu kadar sigara içiyorsun" dedi. Verecek cevap bulamadım, "Sen kullanmıyorsun galiba" dedim. En güzel gülümseyişiyle "yok kullanmıyorum, ben temiz çocuğum" dedi. Ah sen temiz çocuksun da ben temiz kız değilim dedim ama içimden.
Hala küçük gülümseyişlerimize devam ederken tren geldi. Yanına oturmamı teklif etti ancak bu mümkün değildi. Tren ineceğimiz yere geldiği zaman yanıma yaklaşıp "seni bulacağım bekle beni. Nasıl olacak bilmiyorum ama bulacağım. Sosyal medyadan falan belki. Bu arada adın ne?" dedi. "Zombi, senin adın ne?" dedim. "Burak" dedi. Yalnız burakcığım sosyal me diyorken o çoktan rayların öbür tarafına geçmişti. Sosyal medya kullanmıyorum beni nah bulursun tarzı şeyler söyleyecektim ama olmadı. Söylesem de olmazdı zaten. Sonuçta o düzgün bir türk genciydi ben ise pisliğin tekiydim.
işte Tanrı bir milyonuncu kez göstermişti ama vermeyi bırak elletmemişti bile bu sefer.
ilk kez tren garına girdiğimde gördüm onu. Rayların dibinde telefonla konuşuyordu. Yüzündeki ifade çok mutsuzdu. Ben "intihar falan mı edecek acaba bu gerizekalı" diye düşünürken göz göze geldik. Konuşmayı bırakmış, beni kesiyordu bense sadece ona doğru yürüyordum.
Sonra sola dönüp, içeri girdim. Biletimi aldım. Dışarı çıkmak için kapıyı açtığımda ilk gördüğüm oydu. Kapının sol tarafında dikiliyordu. Ben de sağ tarafa geçip bir sigara yaktım. Defalarca göz göze geliyorduk hatta bazen gülümsüyordum bile ama ikimizde de konuşacak cesaret yoktu. ikinci sigaramı içerken de durum aynıydı.
Üçüncüyü yaktığım sırada gara bir adam girdi, sol kolunun yarısı kesilmişti. ikimiz de ona acıyarak bakıyorken göz göze geldik ve "içim bir kötü oluyor böyle şeyleri görünce" dedi. Ben de aynı durumun bende de olduğunu söyledim. Gülümsedi. Çok tatlı oluyordu gülümsediği zaman. Ardından muhabbete devam ettik. Nerede yaşıyorsun, neden buraya geldin, kaç yaşındasın tarzı klasik sorular soruyorken "neden bu kadar sigara içiyorsun" dedi. Verecek cevap bulamadım, "Sen kullanmıyorsun galiba" dedim. En güzel gülümseyişiyle "yok kullanmıyorum, ben temiz çocuğum" dedi. Ah sen temiz çocuksun da ben temiz kız değilim dedim ama içimden.
Hala küçük gülümseyişlerimize devam ederken tren geldi. Yanına oturmamı teklif etti ancak bu mümkün değildi. Tren ineceğimiz yere geldiği zaman yanıma yaklaşıp "seni bulacağım bekle beni. Nasıl olacak bilmiyorum ama bulacağım. Sosyal medyadan falan belki. Bu arada adın ne?" dedi. "Zombi, senin adın ne?" dedim. "Burak" dedi. Yalnız burakcığım sosyal me diyorken o çoktan rayların öbür tarafına geçmişti. Sosyal medya kullanmıyorum beni nah bulursun tarzı şeyler söyleyecektim ama olmadı. Söylesem de olmazdı zaten. Sonuçta o düzgün bir türk genciydi ben ise pisliğin tekiydim.
işte Tanrı bir milyonuncu kez göstermişti ama vermeyi bırak elletmemişti bile bu sefer.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar