bugün
- hangi ülke de doğmak isterdin7
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak6
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- amedspor20
- ibo show orkestrası3
- futbol17
- imranlı3
- çare ismail kartal2
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- süper lig9
- eyüpspor3
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- anın görüntüsü26
- müzik haram mıdır2
- avm tuvaleti2
- arabam nasıl arkadaşlar4
- o paraya mercedes bmw audi var5
- 1 kasım 2026 amed eyüpspor maçı3
- burhan bayar2
- antu forum dan yorumlar2
- 6 ocak 20122
- 14 mart 20112
- anne ve kızın ayaklarını öpüp havlayan adam3
- doğum günü kutlamayan adam2
- gocu aslında influncer10
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir5
- ese dezze8
- yaran twitter iletileri2
- bik bik'in yaptığı yemekleri hizmetçinin yapması2
- 1 kasım3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı17
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması7
- fon skandalı halkı hepten çökertmek için yapıldı2
- fenerbahçe nin zorlu fikstürü3
- kişisel bilgisayarlarda ram olmamalı3
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- türkiye11
- sözlükte 50 55 yaşlarında bir kız bulup evlenmek6
- dışarıda yemek yemek4
- enag2
- kasım ayında üstü çıplak foto atan erkek2
- türk futbolu hakkındaki en iyi yorum5
- evrende hareket nasıl oluyor6
- avrupa da gençlerin sokak eylemleri4
- kuantum fiziğine sahip kadın9
- peygamberlerin mücadele ettiği kişiler3
- meteoroloji'nin sel ve hortum uyarısı2
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
işte Barış ince’nin mahkemeye savunacağı o savunma:
"Değerli Mahkeme Heyeti
Akrostişli savunma davası olarak da bilinen bu dava, tarihe bir komedi davası olarak geçecek biliyorsunuz değil mi?
Yazdığım savunma sonrası açılan ve bir akrostiş yüzünden 5,5 yıl hapis istenen bu davada savunmamı savunmaya çalışıyorum ve kuvvetle muhtemel bu savunmayı da savunmak zorunda kalacağım, hukuk sisteminiz açısından ne gam…
Artık bu davalar bir matematik problemine ya da bir pazar ekinde olabilecek bilmecelere dönüştü ve istenen cezalara ‘n’ harfi verirsek her yaptığım savunmaya da ‘m’ demek suretiyle n üzeri m’den kaç yıl yatacağım hesaplanabilecek; birilerinin hayatı yine birileri için bir pazar neşesine dönüşecek.
Nasıl bir ülkede yaşıyoruz ki, koskoca bir Cumhurbaşkanı, koca koca savcılar, tamam çok da koca olmayan mütemadiyen cebine bakan avukatlar, işi gücü bırakıp her savunmamdan akrostiş kovalıyor.
Ama kovalayıp durdukları ‘Hırsız Tayyip’ ifadesi, yargılanan Haziran direnişçileri ile dayanışma amacıyla yazdığım, milyonlarca insanın meydanlarda haykırdığı bir slogandır, gerekçeleri mevcuttur, olgular oluşmuştur.
Muhteremler hatırlamayabilir ama bu üslup, ilhan Selçuk’un Ziverbey’de işkence altında olduğunu ifadesinde akrostişle yazması ile bilinir, yapmaya çalıştığım da yazılamayan/söylenemeyen bazı gerçeklerin ne kadar saklansa da vuku bulduğunu göstermek adına, bu geleneğe bir göndermedir.
Atılan slogan, arkadaşlarımın da defalarca dile getirdiği gibi ‘kişisel hakaret’ değil; Erdoğan ailesi ile ilgili ortaya atılan yolsuzluk ve rüşvet iddialarına, hükümetin ihalelere ve ranta dayalı yönetim şekline, kayırmacılığa, kuralsızlığa bir tepkidir.
Dünyanın her yanında özellikle Irak işgali döneminde atılan ‘Katil Bush’ sloganı Bush’a bireysel hakaret değildi; ABD’deki Neo-Con politikaların insan öldürmeye, kana dayalı olduğunu göstermek anlamındaydı ve hiçbir aklı evvel, bu sloganı hakaret suçu kapsamına almayı tartışmadı.
Irak’ı bombaladılar, insanları katlettiler, ABD karşıtlarını Guantanamo’da nice işkencelere mahkûm ettiler, (bu uygulamaları eminim muhteremler de bizim için aklından geçiriyordur) ama aradaki fark şu ki ‘hakaret davası’ diye bir saçmalık icat etmediler.
Neyse benim yine çenem açıldı, bir umutla anlatıp duruyorum ama daha geçen davada kötü halden bana ceza indirimi vermeyi uygun bulmamış bir adalet merciine konuşuyorum, işte bu da benim açımdan ne gam!
Beş yaşındaki, on yaşındaki çocuklara tecavüz edip bir kravat taktığı için ceza indirimi ile yırtanların ülkesi, bir savunma metni yüzünden bize bunları reva gördü ya…
Arkadaşlarım ve ben, yazdığımız hiçbir şeyden pişman değiliz, gözlerimizde pişmanlığı hiçbir zaman göremeyeceksiniz, cezalarınız inmiş çıkmış, zıplamış hoplamış, bunlar değil mesele.
Kürsüler, cübbeler, etiketler hepsi gelip geçici şeyler ve bu iktidar değiştiğinde, halkımız bu ülkeyi parklarla, forumlarla iki yıl önce olduğu gibi kardeşliğin ülkesine çevirdiğine, bu verilen kararların, kararları imzalayanların nasıl hatırlanacağı mesele…
Taraflı tarafsız herkesin saygı duyduğu, hiçbir rant, ihale ilişkisi ile anılmamış, sadece bildiğini, hissettiğini, inandığını yazmış bir medya kuruluşunun yayın yönetmenine 5,5 yıl istemenin, yine aynı gazetenin sorumlu yazıişleri müdürüne, imtiyaz sahibine, editörüne 5’er 10’ar yıl hapis ısrarının yastığa başınızı koyduğunuzda size ne hissettireceği mesele…
Irkçı, cinsiyetçi, sömürücü, dini siyasete alet eden birilerinin anlık çıkarı için verilen kararlarla hukuk sistemini bu hale getirenler, başımızdakilerin de bir gün 98 yaşında tıkınırken gidenler gibi hatırlanacağını bilseler, anlasalar keşke…
Netekim! birileri çaptan düştükten sonra konuşmak kolay; adil olmak zor zamanlarda akıl ve vicdanla hareket edebilme cüretini göstermektir bence…
Daha ilk savunmayı yazdığımızda, ailemin, sevenlerimin tedirginliği tazeyken çıkıp da “Basit bir Erdoğan karşıtlığı yaparak kahramanlık taslıyor” diyen vicdanı körelmişler oldu, “davayı açan kişi Erdoğan olduğu için onu hedef almış olabilir miyim”, diyecektim ama bazılarına ne söyleseniz boş, şimdilerde Erdoğan ve başkanlık karşıtlığının bayrak tutanı olmaları da pek bir hoş.
ismini anmak istemediğim 98 yıl yaşayan şahsa karşı çıkarken de BirGün’ün sol geleneği, o şahsın ismiyle cisimleşmiş işkenceci, din sömürücüsü, piyasacı sisteme, onun getirdiği 12 Eylül kurumlarına karşı çıkıyordu, basit bir karşıtlık yapmıyordu, şimdi de öyle; o yüzden de akrostişte geçen bu sloganı, Cumhurbaşkanı’na kişisel bir hakaret olarak değerlendiremezsiniz!
Muhterem bana ilk davayı açtığında ve ben savunma hazırlarken kendisi Başbakandı, (gerçi sonrasında hangi görevi ifa ettiğini de kimse anlamadı ya), o gün yazdıklarım yanlışsa haykırın suratıma; bunların döneminde memleketin imara açık olmayan yerleri imara açılmadı mı, paralar sıfırlanmadı mı, savcılar, polisler tutuklanmadı mı, medya patronları hüngür hüngür zırlamadı mı, iktidarları elden gidecek diye dört adam yollayıp kendi ülkelerine sekiz füze attırarak memleketi savaşa sokmak istemediler mi, üniversitelere hatta futbol kulüplerine kendi çıkarları için müdahale etmediler mi, bizimse tüm bunların karşısında el pençe divan durmamızı beklemediler mi, direnince biz, çoğalınca biz, susmayınca biz, gencecik çocuklarımızı toprak etmediler mi?
işte şimdi arayıp dursun muhterem birileri; bakalım bu savunmadan da bir akrostiş, şifreli bir mesaj, bir ‘hakaret’ bulabilirler mi?"
"Değerli Mahkeme Heyeti
Akrostişli savunma davası olarak da bilinen bu dava, tarihe bir komedi davası olarak geçecek biliyorsunuz değil mi?
Yazdığım savunma sonrası açılan ve bir akrostiş yüzünden 5,5 yıl hapis istenen bu davada savunmamı savunmaya çalışıyorum ve kuvvetle muhtemel bu savunmayı da savunmak zorunda kalacağım, hukuk sisteminiz açısından ne gam…
Artık bu davalar bir matematik problemine ya da bir pazar ekinde olabilecek bilmecelere dönüştü ve istenen cezalara ‘n’ harfi verirsek her yaptığım savunmaya da ‘m’ demek suretiyle n üzeri m’den kaç yıl yatacağım hesaplanabilecek; birilerinin hayatı yine birileri için bir pazar neşesine dönüşecek.
Nasıl bir ülkede yaşıyoruz ki, koskoca bir Cumhurbaşkanı, koca koca savcılar, tamam çok da koca olmayan mütemadiyen cebine bakan avukatlar, işi gücü bırakıp her savunmamdan akrostiş kovalıyor.
Ama kovalayıp durdukları ‘Hırsız Tayyip’ ifadesi, yargılanan Haziran direnişçileri ile dayanışma amacıyla yazdığım, milyonlarca insanın meydanlarda haykırdığı bir slogandır, gerekçeleri mevcuttur, olgular oluşmuştur.
Muhteremler hatırlamayabilir ama bu üslup, ilhan Selçuk’un Ziverbey’de işkence altında olduğunu ifadesinde akrostişle yazması ile bilinir, yapmaya çalıştığım da yazılamayan/söylenemeyen bazı gerçeklerin ne kadar saklansa da vuku bulduğunu göstermek adına, bu geleneğe bir göndermedir.
Atılan slogan, arkadaşlarımın da defalarca dile getirdiği gibi ‘kişisel hakaret’ değil; Erdoğan ailesi ile ilgili ortaya atılan yolsuzluk ve rüşvet iddialarına, hükümetin ihalelere ve ranta dayalı yönetim şekline, kayırmacılığa, kuralsızlığa bir tepkidir.
Dünyanın her yanında özellikle Irak işgali döneminde atılan ‘Katil Bush’ sloganı Bush’a bireysel hakaret değildi; ABD’deki Neo-Con politikaların insan öldürmeye, kana dayalı olduğunu göstermek anlamındaydı ve hiçbir aklı evvel, bu sloganı hakaret suçu kapsamına almayı tartışmadı.
Irak’ı bombaladılar, insanları katlettiler, ABD karşıtlarını Guantanamo’da nice işkencelere mahkûm ettiler, (bu uygulamaları eminim muhteremler de bizim için aklından geçiriyordur) ama aradaki fark şu ki ‘hakaret davası’ diye bir saçmalık icat etmediler.
Neyse benim yine çenem açıldı, bir umutla anlatıp duruyorum ama daha geçen davada kötü halden bana ceza indirimi vermeyi uygun bulmamış bir adalet merciine konuşuyorum, işte bu da benim açımdan ne gam!
Beş yaşındaki, on yaşındaki çocuklara tecavüz edip bir kravat taktığı için ceza indirimi ile yırtanların ülkesi, bir savunma metni yüzünden bize bunları reva gördü ya…
Arkadaşlarım ve ben, yazdığımız hiçbir şeyden pişman değiliz, gözlerimizde pişmanlığı hiçbir zaman göremeyeceksiniz, cezalarınız inmiş çıkmış, zıplamış hoplamış, bunlar değil mesele.
Kürsüler, cübbeler, etiketler hepsi gelip geçici şeyler ve bu iktidar değiştiğinde, halkımız bu ülkeyi parklarla, forumlarla iki yıl önce olduğu gibi kardeşliğin ülkesine çevirdiğine, bu verilen kararların, kararları imzalayanların nasıl hatırlanacağı mesele…
Taraflı tarafsız herkesin saygı duyduğu, hiçbir rant, ihale ilişkisi ile anılmamış, sadece bildiğini, hissettiğini, inandığını yazmış bir medya kuruluşunun yayın yönetmenine 5,5 yıl istemenin, yine aynı gazetenin sorumlu yazıişleri müdürüne, imtiyaz sahibine, editörüne 5’er 10’ar yıl hapis ısrarının yastığa başınızı koyduğunuzda size ne hissettireceği mesele…
Irkçı, cinsiyetçi, sömürücü, dini siyasete alet eden birilerinin anlık çıkarı için verilen kararlarla hukuk sistemini bu hale getirenler, başımızdakilerin de bir gün 98 yaşında tıkınırken gidenler gibi hatırlanacağını bilseler, anlasalar keşke…
Netekim! birileri çaptan düştükten sonra konuşmak kolay; adil olmak zor zamanlarda akıl ve vicdanla hareket edebilme cüretini göstermektir bence…
Daha ilk savunmayı yazdığımızda, ailemin, sevenlerimin tedirginliği tazeyken çıkıp da “Basit bir Erdoğan karşıtlığı yaparak kahramanlık taslıyor” diyen vicdanı körelmişler oldu, “davayı açan kişi Erdoğan olduğu için onu hedef almış olabilir miyim”, diyecektim ama bazılarına ne söyleseniz boş, şimdilerde Erdoğan ve başkanlık karşıtlığının bayrak tutanı olmaları da pek bir hoş.
ismini anmak istemediğim 98 yıl yaşayan şahsa karşı çıkarken de BirGün’ün sol geleneği, o şahsın ismiyle cisimleşmiş işkenceci, din sömürücüsü, piyasacı sisteme, onun getirdiği 12 Eylül kurumlarına karşı çıkıyordu, basit bir karşıtlık yapmıyordu, şimdi de öyle; o yüzden de akrostişte geçen bu sloganı, Cumhurbaşkanı’na kişisel bir hakaret olarak değerlendiremezsiniz!
Muhterem bana ilk davayı açtığında ve ben savunma hazırlarken kendisi Başbakandı, (gerçi sonrasında hangi görevi ifa ettiğini de kimse anlamadı ya), o gün yazdıklarım yanlışsa haykırın suratıma; bunların döneminde memleketin imara açık olmayan yerleri imara açılmadı mı, paralar sıfırlanmadı mı, savcılar, polisler tutuklanmadı mı, medya patronları hüngür hüngür zırlamadı mı, iktidarları elden gidecek diye dört adam yollayıp kendi ülkelerine sekiz füze attırarak memleketi savaşa sokmak istemediler mi, üniversitelere hatta futbol kulüplerine kendi çıkarları için müdahale etmediler mi, bizimse tüm bunların karşısında el pençe divan durmamızı beklemediler mi, direnince biz, çoğalınca biz, susmayınca biz, gencecik çocuklarımızı toprak etmediler mi?
işte şimdi arayıp dursun muhterem birileri; bakalım bu savunmadan da bir akrostiş, şifreli bir mesaj, bir ‘hakaret’ bulabilirler mi?"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar