bugün
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı8
- denizde sevişen gençleri izlemek3
- sahilde yürüyen kaslı adamlar3
- ctrlx benimle evlenir misin5
- ortada hicbir sebep yokken gulen korkunc insan3
- ekşi sözlük14
- flörtün strapon hediye etmesi4
- herkes uyudu mu2
- sevgiliyi bağırtmak3
- seks yapmayı zevkli sanmak2
- salma hayek seksiliği8
- sevgiliyi 1 yıllığına kiralamak7
- kazak erkekleri5
- sevgiliyle ilk sevişme2
- tai lung24
- kanalın içindeki kaplumbağalar2
- avrupalı kadınların hızlı çökmesi3
- gay ilişki sırasında şiir okumak3
- 1 temmuz 2026 belçika senegal maçı4
- ctrlx4
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı11
- usualsuspects'in yazlığında tatil yapmak2
- güneş sistemi nde kaç gezegen var6
- kankanın dekoltesine bakmamak5
- şaka mı yapıyor ciddi mi anlaşılmayan insan5
- musa mı haklıydı firavun mu5
- çare eskort3
- fusya semsiyeli yabanci10
- çeçen erkekleri4
- flört ile mesajlaşırken yüzde oluşan gülümseme2
- sözlüğe erkek yağması3
- aylık 404 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- ilk otuzbir4
- ayakta su içmek2
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması5
- gürsel tekin7
- spor yapmayan erkek13
- 2026 dünya kupası40
- çinli erkek3
- tatar erkekleri2
- atatürk ün namaz kılan heykelinin olmaması5
- demokratik kongo cumhuriyeti10
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- sudekiray sözlüğün en güzel kızıdır2
- marslı erkekler2
- pandela28
- montenegro erkekleri2
- tımarhane3
- yunan erkeği2
hayatın içinden, hayatın bazı yerlerine yan basıldığı vakit insanın istemsizce ağzından karbonmonoksitle karışık olarak havaya savrulan deyim. Evet deyim. Bundan yıllar sonraki deyimler sözlüğünde bunlar yer edecek. Ne tuhaf değil mi lan? Vapurlar filan..
Subjektif kısmına gelecek olursak; şu hayatta şahsımı derinden yaralayan cümleler arasında ilk iki tanesi bir zamanlar sevilen kişinin "seni seviyorum ama gidiyorum" demesi ve en yakın dostun "kız istemiyor görüşmemizi, ben de gelemedim yanınıza" cümlesiyle üstüne bal kaymak yapmasıdır.
Hayatın tuhaflığı şu noktada devreye girer;
ilk cümleyi birkaç sene öncesinde duyduğum vakit beni teselli eden dost ikinci cümledeki kazıklardan kazık beğendiren dost kişisinden başkası değildir. Aradan iki belki iki buçuk yıl geçmiş olmasına rağmen seviyorum ama gidiyorum cümlesindeki mendebur ise karşılıklı inatlar sonucu muhabbeti koparmayıp şahsımla olan sohbetine muhabbetine devam etmiştir. O da apayrı bir entry konusu zaten. Velhasılı, sevdiğinin kazığını teselli eden dost kişisinin iki buçuk yıl sonra kendi attığı kazığı da teselli eden diğer kazıkçı arkadaştan başkası değildir.
Hatta daha da derinine gidecek olursak aynı dost kişisinin uzak durmamı tavsiye ettiği bir başka arkadaş ise yaklaşık bir senedir falan sabah akşam derdimi tasamı çekiyor. Daha daha eskiye ve derine gidecek olursak da (ki niye gidiyoruz amk ben de hiç bilmiyorum şu anda) bu kazık atan dostla tanışmamız da bambaşka bir kişinin attığı kazığa tekabül ediyor.
Yani demem o ki.. Ne diyordum lan ben? Hah dur hatırladım; hayat çok tuhaf, vapurlar filan. Bir de bir şey anlayan varsa bana da anlatabilirse çok makbule geçer.
Dipnot: sanırım hayatın genel teması da kazığa dayalı. Du bakalım haydi hayırlısı..
Subjektif kısmına gelecek olursak; şu hayatta şahsımı derinden yaralayan cümleler arasında ilk iki tanesi bir zamanlar sevilen kişinin "seni seviyorum ama gidiyorum" demesi ve en yakın dostun "kız istemiyor görüşmemizi, ben de gelemedim yanınıza" cümlesiyle üstüne bal kaymak yapmasıdır.
Hayatın tuhaflığı şu noktada devreye girer;
ilk cümleyi birkaç sene öncesinde duyduğum vakit beni teselli eden dost ikinci cümledeki kazıklardan kazık beğendiren dost kişisinden başkası değildir. Aradan iki belki iki buçuk yıl geçmiş olmasına rağmen seviyorum ama gidiyorum cümlesindeki mendebur ise karşılıklı inatlar sonucu muhabbeti koparmayıp şahsımla olan sohbetine muhabbetine devam etmiştir. O da apayrı bir entry konusu zaten. Velhasılı, sevdiğinin kazığını teselli eden dost kişisinin iki buçuk yıl sonra kendi attığı kazığı da teselli eden diğer kazıkçı arkadaştan başkası değildir.
Hatta daha da derinine gidecek olursak aynı dost kişisinin uzak durmamı tavsiye ettiği bir başka arkadaş ise yaklaşık bir senedir falan sabah akşam derdimi tasamı çekiyor. Daha daha eskiye ve derine gidecek olursak da (ki niye gidiyoruz amk ben de hiç bilmiyorum şu anda) bu kazık atan dostla tanışmamız da bambaşka bir kişinin attığı kazığa tekabül ediyor.
Yani demem o ki.. Ne diyordum lan ben? Hah dur hatırladım; hayat çok tuhaf, vapurlar filan. Bir de bir şey anlayan varsa bana da anlatabilirse çok makbule geçer.
Dipnot: sanırım hayatın genel teması da kazığa dayalı. Du bakalım haydi hayırlısı..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar