bugün
- sarapci koala69
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın10
- düşen insana gülmek3
- dünün en beğenilen entry leri3
- pazartesi diyete başlamak4
- sözlükteki bot yazarlar3
- aşk-ı memnu4
- silver ile evlenecek erkek41
- el chadaille bitshiabu9
- teomancalmasur7
- apartmanda ayakkabılarını kapı önüne bırakmak2
- müdüre tamam aşkım diye mesaj atmak2
- ellerim bos gonlum hos29
- rica etsem beni linçler misiniz14
- sabahları nefret edilen şeyler15
- yüzüklerin efendisi6
- ohooo biri gider biri gelir sayıları o kadar çokki12
- sürü zekası8
- enayimiknatisi ile kavga etmek10
- bik bik nedir niye bu kadar sevilesidir9
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak9
- avukat sevgili8
- günün sözü25
- mesajla verilmiş en büyük ayarlar7
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- uludağ sözlüğün müzikal yapısı2
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- imparatorice olmak ister miydiniz7
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- parayla saadet olması18
- nervio hamferdi10
- ruhun bir bedenden diğerine geçmesi5
- sokakta dayak atılan kadın görsen karışır mısın6
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir9
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum9
- ortama girince herkesin susması11
- amedspor19
- katatespizartmasi16
- sözlük yazarlarının kombinleri12
- sözlüğün toplam zekası6
- resmine 31 çektim de yattım3
- yazarların şu an dinlediği şarkılar5
- psikopatlar neden klasik müzik sever7
- evli adamın sözlükte ne işi var8
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması25
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği11
- sözlükte tartışma kaybetmeme taktikleri5
2011 yapımı, zack snyder'ın underrated filmi.
film bir sinema şaheseri mi? elbet değil, zaten amaç da bu değil. ancak filmi hiç anlamamış izleyici tarafından yerin dibine sokulması gülünç.
görsel efektleri, mekan ve soundtrack seçimleri titizlikle yapılmış.
filmin en büyük handikapı sinemalara bol aksiyon sever, liseli kız fetişi olan kitleyi çekmiş olması. sonuçta seksi kızların herkesi haşat ettiği, mağrur ve emin adımlarla hastaneden kaçışlarını vermediği için de yerden yere vurulmuş.
konuya gelirsek:
''reality is prison'' ''your mind can set you free'' ''to reach your own paradise, just let go'' gibi mottolarla aslında bize oldukça fazla ipucu vermekte.
hikaye birçok katmandan oluşuyor. babydoll ilk olmamakla birlikte bu katmanların alt seviyesi. babydoll'un akıl hastanesini gece klübü tasviri bir üst katman, ve fantazilerle dolu olan hayal dünyası da en üst katman.
karakterlerin giyiminden, makyajına kadar seksist bir yapı olarak eleştiri alması aslında filme değer katıyor. çünkü bu bakış açısı, kızların olmak istediği değil, erkeklerin kendilerini nasıl gördüğüyle alakalı. ilk sahnede babydoll'u evinde pijamasıyla oturan küçük kız olarak görüyoruz.
akıl hastanesiyle başedebilmesinin tek yolu hayal dünyası; burayı gece kulübü olarak tasvir ediyor. zira aynı gece kulübü, uyuşturucu ve fuhuş işine paravan olduğu gibi, hastane de akıl hastanesi gibi görünen ancak rüşvet, cinsel taciz ve acı dolu bir dünyanın paravanı.
sweat pea, babydoll'un duru kişiliği, arkadaşları rocket, blondie ve amber ise karakterinin diğer yansımaları.
babydoll (yani sweat pea) içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için öncelikle kendi zayıflıklarından kurtulmak zorunda.
dans sekansı, yani en üst katmandaki fantastik dünya, babydoll'un en ekstrem kaçış yeri. amacına ulaşmak için gereken araçlara ulaşmak için gardiyanlara karşı verdiği mücadele ve/veya cinsel tacizler esnasındaki kaçış yeri.
kendi içindeki çatışmalar ve düşmanı olarak gördüğü hastaneden kaçış mücadelesi sonrasında, sweat pea'yi kendisi yapan herşeyi ya terapi ya da istemeyerek yitirir, aslında kaçmanın kurtuluş olmadığını, kendisi için en iyi şeyin bildiği, hatırladığı herşeyden kurtulmak olduğunu keşfeder ve lobotomiye isteyerek girer. çünkü ne kadar mücadele ederse etsin, kaçmasını gerektiren tek şey akıl hastanesi değildir. gerçekliğin acısından asla kaçamayacağını bilmektedir.
lobotomi ile arzuladığı özgürlüğe kavuşmuştur. tabi her ne kadar aslında ana karakterimiz olmayan ana karakterimiz hafızasını ebediyyen yitirmiş olsa da sneider abimiz yüreğimize biraz da olsun su serpmek için kötülerin cezasız kalmamasını sağlamış.
daha iyi bir kurgu ile çok iyi bir film olabilecekken, birşeyler eksik kalmış, gizemli bir yön bırakma adına kendini seyirciye tam olarak yansıtamıyor. mesela lobotomi konusunda çatışma yok, lobotomiye karar verebilecek tek yetkili psikiyatr prosedürde kendi imzasını görünce şaşırıyor.
yine de herşeye rağmen klasik aksiyon-fantazi filmlere bir alternatif olması açısından başarılı.
puanım 7.6/10
film bir sinema şaheseri mi? elbet değil, zaten amaç da bu değil. ancak filmi hiç anlamamış izleyici tarafından yerin dibine sokulması gülünç.
görsel efektleri, mekan ve soundtrack seçimleri titizlikle yapılmış.
filmin en büyük handikapı sinemalara bol aksiyon sever, liseli kız fetişi olan kitleyi çekmiş olması. sonuçta seksi kızların herkesi haşat ettiği, mağrur ve emin adımlarla hastaneden kaçışlarını vermediği için de yerden yere vurulmuş.
konuya gelirsek:
''reality is prison'' ''your mind can set you free'' ''to reach your own paradise, just let go'' gibi mottolarla aslında bize oldukça fazla ipucu vermekte.
hikaye birçok katmandan oluşuyor. babydoll ilk olmamakla birlikte bu katmanların alt seviyesi. babydoll'un akıl hastanesini gece klübü tasviri bir üst katman, ve fantazilerle dolu olan hayal dünyası da en üst katman.
karakterlerin giyiminden, makyajına kadar seksist bir yapı olarak eleştiri alması aslında filme değer katıyor. çünkü bu bakış açısı, kızların olmak istediği değil, erkeklerin kendilerini nasıl gördüğüyle alakalı. ilk sahnede babydoll'u evinde pijamasıyla oturan küçük kız olarak görüyoruz.
akıl hastanesiyle başedebilmesinin tek yolu hayal dünyası; burayı gece kulübü olarak tasvir ediyor. zira aynı gece kulübü, uyuşturucu ve fuhuş işine paravan olduğu gibi, hastane de akıl hastanesi gibi görünen ancak rüşvet, cinsel taciz ve acı dolu bir dünyanın paravanı.
sweat pea, babydoll'un duru kişiliği, arkadaşları rocket, blondie ve amber ise karakterinin diğer yansımaları.
babydoll (yani sweat pea) içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için öncelikle kendi zayıflıklarından kurtulmak zorunda.
dans sekansı, yani en üst katmandaki fantastik dünya, babydoll'un en ekstrem kaçış yeri. amacına ulaşmak için gereken araçlara ulaşmak için gardiyanlara karşı verdiği mücadele ve/veya cinsel tacizler esnasındaki kaçış yeri.
kendi içindeki çatışmalar ve düşmanı olarak gördüğü hastaneden kaçış mücadelesi sonrasında, sweat pea'yi kendisi yapan herşeyi ya terapi ya da istemeyerek yitirir, aslında kaçmanın kurtuluş olmadığını, kendisi için en iyi şeyin bildiği, hatırladığı herşeyden kurtulmak olduğunu keşfeder ve lobotomiye isteyerek girer. çünkü ne kadar mücadele ederse etsin, kaçmasını gerektiren tek şey akıl hastanesi değildir. gerçekliğin acısından asla kaçamayacağını bilmektedir.
lobotomi ile arzuladığı özgürlüğe kavuşmuştur. tabi her ne kadar aslında ana karakterimiz olmayan ana karakterimiz hafızasını ebediyyen yitirmiş olsa da sneider abimiz yüreğimize biraz da olsun su serpmek için kötülerin cezasız kalmamasını sağlamış.
daha iyi bir kurgu ile çok iyi bir film olabilecekken, birşeyler eksik kalmış, gizemli bir yön bırakma adına kendini seyirciye tam olarak yansıtamıyor. mesela lobotomi konusunda çatışma yok, lobotomiye karar verebilecek tek yetkili psikiyatr prosedürde kendi imzasını görünce şaşırıyor.
yine de herşeye rağmen klasik aksiyon-fantazi filmlere bir alternatif olması açısından başarılı.
puanım 7.6/10
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar