bugün
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması6
- kolye142
- marka giyinmek7
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- bu saatte yemek yemek6
- ona bir şey söyle13
- hayatın acı gerçekleri5
- ilişkiye ara vermek6
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak7
- nervionun mavi gözleri11
- siyah saçlı beyaz tenli kız7
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir6
- ofis pornosu7
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- teselli vermek6
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- yer yön hafızası sıfır olan insan4
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- cep telefonu22
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- nokia20
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- bik bik'in kraliçe olması10
- yazarların telefon numaraları3
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- teoman'ın popülerliğini kaybetmemesi5
- diksiyon4
- courtney love2
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- bana isminizi bahşeder misiniz4
- etek tıraşı4
- fransa11
- antalya3
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- pariste kestane ağacı dibinde tek ayak durmak4
- sarı tekerin yazar olamaması8
- uludağ sözlüğün hacklenmesi12
- bir insanı değiştirebileceğini sanmak3
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- hacker saldırısı gazileri8
- anpa gross3
bir yazısı vardır ki...
--spoiler--
Asıl eksiklik, çareyi başkasında
aramaktı. Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
insan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor. Önce yalnızdık.
9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak
geldik. Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi. Biraz büyüdükten sonra,
kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi kurcalayan o tuhaf
duyguyu hissettik:
Bir yerde bir eksik var dedik. Korktuk. "Bunun sebebi ne?" diye sorduk
kendimize. Cevabı yapıştırdık: "Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var. O
yüzden eksiklik hissediyoruz". Peki, neye sahip olmamız gerekiyor? çocukken
"yaşımız küçük" diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz. Kurallar,
yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.
Büyüdükçe Bir şey degişmedi.
Yine huzursuzduk. içimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu: "Bir eksik
var. Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu igrenç duygudan? Nasıl geçecek
bu? Aklımıza yeni cevaplar geldi:
Okulu bitirince geçecek. işe girince geçecek. Para kazanınca geçecek. Tatile
gidince geçecek. Okulu bitirdik. Diploma aldık. işe girdik. Kartvizit aldık.
Çalıstık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık. Çalıştık. Eve yeni eşyalar
aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik. Kartviziti değiştirdik. Daha
çok çalıştık. Daha çok para kazandık. Çalıştık. Çalıştık. Geçmedi. "Bir
yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu. Bu sefer de "Sevgilimiz
olunca geçecek" dedik. "Yalnızlığımız sona erince bu illetten kurtulacağız.
"
Beklemeye başladık. Derken, biri çıktı karşımıza. aşık olduk. Ve anında
başka biri olduk. Daha
güçlü, daha guzel, daha akıllı biri. Hesap
cüzdanları, kartvizitler, hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi
sağlamamıştı. Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük
sevgi ve hayranlık gördük. Sevgilimizin gözlerinde Tanrı' yı gördük. Işığı
gördük. "Tünelin ucundaki ışık bu olmalı" diye düşündük "kurtulduk".
Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi. Ya
da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu
söyledi. Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi. Telefonu
açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak zorunda
kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir terslik
olduğunu. Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi,
bizdik. Fark etmez. Sonuçta aşk bitti. Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar
yalnızız. Başladığımız yere döndük.
Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik,
her yere baktık. Öyle mi? Bakmadığımız bir yer kaldı. içimize bakmadık.
Eksik parçayI dışarda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.
Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi
sevmedik. Şaşıracak bir şey yok, tabi ki sevmedik. Kendimizi sevsek bu kadar
koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların ardına saklanır mıydık?
Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar
mıydık? Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti. Asıl eksiklik, çareyi
başkasında aramaktı. Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir
etmiyor. insan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor. "Herkes
beni sevsin" diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine şart
koyuyor, sinir koyuyor. Oysa "kendime duyduğum sevgi bana yeter" diye
düşününce, kendimizi olduğumuz gibi kabullenince yarım tamamlanıyor. Her şey
bir oluyor. iste o zaman perde aralanıyor. Acı diniyor. iste o zaman başka
biri bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının hüküm sürdüğü
sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.
CAN DÜNDAR
--spoiler--
--spoiler--
Asıl eksiklik, çareyi başkasında
aramaktı. Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
insan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor. Önce yalnızdık.
9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak
geldik. Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi. Biraz büyüdükten sonra,
kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi kurcalayan o tuhaf
duyguyu hissettik:
Bir yerde bir eksik var dedik. Korktuk. "Bunun sebebi ne?" diye sorduk
kendimize. Cevabı yapıştırdık: "Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var. O
yüzden eksiklik hissediyoruz". Peki, neye sahip olmamız gerekiyor? çocukken
"yaşımız küçük" diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz. Kurallar,
yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.
Büyüdükçe Bir şey degişmedi.
Yine huzursuzduk. içimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu: "Bir eksik
var. Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu igrenç duygudan? Nasıl geçecek
bu? Aklımıza yeni cevaplar geldi:
Okulu bitirince geçecek. işe girince geçecek. Para kazanınca geçecek. Tatile
gidince geçecek. Okulu bitirdik. Diploma aldık. işe girdik. Kartvizit aldık.
Çalıstık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık. Çalıştık. Eve yeni eşyalar
aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik. Kartviziti değiştirdik. Daha
çok çalıştık. Daha çok para kazandık. Çalıştık. Çalıştık. Geçmedi. "Bir
yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu. Bu sefer de "Sevgilimiz
olunca geçecek" dedik. "Yalnızlığımız sona erince bu illetten kurtulacağız.
"
Beklemeye başladık. Derken, biri çıktı karşımıza. aşık olduk. Ve anında
başka biri olduk. Daha
güçlü, daha guzel, daha akıllı biri. Hesap
cüzdanları, kartvizitler, hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi
sağlamamıştı. Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük
sevgi ve hayranlık gördük. Sevgilimizin gözlerinde Tanrı' yı gördük. Işığı
gördük. "Tünelin ucundaki ışık bu olmalı" diye düşündük "kurtulduk".
Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi. Ya
da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu
söyledi. Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi. Telefonu
açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak zorunda
kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir terslik
olduğunu. Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi,
bizdik. Fark etmez. Sonuçta aşk bitti. Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar
yalnızız. Başladığımız yere döndük.
Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik,
her yere baktık. Öyle mi? Bakmadığımız bir yer kaldı. içimize bakmadık.
Eksik parçayI dışarda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.
Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi
sevmedik. Şaşıracak bir şey yok, tabi ki sevmedik. Kendimizi sevsek bu kadar
koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların ardına saklanır mıydık?
Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar
mıydık? Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti. Asıl eksiklik, çareyi
başkasında aramaktı. Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir
etmiyor. insan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor. "Herkes
beni sevsin" diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine şart
koyuyor, sinir koyuyor. Oysa "kendime duyduğum sevgi bana yeter" diye
düşününce, kendimizi olduğumuz gibi kabullenince yarım tamamlanıyor. Her şey
bir oluyor. iste o zaman perde aralanıyor. Acı diniyor. iste o zaman başka
biri bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının hüküm sürdüğü
sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.
CAN DÜNDAR
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar