bugün
- sarapci diye nick alan akpli16
- fener balı14
- pkk nın bitmesi5
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi22
- sözlükteki tahriklere kapılmamak5
- game of thrones taki kerhaneci23
- erkeklerin istediği tek şey5
- hyundai bayon4
- koalayı ruh ve sinir hastalıklarına yatırmak4
- gocu yu evine davet eden sözlük kızı4
- iş yerinde sözlükte takılmak11
- fenerbahçe yarım düzine gol atıyor7
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz8
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması3
- 27 ocak 2027 psg galatasaray maçı7
- vücudunu satarak para kazanan insan5
- masa başı iş vs ayakta iş5
- 2023 te lozan açılacaktı ne oldu ona3
- günün sözü3
- koala2
- liberal2
- manifest8
- şampiyonlar liginde bir tarafınızdan kan çekerler7
- gammaz çeteleri6
- savunduğu her fikrin doğru olduğuna inanan insan10
- 28 ağustos 2026 uefa avrupa ligi kura çekimi2
- clarence seedorf2
- rafael leao9
- sözlükten kaç sevgili edindiniz4
- arkadaşlar grup açıyorum gelmek ister misiniz8
- psg'nin galatasaray'a atacağı gol sayısı4
- zall birader kelimesini yasakla çocuğum2
- fenerin şl de ziki tutacak olması13
- hasidik yahudilik6
- fenerbahçe vs galatasaray26
- özür dilemeyi bilmek9
- kavga eden iki yazarı ayırmak5
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması8
- yaşadığı hayatı başkasının gözüne sokan insanlar8
- 2022 de istanbul da ilginç şeylerin olması3
- mutlu bey birader2
- uludağ sözlük kışlası4
- sözlüğün embesillerle dolu olması5
- fenerbahçe'ye gerekli sol kanat2
- 30 ağustos 1922 kadir mısıroğlu'nun kara günü2
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- ismaila sarr2
- 0 0 7 ile samiyende maç izlemek5
- din tartışmanın gereksiz olması3
ali cengizkan'ın kaleminden çıkma bir metin-şiir.
ömrümün ortasında karanlık bir ormanda uyanırken, kaçan fırsatlar,
pişmanlıklar, uçulmayan göklerin zevki, kanatlarımın izi kalan hava
parçacıkları, hepsi hepsi, sırtımdaki çakıl taşları gibi yerlerini bulan ve
daha yerleşmeye çalışan, boşlukları ve fazlalıkları doldurmak için koşuşan
izler gibi, şu çaydanlığın altındaki is gibi bir dayanıklılığın resmi olan
herşey, topukladığım közler, ayağıma bulaşan küller, işte hepsi hepsi,
bugüne ve düne ve yarına ve bene ait olan herşey, yolcu yolunda gerek,
diyor.
ömrümün ortasında karanlık bir ormanda uyanırken, sorular, niye daha
önce görüşmedik seninle gibi, kavuşmadan başlayan ayrılıklar ve kurak
bir ormanda bir fidanın ilk yapracığı gibi niye umarsız başlar bazen
dostluk, niye son anda bastırır pişmanlık ateşi, küçük çıkarlar için
verdiğimiz büyük ödünlerden dolayı duyduğumuz pişmanlık ateşi, niye
yakar ormanı çaresiz, niye iki elmas gibi avcumda ışıldayan gözlerin,
dokunmaya çekindiğim gözlerin, orman yangınına dayanıklı gözlerin o
kadar uzak, ama niye ışıldayan gözlerin bir soruya dönüşmekte şimdi?
oysa bahçe bir düzyazı gibi, düzenlenmesi hiçbir zaman bitmeyen bir
düzyazı, sözcükleri ölen, toprağını kendi gübreleyen, virgüllerini sakarlıkla
koyan, kendini öğle güneşinde sulayan ve meyvelerini hep kışın veren,
yenmeyen meyvelerini kışın veren bir düzyazı gibi bahçe, kadınların hep
âşık olduğu, kadınların hep âşık olduğu ama erkeklerin pişmanlık duyduğu
ve yalnız kaldığı bir düzyazı gibi bahçe kendini kazarak ve yazarak avutur.
bu uyanma saati sırtımda sertliği çakılların, çalsın davulunu akıl, üflesin
flütünü ve vursun zillerini sağduyu, kırsın kalemini düşüncesizlik ve oturtup
kardeşi üzgüyü yanına, yaksın ateşini aşkın: öpün onuru alnından,
taçyaprağından ve yazgı, sürüye sürüye sakalını, defolup gitsin yoldan
temizleyerek kösnüsünü asfaltın.
ömrümün ortasında karanlık bir ormanda uyanırken, tanrım ne çok ışık
var yürünecek, fidan var dikilecek, ölüm var görülecek.
7 kasım 1993
sürek avında dünya, ümit yayıncılık
ömrümün ortasında karanlık bir ormanda uyanırken, kaçan fırsatlar,
pişmanlıklar, uçulmayan göklerin zevki, kanatlarımın izi kalan hava
parçacıkları, hepsi hepsi, sırtımdaki çakıl taşları gibi yerlerini bulan ve
daha yerleşmeye çalışan, boşlukları ve fazlalıkları doldurmak için koşuşan
izler gibi, şu çaydanlığın altındaki is gibi bir dayanıklılığın resmi olan
herşey, topukladığım közler, ayağıma bulaşan küller, işte hepsi hepsi,
bugüne ve düne ve yarına ve bene ait olan herşey, yolcu yolunda gerek,
diyor.
ömrümün ortasında karanlık bir ormanda uyanırken, sorular, niye daha
önce görüşmedik seninle gibi, kavuşmadan başlayan ayrılıklar ve kurak
bir ormanda bir fidanın ilk yapracığı gibi niye umarsız başlar bazen
dostluk, niye son anda bastırır pişmanlık ateşi, küçük çıkarlar için
verdiğimiz büyük ödünlerden dolayı duyduğumuz pişmanlık ateşi, niye
yakar ormanı çaresiz, niye iki elmas gibi avcumda ışıldayan gözlerin,
dokunmaya çekindiğim gözlerin, orman yangınına dayanıklı gözlerin o
kadar uzak, ama niye ışıldayan gözlerin bir soruya dönüşmekte şimdi?
oysa bahçe bir düzyazı gibi, düzenlenmesi hiçbir zaman bitmeyen bir
düzyazı, sözcükleri ölen, toprağını kendi gübreleyen, virgüllerini sakarlıkla
koyan, kendini öğle güneşinde sulayan ve meyvelerini hep kışın veren,
yenmeyen meyvelerini kışın veren bir düzyazı gibi bahçe, kadınların hep
âşık olduğu, kadınların hep âşık olduğu ama erkeklerin pişmanlık duyduğu
ve yalnız kaldığı bir düzyazı gibi bahçe kendini kazarak ve yazarak avutur.
bu uyanma saati sırtımda sertliği çakılların, çalsın davulunu akıl, üflesin
flütünü ve vursun zillerini sağduyu, kırsın kalemini düşüncesizlik ve oturtup
kardeşi üzgüyü yanına, yaksın ateşini aşkın: öpün onuru alnından,
taçyaprağından ve yazgı, sürüye sürüye sakalını, defolup gitsin yoldan
temizleyerek kösnüsünü asfaltın.
ömrümün ortasında karanlık bir ormanda uyanırken, tanrım ne çok ışık
var yürünecek, fidan var dikilecek, ölüm var görülecek.
7 kasım 1993
sürek avında dünya, ümit yayıncılık
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar