bugün
- claudian clouds17
- amedspor12
- pkk'ya küfür edince sinirlenen ülkücü8
- aslan gibi adam10
- üsteki yazara güzel bir şey söyle7
- alttaki yazara motto ver16
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı14
- iyi parti4
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi5
- sözlük yazarları neli kahve içiyor6
- çerçeve yasa29
- bebek katili öcalan11
- 16 ağustos 2026 türksat 4a frekans değişikliği4
- uludağ sözlük kızları mericini seçiyor4
- seri gizli artı oy veren melek9
- 17 ağustos 20262
- kendini değersizleştiren insan6
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler27
- türkiye'nin ab vize muafiyeti için son 6 kriteri3
- ülkü ocaklarına gidip apoya küfür etmek3
- bir kadın için ağlayan erkek3
- porno entelektüelliği8
- ortopedi poliklinik önü2
- osuruktan şiirler22
- menzil tarikatı'na operasyon2
- murat soner2
- uludağ sözlüğün havasının temiz olması3
- hayatın kuralları14
- sözlüğe sütyensiz giren yazarlar3
- zorunlu eğitim zulmü3
- mansur yavaş3
- yaprak dökümü ali rıza bey in felç geçirmesi2
- devlet bahçeli2
- batının ahlaksızlığı2
- sagopa kajmer aforizmaları2
- 5 yıldızlı otele gidip kokoreç ısmarlamak2
- bu havada gidilmez3
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- 20122
- avrupa yakası aslı5
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin2
- devletin eğitim tekelinin meşruiyeti3
- velvet27
- bacak uzun gözüksün diye kiçi açıkta birakmak3
- sarı torba8
- erzincan da yolcu otobüsü ile suv çarpışması3
- çalışmadan para kazanmak6
- rap dinleyen insanların kendini zeki sanması2
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
her şeyin en güzelini hakeden dünyalar güzeli bir kadın.
14 yaşında sinema sektörüne adım atmış. yaşından büyük karakterleri oynamak zorunda bırakılmış. o meşhur yetmişli dönemlerin olmanın utanç verici nasibini fazlasıyla aldı. Kendi anlattığına göre bir sinema oyuncusu olamak aklından geçmemiş. Aldığı para hayatını ailesini (anne) geçirmesinde zar zor yetiyomuş ve bir yandan da ne iş yapabilirim derdindeymiş. Bir hostes veya sekreter. Açıktan sınavlara girip liseyi bitirmiş ve filmden kazandığı parayı Londrada ingilizce öğrenmek için harcamış.daha sonrasında fırsat bulup 86 da fransaya gitmiş ve ticarete atılmış.yani çoğu kişiye ilham perisi olabilecek bir şekilde hayatına yeni bir sayfa açmış. Ticaret hayatında Devlet Bakanınından ödül alacak kadar da işini büyütmüş.bugün bir kızı var, sanat eğitimi almış ve resim ile ilgileniyor, deri ticaretiyle uğraşıyor.
Bir röportajında
Annem dedi ki bir gün, Utanmıyor musun böyle resim çektirmeye, Yoo dedim. Sen benim çektirdiğim o resimlerin parasıyla yaşamaya utanmıyorsan ben niye utanayım?
Ben bu işi artık yapamayacağım dedim ve bitti. Çünkü bir iş yapıyorsun, oradan çıkıyorsun başka bir insan olarak yaşantına devam ediyorsun. Tabii ki oyunculukta illa hayatındaki gibi roller düşmüyor sana. Ama ne olursa olsun kendine saygını yitirmemen lazım. Başkalarının sana saygı duyup duymaması onların problemi, beni çok ilgilendirmiyor. Kendime bir yerden sonra Arzu sen kendine haksızlık ediyorsun, artık yeter dedim.
Erotik filmler sayesinde param vardı, Allah razı olsun onlardan. 80 küsur diğer filmlerimden hiç para kazanamamıştım. Ciddi ciddi aç kaldım. Yoksa zevkine mi gideceğim, oynayacağım erotik filmlerde.
O zamana kadar kazandığımla ancak aileme ve kendime bakıyorum. Kirada oturuyorum. Para gelince önce anneme veriyorum, sonra kalırsa bana. Bir dönem dram filmleri furyası vardı. Sırasını hatırlamıyorum. Sonra işte köy filmleri. Onlar bitti kovboy, sonra komedi furyası. Bitti, bitti... Sonra her şey bitti, hiçbir şey çekilemez hale geldi sinemada. Yok yani beş kuruş yok. Mecburen oynuyorsun erotik filmlerde. Mercimeği haşladım, soğanları kavurdum. Ama kıyma alacak param yok.
O parayla ingiltereye gittim, dil öğrendim. O bitti, geri geldim. Sonra şarkıcılık yapmaya kalktım. Tabii muhteşem bir ses olduğu için bende! Sonra ibrahim Tatlısesle bir turneye çıktık. Turneden kazandığım parayla Topağacındaki evimi aldım.
Çok kötü filmler çekildi. Herkes geçim derdindeydi. Arz-talep meselesi. insanlar istedi, yapımcılar da yaptı. Herkes kendi payını becerebildiği kadarını aldı. Ama sonuçta kimin başına patladı? Niçin benim yaptığım filmlerin yapımcısı, yönetmeni, kameramanı eleştirilmiyor? Neden erkek oyuncusu eleştirilmiyor? O erkek oyunculardan daha sonra ödül alanlar da oldu. Her şey unutuldu gitti. Ama işte Türk toplumunun kadın üzerindeki baskısından bahsediyoruz.
Ticarete 24-25 yaşımda istanbulda başladım. Önce tanımazlardı beni. Makyajsız falan. Diyorum Ben bu dükkanı tutmak istiyorum. Kızım senin baban yok mu, kocan yok mu? diyor. Yok ben tek başıma geldim, tutmak istiyorum diyorum. Adam yine de direniyor. Sonra adımın Arzu Okay olduğunu öğreniyor. Ya rahatsız ediyor ya da kiraya vermiyor.
kızı eda ne istediği sorulduğunda, cevabı;
Mutlu olmasını. Hayatta en çok insanları sevmesi çok önemli. Sevgiyi bilmesi lazım hayatta. Sevmeyi bildikten sonra gelir arkası her şeyin. Doğru bir yerde olsun. Hayatın içinde bir duruşu olsun mesela. Kimseyi yargılamaya hakkı olmadığını bilsin. Herkesin duruşu kendine. Bu solcu da olur, sağcı da olur, cumhuriyetçi de olur, ulusalcı da olur, faşist de olur. Neyse o duruş, içinde kendini taşısın. Ben buyum desin kendi kimliği içinde. Koysun ortaya ve o kimliğine sahip çıksın
14 yaşında sinema sektörüne adım atmış. yaşından büyük karakterleri oynamak zorunda bırakılmış. o meşhur yetmişli dönemlerin olmanın utanç verici nasibini fazlasıyla aldı. Kendi anlattığına göre bir sinema oyuncusu olamak aklından geçmemiş. Aldığı para hayatını ailesini (anne) geçirmesinde zar zor yetiyomuş ve bir yandan da ne iş yapabilirim derdindeymiş. Bir hostes veya sekreter. Açıktan sınavlara girip liseyi bitirmiş ve filmden kazandığı parayı Londrada ingilizce öğrenmek için harcamış.daha sonrasında fırsat bulup 86 da fransaya gitmiş ve ticarete atılmış.yani çoğu kişiye ilham perisi olabilecek bir şekilde hayatına yeni bir sayfa açmış. Ticaret hayatında Devlet Bakanınından ödül alacak kadar da işini büyütmüş.bugün bir kızı var, sanat eğitimi almış ve resim ile ilgileniyor, deri ticaretiyle uğraşıyor.
Bir röportajında
Annem dedi ki bir gün, Utanmıyor musun böyle resim çektirmeye, Yoo dedim. Sen benim çektirdiğim o resimlerin parasıyla yaşamaya utanmıyorsan ben niye utanayım?
Ben bu işi artık yapamayacağım dedim ve bitti. Çünkü bir iş yapıyorsun, oradan çıkıyorsun başka bir insan olarak yaşantına devam ediyorsun. Tabii ki oyunculukta illa hayatındaki gibi roller düşmüyor sana. Ama ne olursa olsun kendine saygını yitirmemen lazım. Başkalarının sana saygı duyup duymaması onların problemi, beni çok ilgilendirmiyor. Kendime bir yerden sonra Arzu sen kendine haksızlık ediyorsun, artık yeter dedim.
Erotik filmler sayesinde param vardı, Allah razı olsun onlardan. 80 küsur diğer filmlerimden hiç para kazanamamıştım. Ciddi ciddi aç kaldım. Yoksa zevkine mi gideceğim, oynayacağım erotik filmlerde.
O zamana kadar kazandığımla ancak aileme ve kendime bakıyorum. Kirada oturuyorum. Para gelince önce anneme veriyorum, sonra kalırsa bana. Bir dönem dram filmleri furyası vardı. Sırasını hatırlamıyorum. Sonra işte köy filmleri. Onlar bitti kovboy, sonra komedi furyası. Bitti, bitti... Sonra her şey bitti, hiçbir şey çekilemez hale geldi sinemada. Yok yani beş kuruş yok. Mecburen oynuyorsun erotik filmlerde. Mercimeği haşladım, soğanları kavurdum. Ama kıyma alacak param yok.
O parayla ingiltereye gittim, dil öğrendim. O bitti, geri geldim. Sonra şarkıcılık yapmaya kalktım. Tabii muhteşem bir ses olduğu için bende! Sonra ibrahim Tatlısesle bir turneye çıktık. Turneden kazandığım parayla Topağacındaki evimi aldım.
Çok kötü filmler çekildi. Herkes geçim derdindeydi. Arz-talep meselesi. insanlar istedi, yapımcılar da yaptı. Herkes kendi payını becerebildiği kadarını aldı. Ama sonuçta kimin başına patladı? Niçin benim yaptığım filmlerin yapımcısı, yönetmeni, kameramanı eleştirilmiyor? Neden erkek oyuncusu eleştirilmiyor? O erkek oyunculardan daha sonra ödül alanlar da oldu. Her şey unutuldu gitti. Ama işte Türk toplumunun kadın üzerindeki baskısından bahsediyoruz.
Ticarete 24-25 yaşımda istanbulda başladım. Önce tanımazlardı beni. Makyajsız falan. Diyorum Ben bu dükkanı tutmak istiyorum. Kızım senin baban yok mu, kocan yok mu? diyor. Yok ben tek başıma geldim, tutmak istiyorum diyorum. Adam yine de direniyor. Sonra adımın Arzu Okay olduğunu öğreniyor. Ya rahatsız ediyor ya da kiraya vermiyor.
kızı eda ne istediği sorulduğunda, cevabı;
Mutlu olmasını. Hayatta en çok insanları sevmesi çok önemli. Sevgiyi bilmesi lazım hayatta. Sevmeyi bildikten sonra gelir arkası her şeyin. Doğru bir yerde olsun. Hayatın içinde bir duruşu olsun mesela. Kimseyi yargılamaya hakkı olmadığını bilsin. Herkesin duruşu kendine. Bu solcu da olur, sağcı da olur, cumhuriyetçi de olur, ulusalcı da olur, faşist de olur. Neyse o duruş, içinde kendini taşısın. Ben buyum desin kendi kimliği içinde. Koysun ortaya ve o kimliğine sahip çıksın
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar