bugün
- ulıdağ sözlük'ün geleceği13
- ucan tekme atan hipopotam11
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası25
- sözlüğe yaprak sarması görmek için giren yazarlar8
- leopar desen giyinen kadının amacı10
- sözlük kızlarının yaaaprak sarmaları5
- sözlük yazarlarının bebeksi kombinleri15
- sözlük kızlarının seksi çorapları6
- sözlüğe seks için giren yazarlar4
- sözlüğe ilgi için giren yazarlar6
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi31
- yazarların severek okuduğu yazarlar9
- sözlük kızına kırmadan güzel olmadığını söylemek3
- bir kadının size çok tatlısın demesi8
- sözlüğe meme görmek için giren yazarlar4
- sözlük laf sokucuları5
- şerbetli tatlılar vs sütlü tatlılar3
- sözlükte ceo olmuş gibi davrananlar3
- heyt bea10
- ekrem imamoğlu6
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı14
- kadınlarda beyaz saç modası9
- sözlük erkeklerinin yaprak sarmaları2
- nervionun hala sözlüğe gelmemiş olması4
- cedidacer3
- mesai bitti görüşürüz5
- antiçorap4
- bu kente yalnızlık çöktüğü zaman2
- terörist ölüsüne leş demek3
- türkiye vs azerbaycan8
- beni çaylak yapın herkese benden çay4
- quentin tarantino ile ortaklı dana kesmek5
- motorla seyahat etmek2
- iltica36
- manifest mina vs dua lipa4
- nervio'nun erkek olması26
- dua lipa'yı görünce aşırı sinirlenmek5
- herkesin çok salak olması2
- radiohead dinlemekten utanmak4
- başıbüyük2
- nickelback3
- sözlüğe kombin görmek için giren yazarlar2
- kışla birlikte grip sezonu3
- sözlükteki anaerkil düzen9
- sözlükte niye kimse kavga etmiyor sorunsalı6
- ne kadar yaşlısın7
- tırcı kadınlar3
- tırla duygusal bağ yaşamak3
- devlet millet bağının kopması5
- ışık üniversitesini kazanmak için gerekenler2
her şeyin en güzelini hakeden dünyalar güzeli bir kadın.
14 yaşında sinema sektörüne adım atmış. yaşından büyük karakterleri oynamak zorunda bırakılmış. o meşhur yetmişli dönemlerin olmanın utanç verici nasibini fazlasıyla aldı. Kendi anlattığına göre bir sinema oyuncusu olamak aklından geçmemiş. Aldığı para hayatını ailesini (anne) geçirmesinde zar zor yetiyomuş ve bir yandan da ne iş yapabilirim derdindeymiş. Bir hostes veya sekreter. Açıktan sınavlara girip liseyi bitirmiş ve filmden kazandığı parayı Londrada ingilizce öğrenmek için harcamış.daha sonrasında fırsat bulup 86 da fransaya gitmiş ve ticarete atılmış.yani çoğu kişiye ilham perisi olabilecek bir şekilde hayatına yeni bir sayfa açmış. Ticaret hayatında Devlet Bakanınından ödül alacak kadar da işini büyütmüş.bugün bir kızı var, sanat eğitimi almış ve resim ile ilgileniyor, deri ticaretiyle uğraşıyor.
Bir röportajında
Annem dedi ki bir gün, Utanmıyor musun böyle resim çektirmeye, Yoo dedim. Sen benim çektirdiğim o resimlerin parasıyla yaşamaya utanmıyorsan ben niye utanayım?
Ben bu işi artık yapamayacağım dedim ve bitti. Çünkü bir iş yapıyorsun, oradan çıkıyorsun başka bir insan olarak yaşantına devam ediyorsun. Tabii ki oyunculukta illa hayatındaki gibi roller düşmüyor sana. Ama ne olursa olsun kendine saygını yitirmemen lazım. Başkalarının sana saygı duyup duymaması onların problemi, beni çok ilgilendirmiyor. Kendime bir yerden sonra Arzu sen kendine haksızlık ediyorsun, artık yeter dedim.
Erotik filmler sayesinde param vardı, Allah razı olsun onlardan. 80 küsur diğer filmlerimden hiç para kazanamamıştım. Ciddi ciddi aç kaldım. Yoksa zevkine mi gideceğim, oynayacağım erotik filmlerde.
O zamana kadar kazandığımla ancak aileme ve kendime bakıyorum. Kirada oturuyorum. Para gelince önce anneme veriyorum, sonra kalırsa bana. Bir dönem dram filmleri furyası vardı. Sırasını hatırlamıyorum. Sonra işte köy filmleri. Onlar bitti kovboy, sonra komedi furyası. Bitti, bitti... Sonra her şey bitti, hiçbir şey çekilemez hale geldi sinemada. Yok yani beş kuruş yok. Mecburen oynuyorsun erotik filmlerde. Mercimeği haşladım, soğanları kavurdum. Ama kıyma alacak param yok.
O parayla ingiltereye gittim, dil öğrendim. O bitti, geri geldim. Sonra şarkıcılık yapmaya kalktım. Tabii muhteşem bir ses olduğu için bende! Sonra ibrahim Tatlısesle bir turneye çıktık. Turneden kazandığım parayla Topağacındaki evimi aldım.
Çok kötü filmler çekildi. Herkes geçim derdindeydi. Arz-talep meselesi. insanlar istedi, yapımcılar da yaptı. Herkes kendi payını becerebildiği kadarını aldı. Ama sonuçta kimin başına patladı? Niçin benim yaptığım filmlerin yapımcısı, yönetmeni, kameramanı eleştirilmiyor? Neden erkek oyuncusu eleştirilmiyor? O erkek oyunculardan daha sonra ödül alanlar da oldu. Her şey unutuldu gitti. Ama işte Türk toplumunun kadın üzerindeki baskısından bahsediyoruz.
Ticarete 24-25 yaşımda istanbulda başladım. Önce tanımazlardı beni. Makyajsız falan. Diyorum Ben bu dükkanı tutmak istiyorum. Kızım senin baban yok mu, kocan yok mu? diyor. Yok ben tek başıma geldim, tutmak istiyorum diyorum. Adam yine de direniyor. Sonra adımın Arzu Okay olduğunu öğreniyor. Ya rahatsız ediyor ya da kiraya vermiyor.
kızı eda ne istediği sorulduğunda, cevabı;
Mutlu olmasını. Hayatta en çok insanları sevmesi çok önemli. Sevgiyi bilmesi lazım hayatta. Sevmeyi bildikten sonra gelir arkası her şeyin. Doğru bir yerde olsun. Hayatın içinde bir duruşu olsun mesela. Kimseyi yargılamaya hakkı olmadığını bilsin. Herkesin duruşu kendine. Bu solcu da olur, sağcı da olur, cumhuriyetçi de olur, ulusalcı da olur, faşist de olur. Neyse o duruş, içinde kendini taşısın. Ben buyum desin kendi kimliği içinde. Koysun ortaya ve o kimliğine sahip çıksın
14 yaşında sinema sektörüne adım atmış. yaşından büyük karakterleri oynamak zorunda bırakılmış. o meşhur yetmişli dönemlerin olmanın utanç verici nasibini fazlasıyla aldı. Kendi anlattığına göre bir sinema oyuncusu olamak aklından geçmemiş. Aldığı para hayatını ailesini (anne) geçirmesinde zar zor yetiyomuş ve bir yandan da ne iş yapabilirim derdindeymiş. Bir hostes veya sekreter. Açıktan sınavlara girip liseyi bitirmiş ve filmden kazandığı parayı Londrada ingilizce öğrenmek için harcamış.daha sonrasında fırsat bulup 86 da fransaya gitmiş ve ticarete atılmış.yani çoğu kişiye ilham perisi olabilecek bir şekilde hayatına yeni bir sayfa açmış. Ticaret hayatında Devlet Bakanınından ödül alacak kadar da işini büyütmüş.bugün bir kızı var, sanat eğitimi almış ve resim ile ilgileniyor, deri ticaretiyle uğraşıyor.
Bir röportajında
Annem dedi ki bir gün, Utanmıyor musun böyle resim çektirmeye, Yoo dedim. Sen benim çektirdiğim o resimlerin parasıyla yaşamaya utanmıyorsan ben niye utanayım?
Ben bu işi artık yapamayacağım dedim ve bitti. Çünkü bir iş yapıyorsun, oradan çıkıyorsun başka bir insan olarak yaşantına devam ediyorsun. Tabii ki oyunculukta illa hayatındaki gibi roller düşmüyor sana. Ama ne olursa olsun kendine saygını yitirmemen lazım. Başkalarının sana saygı duyup duymaması onların problemi, beni çok ilgilendirmiyor. Kendime bir yerden sonra Arzu sen kendine haksızlık ediyorsun, artık yeter dedim.
Erotik filmler sayesinde param vardı, Allah razı olsun onlardan. 80 küsur diğer filmlerimden hiç para kazanamamıştım. Ciddi ciddi aç kaldım. Yoksa zevkine mi gideceğim, oynayacağım erotik filmlerde.
O zamana kadar kazandığımla ancak aileme ve kendime bakıyorum. Kirada oturuyorum. Para gelince önce anneme veriyorum, sonra kalırsa bana. Bir dönem dram filmleri furyası vardı. Sırasını hatırlamıyorum. Sonra işte köy filmleri. Onlar bitti kovboy, sonra komedi furyası. Bitti, bitti... Sonra her şey bitti, hiçbir şey çekilemez hale geldi sinemada. Yok yani beş kuruş yok. Mecburen oynuyorsun erotik filmlerde. Mercimeği haşladım, soğanları kavurdum. Ama kıyma alacak param yok.
O parayla ingiltereye gittim, dil öğrendim. O bitti, geri geldim. Sonra şarkıcılık yapmaya kalktım. Tabii muhteşem bir ses olduğu için bende! Sonra ibrahim Tatlısesle bir turneye çıktık. Turneden kazandığım parayla Topağacındaki evimi aldım.
Çok kötü filmler çekildi. Herkes geçim derdindeydi. Arz-talep meselesi. insanlar istedi, yapımcılar da yaptı. Herkes kendi payını becerebildiği kadarını aldı. Ama sonuçta kimin başına patladı? Niçin benim yaptığım filmlerin yapımcısı, yönetmeni, kameramanı eleştirilmiyor? Neden erkek oyuncusu eleştirilmiyor? O erkek oyunculardan daha sonra ödül alanlar da oldu. Her şey unutuldu gitti. Ama işte Türk toplumunun kadın üzerindeki baskısından bahsediyoruz.
Ticarete 24-25 yaşımda istanbulda başladım. Önce tanımazlardı beni. Makyajsız falan. Diyorum Ben bu dükkanı tutmak istiyorum. Kızım senin baban yok mu, kocan yok mu? diyor. Yok ben tek başıma geldim, tutmak istiyorum diyorum. Adam yine de direniyor. Sonra adımın Arzu Okay olduğunu öğreniyor. Ya rahatsız ediyor ya da kiraya vermiyor.
kızı eda ne istediği sorulduğunda, cevabı;
Mutlu olmasını. Hayatta en çok insanları sevmesi çok önemli. Sevgiyi bilmesi lazım hayatta. Sevmeyi bildikten sonra gelir arkası her şeyin. Doğru bir yerde olsun. Hayatın içinde bir duruşu olsun mesela. Kimseyi yargılamaya hakkı olmadığını bilsin. Herkesin duruşu kendine. Bu solcu da olur, sağcı da olur, cumhuriyetçi de olur, ulusalcı da olur, faşist de olur. Neyse o duruş, içinde kendini taşısın. Ben buyum desin kendi kimliği içinde. Koysun ortaya ve o kimliğine sahip çıksın
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar