bugün
- türbanlı kızların diğerlerinden güzel olması5
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi16
- erkekler neden erken ölür3
- anın görüntüsü23
- her kadın güzeldir3
- sözlükteki gizli düşmanım10
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- öldükten sonra bana ne olacak2
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- uzun zaman sonra sözlüğe girmek3
- günün şiiri6
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- her insanın bir cini olması8
- ilişkilerde fizik mi kimya mı önemlidir sorgusu6
- uzun bir süre sonra entry girmek2
- içtim şarabı13
- genç görünmeye çalışmak3
- rakı sevmemek7
- enjoy im vaccinated2
- arkadaşlar ben gavat değilim2
- kadir inanır22
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız5
- avrupada hava sıcaklıkları2
- şafak çak3
- büstiyer2
- hayalet gibi bir insan olmak3
- muhtarlıkların kapatılması gerekliliği3
- çift katlı otobüs3
- aşure yapan sözlük kızları7
- venezuella depremi3
- sözlükte neden atatürk ve türk bayrağı resmi yok3
- daha relax3
- özelden sözlük erkeklerini taciz etmek3
- sektör öldü tek yol tıp diyen primat3
- dümbelettin efendi2
- sosyal medya aranmaktır2
- kemalist dünya24
- hiç kimsenin sevmediği bir insana aşık olmak3
- 7 aydır berlinde yaşıyorum soruları alayım7
- japonya7
- tas kafa traşlı hırt sorunu5
- trump ara seçimleri kaybederse soruşturma geçirir5
- of çok sıkıcı olmanız2
- insan olmaya ceyrek kala3
- true'nun çaylak olması16
- çok güzel ama manyak kadın7
- üniversitelerin gereksiz olması16
- mustafa kemal atatürk7
- bu sıcakta karpuz tarlasında çalışmak4
önce uzun bir girizgah olacak. ergen kardeşlerimi en başından uyarayım.
***
hükümetin sürekli bol keseden asarız keseriz palavrası atıp icraata gelince topuklamasına daha önce çeşitli başlıklarda değinmiştik.
(bkz: sürekli gürleyen ama asla yağmayan hükümet)
(bkz: geleneksel sabrımız kalmadı şenlikleri)
(bkz: geleneksel rest çekme şenlikleri)
(bkz: hiç kimse türkiye nin gücünü test etmeye kalkmasın)
(bkz: hesabı sorulacak palavrası)
(bkz: akp nin işid e karşı müthiş hamlesi)
seçimler yaklaştıkça "milliyetçi" olması seçimlerin bitimi "milliyetçiliği ayaklar altına alması" artık alışılageldik ak manevralarından!
(bkz: akp nin anca reklamlarda bayrağımıza sahip çıkması)
bazı durumlarda semboller önemlidir.
bazı durumlarda ufacık bir toprak parçası için savaş göze alınır.
Örneğin ingiltere binlerce km uzaklıkta ufacık bir ada (falkland)için arjantinle savaşı göze almış.
bu savaş sonucu ingiltere'nin kayıpları
258 ölü
777 yaralı
115 esir
10 Sea Harrier
24 helikopter
2 destroyer
2 fırkateyn
1 çıkarma gemisi
1 amfibi botu
1 konteyner gemisi
şeklindedir.
http://tr.wikipedia.org/w...Falkland_Sava%C5%9F%C4%B1
falkland adasının 2.000 nüfuslu olduğu ve orada sadece 500 ingiltere vatandaşı olduğu düşünüldüğünde
"ne gerek vardı bu savaşa" diye düşünen ak şekerler çıkacaktır! "o kadar paraya arazi kapatırdık" diyen ak şekerler de çıkacaktır!
aslolan toprak parçasının büyüklüğü küçüklüğü değil oranın vatan olmasıdır!
bir ülkenin egemenlik haklarının çiğnenmesidir!
akp'nin yaptığı gibi mahalle jargonu ile konuşayım.
mesele karizmanın çizdirilmemesi meselesidir.
ancak süleyman şah olayı göstermiştir ki biz sadece karizmayı değil kestaneyi de çizdirdik!
(bkz: akp yalanları/#26836087)
(bkz: akp yalanları/#26799659)
(bkz: 22 şubat 2015 tsk nın süleymanşah operasyonu/#26824326)
(bkz: dünya lideri/#26826530)
en iyi savunan akp'li bile "toprak kaybetmedik yerini değiştirdik" diyor!
vatan toprağının taşınabilir olduğu düşüncesi çok doğal geliyor onlara!
gerçi her türlü rezalet doğal geliyor.
kpss'siz atama yapılmasını bile "kur'an akrabaların kollanmasını emreder" diye savunan yozşalmış bir güruh var.
neyse dönelim konumuza
***
son dönemde skandal üzerine skandal yaşanıyor.
akp mirasyedi hayırsız evlat gibi!
emekle kazanılmayanı rahatça harcayabiliyor!
bu işin buralara varacağı binbir emekle kurulan devlet kuruluşlarının özelleştirilmesinden belliydi.
efenim
yunanistan'ın 16 ada ve 1 kayalığı işgal ve ilhak ettiği akp'nin buna ses çıkarmadığı ortaya çıkmıştır!
konu tabi ki yandaş basında yer almıyor.
ümit özdağ'a kulak verelim. vatanın nasıl parça parça satılmaya başlandığını hep birlikte görelim.
--- alıntı ---
AKP Hükümeti, Orta Doğudan ricat anlamına gelen Türk Mezarı resmi adı ile Süleyman Şah Saygı Karakolunun üzerinde olduğu toprağı IŞiD terör örgütüne terk ederek, Türkiye sınırına 180 metre uzaklıkta bir bölgeyi yeni mezar yeri olarak ilan etmenin toprak kaybetmek anlamına gelmediğini söylüyor. ilk bakışta öyle. Ne kadar toprak bıraktı isek o kadar aldık. Oysa mesele öyle değil. Bıraktığımız topraklar devletler hukuku tarafından Türkiye Cumhuriyetinin toprakları. Aldığımızı ileri sürdüğümüz topraklar ise fiilen işgalci konumda olduğumuz topraklar. Hiçbir uluslararası anlaşmaya dayanmadığı gibi Suriye Hükümetinin itiraz ettiği bir yer değiştirme söz konusu. Ancak bir an için AKP Hükümetinin gerekçesini doğru ve haklı kabul edelim. Bıraktığımız kadar toprak aldık. Tehlike geçince geri gideceğiz. (Tabii bu husus vatan topraklarının tehlike anında terk ve taşınabilirliğini kabul etmektedir.)
Peki, Suriyede vatan topraklarını bırakıp yerine yenisini aldık Egede bıraktığımız adaların ve kayalığın yerine ne aldık? Konuyu bilmeyen okuyucu, kendi kendisine bu da nereden çıktı diyebilir. Yunanistan; 2004 ve sonrasında Egede Kanuni ve IV. Mehmet döneminde fethedilen, Atatürkün Lozanda vermediği ve 1936 yılında Şükrü Kayanın T.C. envanterine kaydettiği, ingiliz ve Amerikan haritalarında Türk Adası olarak gösterilen 16 ada ve bir kayalığı AKP döneminde Ekim-Kasım 2004ten başlayarak işgal ve fethetmiştir.
31 Aralık 2008de Yunan helikopterinin, Bulamaç Adasında Türk hava sahasını ihlali üzerine Genelkurmay Başkanlığı ihlali sitesine koymuştur. Türk Dışişleri Bakanlığı ihlal haberinin siteden çıkarılmasını Genelkurmay Başkanlığından istemiştir. Bunu üzerine Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığından toplantı istemiştir. Bu toplantıda Dışişleri Bakanlığından katılan diplomatlar işgali kabul ederek, işgalin sonlandırılması için siyasi karara ihtiyaç olduğunu belirtmişlerdir. Toplantı arasında Türk diplomatlar Türk subaylarına işgalin hükümetin bilgisi dahilinde yapıldığını açıklamışlardır. Yapılan araştırmada Yunanistanın Lozan Anlaşmasında (12. ve 15. Maddeler) verilmeyen 11 ada 1 kayalık ile 17-30 Mayıs 1913 Londra Anlaşmasında verilmeyen 5 ada olmak üzere 16 ada ve 1 kayalığı işgal ve ilhak ettiği ortaya çıkmıştır. AKP Hükümeti bu işgale AB tam üyeliği sürecini rahatsız etmesin diyerek göz yummuştur. işgal altındaki adalar şunlardır: Ege Denizinde; Koyun, Hurşit, Fornoz, Eşek, Nergizçik, Bulamaç, Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba ve Ardacık adaları ile izmir ilimizin sınırları içinde olan Venedik Kayalıkları... Akdenizde, Girit Adası etrafındaki Yunan işgali altında olan Türk adaları; Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi ve Koufonisi adaları... Adaların bazılarını işgalden sonra Yunan Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı ziyaret etmişlerdir.
Bazıları Aydın il sınırları içinde kabul edilen ve resmen sit alanı olan Yunan işgali altında olan adalara, hızlı bir biçimde kilise inşa edilmiştir. Anılan kiliseler Fener Rum Patriği Bartholomeosun doğrudan yetkisi altında, ruhani/dini otorite alanı içindedir. Yani, Patrik Bartholomeos, Türk adalarındaki Yunan işgaline ortak olmuş ve kendi nüfuz alanını genişleterek adalarımızı kendi ruhani otorite alanına katmıştır.
TRT, 26 Aralık 2012 tarihinde 16 Ada Yunanistana geçti haberini vermiştir.
Dışişleri Bakanı Davutoğluna, işgal edilen adalar ile ilgili olarak MHP ve CHP milletvekilleri tarafından soru önergesi verilmiştir. Davutoğlu, bazıları Büyükadadan daha büyük adalar için adacık demiş, Dışişleri Bakanlığı TBMMye verdiği cevapta Görüşmeler devam ediyor diyerek TBMMyi yanıltmıştır. Çünkü Yunan Dışişleri Bakanlığı iki gün sonra bu cevaba atıfta bulunarak; Herhangi bir görüşme yok. Adalar, Yunan adasıdır cevabını vermiştir. MGK üyesi Milli Savunma Bakanı ismet Yılmaza, CHP Milletvekili Nurettin Demir tarafından soru önergesi veriliyor. Önergedeki 4 sorudan birinci soru, işgal edilen adalar ile ilgili. Yılmaz, 24 Eylül 2012 tarihinde verdiği yazılı cevapta, birinci soruyu pas geçip diğer üç soruya cevap veriyor. Ne de olsa işin ucunda TCK 302den, Vatana ihanet suçundan yargılanmak var.
Bu konuyu Türkiyenin gündemine taşıyan ve mücadelesini en ön safta yapan kişi ise emekli Kurmay Albay Ümit Yalım. Ümit Yalım, 2008den itibaren işin içinde toplantılara katılan heyetin bir üyesi. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri.
Şimdi Davutoğlunun cevaplaması gereken soru, Egede Yunanistana teslim ettiğiniz adalar karşılığında hangi toprakları aldınız?
--- alıntı ---
http://www.yenicaggazetes...ik-peki-egede-33686yy.htm
edit: falkland olarak yazım yanlışı düzeltildi. uyarı için teşekkürler redrack
***
hükümetin sürekli bol keseden asarız keseriz palavrası atıp icraata gelince topuklamasına daha önce çeşitli başlıklarda değinmiştik.
(bkz: sürekli gürleyen ama asla yağmayan hükümet)
(bkz: geleneksel sabrımız kalmadı şenlikleri)
(bkz: geleneksel rest çekme şenlikleri)
(bkz: hiç kimse türkiye nin gücünü test etmeye kalkmasın)
(bkz: hesabı sorulacak palavrası)
(bkz: akp nin işid e karşı müthiş hamlesi)
seçimler yaklaştıkça "milliyetçi" olması seçimlerin bitimi "milliyetçiliği ayaklar altına alması" artık alışılageldik ak manevralarından!
(bkz: akp nin anca reklamlarda bayrağımıza sahip çıkması)
bazı durumlarda semboller önemlidir.
bazı durumlarda ufacık bir toprak parçası için savaş göze alınır.
Örneğin ingiltere binlerce km uzaklıkta ufacık bir ada (falkland)için arjantinle savaşı göze almış.
bu savaş sonucu ingiltere'nin kayıpları
258 ölü
777 yaralı
115 esir
10 Sea Harrier
24 helikopter
2 destroyer
2 fırkateyn
1 çıkarma gemisi
1 amfibi botu
1 konteyner gemisi
şeklindedir.
http://tr.wikipedia.org/w...Falkland_Sava%C5%9F%C4%B1
falkland adasının 2.000 nüfuslu olduğu ve orada sadece 500 ingiltere vatandaşı olduğu düşünüldüğünde
"ne gerek vardı bu savaşa" diye düşünen ak şekerler çıkacaktır! "o kadar paraya arazi kapatırdık" diyen ak şekerler de çıkacaktır!
aslolan toprak parçasının büyüklüğü küçüklüğü değil oranın vatan olmasıdır!
bir ülkenin egemenlik haklarının çiğnenmesidir!
akp'nin yaptığı gibi mahalle jargonu ile konuşayım.
mesele karizmanın çizdirilmemesi meselesidir.
ancak süleyman şah olayı göstermiştir ki biz sadece karizmayı değil kestaneyi de çizdirdik!
(bkz: akp yalanları/#26836087)
(bkz: akp yalanları/#26799659)
(bkz: 22 şubat 2015 tsk nın süleymanşah operasyonu/#26824326)
(bkz: dünya lideri/#26826530)
en iyi savunan akp'li bile "toprak kaybetmedik yerini değiştirdik" diyor!
vatan toprağının taşınabilir olduğu düşüncesi çok doğal geliyor onlara!
gerçi her türlü rezalet doğal geliyor.
kpss'siz atama yapılmasını bile "kur'an akrabaların kollanmasını emreder" diye savunan yozşalmış bir güruh var.
neyse dönelim konumuza
***
son dönemde skandal üzerine skandal yaşanıyor.
akp mirasyedi hayırsız evlat gibi!
emekle kazanılmayanı rahatça harcayabiliyor!
bu işin buralara varacağı binbir emekle kurulan devlet kuruluşlarının özelleştirilmesinden belliydi.
efenim
yunanistan'ın 16 ada ve 1 kayalığı işgal ve ilhak ettiği akp'nin buna ses çıkarmadığı ortaya çıkmıştır!
konu tabi ki yandaş basında yer almıyor.
ümit özdağ'a kulak verelim. vatanın nasıl parça parça satılmaya başlandığını hep birlikte görelim.
--- alıntı ---
AKP Hükümeti, Orta Doğudan ricat anlamına gelen Türk Mezarı resmi adı ile Süleyman Şah Saygı Karakolunun üzerinde olduğu toprağı IŞiD terör örgütüne terk ederek, Türkiye sınırına 180 metre uzaklıkta bir bölgeyi yeni mezar yeri olarak ilan etmenin toprak kaybetmek anlamına gelmediğini söylüyor. ilk bakışta öyle. Ne kadar toprak bıraktı isek o kadar aldık. Oysa mesele öyle değil. Bıraktığımız topraklar devletler hukuku tarafından Türkiye Cumhuriyetinin toprakları. Aldığımızı ileri sürdüğümüz topraklar ise fiilen işgalci konumda olduğumuz topraklar. Hiçbir uluslararası anlaşmaya dayanmadığı gibi Suriye Hükümetinin itiraz ettiği bir yer değiştirme söz konusu. Ancak bir an için AKP Hükümetinin gerekçesini doğru ve haklı kabul edelim. Bıraktığımız kadar toprak aldık. Tehlike geçince geri gideceğiz. (Tabii bu husus vatan topraklarının tehlike anında terk ve taşınabilirliğini kabul etmektedir.)
Peki, Suriyede vatan topraklarını bırakıp yerine yenisini aldık Egede bıraktığımız adaların ve kayalığın yerine ne aldık? Konuyu bilmeyen okuyucu, kendi kendisine bu da nereden çıktı diyebilir. Yunanistan; 2004 ve sonrasında Egede Kanuni ve IV. Mehmet döneminde fethedilen, Atatürkün Lozanda vermediği ve 1936 yılında Şükrü Kayanın T.C. envanterine kaydettiği, ingiliz ve Amerikan haritalarında Türk Adası olarak gösterilen 16 ada ve bir kayalığı AKP döneminde Ekim-Kasım 2004ten başlayarak işgal ve fethetmiştir.
31 Aralık 2008de Yunan helikopterinin, Bulamaç Adasında Türk hava sahasını ihlali üzerine Genelkurmay Başkanlığı ihlali sitesine koymuştur. Türk Dışişleri Bakanlığı ihlal haberinin siteden çıkarılmasını Genelkurmay Başkanlığından istemiştir. Bunu üzerine Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığından toplantı istemiştir. Bu toplantıda Dışişleri Bakanlığından katılan diplomatlar işgali kabul ederek, işgalin sonlandırılması için siyasi karara ihtiyaç olduğunu belirtmişlerdir. Toplantı arasında Türk diplomatlar Türk subaylarına işgalin hükümetin bilgisi dahilinde yapıldığını açıklamışlardır. Yapılan araştırmada Yunanistanın Lozan Anlaşmasında (12. ve 15. Maddeler) verilmeyen 11 ada 1 kayalık ile 17-30 Mayıs 1913 Londra Anlaşmasında verilmeyen 5 ada olmak üzere 16 ada ve 1 kayalığı işgal ve ilhak ettiği ortaya çıkmıştır. AKP Hükümeti bu işgale AB tam üyeliği sürecini rahatsız etmesin diyerek göz yummuştur. işgal altındaki adalar şunlardır: Ege Denizinde; Koyun, Hurşit, Fornoz, Eşek, Nergizçik, Bulamaç, Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba ve Ardacık adaları ile izmir ilimizin sınırları içinde olan Venedik Kayalıkları... Akdenizde, Girit Adası etrafındaki Yunan işgali altında olan Türk adaları; Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi ve Koufonisi adaları... Adaların bazılarını işgalden sonra Yunan Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı ziyaret etmişlerdir.
Bazıları Aydın il sınırları içinde kabul edilen ve resmen sit alanı olan Yunan işgali altında olan adalara, hızlı bir biçimde kilise inşa edilmiştir. Anılan kiliseler Fener Rum Patriği Bartholomeosun doğrudan yetkisi altında, ruhani/dini otorite alanı içindedir. Yani, Patrik Bartholomeos, Türk adalarındaki Yunan işgaline ortak olmuş ve kendi nüfuz alanını genişleterek adalarımızı kendi ruhani otorite alanına katmıştır.
TRT, 26 Aralık 2012 tarihinde 16 Ada Yunanistana geçti haberini vermiştir.
Dışişleri Bakanı Davutoğluna, işgal edilen adalar ile ilgili olarak MHP ve CHP milletvekilleri tarafından soru önergesi verilmiştir. Davutoğlu, bazıları Büyükadadan daha büyük adalar için adacık demiş, Dışişleri Bakanlığı TBMMye verdiği cevapta Görüşmeler devam ediyor diyerek TBMMyi yanıltmıştır. Çünkü Yunan Dışişleri Bakanlığı iki gün sonra bu cevaba atıfta bulunarak; Herhangi bir görüşme yok. Adalar, Yunan adasıdır cevabını vermiştir. MGK üyesi Milli Savunma Bakanı ismet Yılmaza, CHP Milletvekili Nurettin Demir tarafından soru önergesi veriliyor. Önergedeki 4 sorudan birinci soru, işgal edilen adalar ile ilgili. Yılmaz, 24 Eylül 2012 tarihinde verdiği yazılı cevapta, birinci soruyu pas geçip diğer üç soruya cevap veriyor. Ne de olsa işin ucunda TCK 302den, Vatana ihanet suçundan yargılanmak var.
Bu konuyu Türkiyenin gündemine taşıyan ve mücadelesini en ön safta yapan kişi ise emekli Kurmay Albay Ümit Yalım. Ümit Yalım, 2008den itibaren işin içinde toplantılara katılan heyetin bir üyesi. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri.
Şimdi Davutoğlunun cevaplaması gereken soru, Egede Yunanistana teslim ettiğiniz adalar karşılığında hangi toprakları aldınız?
--- alıntı ---
http://www.yenicaggazetes...ik-peki-egede-33686yy.htm
edit: falkland olarak yazım yanlışı düzeltildi. uyarı için teşekkürler redrack
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar