bugün
- kuran da namazın olmaması16
- hiç kimsenin hiçbir şeyi olmamak4
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı11
- ehli sünnet hocalar10
- 31 yaşında bakire olan kız4
- kalça ellemek3
- iş arkadaşlığı5
- mandacı menderes4
- atatürk'ün abartılmış bir lider olması11
- yanlışlıkla döl fışkırtmak5
- dna sı bozuk olan insan3
- uff diye üzülen erkek7
- youtube müslümanı3
- sözlüğe bedenini atan kadın güzelliği4
- sabah gözünü kahve sigarayla açanlar13
- otopark girişine araba bırakan kişi3
- hep sinirli yazarlar7
- kavanoz kapağını açamamak4
- arabesk7
- metrobüse binecek kızlara tavsiyeler6
- huzur islamda9
- deniz göktaş'ın gösterisine erişim engeli5
- iç güveysi gidecek kadar aşağılık bir erkek olmak5
- döner3
- iz bırakan kitap cümleleri3
- sevgiliyi 10 seneden beri görmemek3
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen12
- saraca finch house21
- giorgia meloni3
- kendi ses kaydını dinleyince hissedilen o his2
- götü güzel olan kız6
- bir ayet reddedince dinden çıkmak2
- ayet indirilen dönem5
- birinin seni sevdiğini zannetmek2
- trump'ın f35 hakkında henüz karar vermedim demesi5
- limon2
- macron koşacak diye park kapatan akepe35
- closer3
- alkolsüz bira içen müslüman6
- gurbetçilerin dövizle askerlik fiyatına isyanı4
- porno filmlerindeki erkeğe uyuz olmak2
- gülben ergen'in ateistlere şifa dilemesi2
- bir ehli sünnet hocası masalı daha2
- öbür sözlük7
- göbekli tepe6
- kadın patron erkek sekreter3
- yalnizca deli yalnizca sair4
- ona bir şey söyle18
- muslettin amca3
- konuşurken sakız çiğneyen kızlar2
wilson prensiplerinin yıkılmakta olan osmanlı ve yeni cumhuriyetin nüvelerini bağlayan bir yapı arz ettiği muhakkak. bu genel bilgilendirmenin dışında, wilson, abd'nin -pekçoğu zaman fayda sağlamış- monroe politikasından vazgeçmesinin zamanının geldiğini düşünüyordu. zira artık ciddi bir küresel değişim söz konusuydu.
wilson esasen tarih öğretmeniydi ve daha birinci dünya savaşı öncesinde, osmanlının çözülüş sürecinde olduğunu kavramıştı. bir şekilde imparatorluğun ecelinin yaklaştığını biliyordu. osmanlı gibi avusturya-macaristan ve almanya topraklarında yaşanacak parçalanma ile birlikte, avrupanın yeniden şekilleneceğini de öngörmeyi bilmişti. bu nedenle savaşın sonların doğru, savaşın akabininde kurulacak yeni dünya düzeninin esaslarına kafa patlatıyordu. pek tabii en teşekkülü kuruluş milletler cemiyeti olacaktı.
şayet birleşik devletler, savaşın kazanan-kaybeden tüm güçlü ülkeleri kapsayan cemiyetin parsasını tek yiyebilirse, dünya eğemenliği sürecinde sona gelebilirdi. öyle ki, cemiyetin kontrolünü ele almak demek, hem ileride parlayan sovyet tehdidini, hem de yenilen-yıkılan avrupayı bimar etmek demekti.
fakat kanıksanmış değerleri reddetmekte hayli inatçı amerikan halkına, 1823'den beri yürütülen monroe sistematiğini yıkmayı anlatmak kolay olmadı. wilson bu çerçevede kamuoyu ve siyasetçileri kurulan yeni düzende söz sahibi olarak, dünya siyasetinin tek mimarı olmak konusunda ikna etme turlarına başladı. 30 dan fazla eyalette uzun uzun monroe'nin çiğnenmeden rafa kaldırılabileceğini, artık avrupa siyasetine dahil olmanın gereğini anlattı. ama ne yaptıysa olmadı. kongre verdiği öneriyi tam 3 kere reddetti. yıllarını bu işe adayan başkan wilson, en sonunda yorgun düştü ve felç oldu, takiben de hayatını yitirdi.
wilson, çaresizce anlatmaya çalıştığı sürecin er-geç amerikan halkının farkedeceği bir şekilde cereyan edeceğini vurgulamıştı. "neler kaçırdığımızın farkına varıcaz, ama o zaman iş işten geçmiş olacak" dedi. gerçekten de, bu fırsatı ayağıyla tepen abd, ikinci harp sonrası tamamen terkedeceği politikayı o sıralarda es geçseydi, belki de sovyetler hiç palazlanmayacak, 1990'lardan sonra tamamen ele geçirdiği dünya liderliğini daha 1920'lerin başında sahip olacaktı.
wilson esasen tarih öğretmeniydi ve daha birinci dünya savaşı öncesinde, osmanlının çözülüş sürecinde olduğunu kavramıştı. bir şekilde imparatorluğun ecelinin yaklaştığını biliyordu. osmanlı gibi avusturya-macaristan ve almanya topraklarında yaşanacak parçalanma ile birlikte, avrupanın yeniden şekilleneceğini de öngörmeyi bilmişti. bu nedenle savaşın sonların doğru, savaşın akabininde kurulacak yeni dünya düzeninin esaslarına kafa patlatıyordu. pek tabii en teşekkülü kuruluş milletler cemiyeti olacaktı.
şayet birleşik devletler, savaşın kazanan-kaybeden tüm güçlü ülkeleri kapsayan cemiyetin parsasını tek yiyebilirse, dünya eğemenliği sürecinde sona gelebilirdi. öyle ki, cemiyetin kontrolünü ele almak demek, hem ileride parlayan sovyet tehdidini, hem de yenilen-yıkılan avrupayı bimar etmek demekti.
fakat kanıksanmış değerleri reddetmekte hayli inatçı amerikan halkına, 1823'den beri yürütülen monroe sistematiğini yıkmayı anlatmak kolay olmadı. wilson bu çerçevede kamuoyu ve siyasetçileri kurulan yeni düzende söz sahibi olarak, dünya siyasetinin tek mimarı olmak konusunda ikna etme turlarına başladı. 30 dan fazla eyalette uzun uzun monroe'nin çiğnenmeden rafa kaldırılabileceğini, artık avrupa siyasetine dahil olmanın gereğini anlattı. ama ne yaptıysa olmadı. kongre verdiği öneriyi tam 3 kere reddetti. yıllarını bu işe adayan başkan wilson, en sonunda yorgun düştü ve felç oldu, takiben de hayatını yitirdi.
wilson, çaresizce anlatmaya çalıştığı sürecin er-geç amerikan halkının farkedeceği bir şekilde cereyan edeceğini vurgulamıştı. "neler kaçırdığımızın farkına varıcaz, ama o zaman iş işten geçmiş olacak" dedi. gerçekten de, bu fırsatı ayağıyla tepen abd, ikinci harp sonrası tamamen terkedeceği politikayı o sıralarda es geçseydi, belki de sovyetler hiç palazlanmayacak, 1990'lardan sonra tamamen ele geçirdiği dünya liderliğini daha 1920'lerin başında sahip olacaktı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar