bugün
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi11
- gey ve şey kavgası4
- arkadaşlar bakar mısınız7
- ispartalı kızlar9
- kırdığımız kalbi tamir etmek4
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
- kaş bıyık alınca yüze gelen güzellik6
- sözlükte ortamın çok gergin olması3
- hoşlanılan kızın ıspartalı çıkması5
- ioçk hırkası3
- türkçeye sistemli saldırı3
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- popo liposuction6
- güne acı bir gerçek bırak7
- küpe4
- galatasaray büyüklüğü2
- libidonun anlden pik yapması2
- cumartesi günü yapılabilecekler3
- anın görüntüsü16
- travelerin içince pisleşmesi3
- ben divayım5
- parcalandim toparlanamiyorum36
- hazaryada kağan neden yavudiliği seçti3
- nureddin zengi tugayları2
- hangi manifest kızısın6
- evli bir adama aşık oldum sözlük21
- öbür sözlükten gelen yazarlar8
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var8
- konuşurken yanlışlıkla tükürmek2
- fatma betül sayan kaya71
- arsa kapatmak3
- üzülünce kusmak2
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- ada vapuru yandan çarptı2
- oyum ak partiye4
- kız görünce değişen erkek4
- ismed bin miralay'ı istihkam vel kalikratyaevi2
- akrabanın 11 milyonu gitmiş3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek7
- from gold from dust28
- billur tuzu2
- sözlüğün manyak dolu olması6
- 41 numerolu metanet vapuru2
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek7
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı16
- kötü karekterlerin iyi den daha güçlü olması4
- mahalledeki velede oyuncak arabalar vermek2
- oksijenin aslında 70 yılda öldüren bir zehir oluşu3
şairane bir yalnızlık türü.
Sigara külünden ne beklenir ki ?
Dumanına sardıkların uçup gider mi ?
Zaman bir an durur ve geri döner mi ?
Neyse.
Aklınıza gelen şiiri de koyayım gece gece huzur alın azıcık.
ve monna rosa
peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
sana doğru uzanan çaresiz ellerimi.
sırrımı söylüyorum vefakar balıklara:
yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi,
koyverip telli pullu saçlarını rüzgara,
bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
peygamber çiçeğinin aydınlığında ara...
bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü
ve boğazımı sıktı parmaklar ince, uzun.
günahkar toprağıma saçından bir tel düştü;
sana ne olmuş rosa, bir derde tutulmuşsun.
bir ekmek kadar aziz fikirler böyle pişti:
noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun,
bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü...
şu şapkayı çıkarıp atıyorum ırmağa;
her şeyim sizin olsun, hep sizin kesik başlar.
rüyasında örümcek başlarsa ağlamağa,
içine gül koyduğum tüfek ölmeye başlar.
günahını sırtına yüklenen kaplumbağa
gibi ölüm önünde özbenliğim yavaşlar.
öyleyse bu şapkayı atıyorum ırmağa...
bu erkekler kokuyu kediler gibi alır
ve kediler de her gece sürünür yastıklara.
denizleri bahtiyar eden günler kısalır;
satılmayan çiçekler zehirli ve kapkara,
unutulmuş erkekler ve kadınlara kalır .
bir geyiğin eriyen gözleri düşer kara
ve erkekler kokuyu kediler gibi alır
ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık
ve toprağın rüyaya yılan gibi girişi
sana da mona roza, taşbebeği bıraktık
ellerinde kılıçlı balıkların bir dişi
senin hatıran kadar büyük, yeni, karanlık
senin hatıran kadar allah ve şeytan işi
ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık
bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim
ta boğazıma kadar çıkan deli yağmura
tüyüme horozdan çok itimat edeceğim
itimat edeceğim şu belalı yağmura
ruhumu bayrak yapıp ben teslim edeceğim
asılmış bir adamın iki eli yağmura
bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim
bir tren ışığına, güneşe çekmek seni
ve bir şehir yaratmak ruhundan gülce diye
parçalanan gemiyi ve yırtılan yelkeni
katıvermek sessizce söylenen bir türküye
ve sonra bir köşede öldürmek ölmeyeni
ve son vermek bitmeyen, bu bitmeyen şarkıya
bir tren ışığına, güneşe çekmek seni
sana tavus kuşunun içine girdiğini
son, en son söz olarak söylemek istiyorum
içime girdiğini, tüyünü yolduğunu
son, en son söz olarak söylemek istiyorum.
içimde tavusların bir bir kaybolduğunu,
banada bir çift ak kanat kaldığını
son en son söz olarak söylemek istiyorum.
peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
sana doğru uzanan çaresiz ellerimi
sırrımı söylüyorum vefakar balıklara
yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi
koyverip telli pullu saçlarını rüzgara
bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
peygamber çiçeğinin aydınlığında ara...
Sigara külünden ne beklenir ki ?
Dumanına sardıkların uçup gider mi ?
Zaman bir an durur ve geri döner mi ?
Neyse.
Aklınıza gelen şiiri de koyayım gece gece huzur alın azıcık.
ve monna rosa
peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
sana doğru uzanan çaresiz ellerimi.
sırrımı söylüyorum vefakar balıklara:
yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi,
koyverip telli pullu saçlarını rüzgara,
bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
peygamber çiçeğinin aydınlığında ara...
bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü
ve boğazımı sıktı parmaklar ince, uzun.
günahkar toprağıma saçından bir tel düştü;
sana ne olmuş rosa, bir derde tutulmuşsun.
bir ekmek kadar aziz fikirler böyle pişti:
noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun,
bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü...
şu şapkayı çıkarıp atıyorum ırmağa;
her şeyim sizin olsun, hep sizin kesik başlar.
rüyasında örümcek başlarsa ağlamağa,
içine gül koyduğum tüfek ölmeye başlar.
günahını sırtına yüklenen kaplumbağa
gibi ölüm önünde özbenliğim yavaşlar.
öyleyse bu şapkayı atıyorum ırmağa...
bu erkekler kokuyu kediler gibi alır
ve kediler de her gece sürünür yastıklara.
denizleri bahtiyar eden günler kısalır;
satılmayan çiçekler zehirli ve kapkara,
unutulmuş erkekler ve kadınlara kalır .
bir geyiğin eriyen gözleri düşer kara
ve erkekler kokuyu kediler gibi alır
ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık
ve toprağın rüyaya yılan gibi girişi
sana da mona roza, taşbebeği bıraktık
ellerinde kılıçlı balıkların bir dişi
senin hatıran kadar büyük, yeni, karanlık
senin hatıran kadar allah ve şeytan işi
ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık
bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim
ta boğazıma kadar çıkan deli yağmura
tüyüme horozdan çok itimat edeceğim
itimat edeceğim şu belalı yağmura
ruhumu bayrak yapıp ben teslim edeceğim
asılmış bir adamın iki eli yağmura
bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim
bir tren ışığına, güneşe çekmek seni
ve bir şehir yaratmak ruhundan gülce diye
parçalanan gemiyi ve yırtılan yelkeni
katıvermek sessizce söylenen bir türküye
ve sonra bir köşede öldürmek ölmeyeni
ve son vermek bitmeyen, bu bitmeyen şarkıya
bir tren ışığına, güneşe çekmek seni
sana tavus kuşunun içine girdiğini
son, en son söz olarak söylemek istiyorum
içime girdiğini, tüyünü yolduğunu
son, en son söz olarak söylemek istiyorum.
içimde tavusların bir bir kaybolduğunu,
banada bir çift ak kanat kaldığını
son en son söz olarak söylemek istiyorum.
peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
sana doğru uzanan çaresiz ellerimi
sırrımı söylüyorum vefakar balıklara
yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi
koyverip telli pullu saçlarını rüzgara
bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
peygamber çiçeğinin aydınlığında ara...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar