bugün
- kız düşürmenin kısa yolu10
- mercimek çorbası içen kadın14
- pankek mi pişi mi8
- uludağ sözlük size ne kattı24
- s'i l v'e r m'i s t26
- arkadaşlar acıktık mı sanki5
- bir kadını taşımanın zorluğu9
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- sarapci koala43
- türkiye13
- atatürk ü sevme zorunluluğu11
- pandela 38
- mersin tantuni4
- sözlüğün en masum yazarları16
- soslu adana kebap5
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı3
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması3
- yemeğe bulyon koyan insan6
- aşkım miele ve smeg istiyorum diyen kız4
- zuhal olcay'a aşık olmak4
- pum pum çorbası4
- pizza3
- arkadaşlar larissa kim12
- artı oy yalakalığı2
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- sözlüğün delisi2
- bülbül yuvası2
- fusya semsiyeli yabanci26
- hoşçakal uludağ sözlük7
- aspava3
- hepiniz öleceksiniz4
- kendini kız gibi hayal eden erkek3
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür5
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- tırnak pide4
- yeni gelen trolleri bik bik'e havale etmek5
- gecenin şiiri2
- bu olaylar neden hep benim başıma geliyor4
- in bruges2
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- orgy havaalanı3
- recep tayyip erdoğan11
- animasyon izlerken ağlamak3
- karton toplayan çingene6
- nervio22
- mekanda patronu tanıdığını belli etme hevesi4
- mekselina2
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi8
- türkiye vatandaşlığından çıkmak3
- lahmacun11
sabır gerektirir aşk. çünkü bulması zordur onu. araya araya yorulur insan ve sabrına yenik düşüp izdivaya çekilir. sonra buralarda yalnızlık başlıklarına karalar durur. umutsuzdur artık. ya anne ona birini bulacak, ya da konu komşu haber salacak...
aramaya inanmak gerek o kimseyi. herkesin vardır muhakkak bir kısmeti...
kendimi bildiğim bileli belgesel izlerim ben. her türlü hayvan ilgimi çeker. bu belgeselleri izlerken bazen sunucu çekim yapacağı hayvanı bulmaya çalışır. geçen kahverengi ayı peşine düştüler. ormanın derinliklerinde tırım tırım ayı aradılar. ayının gözlerine bile hasta adam, öve öve bitiremiyor ayıyı ama ayı da çok tehlikeli bir mahluk.
adam otları yara yara giderken ''şştt sakin olun, ayı burdan geçmiş, kokusunu alıyorum'' dedi. kameraman durdu. adam yavaşca ilerledi. şu ağacı görüyor musunuz, işte onda sırtını kaşımış dedi. eğildi ve bi bitki kökü aldı. bunu yemiş dedi. sonra toprağı ellerinle ufalayarak bu yöne gitmiş dedi. havalıydı adam. bununla da kalmayıp yerden bir kıl alıp avcunda o kılı gösterdi. işte dedi sert ve uzunbir kıl. bu kesinlikle aradığımız kahverengi ayı dedi.
sanırım dereye gidip sazan avlayacak deyip koşa koşa oraya gittiler ve adam elinle koymuş gibi ayıyı derede buldu.
o an ayıyı aşka benzettim. terkedilmiş o güzel aşklara...
önce gözlerinden etkilenirsin sevdiceğin, bakmaya doyamazsın... sonra kaybedersin onu bir daha bulamazsın. güzel parfüm kokusu gelir burnuna. işte tam da burdan geçmiştir dersin. belki şu cafeye oturup sırtını sandalyeye yaslamıştır. çay içmiştir belki. belki de bir kahve. bak bak gördünüz mü? yanılmadık işte, onun saçı var yerde dersin, ne kadar da yumuşak ve ipeksi.. bence kesinlikle o bu yöne gitti, hissedersin onu, bu kesinlikle o dersin.
sonra ayı gibi takılırsın işte peşine ve bir su kanarında asıl sazanın sen olduğunu anlarsın. yanında yeni sevgilisi vardır ve birbirine sarılırlar.
aşk işte... ayı belgeseli izlerken bile akla geliverir. zira her an her yerde onu görürsün, baktığın her şey o olur, bulutlardan güler sana. otobüste el sallar, telefonun çalar o dersin. kapı çalar geldi zannedersin. her daim onu hissedersin. belki paslanmış bir şarkı, belki yıpranmış bir resim, belki küçük bir eşya ile gelir akla. hep onu yaşarsın ruhun ölmedikçe ve hiçbir zaman kötü anılar canlanmaz o nem tutmuş gözlerinde. çünkü sen aşıksındır ve o hep hala kalbinde...
aramaya inanmak gerek o kimseyi. herkesin vardır muhakkak bir kısmeti...
kendimi bildiğim bileli belgesel izlerim ben. her türlü hayvan ilgimi çeker. bu belgeselleri izlerken bazen sunucu çekim yapacağı hayvanı bulmaya çalışır. geçen kahverengi ayı peşine düştüler. ormanın derinliklerinde tırım tırım ayı aradılar. ayının gözlerine bile hasta adam, öve öve bitiremiyor ayıyı ama ayı da çok tehlikeli bir mahluk.
adam otları yara yara giderken ''şştt sakin olun, ayı burdan geçmiş, kokusunu alıyorum'' dedi. kameraman durdu. adam yavaşca ilerledi. şu ağacı görüyor musunuz, işte onda sırtını kaşımış dedi. eğildi ve bi bitki kökü aldı. bunu yemiş dedi. sonra toprağı ellerinle ufalayarak bu yöne gitmiş dedi. havalıydı adam. bununla da kalmayıp yerden bir kıl alıp avcunda o kılı gösterdi. işte dedi sert ve uzunbir kıl. bu kesinlikle aradığımız kahverengi ayı dedi.
sanırım dereye gidip sazan avlayacak deyip koşa koşa oraya gittiler ve adam elinle koymuş gibi ayıyı derede buldu.
o an ayıyı aşka benzettim. terkedilmiş o güzel aşklara...
önce gözlerinden etkilenirsin sevdiceğin, bakmaya doyamazsın... sonra kaybedersin onu bir daha bulamazsın. güzel parfüm kokusu gelir burnuna. işte tam da burdan geçmiştir dersin. belki şu cafeye oturup sırtını sandalyeye yaslamıştır. çay içmiştir belki. belki de bir kahve. bak bak gördünüz mü? yanılmadık işte, onun saçı var yerde dersin, ne kadar da yumuşak ve ipeksi.. bence kesinlikle o bu yöne gitti, hissedersin onu, bu kesinlikle o dersin.
sonra ayı gibi takılırsın işte peşine ve bir su kanarında asıl sazanın sen olduğunu anlarsın. yanında yeni sevgilisi vardır ve birbirine sarılırlar.
aşk işte... ayı belgeseli izlerken bile akla geliverir. zira her an her yerde onu görürsün, baktığın her şey o olur, bulutlardan güler sana. otobüste el sallar, telefonun çalar o dersin. kapı çalar geldi zannedersin. her daim onu hissedersin. belki paslanmış bir şarkı, belki yıpranmış bir resim, belki küçük bir eşya ile gelir akla. hep onu yaşarsın ruhun ölmedikçe ve hiçbir zaman kötü anılar canlanmaz o nem tutmuş gözlerinde. çünkü sen aşıksındır ve o hep hala kalbinde...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar